" »-(¯`v´¯)-»DİLEGİMSEN SAYFAMA HOŞGELDİNİZ»-(¯`v´¯)-» - Blogcu




İstanbul’un en güzel sosyete pazarları burada

30/10/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

http://yenisafak.com.tr/resim/site/eenb0c50fab80c47b1f0by.jpg

İstanbul’un en güzel sosyete pazarları burada


Her semtte kurulan pazarlarda, çevre şehirlerden gelen çiftçilerin ürünleri de satılıyor. İşte semt semt pazarlarımızın listesi…



font boyutu küçülsün büyüsün


 Pazarları çok seviyoruz. Bir sürü çeşit arasından meyve sebzeyi seçmek, köylünün ürettiği bir ürünü aracısız alabilmek çok güzel.

Bazı pazarlarımızda çok büyük miktarlarda satış yapılıyor. Giyecek satışıyla ünlenen ve Ulus pazarı; hem giyecek, hem yiyecek, hem de ev eşyasında son derece güzel seçenekler sunan Bostancı pazarı kaldırılıyor. Artık büyük marketler mi baskı yapmıştır, ne olmuştur bilmiyoruz ama elden giden pazarlarımız olduğu bir gerçek.

Mevcut pazarlarımız içinde bir iki tanesi özellikle dikkate değer. Birincisi, Şişli Feriköy’de Cumartesi günleri kurulan “ekolojik pazar”. Burada Çanakkale, Antalya, Muğla, Afyon, Eskişehir, Bursa, Kuşadası, Bozyazı, Aydıncık, Anamur, Gökçeada, Niğde, Alaplı, Mudurnu, Samsun, Kayseri ve İzmir’de üretilen sertifikalı ekolojik ürünler satılıyor.

Bu pazara gitmeden insanı en çok düşündüren şey fiyatları. Gitmeyenler çok pahalı olabileceğini düşünüyor. Şöyle söyleyelim; Beşiktaş’ta ortalama bir marketin fiyatlarıyla hemen hemen aynı. Aldığınız şeylerde hormon, kimyasal, ilaç olmadığını bilmek de ayrı bir duygu.

Pazara sabahları erken gitmekte fayda var. Gökçeada’dan gelen, doğal şirden mayasıyla yapılan peynirleri, kendi ürününü satan Çanakkaleli, Bursalı, Alaplılı, Eskişehirli üreticilerin ürettiklerini, Assos’tan gelen zeytinyağını özellikle tavsiye ederim.

Ekolojik pazarda sadece sertifikalı ürünleri değil, köylünün “doğal” ürünlerini de görmeyi bekliyoruz. Malum, sertifika almak köylünün belini büken bir maliyet. Atadan kalma tohumlarıyla, doğal gübreyle ürün yetiştiren köylü de bu pazarda yer alabilmeli.

İkincisi, Pazar günleri Kasımpaşa’da kurulan “İnebolu pazarı”. Kastamonu İnebolu’dan gelen üreticiler ekmek, yoğurt, mantar, meyve, sebze, siyez bulguru, kuşburnu marmeladı satıyorlar. İki üç sokağa yayılan küçük bir pazar ama sattıkları şeyler çok güzel. Bu pazarı bilenler sabah erkenden gidip, az miktarda gelmiş lezzetleri deyim yerindeyse “kapışıyorlar”. 

Üçüncüsü, gene Cumartesi günleri Pendik tren istasyonu yakınlarında kurulan pazar. Bu pazarda da her şey var ama en çok Bilecikli üreticilerin getirdiklerini seviyorum. Taze köy sütü, kalın çekilmiş mısır unu, mevsimine göre otlar, meyve, sebze, yumurta bulunuyor bu pazarda.

Çarşamba günleri kurulan Fatih pazarını, Beykoz’da kurulan pazarı da çok sevenler var, ama ben henüz görmedim. Hangi gün ne pazarı var diye merak ediyorsanız küçük bir liste:

Pazartesi: Bahçelievler
Salı: Kadıköy
Çarşamba: Bostancı, Fatih, Yeşilköy (Bostancı pazarı E-5’e yakın yeni yerine taşındı)
Perşembe: Erenköy, Merter, Suadiye
Cuma: Kartal, Kocamustafapaşa, Üsküdar
Cumartesi: Şişli (ekolojik), Pendik, Beşiktaş, Bahçeşehir, Bakırköy, Beykoz
Pazar: Soğanlık, Küçükçekmece, Kasımpaşa (İnebolu pazarı)

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Bu yılın en yeni favorisi kar botları

21/10/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

http://h2.haberturk.com/Resimler/14855_421x281.gif
Spor ayakkabı ile kar botu karışımı olan Snowjoggers'lar, artık Türkiye'de de satılıyor. Karda koşmaya olanak veren botlar, renk ve kumaş çeşitleriyle Hollywood'un da en yeni favorilerinden
Bundan yaklaşık bir yıl önce, ilk defa Trendometre köşesinde duyurmuştuk Snowjoggers botları; "Yeni Ugg'ları takdimimizdir," demiştik. Altı spor ayakkabıya benzeyen bu renkli kar botları, ünlü isimlerin ayaklarında görülüyor ve yeni yeni popülerleşmeye başlıyordu. Birkaç ay sonra ise haberi geldi; Türk halkı bu yeni çılgınlıktan uzun süre mahrum kalmayacaktı. Snowjoggers'lar yakın zamanda Türkiye'ye gelecek ve N2N Tekstil tarafından satılmaya başlanacaktı. Nihayet o zaman geldi ve Snowjoggers'lar ülkeye giriş yaptı. Boyner, Divarese ve Neofly mağazalarında satılan Snowjoggers botların tasarımcısı, eski bir model olan Danimarkalı Eik Braun Ottosen. Model dediğime bakmayın; Ottosen gerçek bir girişimci. Hikâyesi ise ekonomi derslerinde okutulması gereken bir vaka örneği. Şöyle ki; üniversitede işletme okurken bir yandan da Milano, Paris, Londra arasında mekik dokuyarak modellik kariyerini sürdüren Ottosen, modanın iş tarafını da çok sevmektedir. Hatta kendi markasını kurmuştur ve yine kendi tasarladığı espadril işinde çok başarılıdır. Ama gelin görün ki espadrillerin Danimarka'da uzun süreler boyunca giyilmesi mümkün değildir. Yeni bir şeyler yapmak gerekmektedir. Gerisini, geçtiğimiz hafta İstanbul'a gelen Ottosen'in ağzından dinliyoruz: "Kış yaklaşıp da havalar soğuyunca, espadrilleri daha fazla satamayacağımı fark ettim. Mevsimsel sıkıntısı olmayan yeni bir fikir bulmalıydım. O sırada Grönland'da geçen çocukluğuma ait fotoğraflara denk geldim. Daha doğrusu karıştırmaya başladım çünkü ben genelde eski şeylerden ilham alırım. Derken bir karede, çocukken karda giydiğim, büyük ve kaba botları gördüm. Bunlar o zamanlar sadece çocuklar için yapılıyordu ve herhalde 20 yılı aşkın süredir bir benzeri daha karşıma çıkmamıştı. Çok etkilendim onlardan. Çünkü benim için zaten ürünlerin verdiği duygu önemli." Ottosen bunun üzerine kalkıp, elindeki çizimlerle Çin'e, fabrika bulmaya gitmiş. O zaman henüz adı olmayan Snowjoggers'ların hit olacağından o kadar eminmiş ki, varını yoğunu bu işe yatırmaktan çekinmemiş. Dönüşünde uzun pazarlıklar sonucunda Danimarkalı bir mağazayı, 50 adet Snowjoggers'ı stoğuna eklemeye ikna etmiş. Botlar anında satılmış. Bunun üzerine de Ottosen tası tarağı toplayıp, soluğu Amerika'da almış. Şöhret, hızlı gelmiş. Aradan henüz birkaç hafta geçmemiş ki, People dergisinde Lindsay Lohan'ın giydiğini görmüş botlarını. Sonra da neredeyse her Hollywood ünlüsünün ayağında belirmeye başlamışlar.

