" »-(¯`v´¯)-»DİLEGİMSEN SAYFAMA HOŞGELDİNİZ»-(¯`v´¯)-» - Blogcu




En Güzel Sonbahar Manzarası Burada

9/9/2009 · Kategori: MEKAN

En Güzel Sonbahar Manzarası

Yağmurlu günleri beraberinde getiren, yaprakları sarartan, kışın habercisi sonbahar; insanı hüzünlendirdiği kadar, kendine has güzellikler de sunuyor. Ağaçların yeşilden sarıya, sarıdan turuncuya ve hatta kimi zaman kırmızıya büründüğü, göğün çelik grisi renginin göllerin üzerine düştüğü günler muhteşem manzaralar vaat ediyor. Özellikle fotoğrafçılar ve ressamlar için bulunmaz zamanlar. Biz de bu hafta jüri üyelerimize, Türkiye’de en güzel sonbahar manzarasını sunan adresleri sorduk. Pek çoğu Milli Park statüsünde bulunan, yaprak döken ağaçlar bakımından zengin ormanlık alanlar listeye ağırlığını koydu.


YEDİGÖLLER


Kızılın her tonu


Yedigöller bölgesi Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl ve Seringöl’den oluşuyor. Sonbahar ve kış mevsiminin en güzel yaşandığı yerlerden biri. Birçok profesyonel fotoğrafçının gözbebeği. Ağaçların turuncu ile kızıl arasında dolaşan rengi, göllerin üzerine düştüğünde manzaranın seyrine doyum olmuyor. Sabahın ilk ve akşamın son ışıkları kaçırılmaması gereken saatler. Yedigöller’e ulaşmak için İstanbul-Ankara yolunun Bolu il sınırları içindeki Yeniçağa Kavşağı’nı döndükten sonra karşınıza çıkan yolu takip etmeniz gerekiyor. Orman içi yolculuğunuza, yön tabelaları ile devam edebilirsiniz. Yedigöller Milli Parkı içinde bir dinlenme tesisi var.


IHLARA VADİSİ


Sonbahar ışığında harika


Sadece ağaçlardaki farklı renk tonlarının peşinde değilseniz, 10 km uzunluğa ve 80 metre derinliğe sahip Ihlara Vadisi, içinde yer aldığı kanyonla birlikte size farklı bir manzara sunacak. Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla oluşan çatlaklar ve çökmelerle meydana gelen bu bölgede dolaşırken, kayalara oyulmuş barınak, mezar ve kiliseleri sonbaharın farklı ışığında göreceksiniz. Vadiyi bir de yukarıdan, bütün halinde seyretmek isterseniz, Kapadokya’dan balona binebilirsiniz. Ihlara Vadisi’ne Nevşehir’den Aksaray’a giderken, Aksaray’a 11 km. kala sola, Güzelyurt yoluna dönerek ulaşmanız mümkün.


KAZ DAĞLARI


Yaprak döken ağaç bol


Tanrıların Dağı olarak bilinen, Çanakkale ve Balıkesir sınırları içinde yer alan Kaz Dağları’nın en alçak yeri Edremit Körfezi’nin kuzey kıyıları, en yüksek yeri de 1774 metrelik Karataş Tepesi. Yani bölgeye gittiğinizde hem deniz, hem de orman manzarası bulacaksınız. Ege’de kışın yaprak döken ağaçların bol olması, sonbaharı rengarenk sevenler için bir avantaj. Tertemiz akan şelalelerin ardında kalan, sarı ve turuncu yapraklarla donanmış ağaçlarla karşılaşmak hoşunuza gidecek. Küçükkuyu, Akçay, Altınoluk ve Güre gibi denize kıyısı olan bölgelerde konaklamanız mümkün.


SARAYBURNU


Topkapı Sarayı ve Gülhane


Tarihi Yarımada’nın en uç noktası. Hasbahçe ağaçlarının arasından yükselen Topkapı Sarayı’nın bulunduğu Sarayburnu; Haliç, Marmara Denizi ve Boğaziçi’ni gören eşsiz bir konumda. Bizans’ın her devrinde ağaçlıktı, o vakitler geniş zeytinliklerle kaplıydı. Fatih Sultan Mehmet burayı dışarıdan getirttiği ağaçlarla da bezeyerek, içinde köşk ve pavyonlarıyla Gülhane Parkı’nı yarattı. Kasım başlarında yaprak döken ağaçlar renkleniyor. İsterseniz Sarayburnu’ndan, bulutlar nedeniyle çelik grisine bürünen İstanbul Boğazı’nın girişini, isterseniz Galata’dan veya Salacak’tan Sarayburnu’nun kendisini izleyebilirsiniz. Sararan yaprakların arasından Topkapı Sarayı ve Sirkeci’ye yanaşan vapurlar güzel bir manzara oluşturuyor.


