İki Alyans-Yücel Arzen

2/3/2009

Evli çiftler için dekorasyon stilleri

16/2/2009

image 
Evli çiftler için dekorasyon stilleri

Çok farklı olsanız da eşinizle stilinizi nasıl birleştirirsiniz? İşte sizin için 3 adımda yapmanız gerekenleri derledik

Dekor Krizi-1: Spor fanatiği ve sanat delisi

• Eşiniz: Tam bir Galatasaray hastası. Bir dolabı dolduracak kadr çok forması ve GS aksesuarı var. Her ne kadar seyahatlerinizde aldığınız ufak tefek sanat eserlerine saygısı olsa da yeni tablonuza yer açmak için Galatasaray posterini duvardan indirmeniz onu rahatsız ediyor.

• Siz: Üniversitede sanat tarihi dersleri aldınız ve gittiğiniz yerlerden minik tablolar ve seramik el yapımı objeler almayı seviyorsunuz. Her ne kadar en sevdiğiniz tabloyu yemek odanıza asabilmiş olsanız da iki tane küçük tablonuza yer bulamiyorsunuz çünkü eşiniz inatla yatak odası duvardından posterlerini çıkarmıyor. Eşinizin de eşyalarına yer bırakmak istersiniz ama sizin için sporla ilgili olan herşey gitmeli!

• Çözüm: Her şeyin bir yeri mutlaka vardır ama illa yan yana koymanıza gerek yok. Frnasız kırlarını gösteren tabloları spor posterlerinin yanına koymak saçma olacağı için her iki stil için farklı mekânlar belirleyin. Bizce mutfakta biraz sportif bir hava olması çok hoşve değişik olabilir. İzin verin kocanız GS bardaklarını, kahve fincanını raflarda dilediği gibi sergilesin. Yemek masanızın duvarını UEFA kupasının alındığı gün çekilen takım resmi süslesin.  Hatta bu resimleri sarı ve kırmızı renklerle çerçeveletin.

Dekor Krizi-2: Modern adam vintage hayranı bir kadınla evlenirse

• Eşiniz: Bu tatlı koca son derece modern döşenmiş bir evde büyümüş. Bu yüzden halısız sert ahşap zeminler, pencerelerde storlar ve keskin hatlı sade mobilyalar tam ona göre. Doğal bir rengi olmayan herhangi bir parça onu rahatsız ediyor. Evde kabul edebileceği tek canlı renk portakal ve derin koyu sarı tonları…

• Siz: Sizin dekorasyon anlayışınız minik çiçek desenli perdeler, yağlıboya tablolar ve biblolar. Açık sarı, açık yeşil, su bebek mavisi perdeler de bu dekoru tamamlamalı. Eskitilmiş birkaç çiftlik evi sandalyesini de beyaza boyayaıp bir köşeye koymak istiyorsunuz. Eşinizin sade ve az mobilya isteğine saygı duyuyorsunuz ama kendinizi bir buzdolabında yaşıyor gibi hissetmek için bu renklere ve çiçeklere de ihtiyacınız var.

• Çözüm: Burada yapmanız gereken hile şu: Az sayıda mobilya kullanın ve biraz renk katın. Arka planı mutlaka beyaz bırakın. Kanepeye kişilik kazandırmak ve sadeliğini yok etmemk için iki üç tane uçuk renkli ve modern desenli kırlent ile süsleyin. Pencerelere yere kadar beyaz tül perdeler yaptırın ve yere yine uçuk renkli (ama doğal tonlar değil) halı serin.

Dekor Krizi-3: Minimalist birisiniz ama eşiniz çok kalabalık

• Siz: Çevrenizin açık ve ferah olmasını istiyorsunuz. Raflar ve masaların üstü boşken çok mutlusunuz. Sadece birkaç en sevdiğiniz kitap ve bir iki en sevdiğiniz resimlerin bulunduğu çerçeve size yetiyor.  Orta sehpasının ve kenar sehpalarının ıvır zıvırdan uzak ve boş olmasını tercih ediyorsunuz. Dergiler gazeteler ve çanaklrın yarattığı kalabalık sizi rahatsız ediyor ve oda dağınıkmış hissine kapılıyorsunuz.

• Eşiniz: Etrafta yastıklar ve değişik renkte battaniyeler olmasına bayılıyor çünkü ona göre bu evi daha rahat gösteriyor. Düğünde gelen hediyelerin dolağ içlerinde tozlanmasına da gönlü razı olmuyor. Düzinelerce çerçevelenmiş aile fotoğrafını yan sehpaların üzerine yerleştiriyor ve bu rsimler sayesinde kendisini ailesine daha yakın hissettiğin söylüyor. Tepsi koleksiyonunu, biblolarını sergilemeyi ve gittiği plajlardan topladığı kumları minik şişelere koymayı ve bunları salonda misafirlere göstermeyi çok seviyor. Bütün bunlar olmazsa evin boş ve manasız olacağını düşünüyor.

• Çözüm: Her odanın hangi köşesinin bu objelere müsait olduğunu, hangi köşesinin de boş kalması gerektiğini oturup kararlaştırabilirsiniz. Bu şekilde aynı odada hem sizin için nefes alacak yer kalır hem de eşiniz kendi eşyalarını dilediğince yerleştirebilir. Çerçeveleri masa üstlerinden kaldırıp duvara asmayı deneyin. Bu şekilde etraf biraz boşalacaktır.  Dergileri ve katalogları koltuk kenarına koyacağınız bir sepete toplayın ve orta sehpasını da biraz ferahlatın. Vazo, mum ve çanak koleksiyonu için: Oturma odasına ya da yatak odası duvarına monte edebileceğiniz düz raflar bu kalabalığı dirsek hizanızdan yukarı çekecektir.
Sabah

Aşk Heryerde

16/2/2009
Bu aşk beni öldürür!
Bu aşk beni öldürür!

Sevgililer Günü hediyesi seçin

10/2/2009


Sevgililer Günü hediyesi seçin

05.02.2009
Sevgililer Günü yaklaştıkça "Acaba sevgilime ne alsam?" sorusu sevgilisi olanların korkulu rüyası haline gelmeye başladı. Biz de jüri üyelerimize bu özel günde ne tür hediyeler almayı tercih ettiklerini sorduk ve böylece size bir hafta önceden hazırlanma imkânı sunduk..
SPA tatili
Bu yıl 14 Şubat, cumartesi gününe geldiği için sevgilinizi alıp kısa bir kaçamak yaşayabilirsiniz. Böylece hem güzel bir hafta sonu geçirmiş hem de hediye faslını aradan çıkarmış olursunuz. Jüri üyelerimizden Ayşe Ferhangil "Klasik hediyeler yerine başbaşa geçirilecek bir gün 14 Şubat'ı daha anlamlı kılar. Mum ışığı eşliğinde bir masaj, sevgilinizin size tekrar aşık olmasını sağlar. Swiss Otel harika bir alternatif," diye fikrini belirtiyor. Tülin Kermen romantik bir tatil isteyenlere iki günlük SPA tatilini tavsiye ediyor. Levent Üzümcü de iki günlük bir rahatlama tatilini öneriyor: "Güzelce yemek yiyip, SPA'sında rahatlayabilirsiniz. Uzun süredir gitmek istediğiniz bir yere gitmek için iyi bir fırsat," diyen Üzümcü'nün tercihi Sapanca'daki Richmond Oteli. Eyşan Özhim de "SPA ısmarlamak güzel bir fikir," diyenlerden. (Aldığı oy: 4) * * * *