ÖNCE KALİFORNİYA'DA ÜNLENDİ
Adlarında 'snow' yani kar kelimesi geçen botların Hollywood'da patlaması da ilginç aslında. Ama Ottosen bunu, botların terletmeyen materyalinden dolayı yazın da rahatlıkla giyilebilmesine bağlıyor. "Evet birçok kış botu var piyasada. Snowjoggers botların en önemli farkı ise, rahatlığı. Çünkü bunlarla karda tuhaf tuhaf yürünmüyor. İsterseniz koşabiliyorsunuz da. Bir de çok eğlenceli, şirin botlar. Zaten alanlar da genelde genç, eğlenmeyi seven, farklı olmak isteyen ve ne modayı ne de kendini çok fazla ciddiye almayan kişiler," diye anlatıyor Ottosen. Botların renkleri ve şirinlik unsurları da, en büyük rağbeti Japonya'da görmelerine neden olmuş. Dünya çapında en çok satılan renkleri ise siyah ve mor başta olmak üzere yeşil, pembe ve gri. Bu arada botların renklerinin Pantone renklerinin isimleriyle anıldığını da belirtmek gerek. Snowjoggers, spor ayakkabıyla kar botu karışımı botların adı. Ottosen'in şirketi ise, Rubber Duck Brand. Yani adını lastik ördeklerden alıyor. İsmi seçerken insanları gülümsetecek ve onları iyi hissettirecek şeyler düşünen Ottosen'in aklına ilk önce 'tatlı, şirin ve masum' diye anlattığı lastik ördekler gelmiş. Masum, çünkü lastik ördekler, çocukların banyolarına eşlik eden en bilinen oyuncaklar.
http://2.bp.blogspot.com/_Si3-adoVUPw/SRdnoS__dcI/AAAAAAAAADA/m8bNJbiv7q0/s320/botlar.jpg
TÜRKİYE'YE BAĞIŞ YAPMAK İSTİYORLAR
Lastik ördeklerin, Rubber Duck markası için ayrı bir önemi daha var. SMILE (gülümse) adlı bir proje yürüten şirket, ayakkabıların yanı sıra lastik ördekler de satıyor. Ve bu ördeklerden elde edilen gelir, her sezon farklı bir kişiye veya organizasyona bırakılıyor. Amaç, adından da anlaşılacağı gibi çocukları 'güldürmek'. Geçen kış sezonundan elde edilen gelir, Rusya'daki özel bir yetimhaneye bağışlanmış. Okul, engelli ve evsiz çocuklara akrobasi öğretip onlara sirk yaptıran, Ottosen'in anlatımıyla 'çocukları güldüren' bir kuruluş. Rubber Duck şirketi, önümüzdeki sezonlarda, Türkiye'deki bir kurum veya kişiye de bağış yapmak istiyor. Bağış yapılacak kişinin çocukların hayatına anlam katan, onlara destek olan veya ilham veren birileri olması koşulu aranıyor. Ottosen: "Bu, evsiz çocuklara futbol oynamayı öğreten biri de olabilir, okuma yazma öğreten bir kurum da. Ayrıca ileride farklı ördek tasarımları da yapacağız. Türk tasarımcılar ve sanatçılarla da çalışmayı çok isteriz," diyor.

KAR BOTLARINI NASIL GİYMELİ?
Kendinizi zorlamayın, nasıl hissetmek istiyorsanız, onunla beraber kullanın.
Snowjoggers'lar, en çok dar jeanlerle beraber giyildiğinde hoş duruyor. Paçalarınızı içine sokmanız şart. Üzerine bir kazak ve pofuduk bir mont veya yelek de giyebilirsiniz.
Botlar, mini etek altına da çok güzel duruyor. Uzun çoraplarla beraber, çıplak bacağa da giyebilirsiniz.
Kısa elbiselerin altında, özellikle saçaklı modeller çok hoş görünüyor.
Snowjoggers'ları gece elbiselerinin altına giyen de var. Rahat olun.
Kayakta ise dar tulum veya pantolonların altına, yine paçalar içeri sokularak tercih edin.
sabah

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Jean stilleri belli oldu

21/10/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

http://www.kadinlarkulubu.com/portal/wp-content/uploads/2009/02/mavi_jeans_2009_trend.jpg
Jean stilleri belli oldu

