" GENEL - »-(¯`v´¯)-»DİLEGİMSEN SAYFAMA HOŞGELDİNİZ»-(¯`v´¯)-» - Blogcu



Kamil Koç yolcu taşıma ücretlerini 4 TL’ye indirdi

2/3/2009 · Kategori: GENEL


Kamil Koç yolcu taşıma ücretlerini 4 TL’ye indirdi
Türkiye’nin ilk karayolu yolcu taşıma şirketi Kamil Koç yolcu taşıma ücretlerini 4 TL’ye indirme kararı aldı.

Kamil Koç 2009'da yılında büyük bir indirimle yolcularının karşısına çıkıyor. Firma 01.03.2009 tarihinden itibaren bilet fiyatlarını 4 TL’ye indirme kararı aldı.

31 Mart’a kadar devam edecek olan kampanya kapsamında Kamil Koç 'Rahat Hat' olarak adlandırılan VİP araçları dâhil tüm otobüslerde ve tüm güzergâhlarda 4 TL’den başlayan fiyatlarla bilet satmaya başlayacak.

Kamil Koç Otobüsleri A.Ş Genel Müdürü Kemal Erdoğan yaptığı açıklamada “Kamil Koç Otobüsleri A.Ş olarak hayata geçirdiğimiz 4 TL’lik otobüs bileti fiyatı ile kriz ile boğuşan vatandaşlarımıza bir nebzede olsa destek vermek istiyoruz. 2008 yılını yolcularımız büyük desteğiyle yine rekor bir büyümeyle kapattık. Bu yılda 4 TL’lik otobüs bileti uygulaması ile yolcularımıza firmamıza verdikleri büyük destekten dolayı teşekkür etmek istiyoruz

Bu haber toplam 7695 defa okunmuştur.
internethaber

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Oy vereceğiniz yeri öğrenin

23/2/2009 · Kategori: GENEL

Oy vereceğiniz yeri öğrenin

Seçmenler TC kimlik numaralarını girerek oy verecekleri yeri öğrenebiliyorlar.

OY VERECEĞİNİZ SANDIĞI ÖĞRENİN - İLGİLİ LİNK

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) belirlediği seçim takvimine göre, geçici olarak ilan edilen aday listelerine karşı ilgili ilçe seçim kuruluna, büyükşehir belediye başkan adaylığı için ilgili il seçim kuruluna yapılan itirazlar yarın akşama kadar karara bağlanacak.

YSK'nın, 29 Mart 2009'da yapılacak mahalli idareler seçimlerine ilişkin belirlediği seçim takvimi işliyor.

Muhtarlıklar, seçmen bilgi kağıtlarının dağıtımına başladı. Ayrıca, seçmenler YSK'nın “www.ysk.gov.tr” internet adresinden TC kimlik numaralarını girerek oy verecekleri yer ile sandık ve sıra numaralarına ulaşabiliyor.

Takvime göre, yarın, geçici olarak ilan edilen aday listelerine karşı ilgili ilçe seçim kuruluna, büyükşehir belediye başkan adaylığı için ilgili il seçim kuruluna yapılan itirazlar karara bağlanacak.

25 Şubat 2009 Çarşamba: İlgililerin ilçe seçim kurulu kararlarına karşı il seçim kuruluna, il seçim kurulunun büyükşehir belediye başkanlığı adaylarına ilişkin kararlarına karşı Yüksek Seçim Kuruluna itirazlarının son günü. 2972 sayılı Kanun'un 15/2. maddesine göre adaylar hakkında adaylık koşullarında noksanlık veya aykırılıklar nedeniyle yapılacak itirazların il seçim kurulunca, büyükşehir belediye başkanlığı adaylarına ilişkin olarak da YSK'ca kesin karara bağlanmasının son günü.

26 Şubat 2009 Perşembe: Sandık kurullarının oluşum işlemleri tamamlanacak ve oluşumda görev alanlara bu hususun bildirilmesine başlanacak.

27 Şubat 2009 Cuma: YSK'nın il seçim kurulu, il seçim kurulunun ilçe seçim kurulu kararlarına karşı yapılmış itirazları kesin olarak karara bağlanacak. Seçim kurullarınca yapılan inceleme veya itiraz üzerine kesin olarak verilen kararlar sonucunda ya da istifa nedeniyle siyasi partilerin aday listelerinde eksiklik meydana gelmesi halinde, bu durum ilçe veya il seçim kurullarınca siyasi partilere bildirilecek.

28 Şubat 2009 Cumartesi: Aday listelerinde meydana gelen eksikliklerin siyasi partilerce tamamlanarak ilgili seçim kurullarına bildirilmesinin son günü.