Çiçek almak
Her ne kadar klasik olsa da çiçek hâlâ bir kişiye alınabilecek en güzel hediyeler arasında. Evlilik terapisti İlkim Öz'ün de erkeklere ilk tavsiyesi şöyle: "Ne olursa olsun bütün kadınlar çiçek istiyor." Sema Şimşek de bu fikre katılıyor: "Sevgililer Günü mecburi bir gün olduğu için Burak kutlamayı sevmiyor, yine de bence en güzel hediye çiçek." Cem Ceminay, yeni başlayan aşklar için bir düzine kırmızı gülün ideal olduğunu düşünenlerden. Ceminay'ın ilginç bir tavsiyesi de aldatan veya kazık atan sevgili için üstüne kırmızı prezarvatifler geçirilmiş bir kaktüs alınması. Ayşe Ferhangil ise "Klasik kırmızı güller yerine her mevsim meyve veren bir kamkat ağacıyla duygularınızı daha iyi ifade edebilirsiniz; bu ağaç ilişkinize emek vereceğinizin de kanıtı olacak," diyor. Sevgililer Günü'nü yapay bulduğu için kutlamayı tercih etmediğini söyleyen Pelin Batu, illa ki hediye almak gerekirse kadın ya da erkek, çiçek alınabileceğini belirtiyor. (Aldığı oy: 4) * * * *

Hobisine uygun hediye almak
Ebru Şallı'ya göre hediye kişinin zevkine ve hobisine göre alınmalı. Kendisi mutfak eşyası ve pilates ile ilgili hediyelerden hoşlanıyor ve "Tenisle ilgilenen birine bir raket bile alınabilir," diyor. Sema Şimşek, eşinin Zippo koleksiyonu olduğu için, orjinal bir Zippo bulursa onu alabileceğini ya da yeni bir PlayStation oyununun güzel bir fikir olduğunu düşünüyor. Tülin Kermen, "Eğer ilişki tıkanmışsa, hediye olarak beraber bir dans dersine veya spor salonuna yazılınabilir," diyor. Alp Kırşan ise "İmkanım varsa hobisini yapabileceği bir alet alırdım, mesela motosiklet veya fotoğraf makinesi gibi..." diyor. (Aldığı oy: 3) * * *

Kart veya mektup yollamak

Kart yazmak ya da mektup yollamak en eski ilan-ı aşk yöntemlerinden olsa da, çok romantik olduğu kesin. Tülin Kermen, aşkını haykrımak isteyenler için en ideal günün Sevgililer Günü olduğunu ve bunun da isimsiz bir kart ya da mektup yollayarak yapılabileceğini düşünüyor. Ayrıca sevgilisi olanların da sevgilileriyle çekilmiş bir fotoğraflarından çok güzel kartlar yapabileceklerini düşünüyor. Cem Ceminay, kişinin kendi el yazısıyla yazdığı bir aşk şiirinin çiçekle beraber ya da tek başına verilebileceğini düşünüyor. İlkim Öz, "Önemli olan duyguların ifade edilmesi, öyle pırlantaya falan gerek yok. Aşkı ifade eden bir mektup veya şiir yazılması çok güzel bir hediye olur," diyor. (Aldığı oy: 3) * * *

Bilet vermek
Konser, tiyatro veya bale... Bunlardan birine alacağınız bilet, hoş bir sürpriz olabilir. Ayşe Ferhangil "14 Mayıs'taki Depeche Mode konserine bilet almak, aşk tazelemek için harika olur," diyor. Eyşan Özhim de konser veya sinema bileti almanın iyi fikir olduğunu düşünenlerden. Levent Üzümcü ise "Artık birçok kişi kültür-sanat aktivitelerine sık gitmiyor; bir tiyatro oyununa iki kişilik bilet alınabilir," diye belirtiyor. (Aldığı oy: 3) * * *


CD almak
Sevgilinize hatırası olan, anlamlı bir CD' almaya ne dersiniz? Bu, belki bir yerde dinlediğiniz albüm olabilir, belki de kendiniz özel bir albüm hazırlarsınız. Bunu yaparsanız, özel kapak hazırlamayı es gecmeyin. Eyşan Özhim, sevdiği bir müzisyenin CD'sini alabileceğini söylüyor. Cem Ceminay ise 'kendiliğinden biten aşklar' için Dario Moreno'nun Hatıralar Hayal Oldu şarkısını içeren bir CD tavsiye ediyor. (Aldığı oy: 2) * *

Çikolata almak
Herkes çikolatayı çok sever, fakat kadınların çikolataya olan aşkı ve bağımlılığı özellikle bilinir. Bu yüzden Tülin Kermen de, yeni sevgililerin birbirlerine çikolata kaplı meyveler hediye etmelerini tavsiye ediyor. "Yemek yemek zaten çok büyük bir aşk, çikolata da afrodizyak," diyor ve bu hediyenin işyerine yollanabileceğini düşünüyor. Çikolatanın güzel bir hediye olduğunu düşünenler arasında Eyşan Özhim de var. (Aldığı oy: 2) * *

Kalpli takılar takmak

Kalpli her tür hediyenin hoşuna gittiğini söyleyen Ebru Şallı, kalpli yüzük, kolye ya da küpenin çok güzel bir hediye olacağını düşünüyor. Ayşe Ferhangil ise "İlla 'meta' olsun diyenler sevgililerinin parmağına kırmızı bir kalp takabilir. Swatch'ın Sevgililer Günü koleksiyonunda harika bir model var. Sevgiliniz parmağından çıkartamayacak," diyor. (Aldığı oy: 2) * *

Kitap almak

Bir aşk romanı veya şiir kitabı. Sevdiğinizin beğenisine göre bir kitap mutlaka bulursunuz. Pelin Batu "Kitap çok güzel bir hediye olur, okurken size kitabı alan kişi aklınıza gelir ya da kitabın içine ufak bir not yazarak verebilirsiniz," diyor. Eyşan Özhim de Pelin Batu'ya katılıyor ve kitabın güzel bir hediye olacağını düşünüyor. (Aldığı oy: 2) * *

Romantik bir yemek
Romantik bir günde romantik bir yemek yemeden olmaz. İlkim Öz, "Romantik bir yemek, önceden planlanıp programlanmalı; özen gösterilmiş olması çok önemli. Kadınların çoğu mum ışığı istiyor. Danslı bir yer olursa daha mutlu oluyorlar," diyor. Levent Üzümcü ise Sevgililer Günü yemeği için Sakıp Sabancı Müzesi'ndeki MüzedeChanga'yı öneriyor. (Aldığı oy: 2) * *

SPA tatili * * * *
Kart veya mektup yollamak * * *
Çiçek almak * * * *
Hobisine uygun hediye almak * * *

Pelin Batu (Oyuncu)
* Defter veya renkli mürekkepli kalemler
* Parfüm
* Çiçek, bitki, yeşillikler
* Kitap

Cem Ceminay (Radyocu)
* Kırmızı gül ve kendi el yazısıyla yazılmış bir aşk şiiri
* Artık sevgiliden çok arkadaş gibi olanlar için: Saatli maarif takvimi veya ajanda
* Dario Moreno'nun Hatıralar Hayal Oldu şarkısını içeren CD
* Üstüne kırmızı prezervatifler geçirilmiş bir kaktüs

Ayşe Ferhangil (SABAH moda yazarı)
* Konser bileti
* Çift masajı
* Kamkat ağacı
* Kalpli yüzük

Tülin Kermen (Alışveriş yazarı)
* SPA tatili
* Çikolata kaplı meyveler
* Dans dersi veya spor salonu üyeliği
* Kart yollamak

Alp Kırşan (Oyuncu)
* Küçük bir köpek
* Değerli bir mücevher
* Hobisini gerçekleştirmek

Ebru Şallı (Model, sunucu)
* Kalpli yüzük, kolye veya küpe
* Kalpli yastık çarşaf takımı
* Hobi malzemesi

Sema Şimşek (Manken)
* Çiçek
* Çocuğumuza oyuncak
* Zippo
* PlayStation oyunu

İlkim Öz (Psikolog, evlilik terapisti)
* Mektup veya şiir yazmak
* Romantik bir yemek
* Çiçek

Eyşan Özhim (Model, işkadını)
* Konser veya sinema bileti
* Sevdiği CD veya kitap
* Çikolata almak SPA ısmarlamak

Levent Üzümcü (Oyuncu)
* Hafta sonu SPA tatili
* Romantik yemek
* Yüzük Tiyatro ya da dans gösterisine bilet
Sabah

Raylarda biten aşk hikayesi

20/11/2008

Raylarda biten aşk hikayesi
Hindistan'da bir genç yazdığı aşk mektubu sebebiyle annesinin gözleri önünde trenin altına atılarak öldürülü.
Hindistan’ın doğusundaki Bihar eyaletinde, kendisinden farklı kasta mensup bir kıza aşk mektubu yazan 15 yaşındaki genç, kızın üyesi olduğu kasta mensup kişilerce başı traş edilerek sokaklarda dolaştırıldıktan sonra bir trenin altına atılarak öldürüldü.

