Atın 'Gen' Haritası İnsanınkiyle aynı
6/11/2009 · Kategori: BİLİM
![]() |
Bilim adamları, atın gen haritasının, başta insanınki olmak üzere birçok memelininkine büyük ölçüde benzediğini, atın insana köpekten ya da fareden daha yakın olduğunu vurguladı.
Yüzyılın Deneyini Bir Kuş Durdurdu
6/11/2009 · Kategori: BİLİM
![]() |
Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, bir kuşun düşürdüğü ekmek parçası yüzünden durdu.
Gıdalarımızın genetiğiyle oynanıyor!
31/10/2009 · Kategori: BİLİM
Gıdalarımızın genetiğiyle oynanıyor!
Türkiye bugünden itibaren resmen genetiği değiştirilmiş besinlerle tanışacak. Kısaca GDO olarak kabul edilen bu maddeler bir canlının genleriyle oynanarak başka bir karakter kazanması sağlanabiliyor. Artık karşınıza akrep geni taşıyan pamuk, tavuk genli patates, balık genli domates gibi gıdalar çıkarsa şaşırmayın.
Karşı çıkanlar ise "Frankestein gıda" olarak tanımlıyor.
İşlem gen mühendisleri tarafından yapılıyor.
Gen aktarımı bir çeşit kesme, yapıştırma ve çoğaltma işlemi şeklinde yapılıyor.
Aktarılacak gen önce bulunduğu canlının DNA'sından kesilerek çıkarılıyor. Sonra vektör adı verilen taşıyıcı virüs ile bu gen DNA molekülüne yapıştırılıyor.
Örneğin domuza ait gen domatese, bakteri veya virüse ait gen de bir bitkiye aktarılabilicek.
Yönetmelik bugün yayınlandı
Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğe göre, herhangi bir ürün toplamda en az yüzde 0.9 oranında GDO'lardan bir ya da birkaçını içeriyorsa GDO'lu ürün olarak kabul edilecek.
GDO'lu ürünler, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleriyle bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılamayacak.
İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünleri ithal edilemeyecek, piyasaya sunulamayacak.
Gıda veya yemin yüzde 0.5'ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmeyecek.
Yönetmelik hükümlerine aykırı olan GDO'lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili, ihracatı ve transit geçişleri yasak olacak.
Bir ürün ancak izin verilen sınır olan yüzde 0.9'un üzerinde GDO içermesi halinde bu durum etikette ayrıca belirtilecek. Yüzde 0.9'un altında GDO içeren ürünlerde ise bu zorunluluk yok.
GDO'suz ürünlerin etiketinde ise ürünün GDO'suz olduğuna dair ifadeler bulunmayacak.
Her bir GDO için bir defaya mahsus olmak üzere komiteler tarafından risk değerlendirmesi yapılacak.
İzin karar belgesinde belirtilen koşulların ihlali veya olası zarar ve risklerle ilgili yeni bilimsel bilgilerin edinilmesi, kullanım sonucunda olumsuz sonuçların ortaya çıkması durumunda iptal edilecek.
Tüm bu önlemlere rağmen GDO'lu ürünler konusunda bir çok soru işareti bulunuyor. Gelen eleştirilerden biri insan, hayvan, bitki, mikro organizmalarda yapılan her bir değişiklik bütünün bir diğer parçası olan tarımsal biyo-çeşitliliği yani sağlıklı beslenmenin temeli olan gıda çeşitliliğine etkileyecek.
Bir diğer eleştiri GDO'lu bitkilerin yüksek alerji riski taşıdığı ve antibiotiklere karşı dayanıklılık sağladığı yönünde.
(cnnturk)
Atmosferde asteroid patlamış
31/10/2009 · Kategori: BİLİM
Atmosferde asteroid patlamış
8 Ekim'de atmosferin dünyaya yakın bir yerinde büyük bir asteroid patlaması yaşandı.
Patlamanın 50 bin ton TNT patlayıcısına eşdeğer olduğu NASA yetkilileri tarafından belirtilirken, etkinin üç Hiroşima bombası etkisiyle aynı büyüklükte olduğu da açıklandı.
