Çoçuklar TV izlerken dikkat edin
30/10/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

Çoçuklar TV izlerken dikkat edin
Televizyonlarda uygun olmayan görüntülerin çocuklara izlettirilmesinin istismar olduğu ve çocukları olumsuz etkilediği bildirildi.
Çocuğa iyi birer rol model olunması için anne babanın kendisinin de saatlerce hiç bir şey yapmadan televizyon izlemekten kaçınması gerektiğini bildiren Özcan, somut düşünce sistemleri gelişmediği için çocukların izlediği birçok şeyi gerçek olarak algıladıklarını söyledi.
Son dönemlerde sihirli, büyülü filmlerin yanı sıra şiddet içerikli filmlerin de çokluğuna dikkati çeken Özcan, şöyle konuştu:
“Son zamanlarda da sihirli, büyülü diziler yoğunlukta. Bunlarla beraber cinsel içerikli diziler çocukları çok olumsuz yönde etkileyebiliyor. Çocukların somut düşünce sistemleri gelişmediği için dizideki olayları hayal ve gerçek ayrımı yapamadıkları için gerçek olarak algılayabiliyorlar. Zaman zaman kliniğimize başvuran çocuklarda görüyoruz. Bir diğer konu da dizilerin çok fazla şiddet içermesi. Bu da çocukların şiddet davranışını normalize etmesine neden oluyor. Şiddet artık gün içinde, ev ve okul yaşantısında normal bir davranış haline geliyor.”
“UYGUN BİLGİ UYGUN ZAMANDA UYGUN KİŞİ TARAFINDAN VERİLMELİ”
Son zamanlarda kamuoyu önünde tartışılan filmlerdeki cinsel içerikli sahnelerin de çocuklar üzerindeki etkisine değinen Özcan, ailenin mutlaka bir filtreleme görevi yapması gerektiğini kaydetti.
Özcan, şöyle devam etti:
“Cinsel kimliğinin gelişimi açısından uygun olan zamanda uygun bilgileri uygun olan kişiden alması gerekiyor. Ama çok küçük yaştaki bir çocuğun uygun olmayan görüntüleri izlemesi veya izlettirilmesi aslında çocuğun istismar edilmesi anlamına geliyor. Aile, mutlaka çocuğun hangi programı ne kadar izleyeceğine çocukla beraber karar vermesi gerekiyor.
hürriyet
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Okuldan önce kahvaltı şart!
23/9/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

Öğrenciler için kahvaltı alışkanlığı çok önemli
Öğrenme ve algılama faaliyetlerinde çok etkili olduğu için çocuğa kazandırılması gereken en önemli beslenme alışkanlığı kahvaltı.
Beslenme alışkanlıkları hayatın her döneminde farklı etkileri ile yaşam kalitesini şekillendirir. Fakat en önemlisi bu alışkanlıkların temelinin atıldığı çocukluk dönemidir.

International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, kahvaltı yapmadan okula giden bir çocuğun gün içindeki dikkat ve algılama faaliyetinin çok düşük olduğunu söyledi, kahvaltının önemi hakkında bilgi verdi.
Kahvaltı alışkanlığı olmayan çocuklarda en sık görülen sorunlar dikkat azlığı, öğrenmede zorlanma, problem çözmede güçlük fiziksel güç azlığına bağlı kas koordinasyonunda azalmadır. Tüm aile bireylerinin bulunacağı bir kahvaltı sofrası hazırlamak, kahvaltı alışkanlığı kazandırmak için ilk adım olmalıdır.
Ailelerin sıklıkla en büyük şikayetleri çocuklarının bir şey yemediği şeklindedir. Her çocuğun besin gereksinimi, çocuğun yaşına, ağırlığına, boyuna ve fiziksel aktivitesine bağlı olarak farlılık gösterir.
Bir çocuğun sağlıklı bir beslenme alışkanlığı olup olmadığını değerlendirmek için her besin grubundan ne kadar tükettiği ve bunların dağılımı göz önünde bulundurulmalıdır.

DOĞRU YEME ALIŞKANLIĞINI KAZANDIRMAK İÇİN
Anne ve babalar çocuklarının yeme alışkanlıkları konusunda yanlış davranışlarda bulunabiliyor. Diyet uzmanı Dilem İrkin, bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:
Çocuklarınız yemek yerken oturmaya teşvik edin. Ayakta dururken, yürürken veya yatakta uzanmış bir şekilde yemek yemesini engelleyin.