NEMRUT DAĞI


Günbatımında muhteşem


2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı, gündoğumu ve günbatımını en güzel seyredebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Gündoğumunu yakalayabilmeniz için 1-2 saat önceden yola çıkmanız gerekiyor. Tepeye ulaştığınızda günün ilk ışıklarıyla sarının farklı tonlarını izleme şansı bulabilirsiniz. Vakit günbatımına yaklaştığında ise ışıklar azalıyor, sarılar turuncuya, turuncular ise kırmızıya dönmeye başlıyor. Adıyaman il sınırları içinde yer alan dağda, doğanın sonbaharda hazırladığı güzelliklerin dışında, dünyanın en yüksek açık hava müzesiyle karşılaşacaksınız. Buradaki taş heykeller de tıpkı yapraklar gibi sararan ahşap görünümlere bürünüyorlar.


GÖKOVA


Özellikle güney yakası


Muğla ili sınırları içinde yer alan Gökova’yı hep yazın görmeye alıştıysanız, bir de sonbaharda görmenizde fayda var. Jüri üyemiz Kadir Kır, özellikle güney yakasının bu mevsimde muhteşem olduğunu söylüyor. Hem deniz, hem de ağaçlar renk değiştiriyor, ancak listedeki diğer yerlere nazaran sonbahar buraya biraz daha geç geliyor.


KAÇKARLAR


Yapraklar sararmaya başladı


Kaçkarlar’da manzara sarıya dönmeye başladı bile. Doğu Karadeniz silsilesinde bulunan, Türkiye’nin en yüksek dördüncü dağı olan Kaçkarlar, Karadeniz kıyılarından itibaren yükselmeye başlıyor. Görkemli zirveler, şelaleler, berrak göller ve zengin bitki örtüsü ile her tür sonbahar manzarasını burada yakalayabilirsiniz. Sislerin ardında kalan dağlarla karşılaşacaksınız. Kaçkarlar’a, Artvin-Yusufeli ve Rize-Çamlıhemşin’den ulaşabilirsiniz.


BORÇKA KARAGÖL


Gölde sandal sefası


Karagöl, 19. yüzyıl başlarında, bugünkü Aralık Yaylası’nın yakınlarındaki bir tepenin, heyelan sonucu derenin önünü kapatmasıyla oluştu. Anıt sayılabilecek birçok yaşlı ağaçla çevrili olan bölgede zengin bitki örtüsünün yanısıra hayvan çeşitliliğine de rastlanıyor. Özellikle bu mevsimde gölde yapacağınız sandal keyfi sırasında ağaçların rengarenk görüntüsünü seyredebilirsiniz. Artvin’in Borçka İlçesi sınırları içindeki Karagöl’e, Borçka-Camili yolunun 2. kilometresinden ayrıldıktan 5 km. sonra ulaşılabiliyor. Karagöl Orman Misafirhanesi’nde konaklanabilir.


KÜRE DAĞLARI


Sayısız şelale var


Ağaçlarının yoğunluğu, alanın büyüklüğü, zengin biyolojik çeşitliliği ve bünyesinde barındırdığı yaban hayatının zenginliği ile ön plana çıkan Küre Dağları, Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) belirlediği, Avrupa’nın acil korunması gereken yüz ormanlık alanından biri. Küre Dağları Milli Parkı ise Küre Dağları’nın batısında, Kastamonu ile Bartın arasında kalan 34 bin hektarlık bir bölgeyi kaplıyor. Karstik yapıya sahip arazi bol yağış alıyor. Her an gökkuşaklarıyla karşılaşabilirsiniz. Ağaç çeşidi bol. Karstik yapının neden olduğu sayısız mağara, derin kanyon ve şelaleler de görülmesi gereken güzellikler arasında.

 
POLONEZKÖY


Bu mevsimde çok romantik


İstanbul’a bağlı Polonezköy, hafta sonu kaçamakları için birebir. İlkbahar ve yaz aylarında piknikçilerin gözdesi. Pek çok konaklama tesisi var. Sonbaharda oldukça romantik bir görünüme kavuşuyor. Çoğunlukla kiraz ağaçları var. Etrafı ormanlarla çevrili. Dökülen yapraklarla kaplı, ağaçlarla çevrili beş kilometrelik yürüyüş yolu muhteşem. -Hürriyet

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Hazineler ülkesi Bali

30/8/2009 · Kategori: MEKAN


Hazineler ülkesi Bali

 

Kimilerine göre tembellik etmek için ideal mekan, kimilerine göre aşk yuvası... Bali, herkesin bambaşka bir şeyler keşfedebileceği ender yerlerden biri; sürprizlere hazır olmak en iyisi!