MART AYI TAKVİMİ

1 Mart 2009 Pazar: Kesin aday listeleri (bağımsız adaylar dahil) ilçe seçim kurullarınca, büyükşehir belediye başkanlığı için il seçim kurullarınca ilan edilecek. İl seçim kurullarınca, birleşik oy pusulalarının basımına ve basımı tamamlandıkça bir plan dahilinde ilçe seçim kurulu başkanlıklarına dağıtımına ve teslimine başlanacak.

19 Mart 2009 Perşembe: Seçim propagandası ve yasakları başlayacak.

23 Mart 2009 Pazartesi: Seçmen bilgi kağıtlarının seçmenlere dağıtılması tamamlanacak ve dağıtılmayanlar oy torbalarına konulmak üzere ilgili ilçe seçim kurulları başkanlıklarına teslim edilecek.

28 Mart 2009 Cumartesi: Saat 18.00'den itibaren seçim propagandası yapılamayacak.

29 Mart 2009 Pazar: Oy verme günü. Seçim yasakları saat 00.00'da sona erecek.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Cerrahlar sanal aleme taşındı

7/1/2009 · Kategori: GENEL


Cerrahlar sanal aleme taşındı
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi cerrahları ''www.akademikcerrahi.com'' adlı bir internet sitesi kurdu.
Site, genel cerrahi branşını ilgilendiren hastalıklar konusunda bilgi edinmek isteyen hastalar ve genel cerrahi cerrahi alanında eğitim gören hekimleri kar amacı olmaksızın en doğru şekilde bilgilendirme amacı taşıyor.

Sitede, tiroit bezi, safra kesesi, karaciğer, mide, meme, fıtık ve kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklar, belirtileri, korunma ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veriliyor, hastalara tavsiyelerde bulunuluyor.

Üniversite öğrencilerinin yararlanabilmesi için ders notlarının, makalelerin ve seminer özetlerinin de yer aldığı sitede, diyabetik ayak ve safra kesesi gibi yaklaşık 25 hastalıkla ilgili ameliyat fotoğrafları da bulunuyor. Bunların dışında, medikal videolar ve karikatürlere de yer veriliyor.

Bu haber toplam 1186 defa okunmuştur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SSK'lıyı öldürecek haber!

2/1/2009 · Kategori: GENEL


SSK'lıyı öldürecek haber!
Yılın ilk gününde bir kötü haber de SSK'lıya geldi. Eczacılar Birliği protokolü feshetti. Bundan sonra sigortalıya ilaç yok!
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti, tüm sigortalıların serbest eczanelerden ilaç almasını sağlayan, “İlaç Alım Protokolü”nü bugün itibariyle feshettiklerini açıkladı.

Türk Eczacıları Birliğinden yapılan yazılı açıklamada, “tüm sigortalı vatandaşların, 2 Şubattan itibaren parayla ilaç alma dönemi başlayacağı” ifade edildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

Ne Sağlık Bakanlığı ne SGK ne de hükümetin diğer yetkili kurumları, sesimizi hiçbir platformda dinlemediler, dinlemek istemediler. 32 bin kişiyle Ankara Kolej Meydanı'nda miting düzenledik, yine sesimize kulaklarını tıkadılar. Ne anlaşma sağlandı ne de uzlaşma. 'Artık yeter' dedik ve demeye devam ediyoruz.

Türk Eczacıları Birliği, bağlı bulunan 51 eczacı odası ve 24 bin eczanenin ortak kararıyla 1 Ocaktan itibaren vatandaşların serbest eczanelerden ilaç almasını sağlayan 'İlaç Alım Protokolü', uzlaşma sağlanamamasından dolayı tarafımızca feshedilmiştir.”

Açıklamada, bugün Türk Eczacıları Birliği Merkez Binası'nda konuya ilişkin basın toplantısı düzenleneceği bildirildi.
Bu haber toplam 37463 defa okunmuştur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Telefon vergisi fena yakacak

23/12/2008 · Kategori: GENEL


Telefon vergisi
fena yakacak
Yeni yılda vergiler A'dan Z'ye zamlandı. Telefon vergisi yüzde 12 arttı. Pasaport, ehliyet ve trafik tescil belgeleri de zamlı tarifede...
Emlak vergisine tabi değerler, 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere yüzde 6 oranında artacak.

Maliye Bakanlığının Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre, emlak vergisine tabi değerler yeni yılda yüzde 12 olan yeniden değerleme oranının yarısı kadar yükselecek.
Bu çerçevede, 2008 yılına ait birim değerler yeni yılda yüzde 6 oranında artış görecek.