Çocuğunuzu yemekle değil, sevgiyle ödüllendirin. Çocuğu yemekle ödüllendirmek veya cezalandırmak yemekle ilgili sağlıksız alışkanlıklar kazandırmaya neden olur.
Onların besin seçme ve bazı besinleri reddetmelerine izin verin.
Çocuklarınızı “hayır, teşekkür ederim” demeye teşvik edin. Besin seçimi yapabilmek çocuğun edinmesi gereken bir davranıştır. Eğer çocuğunuz bir besin grubundaki tüm besinleri 2 haftadan daha fazla süre ile reddediyorsa bir uzmandan yardım alınmalıdır.
“Yasaklanmış” yemek kavramından kaçının.
Bu davranış o yiyeceği daha çok istemesine neden olabilir.

Servis
Çocuklarınızı kendi kendine servis yapmaya teşvik edin. Bu davranış şekli onların özgüven kazanmaları için de çok önemlidir.
Eğer çocuğunuz öğle öğününü okulda tüketiyorsa, okulda çıkan yemeklerin çocuk beslenmesine için ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır.
Sunulan yemeklerin her besin grubundan besin içerip içermediğine bakılmalıdır.
Okul menüsünde çocukların büyüme ve gelişiminde ilk sırada olan protein grubundan (et, süt, yoğurt, kuru baklagiller vs.) bir besin mutlaka olmalıdır.
İkinci yemek seçimi ise temel enerji kaynağı olan karbonhidratlardan (makarna, pilav, börek vs.) sağlanmalıdır.
Üçüncü besin, ise diğer iki besinin tamamlayıcısı olmalıdır. (Yoğurt, sütlü tatlı, salata, ayran gibi.)
Yine bu menüdeki yemeklerin çocukların çiğneme ve yutma faaliyetlerine uygun olup olmadığı önemlidir.
Yemekler çocukların sevdiği yiyeceklerden, uygun hijyen ve pişirme yöntemlerine göre hazırlanmalıdır.

HANGİ BESİNDEN NE KADAR ÜKETMELİ?
Birçok farklı besin büyüme,
Birinci grup: Et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller bu grupta yer alır. Bu gruptaki besinler iyi
İkinci grup: Süt, yoğurt, peynir, süt ürünleri bu gruptadır. Bu gruptaki besinler kemiklerin, dişlerin gelişimi için gerekli kalsiyum, A-B vitamini ve iyi kalite protein içermektedir. Günde 300 - 400ml.süt ya da yoğurt ve bir kibrit kutusu kadar peynir tüketilmelidir.
Üçüncü grup: Bu grupta temel enerji kaynağı besinler, tahıllar yer alır. Bitkisel protein ve B vitamini bulunur. Günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.
Dördüncü grup: Sebze ve meyve grubudur. C vitamininden zengindir. Bir günde 3-4 porsiyon tüketilmelidir.
Beşinci grup: Şeker ve yağlar bu gruptadır, enerji sağlarlar. Aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.
Eğer çocuğunuz okulda, evden getirdiği besinlerle bir öğün tüketiyorsa, besin seçimi iyi yapılmalıdır. Besin seçilirken çocuğunuzun sevdiği besinlerden seçmeye, bir öğünde tüketebileceği miktarlarda, uygun saklama koşullarında hazırlamaya özen göstermelisiniz.
BESLENME ÇANTASINA NELER KOYABİLİRSİNİZ?