 

 

Önce burnunuza birbirinden farklı çiçek kokuları gelir, sizi cennetin var olabileceğine inandıran kokular; sonra gözünüz mavinin en tutkulu ama bir o kadar da yumuşak tonuna alışmaya çalışır... Küçük dalgaların masum beyaz köpüklerine aldırmadan ve nihayet tropikal ağaçların melteme boyun eğerek söylediği şarkıyla Bali'ye aşık olduğunuzu ve dönüşünüzün olmadığını anlarsınız. Artık ne sıcağın, ne nemin, ne de Türkiye'den 16 saat süren çileli yolculuğun bir önemi kalmıştır.

Çoğu insanın balayı adası olarak algıladığı ama aslında her çeşit insana çok farklı deneyimler sunan bu ada, beş milyonluk nüfüsuyla Endonezya'nın en büyüğü olmasa da, en meşhur adası. Nüfusunun çoğunun Hindu olması nedeniyle insana verilen değer, kendinizi farklı bir boyutta hissetmenizi sağlayınca, o büyülü tapınaklara girip, mistizmin sizi bir anne gibi sarmalayan kollarına bırakmanız kaçınılmaz oluyor.

Bulutlarla volkanın buluştuğu yerde
Bali'de her mahallede en az altı-yedi tapınak var. Ancak bazı yerlerdeki tapınaklar doğayla kopan bağlantınızı ani bir elektrik çarpması gibi birdenbire yeniden sağlıyor. Halen aktif olan bir yanardağ olan Batur Dağı'nın tepesinde yer alan Tirta Empul, yani Kutsal Su Tapınağı, sisli bulutların, asırlara tanıklık etmiş kocaman banyan ağaçlarının dua edercesine açtıkları yeşil kollarına kavuştuğu yerde, lavlarla oluşmuş o tuhaf yer yapısında bulunuyor. Buradan akan suyla yüzünüzü yıkadığınızda kutsanmış sayılıyorsunuz. Gündüzün kendini akşama teslim etmeye hazırlandığı saatlerde giderseniz, o gizli tenhalıkta belki kutsal sudan farklı bir şeyler, belki de kendinizi bile bulabilirsiniz.

 

 

Ubud Tapınağı, maymunların bekçiliğiyle ünlü bir tapınak. Bu tapınakta dikkat etmeniz gereken şey, hırsız maymunlar. Gözlüğünüzü, saatinizi, çantanızı çalmaya meyilli bu şirin hırsızlar fidye olarak tek bir muzu kabul edip, size eşyanızı hemen geri veriyor. Tanah Lot Tapınağı dünyanın sayılı enerji noktalarından biri olduğuna inanılan gizli bir kapı. Okyanusun çılgın dalgalarının üstündeki bir kayaya oyularak yapılmış bu tapınak, tüylerinizi diken diken yaptığı anda, burnunuza gelen tütsü kokuları ve duyduğunuz ilahilerle kendinizi gerçekten de o gizemli kapının önünde buluyorsunuz. İçeri girip girmemek size kalmış. ‹badete gelen Balililer'den birine rica edip, kutsanmak isterseniz sizin de alnınıza memnuniyetle birkaç pirinç tanesi yapıştırıyorlar.


Yeni dostluklar peşinde

Uluatu Tapınağı ise gün batımını izleyebileceğiniz en uygun yer. Uçurumun kenarındaki bu tapınakta güneşe veda ettikten sonra Kecak Ateş Dansı'nı izleyebilirsiniz. 50 erkeğin sadece vokalleriyle yaptıkları müzik eşliğinde Asya'nın Romeo ve Juliette'i Rama ve Sita'nın aşklarına şahit olup, siz de böyle bir aşk için uçurumdan batan güneşe doğru dileğinizi kanatlandırıp, uçurmalısınız.

Dolphin Lodge'da acımasız avcıların ellerinden kurtarılıp, rehabilitasyona alınan yunusları ziyaret edip, onlarla yüzüp, sarılabileceğiniz bir yer olan Dolphin Lodge, okyanusun korumalı bir koyunda bulunuyor. Jasmine, avcılar tarafından yakalanmaktan son anda kurtulan, ama bu uğurda bir gözünü feda etmek zorunda kalan 14 yaşında bir hanımefendi ve siz istemeseniz bile o size tüm sevgisini veriyor.