Bihar eyaleti polis yetkilileri 15 yaşındaki Manish Kumar’ın rakip kasta mensup kişilerce okula gittiği sırada kaçırıldığını belirtti. Başı traş edilerek sokaklarda dolaştırılan gencin, oğlunun bağışlanması için yalvaran annesinin gözleri önünde bir trenin önüne atılarak öldürüldüğünü kaydeden yetkililer, gencin annesi Lalit Devi’nin çaresizlik içinde oğlunun trenin altında korkunç bir şekilde can verişini izlediğini söyledi.

Kaimur semti polis müfettişi Rajesh Kumar, alt kast olarak kabul edilen "yıkayıcı" toplumuna mensup bir kıza aşk mektubu yazan gencin biraz daha üst bir kast olarak kabul edilen "mandıracı" Yadav toplumuna mensup olduğunu belirtti.

Kastlar arasındaki aşk ilişkilerine şiddetle karşı çıkılan Hindistan’ın kırsal kuzey kesiminde, "aile onurunu kurtarmak" adına kızgın ailelerce cinayet işlenmesi olaylarına sık sık rastlanılıyor.
Bu haber toplam 951 defa okunmuştur
internethaber

mavi kıyamet- kıyamet

15/11/2008

Aşk yakar da, nereye kadar?

5/11/2008


Aşk yakar da, nereye kadar?

Tabii ki aşk yakar sayın okurlar. Bu tosun dış görünüşüme aldanmayın, ben de bir kalp taşıyorum ve nice aşk acısı çekmişliğim vardır. Hatta genel olarak reddedildiğim için, bu işte en çok ben yanmışımdır vesselam... Fakat Ihlamurlar Altında'yı gömlek yakası gibi ters-yüz ederek dizi çekilirse aşk yakmaz, gazı bitmiş çakmak gibi olur gönüller.

Haliyle de, boş sokaktan geçecek birilerini ararsınız ki, ateş isteyesiniz.
Dizi rahatsızı okur derhal fark etmiştir, Meltem Cumbul-Özcan Deniz ikilisinin yeni dizisine laf ediyorum alenen. Arkadaşım, bir kere bu ikili olmaz. Dikkat edin, her iddialı dizi en azından bir yeni yüz çıkarıp, kuvvetli oyuncuların yanında o yüzü tüketime sunuyor. İzleyici iki tüketilmiş yüzü karşısında görünce, ister istemez, "Yine mi arkadaşım ya?!" diyor ve ilk dakika golü ile dizi olaya mağlup başlıyor.
Kendi adıma, her yeni başlayan diziye görev icabı şöyle bir bakıyorum, Aşk Yakar'a da baktım tabii olarak, "Hah!" dedim, "Bir gazı kaçmış çakmak daha!"

İNSAN HEP AYNI ROLÜ OYNAR MI?
Şimdi, izlememiş olanlar için hemen belirteyim, Meltem Cumbul ile Özcan Deniz parasızlık yüzünden birbiriyle evlenemeyen iki aynı mahalleli gençtir; Özcan Deniz, tabii ki sıradan bir meslek sahibi değildir ve kick-boks tabir edilen tepişme sanatları hocası olarak bir spor salonunda vazifelidir. Bir gün salona, ayıptır söylemesi, cillop gibi Ece Sükan gelir, tepişme hocası kahramanımızla karşılıklı karakter gösterisi yaparak cilveleşirler ve biz anlarız ki Özcan Deniz iki hanım arasında kalacaktır.
Üstelik, Ece Sükan, cillop olmasının yanı sıra Porsche marka otomobil sahibi bir büyük burjuvadır...
Şimdi, arkadaşım, madem bir kast yapıyorsunuz, doğru yapın. Belli ki, yoksul oğlan -yoksul kız- devreye giren zengin manita kurgusu üzerinden diziye reyting yedirmek istiyorsunuz.
Ne var ki, kurduğunuz kast, geçkin oğlan -geçkin kız- cillop gibi zengin manita olunca, izleyicinin zihninde, daha ilk andan itibaren, "Arkadaşım ben senin yerinde olsam, bu zengin manitaya uçarak giderim, dönüp de arkama bakmam bile!" fikri yaratıyorsunuz... Hadi bunu, yani Ece Sükan sülününü bir kenara bırakalım, Meltem Cumbul-Özcan Deniz ikilisine evlenmekte güçlük çeken genç çifti oynattırmak hangi parlak zekânın ürünüdür? Özcan Deniz kaç yıl evvel orta yaşlı ağa, işadamı, vs. falan oynuyordu, şimdi mahallenin toy delikanlısı olur mu bu arkadaştan?! Meltem Cumbul konusunu ise, hanımlara karşı hep nazik olmak istediğim için hiç açmıyorum ama insan hep mi aynı rolü oynar arkadaş? Neyse efendim, ben zaten bu işlerin insanı değilim. Misal, milletin deli gibi reytinglerle beslediği Yaprak Dökümü'nü hiçbir zaman izleyemedim. Sadece fragmanlarına denk geliyorum ve, "Arkadaş biz bu kadar mı kasvetli bir millet olduk?" diye düşünüyorum. Ve bu dizi o kadar uzun sürdü ki, fragmanlarda Halil Ergün'ün sürekli zırlayan suratını görmekten hepimize fenalık geldi.
Anlaşılan, arkadaşın kulak arkası bile elden gitmiş. Normal bir insan, bu kadar kazığın üzerine her türlü ince hastalığa kapılır, giderdi. Adam turp gibi, zırlamaya devam ediyor! Anlamadım bu işi.
Halil Bey, bu arada yerel seçimler yaklaşıyor. Beyoğlu'na niyetiniz varsa, diziyi bitirip imaj düzeltme işine girme zamanıdır, belirteyim..

SABAH

Evlilik Sürecine Bilinmesi Gerekenler

14/10/2008

Evlilik Sürecine Bilinmesi Gerekenler

Evlenmeye karar verirken eş adayının anne ve babası göz önüne alınmalıdır. Çünkü onlarla iyi geçinmek evliliğin uyumunu artırır.
Karşı taraf olduğu gibi kabul edilmelidir. Aşık olan veya flörtün dalgalarında dolaşan kişiler, sevdiği kişiyi kusursuz yaratılmış olarak algılar. Sevdiğinde hata görürse, bunları önemsiz, hatta ona renk ve çekicilik katan küçük tuhaflıklar olarak yorumlar. İşte burada, duygusallıkla değil, muhakeme ile karar vererek, ileride ne ölçüde problem olacağı hesaba katılmalıdır. Davranışlarının değişeceği, kendisine uyum sağlayacağı önyargısından kaçınmak gerekir.
Bilinmelidir ki olgun bir evlilik, kendisinin ve eşinin bağımsız kişilikleri ve birbirinden ayrı benlikleri olduğunu kabul etmeye dayanır. Mutlu evlilik yapan çiftler, eşlerini oldukları gibi kabullenmişlerdir ve onlarda mükemmeli arama ve onları değiştirme çabalarının yararsızlığını anlamış insanlardır.İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine karşılık bir kalbin bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini birbirleriyle paylaşsınlar. Lezzetlerde birbirlerine ortak, gam ve kederli şeylerde de yardımcı olsunlar.