1- Peynirli bir sandviç veya bir tost
2- İçecek olarak meyve, süt ya da meyve suyu, ayran
3- Ara öğün şeklinde bir öğün tüketilecekse evde yapılmış cevizli ya da meyveli bir kek ya da kurabiye
4- Tahıl gevreği, süt
5- Şarküteri ürünü içermeyen domates, biber, peynirli pizza ya da zeytinli, yumurtalı kanapeler
Bu haber 346 defa okundu.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Çocuklarda ''okul sendromu''na dikkat edin
14/9/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM
Çocuklarda ''okul sendromu''na dikkat edin Okula gidecek çocukların zihinsel, bedensel ve duygusal açıdan hazır olmaları gerektiğini ifade eden Duygulu, 3-6 yaş arasında kreş, yuva veya anaokuluna giden çocukların bu konuda şanslı olduğuna dikkati çekti. Yapılan araştırmalarda, okula başlamadan önce yuva veya anaokuluna giden çocukların gerek zihinsel, gerekse psikolojik olarak gelişimlerinin hiç okula gitmeyen yaşıtlarına oranla daha ilerde olduğunu ifade eden Duygulu, şöyle konuştu: ''Çocuğun yaşamında ailesinin dışındaki ilk toplumsal kurum okuldur. Bu aile için de çok önemlidir. Okula hazırlık demek aslında aile olarak hazırlıklı olmak demektir. Öncelikle aile çocuğunu farklı bir ortama bırakmaya hazır olmalıdır. Aileler her ne kadar hazır olduklarını iddia etseler de yaşadıkları heyecan ve gerginliği çocuklarına yansıtmaktadırlar. Çocuklar, onların bu zayıf tarafını çabuk fark eder ve bu duyguyu kullanırlar. O nedenle bazı küçük önlemler alınarak okulun ilk günlerinin yarattığı sıkıntı en azından azaltılabilir.'' Ailelere öneriler Çocuk sınıfa geçtiğinde anne veya babasının kapı eşiğinde beklemesinin ya da sınıfta sıralara oturmasının ''büyük yanlış olduğunu'' dile getiren Duygulu, bunun diğer çocukları da etkileyeceğini ve öğretmenin kurmaya çalıştığı disiplini engelleyeceğini söyledi. Eşlik eden kişinin çocuklar sıralarına oturduktan sonra vedalaşıp uzaklaşmasının öneren Duygulu, ''Çocuk üzgün olsa da birkaç dakika sonra dikkati arkadaşlarına ve öğretmenine yöneleceği için endişesi dağılacaktır'' diye konuştu. Çocukların okulun ilk günü sakin ve rahat görünmesinin okula iyi hazırlandığının bir göstergesi olduğunu, ancak tüm tüm uğraşılara rağmen ilk gün göz yaşlarına engel olunamayacağını ifade eden Duygulu, ''Araştırmalara göre, 5 çocuktan 4'ü okulun ilk günü sorun yaşamakta ve yaşatmaktadırlar. Bunun normal olduğu unutulmamalıdır'' değerlendirmesinde bulundu. ''Okul Sendromu'' Uyarısı Duygulu, bu belirtileri şöyle sıraladı: ''Çocukta belirgin olarak görülen istek ve heveste, buna bağlı olarak enerjisinde azalma. Uyku düzeninde bozulma ve huzursuzluk. Aşırı bir biçimde alınganlık, sinirlilik. Sebepsiz yere ya da olur olmaz her şeye ağlama. Baş ve karın ağrıları, mide bulantısı, kusma gibi fiziksel ama aslında psikolojik kaynaklı rahatsızlıklar. İştahsızlık.'' ''Okul sendromu''nun bu belirtilerle ortaya çıksa da sebeplerinin farklı olduğunu ifade eden Duyguyu, ''Böyle bir sorunun en önemli sebebi aileden ve evden uzak kalmanın yarattığı gerilim ve endişedir. Uzun sürelerle ve her gün yaşadığı bu ayrılık çocuğu mutsuz etmektedir. Bu duygu durumundan kurtulmanın en kolay yolu da okula gitmeyi reddetmektir. Ancak çocuklar sebebin bu olduğunu dile getiremezler. Özellikle küçük çocuklar sebebin bu olduğunun açık bir biçimde farkında bile değillerdir. Bu tip bir davranış genellikle okul öncesi eğitim almamış ya da aşırı koruyucu ailelerde büyümüş ve tek çocuklarda görülür.'' Duygulu, çocukların okula gitmek istememesinin altında pek çok neden yatsa da en sık rastlananların özellikle ''en yakın arkadaşıyla yaşadığı sorunlar, sınıfın düzenine ve ders işlemedeki düzene uyum sağlayamama, diğer çocukların giyim ve davranış tarzlarından farklı olma, görünüşünden kaynaklanan alay edilme ve sözlü ya da şiddet içeren davranışlarla karşılaşma, öğretmenini sevmeme, derslerdeki başarıda düşüklük, okul yemeklerini veya malzemelerini sevmeme, öz güven eksikliği, aşırı koruyucu ailede yetişmiş olmak, aile bireylerine karşı geliştirilen aşırı bağımlılık ve okulun, arkadaşların ya da öğretmenin değişmesi'' olduğunu dile getirdi.![]()
''Okula gitme konusundaki isteksizlik uzun süreliyse ve çocuk şiddetli tepkiler veriyorsa durum ciddi demektir''
Okula yeni başlayan miniklerin ailelerini heyecan sararken, uzmanlar çocukların yaşayabileceği sorunlar karşısında onları uyardı. Eğitim ve danışmanlık merkezi psikologu Serap Duygulu, ''Bir çocuk için okula başlamak ailesinin dışındaki sosyal çevreye girişinin de ilk adımıdır. Hem çocuk hem de aile açısından heyecan verici ama kimi zaman da ürkütücüdür'' dedi.