Taro'da bulunan Elephant Safari Park ise fildişi avcılarının elinden kurtarılan fillerin sığınağı. Düğün konusunda çok iddialı olan merkezde fillerin üstüne binen gelin ve damat bir Doğu masalındaki raja ve prensesi gibi “Evet” diyorlar. Henüz dört haftalık yavru fil Genang'ın göz bebeği olduğu vahada, fillerin üzerinde ormanı gezerken, Jessica Biel ve David Beckham gibi ünlülerin de bu fillerle gezinti ve parka para bağışı yaptığını aklınızın bir köşesinde tutun.

 

Biraz spa, biraz eğlence, biraz da sörf
Rafting ve sörfün milli spor olduğu bu adada, rafting için en iyi yer Ayung Nehri. Sörf içinse Seminyak Sahili. Sörf yapmayı denemeden gelmeyin. Bütün denemelerinize rağmen başarılı olamadıysanız bile sahilden ayrılmayın ve Lost'un Sawyer'ını aratmayacak yakışıklılıktaki Avustralya'lı turistlerin dalgalarla dans edişini seyredin.

Dillere destan Bali masajı Bali'de çok uygun fiyatlara adım başı yapılıyor ama hepsinde kalitenin muhteşem olduğu söylenemez. Gerçekten kusursuz bir spa deneyimi yaşamak istiyorsanız Bagus Jati ya da The Bale iyi bir tercih olacaktır.

Gece kulüplerinin ve modern restoranların inci gibi dizildiği Kuta bölgesi, eğlence için süper bir mekan olsa da suniliği ve Batı'nın kötü bir kopyasından öteye geçemeyen kimliksiz haliyle benim için hiçbir şey ifade etmeyen bir yer olarak aklımda kalacak. Yine de gece kuşları Cafe Del Mar ve Bahiana'da güneşin doğuşunu karşılayabilirler.

DENİZ ÜRÜNÜNE DOYMADAN DÖNMEYİN
Jimbaran Körfezi'nde deniz ürününün her türlüsüne doymak ya da Denpasar oteller bölgesinde Bali'nin geleneksel yemeklerine doğru gurmesel bir yolculuğa çıkmak damağınızın size teşekkür etmesini sağlayacak. Hindistan cevizinden yapılıp, palmiye yaprağına sarılarak yenen Bali keki, karidesli pilavları ve satay dedikleri tavuk şişleri tadına doyulmayacak lezzetler. Keyifle yemek yiyerek, vahşi okyanusu ve kendini onu korumaya adayarak çepeçevre saran körfezi seyrederken Bali'nin geçmişini düşünmeden edemiyor insan. Endonezya, 1700'lerin sonunda Hollanda'nın yönetimi altına girdiğinde yerli halkın silahı bile yokmuş. Birkaç saniye bile dayanamadan can vereceklerini bile bile sömürgeliğe karşı koymaya çalışan binlerce Endonezyalı'nın kendilerini feda etmelerine rağmen, Hollanda yönetimi İkinci Dünya Savaşı'na kadar sürmüş. 17 bin adadan oluşan bu farklı ülke, bu sırada kısa bir süreliğine Japon işgaline maruz kalmışsa da şu an başı dik ve bütün gururuyla her milletten misafirlerini ağırlıyor. Hollandalı, Japon hiçbir ayrım gütmeden

devamı...elele.

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

İstanbul'da pizzanın en iyileri

27/6/2009 · Kategori: MEKAN

İstanbul'da pizzanın en iyileri

İtalyan mutfağının en popüler lezzetlerinden olan pizza, kendini Türklere de sevdirdi. Pide ve lahmacun geleneğimize rağmen pizzayı bağrımıza bastık, kendi damak tadımıza uydurduk.

 
İtalyan mutfağının en popüler lezzetlerinden olan pizza, kendini Türklere de sevdirdi. Pide ve lahmacun geleneğimize rağmen pizzayı bağrımıza bastık, kendi damak tadımıza uydurduk. Zaten pizza da girdiği her sofraya ve ortama kolay uyum sağlayan bir yiyecek. Hızlı karın doyurmalara da, şık yemek masalarına da yakışıyor.