Bu kışın jean stilleri belli oldu. Yırtık, dar, bol paçalı ve renkli pantolonların yanı sıra şortlarla yelekler de öne çıkıyor. "Yeni modelleri nasıl ve neyle giymeliyim?" diye merak edenlere, işte sezonun öne çıkan jean trendleri
Jeanin modası hiç geçmez. Modeller ve kesimler farklılaşır, yıkamalar değişir ama jean hep baki kalır. Öyle ki, her Amerikalının gardırobunda yaklaşık dokuz adet jean pantolon olduğu tahmin ediliyor. Trend anlamında bakacak olursak, yaz başından beri neredeyse her jean kesimi ve yıkaması rağbet görüyor. Sadece pantolonlar da değil modanın gözbebeği olan. Jegging denen jean taytlar, elbiseler, yelekler, montlar, gömlekler, çantalar, tokalar... 'Ne olursa olsun, yeter ki jean olsun' mottosu, daha uzun süre de devam edecek gibi görünüyor. İstilanın ikinci dalgası, geçtiğimiz haftalarda yapılan moda haftalarında da sinyallerini verdi: Podyumlarında denim kullananlar, sadece jean markalarıyla sınırlı değildi. Stella McCartney'yi bir tarafa bırakalım, Herve Leger bile denimden medet ummuş, şu ünlü bandaj elbiselerinin jean yorumunu yapmıştı. Chanel koleksiyonunda da göze çarpıyordu denim; ilk kez jeane ağırlık veren ve ayakkabıdan çantaya kadar her yerde kullanan Lacoste'ta da... Ralph Lauren'ın bütün koleksiyonu denim üzerineydi. Jean kullanamadığı yerlerde satenlere, tüllere jean efekti vermişti. Birkaç yıl öncesine kadar en büyük moda günahlarından biri sayılan 'jean üzerine jean' görünümüne artık alışmak şart olacak. D&G'ye bakacak olursak, smokin ceket içine bile jean giyilebilecek. Peki kış sezonunda hangi jean modelleri, neyle ve nasıl giyilecek? Mehlika Aydoğan'ın styling'ini yaptığı ve Şahzene Çakır'ın fotoğrafladığı kareler, jean alışverişinize ve 'Nasıl giymeliyim?' sorularınıza ışık tutacak...
http://www.dantelelisi.com/wp-content/uploads/yelek-modasi.jpg
JEAN YELEK
Gelecek yaz daha da moda olacak
Öncelikle bir moda tüyosu: Jean yeleklerin gerçek istilası, gelecek yaz olacak. Bu kombinasyon önerileri ise, herkesten önce giymek isteyenler düşünülerek hazırlandı. Jean yeleklerin en revaçta olanları, kolsuz jean montları andıranlar. Ama vücuda oturan modelleri de makbul. Özellikle kış aylarında kat kat giyinenlerin favorisi olacaklarına şüphe yok. Spor giyimden hoşlananlar, jean yeleklere hemen alışacaktır zaten. Ancak bu parçaları şık kombinasyonlara entegre etmek de mümkün. Örneğin beyaz gömlek ve siyah havuç pantolon üzerine veya kat kat giyinme modasının devam ettiğini göz önünde bulundurursak, ceket içine de rahatlıkla giyebilirsiniz. Bu arada unutmadan, jean gömlekler de gelecek yaz yeniden altın çağlarını yaşayacak. Daha önce de dediğim gibi, jean üzerine de giyilecekler. Bu trende şimdiden ayak uydurmak isteyenlere önerim, deri pantolonlarla tamamlamaları. Ve jean gömleklerin de kalın ve salaş hırkalarla kat kat giyilince çok hoş göründüklerini unutmamaları. Jean gömleğe yatırım yaparken taşlanmış modelleri tercih ederseniz hiç pişman olmazsınız!
http://www.sabuntozu.com/wp-content/uploads/2009/04/boyfriend-jeans.jpg
BOYFRIEND
Kadınsı detaylar atlanmamalı
Yaygın kanının aksine bu yıl değil, geçen yıl moda oldu boyfriend jeanler. Sebebi de, kocası Tom Cruise'un dolabından giyindiği sanılan Katie Holmes'du. Ama sevgilinin dolabını talan eden ne ilk, ne de son kadındı Holmes. Çünkü bu jeanler isimlerini, 50 ve 60'lı yıllarda aynı giyim yöntemini tercih eden kadınlardan almış, Gwen Stefani ile de hafızalara çok önceden kazınmıştı. Boyfriend jeanlerin en iyi tarafı, her vücut tarzına uygun olmaları ve kusurları çok iyi kapamaları. Yalnız ismine aldanıp sevgilinizin/kocanızın kıyafetlerini denemeye kalkışmayın. Erkek jeanleri, tahmininizden bol ve çuval gibi duracak, istediğiniz görünümü yakalayamayacaktır. Onun yerine, bu modellerin kadın departmanlarında aynı isimle satılan versiyonlarını almanız daha isabetli olur. Bu jeanleri giyerken kadınsı unsurları kaybetmemek için paçaları kıvırmak ve ayak bileklerini öne çıkarmak önemli. Ayrıca iddialı aksesuarlar ve feminen ayakkabılarla da erkeksi görünüm kırılabilir. Vücuda oturan üstler, en iyisi. Bu arada, boyfriend jean modasının da hızlı geçmesi beklenmiyor. Daha nice yeni yıkamalar, nice yeni renkler göreceğiz.
http://www.yelizindunyasi.com/wp-content/uploads/2007/10/coloured_skinny_jeans.jpg

RENKLİ
Dikkat çekmek için birebir
Kış kapıda diye, sezonun en gözde rengi siyah diye jeanlerin de karalar bağlamasını beklemiyorsunuz umarım. Aksine, jeanler bu sezon renkli giyinmek isteyenleri de tatmin edecek. Yalnız pastelden çok canlı tonların revaçta olduğunu hatırlatalım. Ruh halinize göre ister düz ve koyu renkli üstlerle renk dengesi yaratabilir, isterseniz inadına daha da canlı renklerle kombine edip kışa meydan okuyabilirsiniz. Öyle ya da böyle, girdiğiniz her mekânda dikkatleri üzerinize çekeceğinize emin olabilirsiniz!
http://www.seraplamoda.com/wp-content/uploads/2009/07/k%C4%B1sa-kot-kot-%C5%9Fort.jpg
JEAN ŞORT
Kış için siyahlarla tamamlamak şart
Yaz boyunca kadınların üzerinden düşmeyen jean etekler, kış aylarında şortlara dönüşüyor. Soğuk havalar bu trendin sonunu hazırlamıyor, aksine, iddialı çorap ve taytlarla şortlara gün doğuyor. Çorap, dik yaka kazak, ceket... Kıyafetinizde mutlaka bir siyah unsur bulundurmaya bakın. Yazlık gibi görünen bu parçaları kışa adapte etmenin en iyi yolu, siyahlarla beraber kullanmaktır çünkü. Ve bir de botlarla, çizmelerle tamamlamak. Sezon modası olan motorcu botları, favorimiz. Ama bacaklarınızın daha uzun ve ince görünmesi için topuklu ayakkabılar veya botları tercih edebilirsiniz. Ama eğer Prada'nın mankeni veya ikoncan özentisi değilseniz, jean şort altına uzun botlardan uzak durmanızda fayda var.
http://www.hanimdunyasi.com/wp-content/uploads/2009/08/bol-paca-pantolonlar.jpg
BOL PAÇALI
En 'vücut dostu' model
Bol paçalılar de boyfriend jeanler gibi kadın vücuduyla barışık modellerdir. Yüksek topuklularla tamamlandığında bacakları uzun ve ince gösterir. Kilo sorunu olanların koyu renkli ve hafif yüksek belli modelleri tercih etmesi daha doğru olur. Bir de kalın topuklu ayakkabılarla tamamlamaları. Vücuda oturan üstlerle daha hoş duran bu jeanlerin, ilk yıkamadan sonra biraz çekme yapacağını unutmayın. Satın alırken paça boyu seçiminizi buna göre yapmanızda fayda var.
http://1.bp.blogspot.com/_E6Kunq-s8uo/Sfln1Yt87jI/AAAAAAAAAFQ/po7j6BPZCoE/s400/balmain_ripped_denim_trend_1241018991.jpg
YIRTIK
Günlük kullanımda da moda
Yırtık jeanler 90'ların grunge akımından beri ilk kez bu kadar gündeme geliyor. Yalnız bu yeni modellerin 80'lerin asi, 90'ların da salaş jeanlerinden daha feminen olduklarını fark etmişsinizdir. Yırtık jeanler yaz boyunca daracık üstlerle, süslü ceketlerle, koca vatkalı bluzlarla tamamlandı. Bunda modası halen devam etmekte olan Balmain'in payı büyüktü. Ama bu modelleri daha sade parçalarla beraber kullanmak da mümkün. Bunun için dikkatleri üst kısma çekmemek, stilettolardansa Oxford'ları veya spor ayakkabıları tercih etmek gerekiyor. Yırtık jeanler; erkeksi ceketler, deri montlar ve salaş hırkalarla da güzel duruyor.
http://www.denimblog.com/wp-content/uploads/2008/03/skinny-jeans-spring2008.jpg
SKINNY
Ayakkabı önemli
1960'larda, Beatles ve ardından da Rolling Stones ile popülerleşen skinny jeanler, 21. yüzyıl şöhretlerini Christian Dior'un eski tasarımcısı Hedi Slimane'ye borçlu. Uzun zamandır devam eden 'rock şıklığı' teması bitmedikçe de, onlardan kurtulamayacağız. Skinny giyerken en çok dikkat edilmesi gereken husus, vücut yapısı elbette. Aşağı doğru daralan bu modeller dikkati karın ve kalça bölgelerine çektiği gibi, sımsıkı sardıkları bacaklara da vurgu yaparlar. Kilolu ve geniş basenli kadınlara pek tavsiye etmiyoruz. Vücudunuza tam oturmayan ama yine dar kalıplı modelleri deneyebilirsiniz. Koyu renkli modeller de sizi ince gösterecektir. Skinny jeanlerin en problemli kısmı, ayakkabı seçimidir. Bu noktada yine vücut yapısı konusuna geliyoruz. Eğer bacaklarınız kısa veya kalçalarınız genişse, düz modellerle tamamlamaktan kaçının. Topuklu ayakkabılar bacaklarınızı hem ince hem de daha uzun gösterir. Skinny jeanleri motorcu botu gibi modellerle giyecekseniz, paçalarınızı içine sokmanız, en doğrusu. Ama dikkat edin, bot diyoruz, çizme değil!
sabah