Mutlu bir evlilik için...
Evlilik öncesinde bazı belirtiler ilişkinin geleceğini gösterebilir. Evlilik, "kadınla erkeğin, birbirlerinin duygusal beklentilerini karşıladığı durum"dur.
Evlilikte sürekli olarak bir pazarlık ve alışveriş faaliyetini söz konusudur. Gençler flört döneminde doğal olmalıdır. Ancak evlilik öncesi ilişkinin gidişatına bakarak karar vermek yeterli değildir. Tanışma ve flört döneminde kadın ve erkek birbirlerinin duygusal beklentilerini hisseder ve ona göre davranırlar Evliliğin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekir. Evlilik, bizde sadece duygusal bir yapıymış gibi görünüyor. İnsanlar sadece duygusal beklentileri ile evliliği gidiyorlar. Fakat diğer boyutlarını da düşünmek gerekir. Gençler, bir ilişki niye kötü gider düşünmüyorlar. Evlilik öncesinde evliliğin kötü gideceğini belirten göstergeler de bulunur. Bu belirtilerin bazı durumlarda kötü gidişi çok net gösterebilir. Bu belirtiler:

Bireylerin kişilik yapıları: Sorunlu kişilik yapısı.
Geçmişte yaşanılanlar: Çok sorunlu aile yapısı, duygusal olarak çok hırpalanmışlık, aile içinde daha önce ayrılıkların olması, bireylerin daha önceki ilişkilerinde sürekli ayrılıkların olması, bireyin geçmişte yaşadığı travmaları aşamaması.

Tek çocuk olmak
: Çok fazla şımartılma ve beklentilerin çok fazla olması nedeniyle tek çocuk olmak da evlilik ilişkisinin geleceği açısından sorun yaratır. Tek çocuklu ailelerde çocuğa sunulanın çok fazla olması, bu çocuklara genelde duygusal anlamda çok fazla anlam yüklenilmesi nedeniyle egoları çok fazla şişirilen çocuklar olabiliyor. Evliliğin ilerleyen kısımlarında aynı ilgiyi eşinden göremezse sorun çıkabiliyor.
"Evet" demeden önce dikkat etmeniz gereken bir kaç püf noktası:

Kolay iletişim kuruyorsunuz
Eğer yaşamınızı bir erkekle geçirmeye karar vermişseniz onunla konuşabildiğinizden, hatta derin tartışmalar yapabildiğinizden emin olun. Hep aynı şeyleri konuşmak ya da hep geyik yapmak bir süre sonra sıkıcı olabilir. Birbirinize konuşmak yerine birbirinizle konuşmayı deneyin. Günün sonunda birbirinize özet bilgiler sunan diyaloglarınızı fikirlerinizi tartıştığınız konuşmalara dönüştürün. Eğer müzikten Zen budizmine kadar her konuda kafadarsanız bu duygusal anlamda da doğru yolda olduğunuzu gösterir.

Sık sık birbirinize dokunuyorsunuz
Mutsuz çiftler bile güzel bir seks hayatına sahip olabilir ancak gerçekten neşeli olanların yatak odasının dışına uzanan fiziksel bir bağlılıkları vardır. İyi bir evliliğe sahip çiftlerin (kaç yıllık evli olursa olsun) çoğunun birbirlerine seks dışında da dokunmaktan hoşlanan çiftler olduğu görülmüş. Birbirlerinin elini tutan, konuşurken kollara dokunan ve yatak odası dışında da popolarına dokunan çiftler aşk yaşamlarına uzun yıllar ekleyecek bir bağlılık yaratmış olurlar.

İkiniz de yetişkinsiniz
Her ikiniz de hayatta neler yapacağınızdan ve hayattan ne beklediğinizden emin olmadan evlenme kararı almamalısınız. Hayata dair soruların tamamının yanıtını bulamamış olabilirsiniz ancak en azından bu konuda çaba harcamanız yeteri kadar olgunlaştığınızı gösterir. Ancak bundan sonra evliliğinizin gerçek amaçlarına odaklaşabilir ve evcilik oynayan bir küçük kız durumuna düşmezsiniz.
Birbirinizin en yakın arkadaşısınız
Uzun süreli aşıklar tartışsalar bile birbirlerine büyük bir saygı duyarlar. Kavga ederken bile karşınızdaki kişinin en yakın arkadaşınız olduğunu aklınızdan çıkarmamalısınız. Hatalı olduğunu düşünseniz bile daha ılımlı davranarak tartışmanın büyümemesini sağlayabilirsiniz. Dost olmanız herzaman her şeyin süt liman olmasını gerektirmez ama en azından gergin günleri daha kolay atlatmanızı sağlar.
donusum

Asef - Yalniz Gitme

10/10/2008

Sevmek Üzerine

10/10/2008






İşte sevgi


Çoğu zaman fark edemeyiz, yanımızda ki insanın bizi ne kadar çok sevdiğini. Omzumuza yaslanmış sevgilimizle izlediğimiz filme dalıp gideriz. Yanımızda ki sevgi yumağından habersiz yaşarız çoğu zaman. Kedimizi sevmek istediğimiz zaman kucağımıza alırız, bir süre sonra otomatikleşmiş okşamamız kendiliğinden sürer. Bunu kedi bile fark edip çeker gider. Oysa bu yaşam, her anında sevgiyle ve hoşgörüyle yaşanması gereken bir yaşam. Sevildiğinizi fark edin, sevdiğinizi fark ettirin. Ama bu mecburiyetten olmasın. Dedim ya sevgi, sevgi getirir. Seven insan mutludur. Seven insan yapıcıdır, verimlidir. Seven insan insandır.

ma Valentine(Aşk)

9/10/2008

İlişkinin barometreleri nelerdir?

7/10/2008
İlişkinin barometreleri nelerdir?


Sağlıklı bir ilişkinin 6 barometresi vardır. Ego, sadakat, yolculuk, çekim. iletişim ve zevk beraberliğin olmazsa olmazlarıdır. Aşkın korkuyu kovaladığı gerçeğini hiç unutmadan, sadakatinizi ortaya koyun. Mutluluk için egonuzu da iyice törpüleyin.

Geçen gün kız arkadaşım bana bir soru sordu. Sorduğu soru aynen şuydu: "Sence bir ilişkinin barometreleri nelerdir?" Tabii ki o an cevap veremedim. Ama benden hâlâ bir cevap bekliyor. Vallahi bu kadın milleti zor. Zor olduğu da sorduğu sorudan belli. Ona ne cevap vereyim? (Efe S.)


Şimdi siz diyorsunuz ki; "Kadın milleti zor olduğu için böyle bir soru sordu!" Hayır. Bence sizin felsefe aleminden haberiniz yok. Bir erkek olarak sadece seks aleminden haberiniz var. Eğer biraz kadın milleti gibi okumaya yazmaya düşkün olsaydınız şu gerçeği görecektiniz: "Düşünen akıl sorgular!" Bence kız arkadaşınız son derece yerinde bir soru sormuş. Ama gelin görün ki; sizi gafil avlanış. Şimdi size vereceğim cevabın altına imzanızı atın ve kız arkadaşınıza bu yazıyı e-mail olarak atın. Peki, o barometreler neler mi?

ALTI MADDESİ VAR
* Ego: Bir ilişkide başarılı olmak için kör egolarınızdan kurtulmanız lazım. Sevgilinizin karşısına geçip kendinizi pohpohlayacağınıza, karşınızdaki insana methiyeler dizmek daha yararlı olacaktır. Şunu unutmayın ki, kendinizi överek bir şey ispatlayamazsınız. Sonuçta kadın sese değil, görüntüye bakar.

* Sadakat: Bir ilişkide aşk korkuyu kovar. Ama ne yazık ki aşık da, kaçan korkunun peşinden sürüklenir. Aşığı bu korkusundan kurtarmak için ona bütün benliğinizle sadık olmanız gerekir. Korkunun panzehiri sizin ortaya koyduğunuz sadakatiniz olacaktır.

* Yolculuk: Unutmayın ki, ilişki iki kişinin yolculuğudur. Bu ilişkinin rehberi de genelde erkektir. 'Aşk rehberi!' olmak için gönüllü olun. Peşinize takılıp gelen insanı boş yere gezdirip durmayın.