DA MARİO
İsteyene diyet pizza


Doors grubuna ait İtalyan restoranı. Etiler’de 1993’ten beri hizmet veriyor, ilk İtalyan şefi Mario’nun adını taşıyor. Mutfağı Napoli ve Sicilya ağırlıklı. Şu anki mutfak şefi, açıldığından beri çalışıyor ve Milano’da eğitim almış. Toplam 13 çeşit pizza var ve pizzaların çapı 32 santim. Odun fırınında pişen pizzaları ince hamurlu ve çıtır çıtır. Margarita (domates sosu ve mozzeralla peynirli), Fungi (mantarlı), Calzone (kapalı pizza) ve İnkdegrale (kepekli diyet pizza) en sevilen pizzaları. Diyet pizzada patlıcan, taze enginar kalbi ve salkım domates kullanıyorlar. Pizza fiyatları 16-38 lira.
Tel: (212) 265 15 96

MEZZALUNA
Beş şubesi daha var


14 yıllık geçmişi olan mekanın Etiler Alkent, İstinyepark, Acarkent Trio konutları, Kozyatağı ve Galatasaray Adası’nda da şubeleri var. Orijinal restoran ise ilk kez New York’ta açıldı. Carmine Antonio Lombardi adlı İtalyan şefin hazırladığı mönüdeki 21 çeşit pizza arasında Alla Toscana Ricotto (Toscana usulü Ricotto peynirli pizza) ve Robespierre (etli) dikkat çekiyor. Hande Ataizi,, Candan Erçetin ve Okan Bayülgen gibi isimler gidiyor. Fiyatlar 17-30 lira.
Tel: (212) 231 31 42
ZAZİE
24 çeşidini yapıyorlar

Mönüdeki 24 çeşit pizzanın çapı 33 santim civarında. En sevileniyse Zazie Pizza. Marine edilmiş patlıcan, domates, tulum peyniri, çam fıstığı ve domates sosla yapılıyor. Quatro Stagioni adlı pizzaları da iddialı. Dört çeşit sebze, dana jambon ve domuz jambonu birbirine karışmadan aynı pizzanın üstünde dört ayrı bölümde pişiriliyor. Pizzaların hamuru üç gün bekletildiği için hafif oluyor, doyuruyor ama şişirmiyor. Güneri Cıvaoğlu, Reha Muhtar ve Demet Akalın gibi isimler ziyaret ediyor. Fiyatlar 18-29 lira.
Tel: (212) 231 87 81

PAPER MOON
Milano’nun lezzetleri


Akmerkez’in rezidans kısmının girişinde yer alıyor. Toplam 16 çeşit pizza var, çapları 35 santim. Kurutulmuş dana eti ve rokayla yapılan Bresaola en çok servis ettikleri çeşit. Porcini mantarlı, dört çeşit peynirli ve ızgara sebzeli pizza siparişi de çok veriliyor. İtalyan usulü odun fırınında özel bir teknikle pişiriliyor. Çok önem verdikleri pizza ununu Söke Un’dan temin ediyorlar. İşadamları, yerli ve yabancı üst düzey yöneticiler, sanayiciler, diplomatlar ve basın dünyasının yıldızları geliyor. Fiyatlar 22-45 lira.
Tel: (212) 282 16 16
NUM NUM
Altı saatte pişiyor

İtalyan, Akdeniz ve Amerikan mutfaklarının karması bir dünya mutfağı sunuyorlar. 19 çeşit pizza arasında en sevileni Barbekü Beef Pizza. Pizzaların çapı 32 santim. Altı saat ağır ateşte pişen et ve sebzeden yapılan Barbekü pizza İtalya’dan getirilen taş fırınlarda pişiyor.. Üzerine konulan sebzeler ve diğer malzemeler mutlaka lezzetlendiriliyor. Pizza sipariş ettiğinizde yanında mekanın ikramı olan salata mutlaka geliyor. Çocukların isteğine göre özel pizzalar da hazırlanıyor. Fiyatlar 14-22 lira.
Tel: (212) 353 07 08

OTTO
Pideyi pizzalaştırdılar


17 çeşit pizzanın yanı sıra 2 çeşit pide de servis ediyorlar. Büyük pizzanın çapı 35, küçüğünkü 25 santim. Pideleri pizza hamuruyla hazırlayarak bir çeşit pizza havası kazandırıyorlar. En sevilen pizzaları “Şefin Seçimi”. Pesto sos, suda mozzarella, roka, fıstık ve nar ekşisiyle yapılıyor. Güler Sabancı, Cem Boyner ve Hüsamettin Cindoruk pizzalarını çok seviyor. Fiyatlar 12-26 lira.
Tel: (212) 292 70 15
FRATELLİ LA BUFALA
Geleneksel Napoli tarifi