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

KENDİ TARZINIZLA FARKINIZI GÖSTERİN

28/9/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

 EN İYİ STİL SİZİNKİ OLSUN
Alışılagelmiş, her zaman uymanız gerektiğiniz hissettiğiniz hatta uymadığınız zaman kendinizi rüküş hissettiğiniz moda kuralları vardır. Yeni trendler ve değişen moda ile birçoğunu yok saymanız, sizi stil sahibi yapıyor.
58094

Çok fazla neon rengi bir arada kullanılmaz
Nasıl yıkmalı?

Bu yaz neon renkleri podyumlarda oldukça gördük. Sonbaharda da görmeye devam edeceğiz. Ancak çok önceden alıştığımız bir kural var, çok fazla renk bir arada kullanılmaz. Sanırım buna en güzel cevabı modacı Marc Jacobs veriyor. Defilesinde fuşyalarla birlikte pembeleri, sarılarla morları bir arada oldukça iyi kullanmış. Bir çok kadın sokaklarda bu trendi denemeye başladılar bile…

Gece elbisesinin altına yüksek topuklu ayakkabı giyilmeli
Nasıl yıkmalı?

Günümüzün genç stil ikonları davetlerde ve galalarda kırmızı halı üzerinde sandaletleriyle, babetleriyle hatta spor ayakkabılarıyla boy göstermeye başladılar. Garipsemek bir yana, moda dünyası bu akımı bağrına basmış durumda…
Kıyafetinizin içinden askı görünmemeli
Nasıl yıkılmalı?

Özellikle spor giyinmeyi seven insanlardansanız, askılı bluzlarınızın ya da geniş yakalı kazaklarınızın içinden sutyen askınızın görünmesinin aslında pek bir zararı yok. Eğer renkli sutyen giymeyi seviyorsanız, aksine, siyah bluzunuzun altından çıkan kırmızı askı çok da seksi durabilir.

Ayakkabı ve çantanız her zaman uyumlu olmalı
Nasıl yıkılmalı?

Şimdilerde modanın en büyük akımlarından biri de uyumsuzluk diyebiliriz. Doğru renkleri seçtiğiniz takdirde, ayakkabı ve çantanızın farklı renklerde olması kimseyi rahatsız etmeyecektir. Aksine, kırmızı ayakkabıyla kırmızı çanta kullanma devrini birkaç sezon önce kapattık. Şimdi mor ayakkabınızı sarı çantanızla kombinleyebilirsiniz.
Desenleri ya da renkleri karıştırmaya hayır!
Nasıl yıkmalı?

Sıradanlıktan uzaklaşma vakti geldi! Ünlü yıldız Rihanna gibi siz de desenleri karıştırabilirsiniz. Bordo süveter ile açık sarı etek gibi farklı renklerdeki kıyafetleri kullanarak alışılmadık kombinler yaratabilirsiniz. Ama benzer tonlarda renkleri kullanın ve ikiden fazla renk içeren desenli kumaşları birbiriyle karıştırmayın...

Parıltılı mücevherler sadece gece kullanılır!
Nasıl yıkmalı?

Parıltılı eşyalarınıza vampirmiş gibi davranmayın! Bırakın gündüz de parlasınlar... Bunun için kıyafetlerinizi sade ve sofistike seçin. Öne çıkmayan net çizgiler dikkati mücevherlerinize çekecektir. "Düz, sıradan bir tişört üzerine belirgin, büyük kolyeler severim. Jeanle birlikte kombine edildiğinde harikalar yaratır" diyor ünlü stilist Elizabeth Stewart...
Hafif parfümler gündüz, ağır olanlar ise gece kullanılır
Nasıl yıkmalı?

Parfüm uzmanı Nilhen Erol, "Bu kural yoğun kokuların daha seksi olduğu düşüncesinden geliyor. Ama kadınlar günün her saati çekici olmak ister" diye konuşuyor. "Örneğin, Gucci by Flora, fresh değil, aksine yoğun bir kokudur. Bu parfümü yalnızca gece kullanmak yazık olur" diye de ekliyor.

Açık burunlu ayakkabı sadece yazın giyilir
Nasıl yıkmalı?

Desenli çoraplar bu sonbaharda da revaçta olacak. Ancak çoraplarınızı ille de kapalı ayakkabılarla kombine etmeniz gerekmiyor. Kalın bantlı açık ayakkabılarla da hoş görünebilirsiniz. Şarap ya da hardal rengi çoraplarla sezon modasını yakalayın.

Aynı anda birden fazla takı kullanmayın...
Nasıl yıkmalı?

Takı tasarımcısı Philip Crangi, favori bütün takılarınızı aynı anda takmanızı öneriyor. Crangi, "Aksesuvarlar insanların hikayelerini anlatma yoludur. Ben, yeni ve eskinin, kaliteli ve ucuzun karışımını seviyorum. Siz de ipleri, boncukları, kelepçeleri ve büyük bilezikleri birlikte kullanmaktan korkmayın...

Jean ile jean kombinlenmez
Nasıl yıkmalı?

Kontrast oluşturacak renkli jeanleri seçin. Jean koyu renk ise bluz mutlaka birkaç ton açığı olsun. Bu görüntünüzü gladyatör sandaletler ve postacı çantalarla tamamlayın. Spor ayakkabılar bu kombin için pek de iyi olmayabilir.
e-kolay

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

2009-2010 EN CANLI MODA RENKLERİ-Hadi sende rengini seç

28/9/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

2009-2010 EN CANLI MODA RENKLERİ
Vitrinler çoktan kış renklerine büründü. Siyah yine revaçta fakat gri ısrarla yükselişte. İşte karşınızda sezonun en favori 5 rengi…

Her zaman koyu renkler ile kışı, açık ve canlı renkler ile de yaz aylarını ilişkilendiririz.
Fakat bu sezon modacılar adeta ezberi bozmak için ant içmişler.
 Sezonun renkleri parlak, canlı ve cıvıl cıvıl…

Bir tarafta klasiklerin vazgeçilmez renkleri olan siyah ve gri sonbahar-kış havasını korurken, diğer tarafta kan kırmızı ve canlı neon renkleri sezonun puslu havasını aydınlatıyor.
Tabii birkaç rengin bir arada kullanıldığı renk bloklarını da unutmamak gerekir.
 İşte sezonun öne çıkan renkleri...
Siyah

• Her sezonun vazgeçilmez rengi siyah, yine başrolde!

• Siyah dore ya da gümüş aksesuarlarla daha da farklılaşıyor, asileşiyor. Zımba, fermuar ve zincirlerde değişmez tek renk siyah...