Teleskopların bile yakalamakta güçlük çektiği bu patlama sesini Endonezya'da bazı kişilerin duyduğu da alınan bilgiler arasında yer alıyor.
e-kolay
'Ölümsüzlüğün formülü çıktı'
31/10/2009 · Kategori: BİLİM
'Ölümsüzlüğün formülü çıktı'
Ukraynalı tıp profesörü Konstantin Rasin: Biyosibernetik alanındaki son teknoloji sayesinde ölen insanların kişiliklerinin kopyalanmasını sağlanacak.
| <_script /><_script /> |
Ukrayna'daki ‘UNİAN Ajansı' Ukraynalı bilim insanının biyosibernetik alanındaki çalışmasının, beynin fonksiyonlarını yitiren parçalarının yerine protez yerleştirilmesine imkan tanıdığına ilişkin iddiayı yayınladı.
Prof. Rasin, “Biyosibernetik alanındaki son teknoloji sayesinde, çok yakında beynin farklı parçalarının yerlerine protez takılabilecek” iddiasında bulunurken ölen insanların kişiliklerinin kopyalanmasını sağlayacak sensörlerin yapımının da mümkün olduğunu savundu. Prof.Dr. Konstantin Rasin “Artık kimse buna fantezi ya da masal gözüyle bakmıyor. Bu, gerçek” diye konuştu.
(Radikal)
İşte kadınların rüyalarının erkeği
31/10/2009 · Kategori: BİLİM
| | | |
İşte kadınların rüyalarını süsleyen erkek
Dünya, binlerce kişinin rüyasına girdiği iddia edilen gizemli adamı konuşuyor.
| B | <_script /><_script /> |
Doktor, çizimi diğer psikiyatrist arkadaşlarına gönderirken gelen tepkiler aynı oldu. Adına ‘thisman.org’ adlı internet sitesi kurulan adamı 50 ülkeden 2 bin kadın rüyasında gördüğünü açıkladı. Kimi onun bir fenomen olduğunu düşünürken kimilerine göre medyum.
Bu adamı rüyalarında gören kadınların çoğu hemen hemen aynı kelimelerle onu tanımlıyorlar rüyalarından garip bir şekilde huzurlu ve mutlu uyandıklarını belirtiyorlar.
(Milliyet)
Türkiye'de 2.5 trilyon dolar yeraltında saklı
26/10/2009 · Kategori: BİLİM

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) muhtemel rezerv araştırmalarına göre, Türkiye'de yer altında bulunan en yüksek maden rezervi 15,8 milyar ton ile dolomit. İçinde kalsiyum karbonat ve sodyum karbonat barındıran ve bu özellikleri yüzünden cam ve seramik endüstrisinin vazgeçilmezleri arasında yer alan dolomit, nadir ve çok değerli bir kireç taşı olarak biliniyor.
Bunun yanı sıra, Türkiye'de 13,9 milyar ton mermer, 12,3 milyar ton linyit kömürü, 5,7 milyar ton kaya tuzu, 1,2 milyar ton yüksek kalorili taş kömürü, 3 milyar ton bor, 1,5 milyar ton ponza, 1,9 milyar ton blister bakır cevheri bulunuyor.
Türkiye'nin toplam yer altı maden kaynaklarının bugünkü piyasa değerinin ise 2.5 trilyon doların üzerinde olduğu belirtiliyor.
MTA'nın verilerine göre, yer altında bulunan diğer madenler arasında 29,6 milyon ton asbest, 82 milyon ton asfaltit, 35 milyon ton barit, 251 milyon ton bentonit, 1 milyar 641 milyon ton bitümlü şist, 88 milyon ton boksit, 3,8 milyon ton cıva, 380 bin ton toryum, 233 milyon ton trona (tabii soda), 9 bin 137 ton uranium ve 345 milyon ton zeolit bulunuyor.
Araştırmalar, Türkiye de 700 ton görünür altın rezervi (6500 ton muhtemel rezerv) ve 1926 ton görünür gümüş rezervi bulunduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra 239 milyon ton feldspat, 70 milyon ton fosfat kayası, 4 milyon ton manganez bulunduğu öngörülüyor.
BOR REZERVİNİN YÜZDE 72'Sİ TÜRKİYE'DE
Dünya metal maden rezervlerinin yüzde 0,5'i; endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,5'u; kömür rezervlerinin yüzde 1'i ve jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8'i Türkiye'de bulunuyor.
Türkiye, 3,8 milyar metreküp işletilebilir mermer, 2,7 milyar metreküp işletilebilir traverten ve 995 milyon metreküp işletilebilir granit olmak üzere 7,495 milyar metreküp doğal taş rezervi ile dünya doğal taş potansiyelinin yüzde 40'ına sahip. Ülkemizde yapılan araştırmalarda 650'ye yakın renk ve dokuda mermer olduğu belirlendi.