Dünyanın pek çok metropolünün ardından 86. restoranını İstanbul’da açan ünlü bir pizza zinciri. 22 çeşit pizzanın 10’u yüzyıllardır aynı şekilde yapılan geleneksel Napoli pizzası. Mutfakta da “babalarından veya ustalarından el almış” 5. nesil Napolili ustalar çalışıyor. Malzemeler pizza fırından çıktığında üzerine konuluyor. Napoli’de bilinen ilk pizza Marinara ve adını Kraliçe Margherita’dan alan Margherita en sevilenler. Fiyatlar 13-32 lira arasında değişiyor.
Tel: (212) 325 54 11

DOLCE VİTA
Spesiyali acılı picante


10 çeşit pizza satılıyor. Pizzalarının yanı sıra makarna ve salata çeşitleriyle de tanınıyor. 31 santim çapındaki ince kenarlı pizzalar 150 gram hamur kullanılarak hazırlanıyor. Mutfaktaki İtalyan şefin adı Gabriel Consore.. Közlenmiş Jalopone biberiyle yapılan acılı pizza picante buraya özgü bir çeşit. Mönünün dışına çıkarak seçtiğiniz malzemeden kendi pizzanızı yaratmak mümkün. Çocuk mönüsünün yıldızıysa sosisli pizza. Fiyatlar 12-18 lira arasında.
Tel: (212) 215 24 36

MİSS PİZZA
Sadece pizza satılıyor

2004’ten beri Elif Tokatlı ve Selen Akınal adlı iki genç kadın tarafından işletiliyor. Çapı 30 santim olan 30’a yakın pizza odun fırınında pişiyor. Türk damak tadından ziyade deneysel ve hafif pizzalar pişiriyorlar. Ricotto peyniri ve çam fıstığıyla hazırlanan ballı pizzaları tatlı niyetine yeniliyor. Yeşilköy’den ve Anadolu yakasından gelenler var. Fiyatlar 11-31 lira arasında.
Tel: (212) 251 32 78

SPAZİO
Çeşit az ama öz


Mutfak şefi İsmail Gündoğdu. 16 yıllık mekanda dört çeşit pizza servis ediliyor. Balzamik soslu ve ançuezli pizza, klasik Margarita, mantarlı pizza ve son olarak ıspanak, soğan ve İtalyan domuz salamı Parma Ham ile yapılan pizza. Pizzalar 280-300 derecelik alevler içinde üç dakika pişiyor. Hamurunda ünlü İtalyan markası Cecco kullanılıyor. Akşam yemekleri 19.00-23.00 arasında. Pizza fiyatları 16-23 lira arasında değişiyor.
Tel: (212) 368 12 34
e-kolay

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

İstanbul'un en güzel Türk Kahvesi mekanları:)ben gibi tiryakiler için:)

27/6/2009 · Kategori: MEKAN

İstanbul'un en güzel Türk Kahvesi mekanları

Eskiden kahve denince akla ilk Türk kahvesi gelirdi. Her köşe başında kahve zincirleri açılmamıştı. Nescafe, filtre kahve, espresso popüler içecekler değildi.

Cezvede pişirilip zarif fincanlarda sunulan bol köpüklü kahvenin yerini hiçbir şey tutmazdı. Sohbet bahaneydi, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı... Dünya kahveyi Türkler sayesinde tanımışken, Türk kahvesi kendi vatanında ilgisizliğe mahkum edildi. Kahve makinelerinin kahvehanelere kadar girmesiyle geleneksel usûle uygun kahve hazırlayan işletmeler azaldı. Biz de İstanbul'da hâlâ iyi kahve içecebileceğiniz mekânların listesini çıkardık.

Çorlulu Ali Paşa en iyi adres

Çorlulu Ali Paşa Medresesi tarihî bir atmosferi olan bir mekan. Bayazıt'ta tramvay yolu üzerinde bulunan medrese, kahve ve nargile tiryakilerinin gözde durağı. Üniversite öğrencilerinin buluşma noktası. Emekliler, çevre esnafı ve turistler müdavimler arasında. Çınar altında oturup havuz başında kahvenizi yudumlayacağınız medrese gece 02.00'ye kadar açık. Medresede halı ve kilim tamiri yapılan atölyeler de görülebilir.
Tel: (0212 519 23 41)

Muhteşem manzara eşliğinde kahve...

Haliç'e Eyüp sırtlarında tepeden bakan Pierre Loti, yıllardır şehirden kaçanların en önemli durağı. Eyüpsultan Camii'nin yanındaki mezarlıkların arasından merdivenleri tırmanarak Pierre Loti kahvesine çıkıyorsunuz. En öndeki masalardan birine oturduğunuzda ayaklarınızın altına uzanmış Haliç'i seyrederken bir yandan da kahvenizi yudumluyorsunuz. Pierre Loti, 1850-1923 yıIları arasında yaşamış ünlü Fransız yazar ve oryantalist. Deniz subayı olan Loti, Türkiye'ye ilk kez 1876 yılında gelmiş ve bir yıl kalmış. Eyüp sırtlarındaki tarihî kahveyi de o yıllarda keşfetmiş. O gün bugündür kahvenin adı Pierre Loti olarak anılıyor.