• Siyah bir kıyafetin asaleti tartışılmaz. Ama siyahı biraz canlandırmak için sezonun canlı neon renklerinden bir aksesuar da kullanabilirsiniz.
Neon renkler

• Neon renkler birkaç sezondur hayatımıza girdi ve hiç çıkmıyor... Çok da güzel renklendiriyor.

• Canlı fuşya tonları, camgöbeği mavisi, limon sarısı, elektrik mavisi gibi florasan tonları çok ‘in’. Giymeye korkmayın. Hatta birkaç canlı rengi bir arada bile kullanabilirsiniz.

• Neon renkler özellikle düz elbiselerde çok çekici duruyor.
  3  


 
Kırmızı

• Kırmızı yeni sezonda siyah kadar önemli bir yer tutuyor bizden söylemesi.

• Kırmızının bütün tonları çok moda ama gülkurusuyla daha da dikkat çekeceksiniz.

• Elbiseden pardösüye, ayakkabıdan çizmeye kadar her şey kıpkırmızı...

• Kırmızının sarışınlara çok yakıştığı bir gerçek ama yine de kırmızı modasına aksesuarla da olsa uyun.


Renk blokları

• Yeni sezonun yenilerinden birisi de birkaç rengin bir arada kullanıldığı renk blokları.

• Grafik desenler ya da baskılar sezonu artistik kılıyor.

• Birkaç canlı rengin kullanıldığı renk blokları kışın kasvetinden de insanı uzaklaştırıyor.


Gri

• Siyahın yeni rakibi kesinlikle gri, hem de her tonuyla...

• Baştan aşağıya griye bürünebilirsiniz; elbiseniz, çorabınız, ayakkabınız, çantanız hatta iç çamaşırınız bile gri olabilir.

• Gri, tüvit, kaşmir gibi klasik kumaşlarda daha da sofistike duruyor. Klasik parçalara yatırım yapmaya korkmayın.
e-kolay

6.947 defa gösterildi

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

50'60'70'80 DÖNÜŞ ZAMANI

23/9/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

 

50'60'70'80  DÖNÜŞ ZAMANI
80'lere atıfta bulunan koleksiyonlarla başlayan New York Moda Haftası'na blogger'lar, spor kıyafetler, hayli giyilebilir parçalar ve partiler damgasını vurdu. Yerinde izlediğimiz moda haftasında öne çıkan detayları aktarıyoruz

ilkbahar-yaz koleksiyonlarının sergilendiği dört haftalık moda haftası maratonu, New York'la başladı. Gelecek vaat eden genç tasarımcıların genel organizasyondan koparak defilelerini ayrı bir mekânda; Milk Studios'da sergileme kararı bile etkinliklere gölge düşüremedi. New York Moda Haftası'nın görkemli açılışının en önemli nedeni ise şüphesiz geçen perşembe akşamı düzenlenen ve tüm şehri kapsayan Fashion's Night Out isimli etkinlikti.

SABAHA KADAR MODA
Perakendecilerin yüzünü güldürmek ve alışverişe 'can vermek' için düzenlenen gece için neredeyse bütün mağazalar, gece yarısına kadar açık kaldı. 800'ün üzerinde mağazada özel partiler düzenlendi. Ancak modaseverlerin alışverişten çok, 'ünlü görme' telaşı içinde olduğu açıktı. Zira sokak ve mağazaları dolduran insanların elinde poşetten çok fotoğraf makinesi vardı. Nasıl olmasın; bir yanda Charlize Theron; Dior mağazasında Vogue imzalıyor. Sex and the City'nin kostüm tasarımcısı Patricia Field, Payless'te stil önerileri veriyor; Olsen ikizleri Bergdorf Goodman'da barmaid'lik yapıyor, Victoria Beckham tişört imzalıyor, Justin Timberlake Saks Fifth Avenue'da, Gwen Stefani ise Bloomingdale's'de konuklarını başka türlü eğlendiriyordu.

MAYODA 50'LERE DÖNÜŞ 

Moda haftasına dönecek olursak; ilk gün, tamamen denim odaklı bir koleksiyon oluşturacağını ve markanın klasik silüetlerinin denim versiyonlarını üreteceğini açıklayan Helmut Lang ile başladı. Lang'in koleksiyonu denime ilk kez çokça yer veren Lacoste'ta da göreceğimiz üzere, jean hâkimiyetinin önümüzdeki yaz da devam edeceğinin sinyallerini verdi.

 İlk günün en çok dikkat çeken defilesi ise, BCBG Max Azria'nınkiydi. Genç ve oldukça feminen silüetlerden oluşan koleksiyona, devam eden 80'ler ruhunun yazlık versiyonu hâkimdi. Yine mini etekler, vücuda oturan kokteyl elbiseleri, canlı renkler ve kimi zaman transparanlaşan bandaj elbiseler, koleksiyonun öne çıkan unusurlarıydı şüphesiz. Tek omuz modasının devam ettiğini, kimi zaman tek kola dönüştüğünü gördük. Balmain'in ipek ve şifon ağırlıklı yaz versiyonu olarak da değerlendirilen koleksiyonda aksesuar olarak ise metalik portföy çantalar ve platformlu ayakkabılar öne çıktı.

TARKAN LUCA LUCA DEFİLESİNDEYDİ 

Mayonun iddialı markası Rosa Cha ise, henüz biten yaz mevsimini çok özleyeceğimize işaret etti. Cha'nın 50'lerden ilham alan mayo ve bikinileri daha çok küçük puantiye desenler ve yüksek belli modellerden oluşuyordu. İç çamaşırı efektinin de babydoll'lar ile hissedildiği koleksiyonun hit parçaları, kristal detaylı parçalar ile örgülü monokinilerdi. 

İkinci gün Yigal Azrouel'in geometrik form ağırlıklı ve Sex and the City'nin ikinci filminde de bol bol kullanılan Manolo Blahnik ayakkabılarla tamamlanan koleksiyonuyla başladı. Şöhreti Michelle Obama ile tavan yapan Jason Wu'nun balon etekli gündelik elbiseleri ise çok ilgi görmekle beraber fazla beğenilmedi. Tarkan'ın da izlediği Luca Luca defilesi ise, yenilik ve orijinallik trenini kaçırmışa benziyordu. 70'lerden esinlenen koleksiyon, en ağır eleştirileri aldı; 'Amerikan modasının ucuz bir reklamı' olarak değerlendirildi.

WANG YİNE ŞOVUNU YAPTI 

Luca Luca trendleri kaçırırken, Lacoste gibi trendlere bağlı kalmayan markalar da vardı. Tenis ağırlıklı spor giyime odaklanan Lacoste'un pilili etekleri kortlar değil, sokaklar içindi aslında. Kortlar şıklaşırken geleneksel tenis giyimini sokaklara indirmeye kararlı görünen markanın ilkbahar-yaz sezonuna tabii ki beyaz, maviler ve defilenin sonunda izleyicilerin yüzünde büyük gülümsemelere neden olan sarılar hâkimdi. Bu arada belirtmeden geçmemeli: Ayakkabılarının arkasına basarak yürüyen erkeklerin de şık görünebileceğine ilk kez şahit olduk. 

Spor giyim ağırlıklı koleksiyon hazırlayan bir diğer isimse, New York Moda Haftası'nın en heyecanla beklenen ismi, modanın yeni prensi Alexander Wang'di. Geçen sezonun motosikletçi kızlarını, feminen Amerikan futbolcularına çeviren Wang, sweatshirt elbiselerle silüeti bollaştırsa da, büstiyer, korse, body gibi parçalarla kadınsılığı korumayı başardı. Arkası olmayan diz altı çoraplar gibi detaylar biraz fazla kostümsü bulmakla beraber, her kör satıcının bir kör alıcısı vardır diye düşünmeden edemedik. Modada asla asla dememek gerekir!

