" »-(¯`v´¯)-»DİLEGİMSEN SAYFAMA HOŞGELDİNİZ»-(¯`v´¯)-» - Blogcu




bu şarkı diline dolanacak

24/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

İlgili aramalar: müzik - bu şarkı diline dolanacak -  şarkı -   hip hop -   rap -   komik -   fuat -   fuat ergin -   benzin -   bir litre benzinim olsa

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Kimseyi Senin Gibi Sevmeyeceğim!

24/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

 Kimseyi Sevmeyeceğim!

Senden sonra hiçbir şey eskisi gibi değil. Gittiğinden beri sızlıyor kalbim. Ne çok gözyaşı varmış meğer insanın vücudunda, şaşırıyorum. Ağladıkça büyüyor hasret, sensizliğe direnmek zor.

Bir Daha Kimseyi Sevmeyeceğim!

Bir Daha Kimseyi Sevmeyeceğim!

Çalıntı bir anıya tutunuyorum akşamları, zehirli bir aşkın içinden ne kaldıysa, hepsi o! Bunaldığımda kendimi yollara vuruyorum. Kayboluyorum bilmediğim sokaklarda, üstüme yağmur yağıyor. Yüzümde, elinden oyuncağı alınmış bir çocuk edası, dilimde hasret türküleriyle geziyorum gün ağarıncaya kadar.

Yaşamın amacını sorguluyorum. Aşkın gerçekliğini ve kimin, kimlerin daha çok kanatabildiğini düşünüyorum. Sevdanın da çürümüş bir yanı olmalı, yoksa sevdiğini kimsesizliğe itebilecek kadar vurdumduymaz olamaz insanlar, olmamalı!

Sesini duymak istiyorum. Elim hep telefona gidiyor ama ya cevap vermezsen? Beni bırakmandan daha büyük bir uçurum olur yok sayılmak. Dayanamam diye aramıyorum. Zaten ne diyeceğimi de bilmiyorum. Sorum çok ama hiçbirini soracak cesaretim yok. Kadere de yükleyebilirim bu ilişkinin suçunu ama nafile bir son çırpınıştan öteye gitmez, biliyorum.

Teslimiyet ne kötüdür ve neden böylesine başkasının ellerine bırakır ki insan yüreğini? Aşk acısı dediğin, aslında bedel midir? Öyleyse, benim de acı çektirdiğim birileri olmalı geçmişte ama hatırlamıyorum. Belki de gelecekte yaşanacakların bedelini peşin ödüyorumdur. Kırılmayı öğrenmiş bir gönül, başkasını hırçınlıkla yıkabilir mi?

Gelecek diyorum kendi kendime, bir gelecek yok ki! Bir daha kimseyi böyle sevmeyeceğim. Kurtarılacak bir ruhum yok artık. Sevmek birini kurtarmaktır oysa, en kötü ihtimalle kendini sakınırsın. Hissettiğim çaresizliğe bile öfke duyuyorum. Bu kadar aciz olmaya dayanamıyorum. Yine de sanki ellerim, kalbim bağlı; ne yapsam sensizlikten kaçamıyorum.

Sokakta insanlar dolaşıyor, milyonlarca insan ama ben gidip seni seçiyorum. Neden? Ah! Bu sorunun yanıtı yok, içimde de buna cevap verecek bir ses yok. Yine sessizlik! Evimde oturmuş tek başıma, yaşadığımız her şeye bir anlam yüklemeye çalışıyorum. Sadece değerli kılmak için, geriye dönüp baktığımda sorgulamadan gülümsemek için bütün çabam.

Merak ediyorum, seni de terk edenler olmuş muydu bir gece yarısı? Hiç ağlamış mıydın? Yalnızlığınla yüzleşerek kahretmiş miydin? Sen de bir daha sevmeyeceğine yemin etmiş miydin? Acaba beni o yüzden mi sevemedin?

msn

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

İlk Görüşte Aşk Var mı?

24/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

İlk Görüşte Aşk Var mı?

Aşkın tanımı gibi, aşkın çeşitleri de her zaman tartışılmıştır. İlk görüşte aşka inananlar, çoğunlukla bu deneyimi yaşayanlardan oluşur. İtiraz edenler ise, hiç şahit olmamışlardır. Peki, hangisi doğrudur? İlk görüşte aşk var mıdır?

İlk Görüşte Aşk Var mıdır?