Kahve, kıvamından belli olur

Mandabatmaz'da kahve içmek bir Beyoğlu klasiği. Kahvenin tadını bir kere alanların müdavimi olduğu bu mekan İstiklal'deki Galatasaray Meydanı'nı geçtikten sonra, caddenin sağındaki dar sokaklardan birinde yer alıyor. Özellikle yaz ayında boş plastik ve tahta tabure bulmak için bir süre ayakta beklemek gerekiyor. Adına fanlar kurulan Mandabatmaz'a ününü veren, kahvesinin kıvamı, köpüğü ve bunların da katkısıyla oluşan eşsiz lezzeti.

Çengelköy'de bir kahve güzeli

Muhteşem Boğaz manzarasını seyredip çay ve kahve yudumlayacağınız özel bir mekan Çınaraltı Kahvesi. Üsküdar'ın Çengelköy semtinde bulunan kahve adını gölgesinde kurulduğu tarihî çınardan alıyor. Sabah 07.00'de çay servisi başlıyor, gece 24.00'e kadar sürüyor. Çınaraltı Kahve, Süper Baba ve Çınaraltı dizilerine ev sahipliği yapmış bir mekan.
Tel: (0216) 422 10 36

Sade Kahve için!

Rumelihisarı'nda yer alan Sade Kahve muhteşem bir Boğaz manzarası sunuyor. Türk kahvesi, usulüne uygun olarak közde pişiriliyor. Geleneksel Türk kahvaltısıyla meşhur Sade Kahve'de kahvaltı saati, sabah erkenden başlayıp günbatımına kadar sürüyor. Mekân Rumelihisarı'nda Ayla-Recep Aral çiftine ait Oduncubaşı Yalısı'nda yer alıyor.
Tel: 0 212 358 23 24

İyi bir Türk kahvesi nasıl hazırlanır?

• Türk kahvesi 3 kez kaynatılır. İlk kaynamadan sonra alınan kısım kahvenin köpük kısmıdır. İkinci kaynatmadan kahvenin tatlı, dolgun tadı elde edilir ve üçüncü kaynama ise kahveye acı tadını almasını sağlar.
• Bir fincan kahve için dolu bir tatlı kaşığı (7-8 gram) kahve kullanılır.
• Kahve hazırlanmaya ne kadar yakın öğütülürse, o kadar tazeliğini korur.
• Ateşe koymadan önce cezveye önce kahve ve şeker, sonra bir fincan soğuk su eklenir ve iyice karıştırılır.
• Az şekerli için 1 küp (2-3 gr), orta için 1,5 küp (4-5 gr) veya şekerli için 3 küp (8-9 gr) şeker kullanılmalıdır.
• Cezve kısık ateşin üzerine konulur.
• İlk kabarmadan oluşan köpük cezveden kaşıkla alınıp fincana boşaltılır.
• Cezve tekrar ateşe konulur ve tam kaynamak üzereyken ateşten alınıp yarısı kadarı fincana boşaltılır.
• Kahve üçüncü kez ateşe konur ve yine tam kaynamak üzereyken ateşten alınıp tamamı fincana konur (kahveyi kaynatmamaya özen gösterin, çünkü kahvenin istenmeyen bir acılık ve su tadı almasına neden olur).
• 1 lokum ve bir bardak su ile birlikte ikram edilir.

Kahve nerede içilir?

Kum ateşinde pişiriliyor


Yaklaşık 60 yıldır Kapalıçarşı içinde hizmet veren Şark Kahvesi çarşıyı gezmekten yorulunca nefesleneceğiniz ideal bir mekân. Oğuz Atalay'ın işlettiği kahveye her kesimden insan geliyor. Ancak turistler çoğunlukta. Kahvenin duvarlardaki hat sanatından örnekler, sararmış fotoğraflar ilgi çekiyor. Ünlü kahvesi kum ateşinde pişiriliyor.
0212 512 11 44

Ünlüleriyle meşhur kahve

Bebek Kafe, İstanbul'un en meşhur kahvelerinden biri. Bebek Camii'nin yanında denize sıfır bir kahve. Medya, sanat ve sinema dünyasının da uğrak mekanlarından... Yaz aylarında kalabalık oluyor. Hafta sonu kahvaltı yapmak için de iyi bir seçenek. Bol köpüklü kahvesi kahvenin müdavimlerinin vazgeçilmezlerinden. Sabah 07.00'den gece 22.00'ye kadar açık.
Tel: 0 212 227 05 12