BECKHAM'IN DAHA ÇOK ÇALIŞMASI GEREK 

Pazar günü DKNY'ın çiçek desenli, büyük ceketli defilesiyle başladı. Donna Karan'ın elbiseler kadar şortların altına da bisiklet taytı kullanması 90'ları anımsattı. 

Hemen akabinde düzenlenen Diane von Furstenberg'in defilesini ise şık hippiler ve çingeneler basmıştı sanki. Zorlama olmayan güzellik için eski çağları yoklayan ve Eski Mısır'dan ilham aldığını söyleyen Furstenberg'in vahşi hayvan desenleri ve altınlı detayları hoştu. 

New York Moda Haftası'nın resmi takvimine girebilmek için yıllardır çabalayan Victoria Beckham ise yine bir oteldeydi ancak bu seferki gösterisi daha profesyonel bulundu. 'Büyükleri' gibi olabilmek için gece elbisesi koleksiyonuna biraz olsun gündelik modeller eklemesi gerektiği ise, dikkate alması gereken bir eleştiriydi. Yani bu ne demek oluyor? David Beckham'ın karısı da olsanız, dünyada modacıdan sayılmak öyle kolay iş değil. Sadece gece elbisesi yapmak bile moda haftalarının resmi takvimine dahil edilmemeniz için yeterli bir neden...

ZAC POSEN'DAN YAZBUKEY BROŞLARI! 

Zac Posen, 70'ler New Yorku'nda o parti senin, bu parti benim koşan kadınları düşünerek hazırladığı koleksiyonunda renk blokları ve çiçek desenlerinden hayli faydalanmıştı. Ama defilenin bizler için en büyük sürprizi, elbiselerin üzerindeki broşlar oldu. Geçen yılki röportajımız sırasında Posen, Yaz ve Emel Kurhan kardeşlere olan hayranlığını uzun uzun dile getirmişti. Hatta bunun üzerine kendisine, Emel Kurhan'ın fare biçimli bozuk para çantasını hediye etmiştim. Buna rağmen Yazbukey'den, broşlarını defilesinde kullanacak kadar etkilendiğini tahmin etmemiştim. Emel ve Yaz'ın dudak, el ve kalp figürlü broşları sadece kıyafetleri tamamlayan detaylar olarak kullanılmamış, kimi elbiselerin bağlantılarını bile oluşturacak kadar koleksiyona dahil edilmişti.

BU İŞ HAYAL KURDURMA İŞİ 

New York Moda Haftası'nın kralı Marc Jacobs'ın ana koleksiyonunda ise Comme des Garçons etkileri hâkimdi. Ceketler, şeffaf tül taytlar ve görünümler Rei Kawakubo'nun şu anda satışta olan koleksiyonunu hayli anımsatıyordu. Jacobs, "Bu iş kıyafet satma değil; insanlara hayal kurdurma işi," derken, beyaz gömlek ve ceket üzerine bile giydirdiği büstiyerleri, mercan kayalıklarını andıran fırfırlarını anlatıyordu belli ki. Bel çantalarının dönüşünden neredeyse bir yıl önce bahsetmiştik. Jacobs'ın ana koleksiyonunda bile kullanılmaları ise, yakın zamanda ciddi bir patlamaya hazır olmamız gerektiğini gösteriyor. 

Salı günü Rodarte'nin gotik Yunan tanrıçaları ve savaşçılarıyla başladı. Marc by Marc Jacobs defilesi ise, 80'ler kadar Afrika izleri de taşıyordu. Bizzat tasarımcılarından birinden aldığım bilgiyle, Ankara kumaşlarının kullanımını doğrulattım. Ekoseleri, kıvrık paçaları, Bill Cosby benzeri kazakları ve puantiye desenleriyle Jacobs genç serisine eğlence katıyordu. Louis Vuitton'un tavşan kulakları bile büyük fiyonklar olarak karşımıza çıkıyordu bu defilede.

DEFİLE DEĞİL, PARTİ ORTAMI
Betsey Johnson sunumunun eğlencede aşağı kalır yanı yoktu. Tütülü, payetli ve leopar desenli elbiseler içinde dans eden kızlar bir yanda, salonun ortasında parende atan Betsey Johnson'ın kendisi diğer yanda, moda sunumundan çok gerçek bir partideydik sanki. Çarşambanın en iddialı defilesi ise Michael Kors'a aitti. Minimal çizgilere mimari formlar, asimetrik kesimler ve sert açılar eşlik ediyordu. İki sezondur devam eden şeffaflık akımı ise, pleksi detayları olarak hayat buluyordu. Kors'un "Kadınların çekinmeden denemek isteyeceği bir şeffaflık," olarak tanımladığı bu trendin, şeffaf sutyen askılarını da beraberinde getirmeyeceğini umuyorum.

BLOGGERLAR ÖN SAFLARDA
Vücudu ön plana çıkaran kıyafetler, maskülen görünümler ve 1980'ler etkilerinin hissedildiği New York podyumlarında, tüm modacıların birleştiği nokta, giyilebilir kıyafetler oldu. Amerikalı tasarımcıların spor giyimden şaşmaması ve hayli spor kıyafetleri günlük kullanım için yorumlamaları da dikkat çekti. Paris ve Milano moda haftalarına kıyasla, izleyicilerin çok daha rahat giyindiği defilelerin kapısındaki sokak modası fotoğrafçıları da nispeten azdı. Çocuğunu ve hatta kimi zaman bebeğini alıp gelenler ise hayli çoktu. Türkiye'den, kesinleşen adıyla Vogue Türkiye ekibinin tamamını izlediği defilelerin ön sıralarında ciddi bir hiyerarşik değişim yaşandığını da belirteyim: Kimi ünlü dergiler ikinci sıralara tayin edilirken, ünlü blogger'lar en ön önlere terfi ediyor. Jacobs'ın, adını bir çantasına verdiği Bryan Boy gibi, 13 yaşındaki blogger Tavi de New York Moda Haftası'nın en çok konuşulan izleyicilerindendi. Kişisel favorim ise, Purple Magazine'in de kurucusu olan Olivier Zahm'dı. Zahm, moda dünyasının en çok el üstünde tutulan isimlerinin başında geliyor. Bir gün Cannes'da çıplak kızlarla yüzerken, öbür gün New York'ta Karl Lagerfeld'le çekim yaparken çektiği fotoğraflarını Purple Diary adlı blog'unda yayınlayan Zahm'ın, Standard Hotel'de verdiği parti de, moda haftasının en çok konuşulan etkinliği oldu.

sabah

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası

14/9/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA


2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası

2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası
2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası


2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası 2009-2010 Erkek Sonbahar,Kış Modası

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

2009-2010 Sonbahar – kış sezonu modasına geçiş

7/9/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

2009-2010 Sonbahar – kış sezonu modasına geçiş

Gri hırkalar

Uzun ve nötr renkli bir triko hırkayı, hem gece hem de gündüz, pantolon, etek ve elbiselerle kolayca kombinleyebilirsiniz. Bu kullanışlı parça her şekilde giyilir. Uzun bir hırkayı, dar pantolon ve mini etekle seksi bir tercihte buluşturabilirsiniz. Jeanlerinizle giydiğinizde de sportif bir ikili yaratabilirsiniz. Fermuarlı ya da düğmeli hiç fark etmez, yeter ki gri bir hırkanız olsun.