Dünya bor rezervlerinin yüzde 72'sine sahip olan Türkiye, bu oran ile dünyada ilk sırada yer alıyor ve dünya tüketimini en az 400 yıl karşılayabilecek durumda. Dünyada ikinci büyük soda külü rezervi olan Beypazarı Trona yatağını işletmek üzere kurulan tesis, yılda 1 milyon ton soda külü, 100 bin ton sodyum karbonat üretimi ile dünya tüketiminin yüzde 2.5'unu karşılıyor.
''ALTIN REZERVİMİZ EKONOMİNİN EMRİNE VERİLMELİ''
AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, ulusal ekonomileri oluşturan en önemli sektörlerden biri olan madenciliğin, başta sanayi olmak üzere, ekonominin tüm sektörlerinin ihtiyaç duyduğu temel girdileri sağladığını, kırsal bölgelerde yeni istihdam imkanları oluşturduğunu söyledi.
Türkiye'de çok çeşitli ve zengin maden rezervleri olmasına rağmen, bu kaynakların çoğunun işletmeye alınamadığını belirten Demirkıran, ''Türkiye de toprak altında 50 milyar tondan fazla ticari değere haiz çeşitli cins ve özellikte maden bulunmaktadır'' dedi.
Demirkıran, MTA verilerine göre, Türkiye'nin maden kaynakları açısından, dünya madenciliğinde adı geçen 132 ülke arasında üretim değeri itibarı ile 28'inci, maden çeşitliliği itibariyle de 10'uncu sırada yer aldığını ifade ederek, dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77'sinin Türkiye'de bulunduğunu ve 60 çeşit madenin de üretiminin yapıldığını kaydetti.
''GÖRÜNÜR 650 TON ALTIN REZERVİ VAR''
2002'den önce yılda 15 bin-20 bin metre olan MTA maden arama sondajının, bugün yılda 200 bin metreye, yılda 10-15 milyon TL olan yatırım bütçesinin de 102 milyon TL'ye yükseldiğine dikkati çeken Demirkıran, bunun sonucunda 70 yılda 8,3 milyar ton olan linyit rezervi yüzde 50 artarak 12,3 milyar tonu bulduğunu, yapılacak yeni aramalar sonunda bu rezervin 25 milyar tona kadar çıkabileceğinin varsayıldığını söyledi.
Afif Demirkıran, Türkiye'nin yılda 250-300 ton altın ithalatı ile dünyada beşinci sırada yer aldığını belirterek, ''İthal edilen altının 150 tonu işlenerek tekrar ihraç edilmektedir. Ülkemizin yılda altın ithalatına 5-6 milyar dolar ödediği dikkate alındığında, 650 ton görünür ve 6 bin 500 ton muhtemel altın rezervimizin bir an önce ekonominin emrine verilmesinin ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Toplam altın rezervimiz ile ülkemiz, dünya ikincisi konumundadır'' diye konuştu.
Bir ülkenin refah seviyesi birçok göstergenin yanı sıra o ülkede tüketilen maden miktarı ile de doğrudan ilgili olduğunu dile getiren Demirkıran, araştırmalara göre, bir insanın 70 yaşına kadar ABD'de 1600 ton, Almanya'da 1000 ton, Türkiye'de ise 300 ton maden tükettiğini kaydetti.
Demirkıran, TBMM Genel Kurulunda görüşülmesine başlanan madencilik sektörünün sorunlarının tespiti ve eksikliklerinin giderilmesi için Meclis Araştırması açılmasını desteklediklerini bildirdi.
AA
Aranılan gezegen bulundu
13/10/2009 · Kategori: BİLİM

Bu gezegende mutlaka yaşam var
Jüpiter gezegeninin buzullardan oluşan uydusu “Avrupa”da yaşam olasılığının çok yüksek olduğu bildirildi.
Alman Frankfurter Rundschau gazetesinin internet sayfasında yer alan bir habere göre, Avrupa’daki büyük buzulların altında, bol oksijen içeren dev bir okyanusun bulunduğu tahmin ediliyor.
BUZULLARIN ALTINDA DEV BİR OKYANUS VAR
Arizona Üniversitesi’nde görev yapan Amerikalı gezegen bilimcisi Richard Greenberg’in, Avrupa ayında mevcut olan şartlar altında yaşam olmasına kesin gözüyle baktığı belirtildi.