İlk Görüşte Aşk Var mıdır?

Karşılaştığımız an, birisinden hoşlanıp hoşlanmadığımızı belirleyen çok fazla etken olduğunu düşünüyorum. Mesela, evde hasta yatıyorum, rengim atmış, saçım başım dağınık, üstümde muhtemelen kalın bir pijama, silinmekten kızarmış burnum ve içine çökmüş gözlerimle, ne kadar güzel görünebilirim? Ben öyle salya sümük yatarken kapı çalınsa ve yan komşuyu arayan, güzel giyimli, yakışıklı, uzun boylu bir adam kapıda duruyor olsa, aramızda ilk aşkın yaşanması mümkün müdür?

Durumu tersine çevirelim. Akşam bir davete gitmek üzere hazırlanmışım. Elbisem, saçım, makyajım, ayakkabılarım, her şeyim tamam, kapıdan çıkmak üzereyken, aynı adam kapıyı çalarsa, ilk görüşte aşık olma ihtimali kaça yükselir?

Bu örnekten hareketle söyleyebilirim ki, ilk görüşte aşkın belirleyicileri var. Görüntü, kıyafet, güzellik, koku, beden dili, davranış biçimleri, bütün görsel faktörler bu konuda önemli rol oynuyor. Bunları yazarken aklıma başka bir soru geldi. İlk görüşte aşık olabilmenin bir süresi var mıdır? Bazı makaleler, bilimsel araştırmalara dayanarak, ilk gördüğümüz andaki 3 saniyenin, karar verme süremiz olduğunu söylüyor. Yani, ilk 3 saniyede ona ya aşık oluyoruz ya da olmuyoruz.

Daha önce yaşadığım bir olayı size aktarayım. Arkadaşımın doğum günü davetindeyim. Kalabalık bir grupla beraber masada oturmuş sohbet ediyorum. Kapıdan bir adam girdi içeri, ben elektrik çarpmış gibi titredim. Kalbim hızla atmaya başladı. Midem kasıldı. Aklımdan geçenleri ise burada anlatmasam daha iyi olur. Nadiren karşılaşılabilecek yakışıklılık ve karizmaya sahipti. Seksi, bakımlı, güzel giyimli ve hoş bir erkekti. Herkesle tokalaşıp öpüşüyor, ayaküstü sohbet ediyordu. Benim yanıma ulaşması ortalama on beş dakikayı buldu. Yanıma geldi, elini uzattı. Onu seyrettiğim süre boyunca, dışarıdan bakan birinin hakkımda ne düşüneceğini tahmin etmek istemiyorum. Kim bilir ne haldeydim? Neyse, adam yanıma yaklaştı, elini uzattı. Adını söyledi, ben de kendi ismimi söyledim. Tanıştığına memnun olduğunu anlatan bir cümleyle başlayan diyalog, adamın gözümdeki bütün imajını yerle bir etti. Hani bazı insanlarla karşılaşır ve çok hoş bulursunuz. Ancak konuşmaya başladığı anda, bütün güzelliği kaybolur ya, işte ben de aynı şeyi yaşadım. Sanki balon patladı. O ana kadar vücudumun, aklımın ve kalbimin verdiği bütün tepkiler, hiç yaşanmamış gibi yok oldular. Bu durumda ilk görüşte aşkın süresi olmadığına kanaat getiriyorum. Sihir bozulana kadar devam eden şeye, biz ilk görüşte aşk diyoruz.

Bana kalırsa, yaşanılan ilk görüş hislerinin genel adı, çekimdir. Gözün gördüğü an oluşan çekim, eğer doğru kişiye denk gelmişse, ilişki halini aldığında aşka dönüşebiliyor. Aynı şekilde hissedip, o kişiyle bir daha hiç karşılaşmayanların içinde sürekli kalan duygu ise, platoniklik oluyor. Belki de birlikte olmaya başlasalar, ikinci gün ayrılacaklar. Ancak bunu tecrübe etmeden, sadece gözümüzü boyayan büyüye aldanıyoruz. Bence ilk görüşte aşk, renkli bir halüsinasyondur. Güzel tarafı ise, rüyalar ve hayaller gibi, gerçeğe dönüşebilme ihtimali olmasıdır.

msn

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Tek kelime sana son sözüm -Unut gitsin herşeyi-