* Çekim: Karşınızdaki insanla bir çekim yaratın. İlişkinin ilk başlarında sizi esir alan fiziksel çekimden kurtulun, onun yanına duygusal çekimi getirip koyun. Sadece koklaşıp oynaşmak bir ilişkiyi mantarlaştırır.

* İletişim: Bir ilişkide kadınlar neden şikayetçi? Partnerlerinin kendileriyle bir iletişim kuramamalarından. Siz siz olun, devamlı hatta kalın.

* Zevk: Kafa kafaya verip ortak zevk alanları yaratın. Bol bol kahkaha atın.


Bağlılık önemli

Bir ilişkide bağlılık önemli mi? Şayet önemliyse bağlı kalmak için ne yapmak gerekiyor? (Yalçın B.)

Bence bu dünyada bir insana bağlı kalmak, işleyeceğiniz sevapların en sevabı olanıdır. Çünkü bir ilişkinin kökü bağlılığın toprağından beslenir. Toprağında bağlılık olmayan bir ilişki, içi kof bir ağaç gibidir. Hafif bir rüzgarda bile yıkılır. Bağlı kalmak için yapacağınız tek şey var, o da şu: "Dürüst olmak!"

sabah

Ölümüne Aşk VAY BE

6/10/2008

Aranızdaki sıkıntıyı giderin

3/10/2008


Aranızdaki sıkıntıyı giderin

Sevgilinizle tartıştınız ya da tartışmak üzeresiniz.. Ancak sorun şu ki birbirinizi kırmadan tartışamıyorsunuz ya da tartıştıktan sonra yeniden barışmanız zaman alıyor. Ne yapmalısınız? Çiftler neden tartışırlar? Bazen bir tartışma daha derindeki bir konunun maskesidir.

 Burada önde gelen bir ilişki uzmanı sık rastlanan kavgaların derinine iniyor. Unutmayın uzmanlar tartışmanın aranızdaki yakınlığın olmazsa olmaz parçası olduğunu belirtiyor. Bu, karşınızdaki kişiyi boşvermek yerine aranızdaki sıkıntıyı gidermeye, ortak bir yol bulmaya
çalıştığınızı gösteriyor. Tartışırken neleri yapmalı ve yapmamalı? Sevgilinize kızgınsanız ona öfke dolu bir mesaj göndermeyin. Sizin kızgın olduğunuzdan hab erdar olmayabilir. Eve geldiğinde hemen tartışmaya başlarsanız bu da hoş olmaz. Onunla tartışacağınız zamanı iyi seçmelisiniz. Eğer konuyu tartışırken ikiniz de aynı ruh halinde değilseniz hiçbir şey çözümlenemez. Asıl konuyu tespit edip tartışın. Tartışmalar genellikle yüzeydeki değil de çok daha derinlerdeki bir sıkıntıdan çıkar. Oysa bu iletişimi güçlendirmez.

Erkekler biyolojik olarak tiz kadın sesinden kaçmaya programlıdır, bu yüzden nefes alın ve sükunetinizi koruyun. Örneğin karnınıza iki derin nefes çekip ve hayatınızdaki iyi bir şeyi düşünüp sinir sisteminizi rahatlatabilirsiniz.

Eleştirilerinizi biriktirmeyin. Tartışmayı bir konu üzerinde sınırlandırın. Eleştirilerinizi çığ gibi üzerine yığmanız ikinizin de kafasını bulandırır ve asıl meseleyi gizler. Odak noktanızı korumak sorunu çözmeye ve yenilerini yaratmamaya yarar. Kendinizi tekrarlamayın. Alaycılık ve sözlü hakaretler ucuz numaralardır. Dengeli davranmak ise olgunluk gerektirir.
Erkekler saygı gördüklerini hissettiklerinde olumlu olurlar. Tartışmayı yönetemeyeceğinizi hissediyorsanız "Konuşmak için çok sinirliyim. Bunu ...(istediğiniz saatte) tekrar konuşsak olur mu?" deyin. Unutumayın tüm anlaşmazlıklar hemen bir oturuşta halledilebilir diye bir şey yok.
Kızgın olduğunuzda rakibinizin diz çöküp yenilgiyi kabul etmesini isteyebilirsiniz. Oysa "Üzgünüm" dediyse bunu samimi kabul edin ve ondan 'doğru dürüst' özür dilemesini beklemeyin.
Hayat devam ediyor. Duymak istediğiniz şeyi (bir özür, daha iyi olmayı deneyeceğine dair bir söz, niye öyle olduğuna dair bir açıklama, vs.) duyduğunuz zaman, o noktadan sonrası biraz bencillik olur.
Yüksek sesle dillendirin. Bir tür değişiklik üzerinde anlaşmaya vardığınızda detayları dile getirin ki ikiniz de beklentilerinizin ne olduğundan emin olun.
Barışma sonrası nelere dikkat etmelisiniz?

Hayata devam etmeden önce, sizin için konunun kapandığını söyleyin ve onun için de aynı olup olmadığını sorun. Böyle yapmanız onun da görüşüne de saygı duyduğunuzu gösterir.
Tartışmadan sonra konuyla ilgili espriler yapmayın. Hele başkalarının önünde hiç atıfta bulunmayın.
Bu kendini koruma içgüdüsünü artırır.
Tartışmayı bitirdiyseniz tekrar bu konuda birşey söylemeyin. Bu tartışmaları sonlandıramadığınızı düşünmesine neden olabilir.
Zor bir tartışmanın ardından erkek arkadaşınızın sevdiğiniz yanlarını düşünün. Tartışıp konuştuktan sonra rahatladığınızı ve hala onu sevdiğinizi sözle ya da mesajla gösterin. Emin olun o da size böyle söyleyecektir.
Tartışma sonrasında içten bir sarılma veya okşama aranızda sorun olmadığını daha iyi anlatabilir. Bu "sana kızgınım ama yine de seni seviyorum" anlamına gelir.

.kadinca.

Aşk nedir?

3/10/2008

Birine gerçekten aşık olup olmadığımızı nasıl anlayabiliriz?

3/10/2008

200.000 download yapan sİİr

24/9/2008

harika şiirharika şiir

24/9/2008
İlgili aramalar: müzik - harika şiir -  duygusal -  Şİİr -  harİka

sevda-annem gibi

24/9/2008
İlgili aramalar: müzik - sevda-annem gibi -  sevda- -  annem -  gibi

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?

23/9/2008

Bitanem 


Dalga ile kıyının aşkını bilir misin? 
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga, 
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya. 
Dalga seven, kıyı sevilendir. 
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga 
Ve döner hep geriye 
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya 
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca 
İşte, ben de seni böyle severim bitanem. 

Bitanem, 
Bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini? 
Bilirler görünmeyeceklerini... 
Sevilmeyeceklerini... 
Koklanmayacaklarını... 
Okşanmayacaklarını... 
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle. 
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını 
İşte, ben de seni böyle beklerim bitanem 

Bitanem, 
Ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin? 
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için 
Öyle zorludur ki ayrılmaları 
Verir meyvesini ağaç 
Meyve tohum olur, tohum kök olur 
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden 
İşte ben de böyle bitanem; 

YOK OLMAYI GÖZE ALDIM 
TEKRAR SENDE DOĞMAK İÇİN... 

Levent Akçay

Aşk Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Doğru

22/9/2008

Aşk Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Doğru

Hayatın her alanında olduğu gibi aşk konusunda da hazırlıklı olmakta fayda var. Bu yazıda okuyacağınız bazı gerçekler sevgilinizle uyum içinde bir ilişki yaşamanıza yardımcı olacak.

Bir ilişkiyi yönlendirmek çoğu zaman GPS sistemi olmadan araba kullanmaya benzer; şaşırtıcı, can sıkıcı ve hatta korkutucu olabilir. Aşk hayatınızdaki gizemi tamamen yok etmeden, ilişkinizde neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenerek oluşabilecek sorunlardan olabildiğince kaçınmış olacaksınız. Uzmanlar son günlerin flört trendlerini inceleyerek sizlere rehberlik etmesi için bir takım ilişki kuralları geliştirdi. Bu noktalardan yola çıkarak ilişkinizin sağlam mı yoksa kaygan bir zeminde mi olduğunu tespit edebilirsiniz.