TELEFONDAN ALINAN VERGİ YÜZDE 12 ARTACAK

Mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde (operatör değişiklikleri hariç) alınan maktu vergi, 1 Ocak 2009'da yeniden değerleme oranı çerçevesinde yüzde 12 oranında artacak.

Özel İletişim Vergisi Genel Tebliğine göre, bu yıl 27,80 YTL olarak uygulanan maktu vergi tutarı yeni yılda 31,1 TL olarak alınacak.

HARÇLARDA DOLAR KURU 1,55 TL

Muvazzaf ve fahri konsolosluklarımızın 2009 yılında yapacağı işlemlerde uygulayacağı harç miktarlarının hesaplanmasında esas alınacak dolar kuru, 1,55 TL olarak belirlendi.

DEĞERLİ KAĞIT BEDELLERİ

Değerli kağıt bedelleri, 1 Ocak 2009'dan geçerli olmak üzere yüzde 14,3'e varan oranlarda artırıldı.

Buna göre, pasaportlar için bu yıl 81 YTL olan değerli kağıt bedeli, yüzde 11,1'lik artışla 90 TL'ye yükseldi. Bu yıl 35 YTL olan sürücü belgeleri için de 2009'da yüzde 14,3'lük artışla 40 TL bedel ödenecek. Nüfus cüzdanları için ödenecek bedel ise değişmedi. 2009 yılında da nüfus cüzdanı belgesi için 3 TL ödenecek.

1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere değerli kağıt bedelleri şöyle:

''-Noter kağıtları
Noter kağıdı 3,00 TL
Beyanname 3,00 TL
Protesto, vekaletname, re'sen senet 6,50 TL

-Pasaportlar 90,00 TL
-Yabancılar için ikamet tezkeresi 90,00 TL
-Nüfus cüzdanları 3,00 TL
-Aile cüzdanları 30,00 TL

-Sürücü belgeleri 40,00 TL
-Sürücü çalışma belgeleri 40,00 TL
-Motorlu araç trafik belgesi 40,00 TL
-Motorlu araç tescil belgesi 30,00 TL

-İş makinesi tescil belgesi 30,00 TL
-Banka çekleri 2,00 TL.''
Bu haber toplam 19210 defa okunmuştur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mısır'da 4300 yıllık mezar

23/12/2008 · Kategori: GENEL


Mısır'da 4300 yıllık mezar
Mısır'da firavunlar dönemine ait olduğu bildirilen 4300 yıllık iki mezar ortaya çıkarıldı.
Mısır Arkeoloji Müdürü Zahi Havas, başkent Kahire'nin güneyindeki Sakkara bölgesinde bulunan mezarların, firavunlara hizmet eden üst düzey yetkililer için inşa edildiğini söyledi.

Havas, Sakkara'da bulunan iki yeni mezarın, bölgede henüz ortaya çıkarılmamış büyük bir mezarlık olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Sakkara, Kahire'nin 19 kilometre güneyindeki antik Memphis (Apis) kentinin mezarlık alanı olarak biliniyor.
Bu haber toplam 3144 defa okunmuştur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bu gıdalar domuz katkılı mı?

18/12/2008 · Kategori: GENEL


Bu gıdalar domuz katkılı mı?
Aldığınız gıdalarda onlarca katkı maddesi var. Peki hangilerinde domuz yağı katkısı var ve hangi katkılar sağlığa zararlı.

Gün geçtikçe daha çok miktarlarda tüketilen bu katkı maddeleri, beslenmeyle ilgili kalp hastalıkları, allerjik astım ve ürtiker gibi çeşitli hastalıkların gelişimine yol açıyor.

İşte kullanmaktan kaçınmanız gereken 10 katkı maddesi:


Aspartam (sentetik tatlandırıcı) Equal ve NutraSweet marka tatlandırıcı ve binlerce gıdada bulunan tatlandırıcılar eleştirilere maruz kalıyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylansa da, birçok araştırmada aspartamın kanserle ilişkisi olduğu açıklanıyor. Ayrıca FDA'nın tartışılır aspartam onaylaması meclis soruşturmasına davetiye çıkarıyor.

Kısmen hidrojene nebati yağ (trans yağlar): Trans yağ asitleri, sıvı bitki yağlarını hidrojen bulunan bir ortamda ısıtarak elde ediliyor. Hidrojenleme olarak bilinen işlem raf ömrünü uzatmak için yapılıyor. Birçok sağlık uzmanı bu yağların koroner damar hastalıkları riskini ve kötü kolesterol düzeyini artırdığı konusunda aynı fikri paylaşıyor. New York City geçen günlerde restoranlarda suni trans yağ kullanımını yasakladı.