Çocuğun, aile bireylerinden ayrıldığı andan itibaren hep okulda kalacağını ve bir daha eve dönmeyeceğini düşünerek kaygılanabildiğini anlatan Duygulu, ''Bu biz yetişkinler için saçma bir düşünce olsa da karşımızdakinin 6 yaşında bir çocuk olduğunu ve ilk kez sosyal bir ortama girdiğini unutmamak gerekir'' dedi.
Bazı çocukların okula yeni başladığında ya da daha üst sınıfta eğitim görürken okula gitmeme eğilimi gösterdiğine dikkati çeken psikolog Serap Duygulu, bu tür davranışların günlük endişelerden kaynaklanabileceği gibi bazen uzun süreli ve kaygı verici boyutlara ulaşabildiğini söyledi. Sorunun günlük endişelerden kaynaklanmasına genellikle çocukların arkadaşlarıyla arasındaki küçük sorunlar ile ödevini yapmama veya sınavdan kötü not almanın etkili olduğunu kaydeden Duygulu, bu gibi durumlarda sorunun birkaç gün içinde düzelebileceğini anlattı.
''Ancak okula gitme konusundaki isteksizlik uzun süreli olursa ve çocuk şiddetli tepkiler veriyorsa durum ciddi demektir'' diyen Duygulu, çocukların ısrarla okula gitmemek için gösterdiği davranışların ''Okul sendromu'' olarak adlandırıldığını ve kendini ortaya koyan 6 belirtisi olduğunu bildirdi.
''Okul sendromu'' yaşayan çocuğa yardım etmek için bu davranışa neden olabilecek ihtimalleri ve çözüm yollarının mutlaka bilinmesi gerektiğini anlatan Duygulu, bu gibi durumlarda çocukla iletişime geçilerek ikna edilmesini, gerektiğinde bir uzmandan yardım alınmasını önerdi.
(Kaynak: AA)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MEB lisansüstü eğitim alma imkanı sunuyor...
11/9/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM
![]()
MEB lisansüstü eğitim alma imkanı sunuyor...
Bakanlık, ''5 Yılda 5 bin Öğrenci” projesi kapsamında her yıl pek çok öğrenciye yurtdışında resmi burslu lisansüstü eğitim alma imkanı sunuyor...
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) pek çok öğrenciye yurt dışında resmi burslu lisansüstü eğitim imkanı sunan ''5 Yılda 5000 Öğrenci'' Projesine ilişkin olarak, ''2009 yılında 1294 öğrencimizi 448 alanda lisansüstü öğrenim için yurt dışına göndereceğiz'' dedi. MEB tarafından başlatılan projeyle, 1416 sayılı kanun kapsamında yurt dışına yüksek lisans ve doktora yapmaları için burslu öğrenci gönderiliyor.
Projeyle ilgili olarak açıklama yapan Bakan Çubukçu, projeyle 2006 yılından itibaren öğrencilerin yurtdışına lisansüstü öğrenim yapmak üzere gönderildiğini anımsattı. Projeyle 2006 yılından itibaren yurt dışına öğrenci gönderme işlemine büyük bir ivme kazandırıldığını anlatan Çubukçu, ''Bugüne kadar bu projeyle bin 300'ü aşkın öğrenci yurtdışında eğitim öğretim hayatına başlamıştır ve 82 öğrencinin de işlemleri devam etmektedir. Bu projeden önce ise ortalama 15-20 branştan yılda 30 ila 50 arasında öğrenci gönderilmekteydi'' diye konuştu. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, ''2009 yılında ise 1294 öğrencimizi 448 alanda lisansüstü öğrenim için yurt dışına göndereceğiz'' dedi.