1. Birbirinizden ayrı geçirdiğiniz zamanlar ilişkinizi güçlendirir.
Tabii ki birlikte zaman geçirmek çok önemli. Ancak uzmanlara göre bir o kadar da ayrı vakit geçirmeniz gerekiyor. İlişki uzmanı Jennifer Oikle, ayrı geçirdiğiniz zaman içerisinde, birbirinizle paylaşabileceğiniz yeni fikirler, hikayeler ve düşünceler üretebileceğinizi belirtiyor. Üstelik bu ayrılığın faydaları birden fazla olabilir. All the Good Ones Aren't Taken (Tüm İyi Erkekler Kapılmadı) kitabının yazarlarından biri olan Debbie Magids, sevgilinizle zaman geçirdiğinizde aslında o an onu düşünmek için vakit harcamadığınızı söylüyor. Öte yandan uzakta olduğunuz anlarda erkek arkadaşınızı gerçekten düşünür ve ona özlem duyarsınız. Onunla beraber olabilmek için gün sayarsınız.

2. İçinizde bir şeylerin kötü gittiğine dair bir his varsa o his muhtemelen doğrudur.
Kadınlarda, kadın olmanın doğasından kaynaklanan bir önsezi bulunur. Böylelikle, duygusal seviyede yaşanan herhangi bir uzaklaşmayı aniden fark edebilirler. Eğer normalde çok şüpheci ve kendine güvensiz bir insan değilseniz, o zaman içgüdülerinize güvenmelisiniz. Örneğin, erkek arkadaşınız kendi çapında bir iletişim uzmanıysa, yani size sürekli telefon ediyor, e-postalar ve Facebook mesajları gönderiyorsa, durup dururken bir anda ortalıktan kaybolması hayra alamet sayılmaz. Elbette iki veya üç gün erkek arkadaşınızdan haber alamamanız dünyanın sonu değil. Ancak günümüzde iletişimin çok basit ve pratik bir şey haline geldiğini düşünürsek, bu, onun son zamanlarda sizinle pek ilgilenmediğini göstermeye yeter de artar.
Oikle, erkeğin, ilişkiyi bitirmek istediğinde, kendisini kız arkadaşından uzaklaştırdığını söylüyor. Yani, sizi eskisi kadar çok aramaz, mesajlarınıza veya e-postalarınıza daha geç cevap verir ya da sizinle buluşamayacak kadar meşgul olur. The Complete Idiot's Guide to Intimacy (Yakınlaşma Rehberi) isimli kitabın yazarı Paul Coleman'a göre, bir erkek sizinle ilgileniyorsa hiçbir zaman çok meşgul olamaz.
Bu durum devam ederse, onu suçlayan bir tavır sergilemeden, erkek arkadaşınızla sizi rahatsız eden davranışları konusunda konuşun. Örneğin ona, "Beni bir süredir aramadın. Kafanda ilişkimizle ilgili soru işaretleri mi var acaba?" diyebilirsiniz. Buna rağmen size net bir cevap veremiyorsa, açıkça söyleyelim, aslında net cevabınız önünüzde.

DEVAMI COSMOPOLITAN'IN EYLÜL SAYISINDA

Yüreğini Sevgiye Ayarla

18/9/2008



Yüreğini Sevgiye Ayarla

Sevgi asıl söylemedende anlaşılabilendir. İnsanın derinlerinden gelen bir sestir. Sevgi erdemdir, kutsal bir değerdir. Eğer gerçekten seviyorsa biri ve bu eylemde haklı buluyorsa kendini, sevmenin elbet bir bedeli, çilesi de olacaktır. Seven insan haklı olarak sevgisini bir madalya gibi göğsünde taşımanın gururunu da yaşayacaktır.

Sevgi benim için önleyemiyeceğim ve her gün biraz daha büyüyen bir tutkudur. Bana göre doğanın gerçek, kökü hiç bir zaman sökülüp atılamıyacak tek yasasıdır. Bütün yaratıcılıklarda aşk vardır. Her şeye rağmen nasıl ki, insan umutsuz yaşayamıyorsa ve yüreğinde bir umut taşıma zorunluluğu duyuyorsa. Bence insan sevgisizde yaşayamaz, sevgiyi de yüreğinde taşımak zorundadır.

Sevgidir insanı insan kılan, ululuyan, insanı insanlığı da mutlu, onurlu, erdemli kılan. İnsan sevmeden yaşayabilir mi? doğayı, toprağı, suyu, havayı en önemlisi de insanı sevmeden nasıl yaşar..İnsanla beraber sevgi de var olmadı mı yeryüzünde? Bu anlamda sevgi ve sevginin kökeni en az insanınki kadar eski değil midir?.

İnsanoğlunun sahip olduğu sevgi duygusu bütün zenginliklerin üstündedir. İnsanın, insan olduğunun doğal bir tezahürüdür. Sevginin olmadığı yerde iyi ve güzel olan hiç bir şey yaşayamaz... Onun içindir ki, zamanın içinde ne geçmişi silik bir ayna gibi durmalıyız, ne de duygularımızı yüzeyselliğin gergefine kurban etmeliyiz. Bu nedenledirki, sevgiyi yüzeysel ucuz değerler kavramıyla sınırlayamayız. Sevgi duygusu bütün zamanların derinliğini içinde barındıran, insanın iç değerlerinin derinliğiyle ilintilidir.

Diğer anlamda bilgi yada alışkanlıklar, sonradan edinilmiş tarihsel bir arka plana sahip olabilirler. Ne kadar da yeni olurlarsa olsunlar, bizden önce yaşamış olanlar üzerinden geçerek bize ulaşan bir yanı vardır elbette.

Bütün bilgiler alışkanlıklar davranışlar kolektiftir. herkese ait bir yanı vardır. Bilgi, duygu ancak harcadığımız zaman sahip olabileceğimiz şeydir. Bu sadece onu söylemekle değil, onu aynı zamanda eylemsel olarak da gerçekleştirebildiğimiz zaman anlam kazanır. Kendimize sakladığımız bilginin, duygunun kime ne faydası olabilir. Bir insan sevgisini, saygısını davranışlarıylada karşı tarafa yansıtırsa ancak bu o zaman gerçeklilik kazanır. İşte bu zihince düşündüğünü pratikte yapma eylemidir.

Tabi ki, her düşündüğümüzü söylemek ve söylediğimizi yapmak çok kolay da değil. Ama bizim sevgi dediğimiz budur. Eğer insanın evrensel ve insani boyutu olan sevgi, saygı yaşamla insan davranışında bir yeri yoksa bir aldatmacadır. Sadece dilde kalır. eylemde gerçekleşemez. Bu demektir ki, biz birey yada toplum olarak eğer sevginin düşüncesini, sözü ve eylemini bir arada gerçekleştiremezsek, toplum yada birey olarak sevgi, saygı, hoşgörüde fazla ileri gitme şansımız yoktur.

Sevginin gücü olmadan hayat yolunda yolumuzu bulabilir miyiz?
Aklımızı başımızda alsa da sevgi aynı zamanda yol gösterir ve de korur bizi.
Sevgi, sevdiğimiz kimselerden uzak kaldığımızda büyülü bir çığ gibi önümüzdeki yolu dümdüz eder; Kuralları, engelleri, uzakları, ayrılıkları dümdüz edip çıkmazlara, çilelere, korkulara, kuşkulara sabırla ve inatla dayanmamızı sağlar.

O sevgi ki, gücü olmadan dizimizde derman, halimizde aman kalmaz.. O sevginin gücü olmadan sıkıntı denizlerinde rüzgarsız kalmış tekneler gibi oluruz denizlerin ortasında...


Nuri CAN

Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde

18/9/2008

Sevgili gençler!