Sodyum Nitrit: Sodyum nitrit sıklıkla koruyucu madde olarak kullanılıyor. Yediğimiz bazı etler bu maddeyle korunuyor. Sodyum nitrit kanser riskini artırıyor, çünkü nitrit kızartma tavasında ya da midemizde asitli ortamla karşılaşınca kanserojen bileşime dönüşüyor.

Suni Renklendiriciler: Birçok suni renklendirici içeren gıdaların üretiminde sentetik boya kullanılıyor. Yıllarca FDA, fırınlanmış yiyecekler, meşrubatlar ve şekerlemelere sertifika verirken birçok boyanın da kullanımını yasakladı. Halen bazı sağlık grupları onaylanmış boyalar Mavi 1 ve 2, Kırmızı 3 ve Sarı 6'nın kanser riskine yol açtığını iddia ediyor.

Olestra: Yağsız patates cipslerinden bulunan katkı maddesi olestra, daha çok Olean markası ile biliniyor. FDA tarafından onaylanmış olmasına rağmen, yıllardır üzerlerindeki "Bu gıda olestra içermektedir" uyarı etiketiyle gıdalarda bu madde kullanılıyor. Olestra temel vitaminlerin emilimini engellediği gibi karın ağrısına ve mide-bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Stevia: Doğal tatlandırıcı yerine geçen Stevia, FDA'nın yasaklanmış katkı maddeleri listesinden çıkarıldı. Halen diyet bütünleyicisi olarak kullanılan Stevia'nın gıda katkı maddesi olarak kullanımına izin verilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü, kanserojen olmadığını buldu, fakat daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtti.

Sakarin: En eski suni tatlandırıcı olarak bilinen sakarin birçok diet ürününde ve sodalarda bulunuyor. İlk kez 1907 yılında Amerika Tarım Departmanı (USDA) tarafından yapılan araştırmayla sağlık riski olduğu bulunan sakarinin, bu tarihten sonra kanserle ilişkisi olduğunu gösteren çok sayıda araştırma yapıldı. 1977 yılında FDA tarafından kullanımı yasaklanan sakarinin halen kanserojen olma olasılığı üzerinde duruluyor.

Sülfitler: Kesilen meyve ve sebzelerin kararmaması için kullanılan bir kimyasal. Önce güvenilir olduğu düşünülen sülfitin daha sonra ölümcül alerjik reaksiyonlara neden olduğu bulundu. 1980'lerde Meclis çiğ sebze ve meyvelerde sülfit kullanımını yasaklaması için FDA'yı zorladı. FDA bundan beri sülfit yasağını genişleterek katkı maddesi olarak da kullanımını yasakladı.

BHA & BHT: Gıdalarda otooksidasyon oranını düşüren iki kimyasal BHA (butylated hidroxyanisole E320) ve BHT (butylated hidroxytoluene E321), gıdalarda renk, koku ve tat değişikliğini önlüyor. Antimikrobiyal, antioksidan özellikleri ve besinlerdeki E vitaminini koruma özellikleri nedeniyle kullanılıyor. Bazı araştırmalar, BHA'nın kanserojen olabileceğini gösteriyor.

Bone Phosphate (E542): Hayvan kemiklerinden üretilir. Topaklanmayı engelleyici ajan, emülgatör ve gıda takviyelerinde fosfor kaynağı olarak kullanılır. Esas kullanımı bununla birlikte kozmetiktir. (diş macunu gibi). Ürün hayvan kemiklerinden yapılır, domuz ve sığır gibi. Müslümanlar, Yahudiler vejetaryanlar ve Hindular sakınmalıdır

 Bu haber toplam 105856 defa okunmuştur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İzmir'de yeni bir yaşam başlıyor