TÜBİTAK ve YÖK ile ortaklaşa çalışma
Önümüzdeki 20 yıl içerisinde Türkiye'nin şu anda ihtiyaç duyduğu ve daha sonraki yıllarda da ihtiyaç duyacağı alanlar üzerinde başta TÜBİTAK ve YÖK ile uzun ve geniş bir çalışma yapıldığını ifade eden Nimet Çubukçu, şunları söyledi: ''Bu çalışmalar neticesinde 6 ana dalda 300'ü aşkın bölüm ve branş tespit edilmiş, YÖK, TÜBİTAK, TPAO, bazı Bakanlıklar, TOBB ve Büyükşehir Belediye Başkanlıklarından da bu branşlarla ilgili yazılı görüşler alınmıştır. İhtiyaç duyulan bu branşlarla ilgili, Bakanlığımız ve YÖK, ÖSYM ile müşterek çalışarak öğrencilerimizin mezuniyet dereceleri ile ALES puanlarını gözönünde bulundurarak en seçkin ve en başarılı öğrencilerimizin seçimini yapmakta ve bu öğrenciler istekleri doğrultusunda seçilen dünyanın en prestijli 500 üniversitesinde okutulmaktadır.''
Başvurular 24 Eylül'de başlayacak
• Yurt dışında eğitim almak isteyenler müracaatlarını 24 Eylül 2009-2 Ekim 2009 tarihleri arasında
• Diploma notu 100 üzerinden 70, 10 üzerinden 7, 4.00 üzerinden 2.75 ve ALES taban puanı 75 olan öğrenciler burslu eğitim için başvuru şansı elde edecek.
• Geçmiş yıllarda üniversiteler ve TPAO adına öğrenci gönderilirken bu yıl BOTAŞ ve TCDD adına da öğrenci gönderilecek.
• Yurt dışına gönderilecek öğrencilere uluslararası dil yeterlik sınavlarına yönelik 8
• Kurs sonunda yeterli başarıyı gösteren öğrencilerin yurt dışındaki üniversitelerden akseptans (kabul belgesi) almaları gerekecek. Ayrıca yurt dışına çıkan bu öğrenciler gittikleri ülkelerde dil uyum kursuna da tabi tutulacak.
(Kaynak: AA)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
DÜNYA ATASÖZLERİ
11/9/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar. 
Düşünmeden konuşmak, nisan almadan ateş etmeye benzer.
Okumuş cahil kadar cahil yoktur.
Kadeh içinde, denizde boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur. 
Uyuyan tilki rüyasında tavuk görürmüş. 
Barış zamanında bir yumurta, savaş zamanında bir öküzden daha iyidir.
Hak yenir ama hazmedilmez.
Cesur adamın bakışı, korkağı kılıcından daha çok düşman titretir. 
Komşunu sev,ama bahçe duvarını yıkma.
Çaydanlık bakmakla kaynamaz.
Torbada ne varsa,çorbada da o vardır.
Utanması olmayandan daha kıymetsiz yoktur. 
Gözün beğendiğini kalp de beğenir. 
Söylenmeyen şey duyulmaz. 
Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür. 
Bir anlık hiddet sırasında sabırlı olursanız, yüz günlük kederden yakayı kurtarırsın
Bir adamdan şüphe ediyorsan ona iş verme;bir adama iş veriyorsan ondan şüphe etme.
Herkes yüzlerce hayat taşır. Ama, bunların sadece biri, hatırlanmaya değer. Bu, sizinki olabilir... Sakın harcamayın. 
Temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur. 
İyi başlamak, yarı yarıyaa bitirmek demektir .
Rüzgara tüküren, kendi yüzüne tükürür.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Çocukları yargılamayın
11/9/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

Çocukları yargılamayın
Okula gitme konusunda ödün verilmemeli, mutlaka okula gitmesi sağlanmalıdır. Bu, çözümün yarısıdır.
Çocuğa, okulun amacını açıklamak, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı olması işe yarar. Okula gitmemesi halinde, yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için bazı aksaklıklara yol açacağı anlatılmaya çalışılmalıdır. Çocuğun kendini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınılmalıdır.
Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamamalı, korkusu ve gözyaşlarıyla alay edilmemelidir. Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutarak, ayrılıkların doğal olduğu hissettirilebilir. Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatıp, onun la gününün nasıl geçtiği hakkında konuşmak, her ikinizi de rahatlatabilir.