Bugün sizden bir şey isteyeceğim.Sakın kimseye ''Seni seviyorum'' demeyin.Lütfen. Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun yerine. Duygularınıza daha denk düşen bir şey... Benim aklıma gelmiyor ama siz bulursunuz.. Ne de olsa sizin duygularınız...Hayır, içini dolduracaksanız ''Seni seviyorum''un, bir diyeceğim yok.Ama umudum da yok.''Seni seviyorum'' öyle ''Kendine iyi bak'' gibi bir söz değildir.Laf olsun diye söylenen...Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde hakkını vereceksiniz.Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım. Yani öyle dokununca geçiverecek arzularla falan karıştırmayacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o biri en az tuttuğunuz takım kadar önemli olacak hayatınızda.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz onu daha çok görmek uğruna.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka şeyler kadar.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ''Sevgilimsin'' de demiş olduğunuzu bileceksin


Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, onu özleyecek, düşünecek, merak
edeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, onun gözü telefon da (evet, cep telefonu çıktığından beri kulak değil gözler telefonda) aramanızı beklediğini unutmayacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler almayı ihmal etmeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz varsa, yazacaksınız da.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, şarkıdaki gibi, ellerinizde çiçeklerle kapısında bekleyeceksiniz.Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceğinizden emin olacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, aynı zamanda ''Free takılalım'' da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o aşktan söz ederken siz ''Ben almayayım, alana da mani olmayayım'' demeyeceksiniz.

Nasıl?Çok mu zor?Fazla mı zahmetli?İnsanın birini sevip sevmediği tam da böyle belli oluyor arkadaşlar. Sevmeyince ''iş'' gibi geliyor bütün bu saydıklarım. O zaman ''Seni seviyorum'' demeyeceksiniz. Bu kadar basit. Bir gün farkında olmadan bütün bunları yapıyor olduğunuzu görünceye kadar.Şimdi ''Ne var bunda? Keşke herkes birbirine bolca 'Seni seviyorum' dese' diye düşünenler olacaktır. İyi. O zaman birbirini gerçekten sevenler yeni bir söz bulsunlar söyleyecek. ''Seni seviyorum'' orta malı olsun. Zaten oldu olacağı kadar.
--
Paylaşılan bir sevinç iki kat olur, paylaşılan bir acı yarıya iner.

RESİMLİ ŞİİRLER-2

17/9/2008
Resimli Şiir 3 

sondilek.jpg

 

ozlem001.gif

 

sevgililer_ekart_20.jpg

 

ozledim1.gif

SEN *S*ENİ DÜŞÜN KİMSEYİ DÜŞÜNME..SEN *S*ANA GÜVEN KİMSEYE GÜVENME..SEN *S*ENİ SEV KİMSEYİ SEVME...SEN *S*LERİ *B* YAP KİMSEYE SÖLEME..:)

SEVGİNİ BİR YILDIZA BAĞLA HERGECE ÇIĞLIKLAR ATSIN...ONU GÜN IŞIĞINDA SAKLA SAKLAKİ KİMSENİN GÖZÜ KALMASIN..SEVİLDİĞİNİ HATIRLA YÜREĞİN ACIMASIN...

ILIK BİR RÜZGAR ESTİ..NEREDEN GELDĞİNİ BİLMİYORUM..NEREYE GİDİYOSUN DEDİM.ÖZLENEN HERŞEYE DEDİ..AKLIMA SEN GELDİN ÇÜNKÜ ÖZLENEN BİTEK SENDİN.EĞER İNSANLARA BOŞ ELİMİ UZATIP BİŞEY ALAMASSAM ÇOK ÜZÜCÜ AMA ASIL ÜMİTSİZ OLAN DOLU ELİMİ UZATIP KABUL EDECEK KİMSEYİ BULAMAMDIR...HİÇ YÜZ VERMEDİM GÜNEŞE BUGÜN.ADINI ZIPKINLA KAZDIM GÖĞÜN EN YÜKSEK YERİNE.BİRDE SENİ SEVİYORUMMM DİYE BAĞIRDIM DUYDUNMU..HAYALİN HAFIZAMDAN SİLİNENE KADAR..IZDIRABIN SAÇLARIM DÖKÜLENE KADAR,,AĞLAMAKTAN GÖZLERİM KÖR OLANA KADAR SENİ HEP SEVECEĞİM...SEN HİÇ BUĞULANMIŞ CAMA SENİ SEVİYORUM YAZIP,HARFLERİN ARASINDAN DIŞARIDAKİ KARTANELERİNİ İZLİYEREK SEVDİĞİNİ HAYAL ETTİN Mİ?SENİ NE YAĞMURLAR NE SELLER KOPARABİLİR KALBİMDEN,,NEDE DELİ GİBİ ESEN FIRTINA...ÇÜNKÜ BİR AĞACIN KÖK SALMASI GİBİ BAĞLANDIM SANA.KULAKLARIM SESSİZLİĞE ..GÖZLERİM SENSİZLİĞE,GÖNLÜM KATLANIRSA DERDE...ANLAMI YOK YAŞAMANIN..NEFES ALMAK BOŞUNA SENİN OLMADIĞIN YERDE..BULUTLARIN GÖZYAŞLARI PENCERENE VURURKEN DÜŞLERE DALDIĞIN Bİ GECEDE..HANGİ HAYALLER SANA UYUMAYI UNUTTURUYOSA GELECEK SANA ONLARI YAŞATSIN...İÇİNDE ÖYLE Bİ UMUT TAŞIKİ ONU SENDEN KİMSE ALAMASIN.GÖZLERİN HEP GÜLSÜN MUTLULUĞU HEP SENDE ARASINLAR.AMA ONU KALBİNE ÖYLE SAKLAKİİ GERÇEK İSTİYEN BULSUN....

RESİMLİ ŞİİRLER

17/9/2008

Anılarda Bir Hayal Olmak

17/9/2008


Anılarda Bir Hayal Olmak

Anılarda bir hayal olmak
Birkaç damla mutluluktan sonra
Büyük bir hüzne dalmak
Kaldırılmak yüreğinde tozlu raflara

Rüyalar kısa sürermiş
Kâbuslarsa hiç bitmez
Ne yapayım garipler az gülermiş
Yine gark olmak varmış yalnızlıklara

Üzülme ben çekerim bu elemi
Bir katre daha arttırır ancak ömür çilemi
Durma sen de artık kır şu kalemi
Gömülsün tebessümlerim parmaklıklara

Ağlayın gözlerim ağlayın vakit ikindi
Dökülsün yüreğimden acı dolu damlalar
Ağlayın gözlerim ağlayın bu hüzün size indi
Ayrılıklar yüklendi sanki tüm 19 ocaklara

İşte gidiyorum ne adım kalır artık ne de sanım
İşte gidiyorum ama eksik kaldı bir yanım
Yer gök inlesin duyulsun her yandan inkisarım
Bunlar son feryatlarım işte gidiyorum ıssızlıklara
.

Faruk Onmaz  |

YER BULUTLARIN ÜSTÜ OLUR

17/9/2008


AŞK; HİÇBİR ŞEYE ALDIRMAMAKTIR..

ONUN YANINDAYKEN BİR BAKARSINIZ

YER BULUTLARIN ÜSTÜ OLUR ..





AŞK; SAHİPLENMEKTİR..
ONA YALNIZLIĞI HİSSETTİRMEMEKTİR..




AŞK; UTANMAMAKTIR..

DİLEDİĞİNCE BAĞIRMAKTIR.. KARŞILIKLIDIR




AŞK MEÇHUL BİR ZAMANDA

MEÇCUL BİR YERDE MEÇHUL BİR AN'DADIR..



AŞK; BAZEN MASUMİYET..



BAZENDE UTANGAÇ..


AMA EN GÜZELİDİR AŞK .. DOYASIYA

YAŞAMAKTIR..

ELİNDEN GELDİĞİNCE BİRŞEYLER

YAPABİLMEKTİR..

KORUMAKTIR VE DE SEVMEKTİR.. KISKANÇLIKTIR

BAZEN..