14/12/2008 · Kategori: GENEL


İzmir'de yeni bir yaşam başlıyor


Türkiye'nin ilk, Avrupa'nın sayılı doğal yaşam parklarından biri İzmir'de açıldı. Kafesler ve tellerin olmadığı 425 bin metrekarelik Doğal Yaşam Parkı'nda, Asya fillerinden pumalara, lemurlardan suaygırlarına kadar birçok tür olabildiğince özgür ve doğal bir yaşam sürüyor..
Afrika savanında koşturan zebralar, ağaç dallarını kemiren zürafa ve devekuşlarının az ötesindeki gölette serinleyen suaygırları... Televizyondaki bir vahşi yaşam belgeselinden söz etmiyoruz, İzmir'de yeni açılan Doğal Yaşam Parkı'nda bu ve buna benzer birçok sahneye canlı olarak tanıklık edebilirsiniz.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Çiğli Sasalı'da 425 bin metrekare alana kurulan İzmir Doğal Yaşam Parkı, geçtiğimiz pazar günü açıldı. Avrupa'nın en büyük doğal yaşam parklarından biri olan ve 21 milyon YTL'ye mal olan İzmir Doğal Yaşam Parkı'nda 120 türden bin 500 hayvan doğal ortamında yaşamını sürdürüyor. Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği'ne (EAZA) üye olan parkta, hayvanların doğal davranışlarını sergileyebilmeleri için gerekli her şey düşünülmüş. Projenin mimarisinin hazırlanmasından itibaren EAZA ile ortaklaşa çalışılmış. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'yle bir danışmanlık protokolü bulunan Doğal Yaşam Parkı'na Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ danışmanlık yapıyor.

Nesli tükenmek üzere olan Asya fillerinden, aslan, kaplan ve pumaya, geyiklerden lemurlara birçok türü burada doğal ortamında görebilirsiniz. Parkın ilk sakinleri Fuar Hayvanat Bahçesi'nden buraya nakledilmiş. Yurtdışından yeni gelen hayvan türleri arasında Asya filleri, halka kuyruklu lemurlar, siyah makak, suaygırları, zebralar, papağan türleri ve yaklaşık 20 tür sürüngen var.

Doğal Yaşam Parkı'nın İzmir'de kurulmuş olmasına çok da şaşırmamak gerekiyor. Çünkü 1937 yılından beri hizmet veren İzmir Fuar Hayvanat Bahçesi,
Türkiye'de hayvanat bahçesi kültürünü başlatan bir park. Dolayısıyla İzmir halkı da bu konuda duyarlı ve bilinçli. Bir hayvanat bahçesi kültürüne sahip olan İzmirliler, artık hayvanların daha rahat bir ortamda hayatlarını sürdürmelerini istemiş ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da bu fikre sıcak bakmış.

İşte projenin temelleri de böylelikle atılmış. İzmir Doğal Yaşam Parkı'nın yöneticisi Çağlayan İnanlı, her İzmirlinin anılarını süsleyen Fuar Hayvanat Bahçesi'nin nasıl bir doğal yaşam parkına dönüştüğünü şöyle anlatıyor: "Eski hayvanat bahçesi sadece hayvanların sergilendiği koleksiyon tipinde bir bahçeydi. Günümüz koşullarında, dünyanın geldiği noktada, birçok hayvan soyunun tehlikeye girdiği bir dönemde, hayvanat bahçeleri artık çok daha önemli görevler üstleniyor. Bunlardan en önemlisi de nesli tehlikede olan hayvan türlerinin barındırılması. Barındırılırken de mutlaka hayvanın doğal yaşamına uygun alanların tasarlanması gerek." Parkın en önemli ikinci görevinin ise insanlara, özellikle de çocuklara doğa bilincinin aşılanması olduğunu belirtiyor İnanlı: "Ekolojik dengenin anlatılması çok önemli. Bunlar için de hayvanat bahçeleri birer biyoloji laboratuarları gibi çalışıyor.
Yani çocukların hayvanları doğal ortamlarında izleyebilecek alanlar tasarlanarak hayvanın yaşam alanlarını izlemesi, hayvanı tanıması koruması gerektiğinin öğretilmesi gibi görevlerimiz var."

EĞİTİM ÇALIŞMALARI
Doğal Yaşam Parkı'nda hayvanların yaşam alanlarına yerleştirilen 200 civarında tabelada, hayvanların özelliklerinin yanı sıra nesillerinin korunması gerektiği gibi bilgiler de yer alıyor. Ayrıca parkın yetkilileri buraya gelen okul gruplarına yönelik eğitimler de düzenliyor. Hayvan türleri ve nesli tükenenler ve koruma konusunda önce teorik bilgiler veriliyor sonra da çocuklar hayvanat bahçesindeki evcil türlerle temas ettiriliyor. Eğitimler gönüllü ekipler tarafından veriliyor.
Çalışan personel sayısının 100 olduğu parkta son derece tecrübeli bir ekip var. 70 yıllık Fuar Hayvanat Bahçesi'nde görev yapan personel, olduğu gibi buraya geçmiş.
Yeni alınan personel de uzun süren eğitimlerden geçirilmiş ve hepsine sertifika verilmiş.
Toplam 17 hayvan barınağının bulunduğu parkta hayvanlara ayrılan alanların genişliği dikkat çekiyor. Çağlayan İnanlı bunu şöyle örneklendiriyor: "Fuar hayvanat bahçesi toplam 18 bin metrekareydi. Burada Afrika savanı dediğimiz zürafa, suaygırı, deve kuşu, zebra ve gine tavuklarının bir arada yaşadığı alan 17 bin metrekare. Yani eski hayvanat bahçesinin büyüklüğünde. Asya filleri için ayırdığımız alan 15 bin metrekare. Orası da hemen hemen eski bahçe kadar. Tüm barınaklarda hayvan yaşam alanları maksimum düzeyde tutuldu ve hayvanların rahat edebilmesi ve kolay uyum sağlayabilmesi için hayvan sayısı da düşük tutuldu."