Çocuğun endişeleri, duyguları üzerinde konuşmak, hem sıkıntısını paylaşmasını, hem de anlaşıldığını hissedip rahatlamasını sağlar. Bu sıkıntılı durumun geçici olabileceği, kendisiyle aynı durumda olan başka çocukların da olduğu anlatılabilir. Boş zaman ve oyun becerileri kazandırarak anne babaya bağımlılık azaltılabilir. Arkadaş toplantıları düzenleyerek, sosyal beceriler kazanmasına fırsat tanınabilir. Anne babanın beklenti düzeyini gerçekçi kılıp çocuğa zaman tanıması, korkuyu yenmesini kolaylaştırabilir.
ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER
Çocuğun okulda kendini terkedilmiş ve yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınılmalıdır. Kaygısı anlayışla karşılanmalı, 'naz, numara yapıyorsun' gibi şeyler söylenmemelidir. Çünkü çocuk gerçekten kaygı duymaktadır. Okulda çocuğun ilgisini çekecek sınıf içi aktiviteler çoğaltılabilir. Çocuk sınıf içi çalışmalara katılmaya zorlanmaktan kaçınılmalı, başlangıçta kolaylıkla üstesinden gelebileceği görevleri alması için yüreklendirilmelidir. Çocuk okuldan uzak kalmamalıdır, sınıfa girmiyorsa bile, belli bir süre okul içinde Rehberlik Servisi'nde ikna edilerek sınıfa girmesi sağlanmalıdır.
ÖĞRENME STİLİNİ KEŞFEDİN!
HERKES öğrenebilir ama herkes aynı şekilde öğrenemez. Öğrenme stilleri, her öğrencinin yeni ve zor bir bilgiyi öğrenirken kendine özgü ve farklı bir şekilde kullandığı yollardır. Bu sayede öğrenciler sahip oldukları kişilik özelliklerine, algısal, sosyolojik, fizyolojik, duygusal tercihlerine göre öğrenirler. Ders işleyişleri de her öğrenciye hitap edecek şekilde sarmal bir düzende işlenir. Bir çocuğun öğrenme stilini belirleyip gerekli düzenlemeleri yaparak, başarısı artırılabilinir. Öğrencilerin öğrenme stilleri belirlendikten sonra ders işleyişleri öğrencilerin algısal tercihlerine (görsel, işitsel, kinestetik, dokunsal) ve psikolojik tercihlerine (global- analitik) göre şekillendirilerek tam öğrenme gerçekleştirilmektedir.
Baskı yapmaktan kaçının!
ANNE-BABALARIN okul ve ders ile ilgili konularda eleştirel ve baskıcı tutumlardan uzak durmaları gerekir. Çocuğun ödevlerini zamanında yapmaması, derslerine çalışmaması durumunda sürekli yargılanması, sorgulanması ve eleştirilmesi çocuğun hem derslerinden soğumasına, hem okula karşı negatif duygular beslemesine neden olur. Sürekli çocuğu aşağılayarak ya da yargılayarak, suçlayarak sorumluluk sahibi olmadığını dile getirmek ne çocuğa ne de aileye bir şey kazandırmaz. Ayrıca, anne-babaların unutmaması gereken başka bir şey de, ders konusunda anne-babanın sorumluluk almasının çocukta şu tip bir düşünce gelişebileceğidir: "Nasılsa annem-babam sorumluluk alıyor, dolayısıyla benim sorumluluk almama gerek yok, ya da nasılsa ben bu sorumluluğu alabilecek kadar güvenilir bir kişi değilim, ya da sorumluluğu üstlenecek kadar büyük değilim, becerikli değilim, annembabam bu sorumluluğu verebilecek kadar bana güvenmiyor, demek ki ben güvenilir bir insan değilim." Bu tip bir düşünce de çocuğun kendine olan güveninin azalmasına, kendisiyle ilgili kararları kolay verememesine ve yaşamıyla ilgili görev ve sorumlulukları yerine getirememesine neden olur.