BÜYÜK BOYDA HAYVANLAR DA YAŞAYABİLİR
Greenberg’in araştırmaları sonucunda, Avrupa’daki buzulların altında bulunan okyanusun, bugüne kadar tahmin edilenden daha fazla oksijen içerdiğinin tahmin edildiği, bu durumda bu okyanusta sadece mikroskobik küçük canlıların değil, küçük boyda balık cinsi hayvanların yaşamasının da mümkün görüldüğü kaydedildi.
Gençlik iksiri çok yakında çıkıyor
3/10/2009 · Kategori: BİLİM
Gençlik iksiri çok yakında çıkıyor
Farelerde ve maymunlarda yapılan birçok araştırma, bazı proteinlerin yaşam süresiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor ve yaşlılıkla artan hastalıkların tedavisine ışık tutuyor.
| Bu haberi 1.862 kişi okudu |

Araştırmaya imza atanlardan Dominic Withers, insanlarda da bulunan S6 Kinase 1 (S6K1) adı verilen proteinin etkilerinin durdurulmasının dişi farelerde yaşlılıkla bağlantılı birçok sağlık sorununun engellenmesine katkıda bulunduğunu vurguladı. S6K1 proteinini üretmemesi için genleriyle oynanan dişi fareler ortalama 950 gün yaşadı. Bu da bu farelerin kontrol grubundaki farelerden 160 gün daha fazla yaşadığı anlamına geliyor.
Withers, proteini üretmeyen dişi farelerin daha uzun süre yaşamasının yanı sıra bu hayvanların daha zayıf, daha hareketli ve daha sağlıklı olduğuna dikkati çekti.
Araştırmada, bu proteini üretemeyen erkek farelerin ömrünün uzamadığı ancak S6K1'i üreten diğer erkek farelere göre daha zayıf, daha sağlıklı olduğu ve bağışıklık sistemi için önem taşıyan lenfosit hücrelerinin bulunduğu belirtildi. Proteinin engellendiği erkek farelerde ömrün neden uzamadığına açıklama getirilemedi.
Daha önceki araştırmalar, S6K1 proteininin üretilmemesinin hücrelerdeki enerji miktarını dengelemekte önemli rol oynayan AMPK adı verilen bir başka molekülün işlevini artırdığını göstermişti.
AMPK molekülünü harekete geçiren metformin gibi ilaçlar, genellikle aşırı kiloya bağlı tip 2 şeker hastalarında kullanılıyor.
Amerikan Science dergisinde yayımlanan İngiliz bilim adamlarının kaleme aldığı makalede, kısa zaman önce Rus bilim adamlarının yaptığı araştırmanın, metforminin farelerin ömrünü uzatabildiğini gösterdiği de vurgulandı.
Bilim adamları, 1930'lu yıllardan bu yana fareleri ve kısa zaman önce maymunları kullanarak yaptıkları araştırmalarla kalori miktarının yüzde 30 azaltılmasının bu hayvanların ömrünü yüzde 40'a kadar uzatabileceğini, yaşlılıkla bağlantılı hastalıkların engellenebileceğini gördü.
İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma ise yemekten mahrum kalmadan da aynı olumlu etkilerin elde edilebileceğini gösterdi.
e-kolay
Dâhilikle delilik arasındaki ince çizgi
3/10/2009 · Kategori: BİLİM
Dâhilikle delilik arasındaki ince çizgi
Yaygın olarak bilinen “Dâhilik ile delilik arasında ince bir çizgi vardır” sözü bilimsel olarak da doğrulandı. Psikologlar yaratıcı insanlarla psikoz yaşayanların ortak bir gene sahip olduğunu keşfetti.
| Bu haberi 3.026 kişi okudu. |
Onlara "Farz edin ki bulutların onları yere bağlayan telleri var, bu durumda ne olurdu" gibi sorular soruldu. Verilen cevaplara göre gönüllülerin yaratıcılıkları ölçüldü. Ayrıca ürettikleri eserler ve başarıları da göz önüne alındı.
Ardından yapılan kan testinde 'Neuregulin 1' adlı gene sahip olan gönüllülerin daha yaratıcı ve üstün başarılı oldukları, aynı zamanda da depresif kişiliklere sahip oldukları saptandı.
« Önceki :: Sonraki »