SAKLANMA İHTİYACI
Barınaklar hazırlanırken hayvanların fiziksel ihtiyaçları kadar psikolojik ihtiyaçlarına da dikkat edilmiş. Saklanma ihtiyacı olan hayvanlar için mağaralar, kayalıklar, tepeler ve çukurlar yapılmış.
Çağlayan İnanlı bu parkı eski tip bahçelerden ayıran temel özelliğin bu olduğunu söylüyor: "Buraya gelip bir hayvanı tablo izler gibi izleyemiyorsunuz. Bahçeye ilk geldiğinizde belki pumayı göremeyeceksiniz. Çünkü o anda saklanmayı tercih ediyor olabilir.
Burada kafesler, teller yok. Doğal bariyerler var: Hayvanın tırmanamayacağı yükseklikte duvarlar, göletler, su birikintileri, en sonunda da koruyucu amaçlı elektrik telleri gibi. Elektrik telleri de hayvana zarar vermiyor, tamamen caydırıcı amaçla kullanılıyor." Parktaki barınaklar hazırlanırken peyzajdan iklim koşullarına kadar hiçbir ayrıntı atlanmamış. Bitki konusunda, o barınakta yaşayacak hayvan için toksik olmayan bitkiler, doğal yaşam alanında varolan bitkiler seçilmiş. Hayvanlar için bir kapalı bir de açık barınak hazırlanmış.
Isıya ihtiyacı olan hayvanların kapalı barınakları gerekli ısıya uygun ayarlanmış.
Örneğin zürafa için 20 derece gerekiyorsa, iç barınaktaki ısı 20 derece olarak ayarlanmış. Çok soğuk günlerde soğuğa duyarlı hayvanlar dışarıya salınmıyor.
Tamamı kapalı olan 4 bin metrekarelik tropik merkezde özel ısıtma ve nemlendirme sağlanarak özel bitkilendirme ile yağmur ormanları iklimi yaratılıyor. Burada kendinizi yağmur ormanlarında hissediyor, farklı türlerdeki hayvanları doğal ortamlarında yakından görebiliyorsunuz. Bu bölümde timsah havuzu, koi (bir tür balık) havuzu, Afrika kaplumbağaları, yılanlar, kertenkeleler kurbağalar ve papağanlar yer alıyor.
60'dan fazla kanatlı hayvan türü için de özel barınakların yapıldığı İzmir Doğal Yaşam Parkı'nda sülün, pelikan, kuğu, flamingo, kartal, şahin, papağan gibi kuş türlerini de doğal yaşam alanlarında gözlemlemek mümkün.
Karşıyaka İskelesi'nden kalkan İzmir Büyükşehir Belediyesi otobüsleri ya da özel araçlarınızla Doğal Yaşam Parkı'nı 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Ocak ayına kadar giriş ücretsiz. Doğaseverler için ayrıca Karşıyaka'yı bu bölgeye bağlayan 25 kilometrelik yeni bir bisiklet yolu oluşturulmuş. Bilgi için tel: (0232) 497 10 70

sabah

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Akıllı kimlik kartına kripto

13/12/2008 · Kategori: GENEL


Akıllı kimlik kartına kripto


TÜBİTAK tarafından tamamen
milli olanaklar kullanılarak geliştirilen ve 2010’dan itibaren nüfus cüzdanının
yerine kullanılması hedeflenen akıllı kimlik kartları, kopyalanma riskine karşı
görünürde 7 üstün güvenirlikli önlemle korunuyor.
Hologram, mor ötesi, meneviş ve gökkuşağı baskı ve mikro yazı
yöntemlerinin kullanıldığı oluşturulan görünür güvenlik önlemlerinin yanı sıra
kişiye ait bilgiler, kartın çipinde de özel şifrelerle saklanıyor.
TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsünde (UEKAE)
geliştirilen Akıllı Kart İşletim Sistemi (AKİS) Proje Sorumlusu Mustafa Başak AA
muhabirine 2010’dan itibaren tüm Türkiye’de uygulanması planlanan elektronik
kimlik kartının teknolojik özelliklerini anlattı.
Akıllı kartın en başta akıllı kart tabanlı ulusal kimlik kartı olarak
nüfus cüzdanının yerini alacağını aktaran Başak, kartın ayrıca sürücü belgesi,
pasaport, e-devlet uygulamalarında kimlik doğrulama amaçlı bir belge olacağını ve
SSK karnesi, Sağlık Bakanlığı sertifikalarında, Maliye Bakanlığının vergi
uygulamalarında kullanılabileceğini belirtti.
Başak, AKiS tabanlı benzer akıllı kartların şehir kartları, kontörlü
kartlar gibi belediye uygulamalarında da kullanılabileceğini anımsattı.