Öneri:
Giysilerinizi tek bir hırkayla da gayet şık bir şekilde tamamlayabilirsiniz. Ama daha trendy bir görünüm istiyorsanız, iki hırkayı üst üste giyin. Uzun ve kısa parçaları bir arada kullanmak da oldukça sıradışı sonuçlar verecektir.


 
Paltolar
Yeni sezonun paltoları kadifeden deriye, kaşmirden kürke uzanan zengin materyal seçeneklerine sahip. Yani ister spor, ister klasik, isterseniz de asi olabilirsiniz. Sezon defilelerinde izlediğimiz elektrik sarısından koyu turuncuya rengarenk paltolar size biraz cesaret versin. Renk konusunda özgür olun!

Öneri:
Kamel palto gibi bir klasikle asla yanlış yapmazsınız. Yıllar boyu kullanabileceğiniz bu parçanın modası hiç geçmiyor. Sonbahar koleksiyonlarında pelerinlerden trençkotlara, bol ve uzun modellerden üste oturan versiyonlara kadar uzanan sınırsız kesim var. Tek yapmanız gereken size uygun modeli seçmek.



Desenli elbiseler
Parlak renkli çiçekler, baskılı kumaşlar, iri şal motifleri… Bu sezon her çeşit desene yatırım yapabilirsiniz. Siyaha iyi bir alternatif olan parlak renkler sonbahara eğlence ve canlılık katıyor. Enerji dolu ve canlı görünmek istediğiniz zamanlarda, mutlaka seçiminizi desenlerden yana yapın.

Öneri:
Modacılar desenli tasarımlarını parlak ve mat opak taytlar, ince külotlu çoraplar ve desenli çoraplarla tamamlıyorlar. Siz de bu tarzı örnek alabilirsiniz. İri boncuklu devasa kolyeler, avize küpeler, renkli taşlarla süslü gerdanlıklar ya da bağcıklı çizmeler vb. iddialı aksesuarlarla görünümünüzü daha çekici hale getirebilirsiniz.

 
Takımlar
Ofis için olduğu kadar gece için de ideal olan takım elbise son derece sofistike ve şık bir görünüm yaratıyor. İster nötr renkli, ister simsiyah ya da desenli bir model seçin, etek ve pantolon ceket takımlar zamansız bir şıklık verir kadına.

Öneri:
Sonbahar- kış podyumlarına hakim olan trendlerden biri de maskülenlik. Monokrom bir pantolon, ceket takım, bu trendi gerçek hayata uyarlamak için mükemmel bir seçenek. Daha feminen ve seksi bir görünüm için blazer

Pantolonlar
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz.

Öneri:
Cool paltolar, sade tişörtler ve erkeksi blazer ceketler, pantolonlarla kombinleyebileceğiniz parçalardan sadece birkaçı. Sezon koleksiyonlarında gri, lacivert, siyah ve diğer klasik tonlar ağırlıkta.

Beyaz gömlekler
Sezonun en iyi yatırım parçası. Her şeyle uyumlu olan düz beyaz gömleğin popülerliği hiç geçmiyor. Modacılar bir taraftan son derece sade modeller hazırlarken, bir taraftan da bu klasik parçanın dantelli, süslemeli, yüksek manşetli hatta tüylü olan daha feminen versiyonlarını da yarattılar.

Öneri:
İster 20’li ister 70’li yaşlarda olalım, bu rahat ve şık parçayı yaş faktörü olmaksızın her zaman giyebiliriz. Üstelik beyaz gömlek her ten rengine uyuyor ve her kıyafete derli toplu bir hava katıyor. Eğer dolabınızda beyaz bir gömleğiniz yoksa, alışverişe çıkma zamanınız gelmiş demektir.

e-kolay

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Yiyecek alışverişi yaparken dikkat etmeliyiz?

31/8/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA

 
Yiyecek alışverişi yaparken dikkat etmeliyiz?
Yiyecek alışverişi, bir evin toplam gelirinin yaklaşık yarıya yakınını oluşturmaktadır. Dikkatli seçimler yaparak, ev ekonomisine katkıda bulunmuş oluruz...
2412

İşin ekonomi boyutunun yanı sıra, hijyen kısmı da büyült önem taşımaktadır. Çünkü eğer hangi besini nasıl satın almamız ve nasıl saklamamız gerektiğini bilen bilinçli tüketiciler olursak, daha az atıkla evimizin ekonomisine de katkıda bulunmuş oluruz.

ALIŞVERİŞ SIRASINDA...

Her şeyden önce alışverişe çıkmadan mutlaka ihtiyaç listenizi yanınızda bulundurun. Bu listede günlük, haftalık ve aylık alınması gerekenler belirtilmelidir. Paketlenmiş yiyecek ve içeceklerden en çok satın aldığımız konserve, meyve sulan, bisküvi vb. besinlerin, meyve esansları, besin boyaları ve katkı maddeleri eklenerek hazırlandığı, bunların tabii ve taze olanlarının daha ucuz ve daha besleyici olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Etiket okuma alışkanlığı geliştirilmeli, besin içeriği, üretim ve son kullanma tarihine dikkat edilmelidir.

Süt ve diğer konserve ürünlerin kutularında yarık, çatlak, kapaklarda bombe (dışa dönüklük) olmamasına, pastörize sütlerde ise şişenin üstündeki tarihin bir günü, uzun ömürlü sütlerde 1 ayı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.

Süt ve süt ürünleri

• Mikroorganizmalardan korunmak için, pastörize/sterilize edilmiş süt ve ürünleri kullanılmalıdır.

• Pastörize şişe sütlerin kapaklan açılmamış ve üretim tarihi ile satın alındığı tarih aynı olmalıdır.

• Her türlü sütü buzdolabında saklayınız.

• Sütü, yazın 1 gün, kışın 2-3 günde tüketiniz.

• Yoğurdun süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur. Yoğurt suyu, çorba ve hamur işlerinde kullanılarak değerlendirilmelidir.

• Peynirler hoş kokmalı ve kalıbı ile aynı hacimde olmalı, taşmamalıdır.

• Peynirlerin yüzeyi kesildiğinde kuru, çabuk parçalanan ve dökülür özellikte olmamalıdır.

• Çiğ sütten yapılmış peynir tüketilirse brusella gibi hastalıklara davetiye çıkarılmış olur.

Et ve şarküteri ürünleri

• Yağsız etin besleyici değerinin daha yüksek olduğunu unutmayın.

• Ördek ve kaz eti yerine hindi ve tavuğu tercih edin. Tavuk alırken derisinin renginin sarı olmamasına dikkat edin.

• Etler hemen tüketilmeyecekse birer yemeklik miktarlarda paketlenmiş olarak buzdolabı buzluklarında 1 hafta, derin dondurucularda 3-4 ay saklanabilir.

• Taze balığın solungaçları pembe ve parlak kırmızı, pullan yapışık, görünüşü diridir ve hoş olmayan bir kokusu yoktur. Bozulmamışsa gözleri parlak ve dışarı bombelidir. Solungaçları kırmızı olmayan, pulları dökülen, gözleri çökmüş balıktan uzak durulmalıdır. Derin dondurucuya sahipseniz yiyeceklerinizi daha uzun süre saklayabilirsiniz. Derin dondurucudan çıkardığınız yiyecekleri, çözüldükten sonra dondurmayınız.