ÖDEV SORUMLULUĞU
Okul hayatında başarılı olmak için, çocukların görev ve ödevleri ile ilgili sorumluluk almayı öğrenmiş olmaları gerekir. Bunların başında da düzenli ders çalışma alışkanlığı edinme ve ödevlerin eksiksiz, zamanında yapılması gelir. Çalışma alışkanlığı, çocukların öğrenebileceği bir yaşam becerisidir. Ancak okuldan gelir gelmez derse oturtulmak yerine çocuğun biraz dinlenmesi sağlanmalıdır. Okul sonrasında çocuğun yapacakları ve süresini anne-baba, çocuğun yaşına, gelişimine, öğrenme stiline, fizyolojik ve çevresel ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Ancak anne-babaların aşırı baskıcı tutumları, yol göstermeye yönelik değil de genellikle yaptırımcı uygulamalarla çocuklarını ödevlerini yapmaya zorlamaları anne-baba- çocuk ilişkisini çoğu zaman zedelemekte ve bir inatlaşma dönemine girilmektedir. Başarılı, doyumlu ve sosyal bireyler yetiştirmede en önemli etken çocukların derslere, çeşitli sosyal aktivitelere, oyuna, kitap okumaya, arkadaşlık ilişkilerine yönelik zaman ayırmaları ile mümkündür. Her anne baba çocuklarının ödevleri ile ilgilenmelidir. Onların sorunlarına yardımcı olmak, beraber sorunların üstesinden gelmek çocukların hoşlarına gitmektedir. Ödevlerinde anlamadıkları yerlerde yardım isteyebilecekleri söylenmeli, yol gösteren kişi olunmalıdır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ESKADER kursları başlıyor
9/9/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

ESKADER kursları başlıyor
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin 2009-1010 dönemi kültür sanat kursları başlıyor.
ESKADER bünyesinde bu yıl üç kurs hizmet verecek. Yazı Atölyesi, Şiir Dersi ve Senaryo Tekniği kursları 3 Ekim Cumartesi günü başlayacak. Üçer aylık dönemler halinde sürecek olan kurslar, 2009 yılında Ekim, Kasım ve Aralık yapılacak; 2010'da ise Mart, Nisan ve Mayıs aylarında devam edecek. Yazı Atölyesi kursunun hocası, hikâyeci ve romancı Muhterem Yüceyılmaz. Şiir Dersi'ni şair ve yazar Yusuf Bilge ile şair ve yazar Yusuf Dursun verecek. Senaryo Tekniği kursuna ise hoca olarak yapımcı-yönetmen ve senarist Erol Mermer girecek. Kurslar cumartesi günleri yapılacak. Şiir Dersi 12.00-14.00, Yazı Atölyesi 14.00-16.00, Senaryo Tekniği ise 16.99-18.00 saatleri arasında olacak.
Kurslar, derneğin merkezinde Alayköşkü Caddesi, No. 6/2 Cağaloğlu-İstanbul adresinde gerçekleşecek.
ESKADER'in her üç kursuna kayıtlar başladı. Kurslarla ilgili ayrıntılı bilgi almak veya kayıt yaptırmak isteyenler (212) 5112323 ve 5112324 numaralı telefonları arayabilirler.
info@sanatalemi.net
sanatalemi@gmail.com
sanatalemi.net
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KPSS sonuçları açıklandı
30/7/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

2009-KPSS, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından 27-28 Haziran 2009 tarihlerinde yapılmıştı.
Sınav sonuçları, ÖSYM'nin ''www.osym.gov.tr'' internet adresinden öğrenilebilecek.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Öğrenciye özgür kıyafetler geliyor
30/6/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM

Öğrenciye özgür kıyafetler geliyor
sabah
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MEB 30 bin öğretmen alacak
22/5/2009 · Kategori: EGITIM VE OGRETIM
MEB 30 bin öğretmen alacakMilli Eğitim Bakanlığına 30 bin öğretmen kadrosu ihdasını öngören yasa tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.
Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı, eğitim ve öğretimin aksatılmadan sürdürülmesi için 30 bin öğretmen kadrosu ihdas edilmesini içeriyor.
Tasarının gerekçesinde, Milli Eğitim Bakanlığının bilgi çağının gereklerine ve bilgi toplumunun beklentilerine cevap verebilmek için çeşitli değişim ve gelişim projeleri hazırladığı belirtilerek, "Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın bilgi çağının ihtiyaçlarına ve beklentilerine cevap verebilecek ve yetişmelerini sağlayacak şekilde eğitim ve öğretimin aksatılmadan sürdürülebilmesi bakımından öğretmen kadrosu ihdası yapılması zorunlu hale gelmiştir" denildi
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::