KRİPTOLU OLACAK

Akıllı kimlik kartının tamamen yerli kaynak ve mühendislerle son
şifreleme teknolojisi kullanılarak ve uluslararası standartlara uygun yapıldığını
belirten Başak, kartın "taklit edilemez" ve "tahrip ya da tahrif edildiğinde
değişikliğin algılanmasına imkan veren güvenlik özelliklerinin" bulunduğunu
söyledi.
Başak, akıllı kart üzerindeki ve çip içerisindeki bilgilerin elektronik
ortamda, kriptografik yöntem denilen güvenlik özellikleriyle korunduğunu
anlatarak, bu yöntem sayesinde kartın mükerrer basımının engellenebildiğini,
Merkezi Nüfus İdaresi Sistemine (MERNİS) erişimle yazım hatalarının önüne
geçilebildiğini aktardı.
Kimlik kartlarının taklit edilmesini önlemek için çeşitli güvenlik
özelliklerinin uygulandığını kaydeden Başak, yapısal ve baskısal güvenlik
ögelerinin yüksek çözünürlüklü makinelerce yapıldığını ve taklidinin de çok zor
olduğunu vurguladı. Başak, elektronik güvenlik sisteminin taklidinin ise mümkün
olmadığını söyledi.
Akıllı kartta aynen kağıt paralarda olduğu gibi dış görünürde 7 güvenlik
önlemi olduğunu bildiren Başak, şöyle konuştu:
"Kartın ön ve arka yüzünde kullanılan hologram teknolojisiyle ışığın
geldiği açıyla şekillerin ve renklerin değişimi sağlandı. Çok özel mürekkeplerin
kullanıldığı OVI teknolojisinde ise ön yüzde bulunan Türkiye haritası ışığın
geldiği açıya göre üç farklı renkte görülüyor. Mor ötesi baskı yöntemiyle de
ultra viyole ışığı altında görünecek şekilde ön yüzde mavi renkte "T.C"
ibaresinin, arka yüzde de Türkiye haritasının ortasında mavi renkte ay-yıldız
şekli gizlendi.
Mikro yazılar ile ön yüze ay-yıldız çizildi ve büyüteçle bakıldığında
Türkiye Cumhuriyeti yazısı görülebiliyor. Aynı baskı, arka yüzde de şerit
görünümünde yer alıyor. Meneviş baskı yöntemiyle ise kartın hem ön, hem de arka
yüzünde algoritmik desenler bulunuyor. Bu desenler matematiksel bir formülle
oluşturuldu. Son görüntü şifresi ise gökkuşağı baskı dediğimiz ve desen
çizgilerinde kopyalamaya karşı kırmızı-turkuaz-kırmızı renk geçişleri yer aldı.
Tüm bu şifreler çok özel tekniklerle üretildi ve kartın taklidini ve
kopyalanmasını çok zor hale getiriyor."
İlk etapta karta bakıldığında görünür şifrelemelerde kartın sahte olup
olmadığının anlaşılabileceğini dile getiren Başak, "Fakat kopyalanmasının çok
zor olmasına karşın her ihtimale karşı görünür özelliklerin kopyalanma riskine
karşı bu bilgilerin aynısı kartın üzerindeki çipe elektronik olarak şifrelendi.
Bu çipin içinde bir oynama olduğunda, kart erişim cihazına takıldığında bilgiler
teşhis edilemez. Bu taklit edilememezlik aslında, elektronik şifreleme
teknikleriyle sağlandı" dedi.
Başak, kimlik doğrulama için özel yazılımlara sahip kartın ayrıca pin ve
puk kodlarının bulunduğunu belirterek, yasanın çıkması halinde hazır olan parmak
izi teknolojisinin de eklenebileceğini söyledi.
AKİS’in enerji dalgalanmalarından veya başkaca fiziksel koşullar
sebebiyle oluşan EEPROM bellek hücrelerindeki bozulmaları tespit edip düzelten
bir mekanizmaya sahip olduğunu kaydeden Başak, şifreleme, deşifreleme ve asıllama
anahtarlarının birbirlerinden tümüyle ayrıldığını belirtti.