• Beyaz veya açık renkli olan, tatlı su levreği veya dil balığı gibi balıklar, sert ve koyu renkli, somon gibi balıklardan az yağ içerir.

Yumurta

• Yumurtaları önce ışığa tutun. Şansı ortada değil, kabuğa yakınsa bayattır.

• Yumurtanın en kalitelisi, taze ve iri olanıdır.

• Yumurtanın şansının koyu ve açık san olması besin değerini etkilemez. Taze yumurtanın hava boşluğu küçüktür, hafif değildir ve sallanırken ses gelmez.

• Kırık, çatlak, kabuğu kirli yumurtalar alınmamalıdır.

• Yumurta, buzdolabının özel bölümüne sivri kısmı alta gelecek şekilde yerleştirilmelidir. Bu şekilde 10 gün saklanabilir.

• Yumurtaları yıkayın. Buzdolabına yerleştirirken yıkanan yumurtalarda üzerini örten müsin adını verdiğimiz koruyucu tabaka ortadan kalkar ve deliklerinden mikroorganizma girişi gerçekleşerek bozulmasına neden olur.

• Taze yumurtanın şansı, akı tarafından küre şeklinde sarmalanmıştır. Kabuğu pütürlüdür.

• Bayat yumurta kırıldığı zaman şansı hemen dağılır ve akıyla karışır.

• Taze yumurta suya atıldığında dibe çöker, bayatladıkça yukarı doğru çıkar.


Kuru besinler

• Un, bulgur, pirinç, makama, nohut, mercimek gibi besinleri kapalı teneke, şişe veya kutularda satın alınız.

• Kuru baklagillerin, un, bulgur ve pirincin taşlı, topraklı, böceklenmiş ve küflenmiş olmamasına dikkat ediniz.

• İçerisindeki taş, toprak ve diğer yabana maddeleri ayıkladıktan sonra bez torbalarda saklayınız.

• Yağları kapalı olarak serin ve ışıksız yerde saklayınız.

Sebze ve meyveler

• Mevsimlik sebze ve meyvelerin turfanda olanından daha ucuz, daha lezzetli ve daha besleyici olduğu unutulmamalıdır.

• Yeşil yapraklı sebzelerin yaprağı bol ve yeşil olanlarını tercih ediniz.

• Patates ve soğanlarda çimlenme ve yeşillenme olmamalıdır. Nemli olmayan, karanlık yerde saklanmalıdır.

• Şişmiş, paslı ve içindeki sıvıyı sızdıran konserveler alınmamalıdır.

• Meyvelerin iri ve gösterişli olanları değil, pörsümemiş ve sulu olanlarını seçin.

• Sebze ve meyvelerin çürük, ezik ve topraklı olmayanlarını almaya dikkat edin.

• Taze sebzeler dayanıksızdırlar.

• Ispanak, marul gibi sebzeler üzerlerindeki toprak temizlenecek şekilde yıkandıktan sonra naylon torbalara koyularak buzdolabında 3-5 gün saklanabilir.

Dondurulmuş ürünler

• Dondurulmuş ürün satın almıyorsa 30 dakika içine buzdolabına yerleştirme hedeflenmelidir.

• Dondurulmuş ürünler market arabasına en son alınmalı ve mümkünse soğuk muhafazalı poşet içinde eve kadar taşınmalıdır.

• Dondurulmuş besinler kesinlikle oda ısısında çözdürülmemeli, buzdolabı veya mikrodalga fırın kullanılmalıdır. Yeni bir ilişkinin ilk haftalarında birkaç kilo kaybetmek oldukça normaldir, iştah kapatan adrenalin vücudunuzu işgal eder, yeni sevgilinizi etkilemek için iradenizi ortaya koyarsınız ve tabii ki seks tüm fiziksel aktivitelerinizin yerini alır. Ancak aylar geçtikçe çiftler genellikle verdikleri bu kiloları ve belki daha fazlasını geri alırlar.


e-kolay

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

2010 Deri, Yeniden Moda Oldu!

26/8/2009 · Kategori: ALIŞVERİŞ VE MODA


2010 Deri, Yeniden Moda Oldu!

Zaman nasıl da hızlı geçiyor değil mi? Baharın gelişini heyecanla karşılayıp bir soluk da yaz mevsimini yaşadık. Sonbahar ve kış kapımızda, yeni sezon ürünleri ise vitrinlerde!
Deri
2010 sonbahar kış sezonunda gri rengin farklı tonları ve siyahın hâkim olduğunu önceki yazılarımda belirtmiştim. Renkler, son baharın mat ve sönük renkleriyle mi geçecek diye düşünürken güzel haber geldi! Parlak deri elbiseler, kısa deri ceketler, uzun deri çizmeler. Evet, deri yeniden moda!
Şimdiye kadar deriyi en çok ayakkabı ve ceketlerde kullanmıştık. Modanın yaratıcılığı hayal gücüne bile sığmıyor. Deri elbiseler yeni sezonun en favori parçası. Hollywood’un ünlü kadınları son katıldıkları davetlerde kısa deri elbiselerle boy gösterdiler. Doğru kombinlemeyi yapanların harika göründüğünü söylemek isterim.
Deri elbiseler kesim olarak yaz sezonu elbiselerinin izlerini taşıyor. Diz altı ve straples kesimleriyle vücudu tamamen sarıyor. Özel davetler, düğün, nişan törenleri için biraz çekinerek de olsa giyebileceğiniz yeni sezon gözdesi deri elbiseler şıklığın ve trendi olmanın garantisini veriyor.
Oldukça iddialı deri elbiseleri doğru parçalarla doğru oranda kombinlemek gerekiyor. Ana kıyafetinizin göz alıcı olduğu ayakkabı ve aksesuarlarınızda sadeliği tercih etmek şık bir kombin anlamına geliyor. Sadelik diye kastettiğim deri elbiselerin altına babet giymek değil tabii ki. Yüksek topuklu, siyah tonlarında çekici ayakkabılarla deri elbisenizi kombinleyebilirsiniz.
Ayakkabı ve elbisenizi siyah deriden tercih ettiyseniz parlak kırmızı el çantasıyla kıyafetinize büyüleyici bir hava katabilirsiniz. Tırnaklarınızdaki kırmızı ojeler ve makyajınızdaki kırmızı ruj tarzınızla uyum sağlayacaktır.
Yeni sezonda uzun çizmeler kendine sağlam bir yer ediniyor. Günlük kullanıma uygun olmasalar bile bir çok kadının gönlünü çeleceğe benziyor. Dizin çok üzerinde biten parlak deri çizmeler farklı renklerde tasarlanmış. Mini elbise ve eteklerle birlikte giymek için ideal.
Geçtiğimiz yıl severek giydiğimiz bilekte biten ankle botlar yeni sezonun favori parçalarından biri. Deri elbisenizle birlikte giyebilirsiniz ve tabii ki istediğiniz her kıyafetle!
Kısa deri ceketler günlük hayatta rahatlıkla kullanabileceğiniz türde. Skinny yani dar paçalı kotlar, kadife etekler, kareli koton elbiselerle birlikte kombinleyip yeni sezonun en trendi parçasını üzerinizde taşıyabilirsiniz.
msn

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »


  • <%Haberler%>
  • Son Yazılarım

    Kategorilerim

    Vizyondakiler

    www.dilekkaraca.blogcu.com
    www.dilekkaraca.blogcu.com

    Bağlantılarım