FAKAT ; AŞK MUTLULUKTUR..

Gecenin Bilmem Kaçıncı Dilimi..

17/9/2008

Ne Çok Ve İmkansız..



Gecenin Bilmem Kaçıncı Dilimi..
Dışarıda İçine Çektiğinde Adeta Çiğerleri Donduracak Bir Soğuk..
Ve Ben Uykusu Kaçmış Kelimelerimi Bir Arada Tutmanın Teleşındayım..

Gece... İşil İşil Gökyüzü... Önce Her Yildiza Senin Adini Verdim...
Yetmedi... Hiçbiri Senin Görmediğim Gözlerin Gibi Değildi...
Ben Yalniz Senin Gözlerini Yildiz Bildim...
Herkes Altinda Sarhoş Olacaği Yildizlari Araken...
Ben Senin Görmediğim Gözlerinde Bitirdim İçki Kadehlerini...

Herşey Siyah-Beyazken...
Ben Mavi Bir Düşte Gizlendim...
Konuk Oldum Uykularina...
Gördüğüm Her Rüyanin İçindeydin...
Gördüğün Deniz Miydi...
Ben O Denizin Martisiydim...

Bir Ormanda Mi Yürüyordun...
En Ulu Ağaciydim...
Sonsuz Hasret Ateşiydim Ben Her Gece Kapinda Yanan...
Sen Bile Söndüremezdin Beni...
Çünkü... Hasretim Sen Varkende Dinmeyenindendi...



Kolaydi Sevmeler Ben İmkansizi Seçtim...
Ne Kadar Yakinsan O Kadar Uzaktin Bana...
Elimi Uzatsam Tutabilirdim Ama Bir O Kadar Da Ulaşilmazdin...

Kaçanlardan Değildim Ben...
Kaçamadim...

Ne Zaman Vazgeçmeye Kalksam...
Yüreğim O Kocaman Haliyle Dikildi Karşima...
Ben Yüreğimin Sesini Dinledim... Ve Yüreğim Aslinda Sendin...

Her Sözcüğe Denedim Seni Anlatmak İçin...
Her Sözcüğün Üzerinde Durup Bin Kere Düşündüm...
Ya Onlar Anlatamadi Seni Ya Sen Onlara Yetmedin...



Ben Ki Konuşmayi Bu Kadar Seven... Böylesine Laf Cambazi ...
Bir Tek Seni Tarif Edemedim...

Sözcükler Yetmedi Ya...
Renklere Sarildim Bende...
Bir Tek Mavi Anlatti Seni...
Maviye Yakişan Yalniz
Sendin...

Ne Kendimi Sakladim Nede Sözlerimi... Duygularim İçtendi...
Seni Kendimi Sever Gibi Sevdim...

Tutkuyla Bağliydim Sana Ama Sevdam Senin Tutsağin Değildi...
Ben Özgürlüğüme Düşkündüm...
Ve Özgürlüğüm Sendin...

Dinle Ey Yar.........
Sana Bağimli Olmadan Büyüttüm
Ben Bu Sevdayi İçimde...
Sen Olsanda Büyümeye Devam Edecek Olmasanda...

Sevmişim Bir Kere Seni Kurtuluşun Yok...Seni Özlemeyi En Çok Ben Bilirim...
Hiç Yakinmadim Seni Özlemekten...

Üstelik... Kavuşmama İhtimali...
İşlenmemiş Bir Taş Gibi Önümde Dikilip Dururken...

Sana Dokunamamak Yüreğimi Böylesine Acitirken...Yinede Bil Ey Yar.........




Ki Yüreğimi Kanatan Bu Aciya İnat Dokunmadan Tenine Saatlerce Sevişebilirim Seninle.........

Seni Göremeyen Gözlere İnat,Seni Hissedemeyen Ellere İnat,Seni Bir Türlü Bana Getirmeyen Zamana İnat,Seni Sevmekten Vazgeçmeyeceğim...


Ahh Yar
Ahh Hasretim
Sustum Çığlıklarımı Geceye Asıp
Sustum Avaz Avaz Yokluğuna.........

Ahh Yar
Ahh Güneşim
Koştum Adını Dilime Dolayıp
Koştum Düşe Kalka Varlığına .........

Yüreğimin Kalemiyle Yazıyorum Bu Paragrafı; Gözlerini Yumarak Oku.. Biz Hep Yumduğumuz Gözlerle Görmedik mi Birbirimizi..

Biz Hep Gözlerimiz Kapalı Dokunmadık mı Birbirimize..

Biz Hep Gözlerimiz Kapalı Sevmedik mi Sevişmedik mi..


Seni Umutsuzca, Beklentisizce, Hayallerce Sevdim Uzağından...

...Beklentisiz Beklentilerim Yine Kocaman...

...Engel Tanımayan Nüksetmelerin......Karşılıksız Sevdigim Gibi...

..Olmuyor ...Olmuyor... Sen Den Gidilmiyor...

...Zaman Yine Aldı Başını Geçip Gidiyor...Tutmak Ne Mümkün...

...Son Bir İstek Dürtüp Duruyor Tüm Bastırmışlıklarımı...

...Sadece Benim Olacak Bir 24 Saat...

...İçinde Senin Olacağın...Ve Her Salisesine Kadar...

...Parçalanarak Tüketeceğim Bir 24 Saat...

...Hiç Konuşmadan...

...Gözlerimi Kapatıp...

...Sadece Varlığını Hissetmek İstediğim...

...Nefesini Duymak...

...Kokunu Almak İstediğim...

...Parmaklarımla Saçlarından Ayak Parmaklarına Kadar...

...Sana Sadece Dokunabileceğim...

...Şu Başı Belli Sonu Belirsiz Yaşamdan Çalınmış Bir 24 Saat...

...Son Dileğim...

...Yine "Ne Çok" Ve "İmkansızı" İstemekteyim...
ALINTI

Sığmıyor sevgim,

17/9/2008



Sığmıyor sevgim,
Yetmiyor kalbim...
Haykırmak istiyorum dünyaya.
Dağlara kazımak istiyorum adını.
Yıldızlara sesimi duyurmak,
Okyanuslarda ses getirmek istiyorum.

Sığmıyor sevgim,
Taşıyor, taşıyor...
Her uzvum; "sen" diye atıyor.
Daha da fazla sen için;
Seviyorum, seviyorum, seviyorum...
Bana yer kalmadı bende.

Gülüşün oldu gülüşüm,
Yürüyüşün, bakışın, soluşun...
Kısacası ben, sen oldum.
Kendimi sende buldum.
Ve oracıkta bıraktım emanetimi,
Geri almaya da hiç niyetim yok gibi.

Şimdi gözden ıraklardayız.
Ayrı diyarlarda yaşıyoruz.
Ayrıyız, ama aynıyız...
Ayrı bedenlerde, aynı kaderi,
Ayrı bedenlerde, aynı kalbi taşıyoruz...

alıntı

ÖMRÜMÜN VİRGÜLÜ...

17/9/2008



kış geliyor
bir daha da açmaz güller
tekil mutlulukların
çoğul yalnızlıklarıdır elde kalan
borç harç mutlulukla ne yaşanırsa
o kadar yaşadık








ey ömrümün virgülü
böyle mi bitecektik ha
sen gittin





türkülere sığmaz oldum
dışım içime dar
yelkensizim
rüzgarlara çıktım
kıyılara vurdum






caddeler yuttu beni
ve başıboş hüzün sokağında
"yüreğime söylediğim en doğru yalan oldun"
başıboş sonu boş






kar yağıyor
bir daha da açmaz güller
acıların darağacında
gözyaşımı vurdular
içimin seyir defterinden
adını çaldılar

şimdi ört kapılarımı
dönüşlere biletsiz kalayım
varsın geride kalsın
kederli gözlerin kar yanığı saçların
varsın yitirsin tılsımını hayat

"KAR YAĞIYOR
BİR DAHA DA AÇMAZ GÜLLER"
Kahraman Tazeoğlu
« Önceki :: Sonraki »


Blogcu ile yapıldı