PARMAK İZİ SAKLANMAYACAK

Parmak izi, iris tanıma gibi bilgilerin Avrupa Birliği kriterlerine göre
bilgisayarların veri tabanlarında saklanmasının yasak olduğunu ve bu nedenle de
parmak izi şifresinin kartın içinde saklandığını aktaran Başak, "Kart sahibinin
elinde olacağından, bazı basın organlarında yer aldığı gibi parmak izinin bir
yerde saklanması gibi bir durum da olmayacak" diye konuştu.
Türkiye’nin akıllı kart teknolojisinde Avrupa Birliğine üye pek çok
ülkeden daha ileri bir aşamaya geldiğini belirten Başak, ABD’deki kart
teknolojisinin ise çip değil, optik tanıma üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Başak, Türkiye’nin yarattığı bilgi birikimi ile akıllı kartlarda ileri
teknoloji uygulayan Portekiz ve Ukrayna gibi ülkeler seviyesine geldiğini
kaydederek, "Avrupa’nın henüz üzerinde çalıştığı bir sistemi Türkiye uygulamaya
başladı bile" dedi.

SEÇİMLERDE MÜKERRER OYA DA ENGEL OLACAK

Elektronik kimlik uygulamasının özellikle genel ve yerel seçimlerde
güvenli ve sağlıklı oy kullanılmasına olanak sağlayıp mükerrer oy kullanılması
ihtimaline son verilebileceğini dile getiren Başak, sağlık uygulamalarında da
sahibinin izni ile erişilebilen hastaya özel bazı bilgilerin de kartta
saklanabileceğini bildirdi.
Başak, akıllı kart uygulamasının 1 Eylül 2008 itibariyle Bolu’da pilot
çalışmalarının başlatıldığını anımsatarak, ilk aşamada bu yılın sonuna kadar 10
bin adet kartın Bolu merkezde dağıtılacağını ve ikinci aşamada da Mayıs 2010’a
kadar 300 bin kart dağıtımının yapılacağını belirtti. Başak, dağıtılan kartların,
67 eczane, 1 hastane, 8 aile hekimliğinde kullanılmaya hazır olduğunu da
bildirdi.

milliyet

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dünyanın en eski beyni!

13/12/2008 · Kategori: GENEL

Dünyanın en eski beyni!
Dün bir arkeolojik kazıda bulunan kafatasının içinde dünyanın en eski insan beyni bulundu...

İNTERNETHABER

İngiltere Yorkshire'da bulunan bir kafatasının içinde M.Ö 300 yılına ait olduğu düşünülen beyin bulundu.

Arkeolojik kazılar sırasında bulunan ve bir demir çağı insanına ait olduğu belirlenen kafatasının içinde, küçülmüş ve toprakla kaplanmış da olsa beyin bulundu.

İnsan beyninin öldükten kısa bir süre sonra yok olduğu bilindiği halde 2000 yıldan fazla zamandır bir insan beyninin, hala üzerinde çalışılabilecek kadar dokuya sahip olması bilim insanlarını şaşırttı.


Olması gerekenden bile daha iyi bir şekilde korunmuş olan ve dünyanın bulunan en eski insan beyni diye nitelendirilen bu demir çağ beyni, beynin işleyişi ve her hangi bir evrim geçirip geçirmediği konusunda yardımcı olacak diye düşünülüyor.

Arkeolojistler tarafından York Üniversitesi araştırma merkezine götürülen beynin taramalar sonucunda araştırılabilecek durumda olduğu belirlendi. Üniversite nörolojistlerinden taramaları yapan Philip Duffey, ancak mikroskop yardımıyla farkedilebilecek bazı dokuların fosilleşmiş olduğunu ama yine de beynin gelişim aşamalarını kavrayabilmek için yardımcı olacak verilere ulaşabileceklerini söylüyor.

Araştırmacılar şimdi heyecanla beyin üzerinde testler yapmaya başladılar. Bu güne kadar nasıl gelebilmiş olduğunu bulmayı ve böylece de insanoğlunun beyinsel süreçlerini keşfedebilmeyi umuyorlar.

Bu haber toplam 16024 defa okunmuştur

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::


  • <%Haberler%>
  • Son Yazılarım

    Kategorilerim

    Vizyondakiler

    www.dilekkaraca.blogcu.com
    www.dilekkaraca.blogcu.com

    Bağlantılarım