21/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ


şiir slayt
by chucky8686

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

yanar pendik şiir yeni

20/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

İlgili aramalar: müzik - yanar pendik şiir yeni -  yanar -   pendik -  şiir -   yenii

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

sadakat testi başarılı oldu :)

19/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

İlgili aramalar: komik - sadakat testi başarılı oldu :)) -  sadakat -  testi -  başarılı -  oldu

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

ezel dizisinin en güzel sahnesi

15/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

İlgili aramalar: tv - ezel dizisinin en güzel sahnesi -  ezel -  tvİ -  dİzİ

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

sevince

13/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

İlgili aramalar: amatör - aşk İşte.. -  capkin -  ask -  asiklar -  romantik

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Mustafa Sandal - Neredesin ?

11/10/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Aşkın Bilimsel Yönü!

24/9/2009 · Kategori: AŞK VE SEVGİ

Aşkın Bilimsel Yönü!

Aşkın fizyolojik gerçeği, bizim düşündüğümüz kadar romantik bir açıklamaya sahip değil. Bilim dünyası aşkın formülünü buldu, bileşenleri ise, adrenalin, serotonin, oksitosin ve feniletilamin!
Eller
Aşk, aslında vücudun bir ihtiyacı, bunu reddetsek bile, işin doğrusu böyle. Yaşamı daha anlamlı kılan bu sihirli duygu, insanı hiç fark etmeden sarıp sarmalıyor. Kimi zaman bizden birer dev çıkarıyor, yürüyüp gittiğinde korkak bir fareye dönüştürüyor.
İşin gerçek yanı, yani yüzyıllardır bilinçaltımıza kodlanarak günümüze kadar taşınan genetik mirasımız, türün devamlılığını sağlamak üzerine kurulu. Büyük filozof ve yazarlardan tutun da, bilim adamlarına kadar herkes aynı şeyi söylüyor. Yani hepimiz, üremek ve dünyadaki canlı sayısını devam ettirebilmek için kodlanmış durumdayız.
Aşkın var oluş sebebi tamamen üremeyi gerçekleştirebilmek amaçlı, aslında ortada mum ve şaraplara, kalbin hızlı çarpmasına sebep olacak bir durum yok ancak Allahtan bir yanımız hala kalbin sesine kulak vererek davranıyor. Yoksa, ilk çağlardaki ilkel içgüdümüzle devam edersek, sadece sevişmeye göre kurgulanmış ilişkilerimiz olacaktı ve bizler özünde yalnız ve şefkatsiz, sanki robotlar gibi kurulmuş canlılar olarak bu zevklerden mahrum kalacaktık. Gerçi laf aramızda son 20 yılda geldiğimiz noktaya bakarsak, tabii kadın-erkek ilişkisi bazında, bu anlattıklarımı yaşamıyor muyuz? Bana mı öyle geliyor?
Biyolojik veya değil, aslına bakarsanız, aşkın her hali doğru! Aynı anda hem garip bir sevinç ve coşku yaşarken, diğer yandan inanılmaz gergin ve korku dolu olabiliyoruz. Binlerce insanın arasından birisini seçiyoruz. O kişiyi ilk gördüğümüzde, beynimiz feniletilamin salgılıyor. Yani, aşk dediğimiz bir çeşit stres. Ancak pozitif bir stres olduğundan, insanın kalbinde heyecan, midesinde ise kelebek hareketleri oluşabiliyor.
Aşık olduğumuzda, duygularımıza bir yanıt almak isteriz ve cevap beklediğimiz kişiye karşı aşırı derecede duyarlı ve hassas oluruz. Ayrıca tüm olumsuzlukları göz ardı ederek, pembe bulutlar üzerinde gezmek de, tamamen salgılanan enerjinin bir yere akmasını sağlamak için oluşuyor.
Kısaca aşk, bizim bir türlü inanmadığımız bir vücut sıvısının değişiminden başka bir durum değil. Ancak burada önemli olan şu, bütün herkes bu duygunun peşinde koşuyorsa, o zaman aşk, tüm bilimsel gerçekliğine rağmen, kalbin aradığı duygudur ve kimsenin inanamayacağı kadar gerçektir.
msn

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »


  • <%Haberler%>
  • Son Yazılarım

    Kategorilerim

    Vizyondakiler

    www.dilekkaraca.blogcu.com
    www.dilekkaraca.blogcu.com

    Bağlantılarım