Kömürde Türk kahvesini tadın

Nevi Café Balat Ayakapı'da hizmet veriyor. Osmanlı döneminde karakol olarak kullanılan bina restore edildikten sonra bugünkü otantik halini almış. Haliç manzarası ve ilginç dekorasyonu ile ilgi çeken kafenin kömür ateşinde yapılan Türk kahvesi ve çayı meşhur. Kafede tarihî bir yolculuk ve nefis tatlar sizi bekliyor.
Tel: 0212 531 86 02

Fincanda pişen kahve!

İzmir Kemeraltı'ndaki Kızlarağası Han'ın arkasındaki sokakta hizmet veren "Şükrü Bey'in Yeri" İzmirli tiryakilerin Türk kahvesi içmek için tercih ettikleri bir mekan. Namı Türkiye sathına yayılmış olan kahve, cezvede değil, fincanın içinde pişiriliyor. Bir fincanın içine konulan bolca dibek kahvesi, şeker ve su iyice karıştırılıyor. Daha sonra kısık ateşe doğrudan konulan bu fincanın içindeki kahve yavaş yavaş büyük bir özen ile pişiriliyor. Sıra dışı bir yöntem ile hazırlanan Türk kahvesinin görüntüsü de lezzeti de olağanüstü oluyor.
Tel:0232 483 68 04

Kahve su ile birlikte servis edilir. Sadece kahve tadı alınsın başka tat kalmasın diye kahveden önce su içilir.
e-kolay

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Yüzyılın dev çiftliği!

26/5/2009 · Kategori: MEKAN

 
Ünlü tasarımcı Vincent Callebaut'un New York'ta inşaa etmeyi planladığı dev çiftlik mimariyle teknolojinin buluştuğu noktadan doğan tam bir tasarım harikası...


Belçikalı tasarımcı Vincent Callebaut, nüfus artışına paralel ve gıda kıtlığına alternatif olarak tasarladığı yeni yüzyılın dev çiftlik projesini New York'un Roosevelt Adası'nda inşa etmeyi planlıyor.
 

Mimari tasarımın teknoloji ile buluşacağı 600 metre yükseklikteki dev binanın şeklinin yusufcuk böceğini andırması planlanıyor ve adını da (Dragon Fly) buradan alıyor.
Sığır ve kümes hayvanları ile 28 değişik tarım ürününün yetiştirileceği Dragon Fly (yusufcuk böceği) binası tamamı cam ile kaplanmış 132 kata sahip olacak.

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Atık kış bahçeleri var

3/3/2009 · Kategori: MEKAN

En güzel 10 kış bahçesi

Kış geldi diye bahçe zevkinizden vazgeçmek zorunda değilsiniz. Çünkü artık bahçe tutkunlarının dört mevsim tadını çıkarabileceği kış bahçeleri var. Son yıllarda örnekleri artan bu mekanlar insanlara soğuk günlerde bahar sıcaklığı sunuyor. Genelde camlarla çevrilen kış bahçeleri sadece soğuk günlerde değil her mevsimde pek çok kişinin, özellikle de doğa meraklılarının ilgisini çekiyor. Kış bahçeleri sayesinde insanın içini titreten havalarda hem çiçeklerle, yeşillikle ve ağaçlarla iç içe kahvenizi içebilir, hem de güneşin keyfini sürebilirsiniz. İşte en güzel kış bahçeli mekanlar.

1- Sabancı Müzesi Kış Bahçesi / İSTANBUL
2- Yeşil Ev / İSTANBUL
3- The House Cafe Kanyon / İSTANBUL
4- Cafe La Cigale / İZMİR
5- Romantika / İSTANBUL
6- Midpoint Bağdat Caddesi / İSTANBUL
7- Cafe Beylerbeyi / İSTANBUL
8- Cafemiz / ANKARA
9- Four Seasons Kış Bahçesi / İSTANBUL
10- Liman Kahvesi/ İSTANBUL

SAKIP SABANCI MÜZESİ

Projesi İtalyan mimardan

Sakıp Sabancı Müzesi kış bahçesi, Galeriler ile Köşk bölümünün arasında yer alıyor. Bahçe düzenlemesi İtalyan peyzaj mimarı Ermanno Casasco tarafından yapılmış. 50 kişilik kış bahçesinde süs iğdesinden duvar sarmaşığına, Kıbrıs akasyasından porsuk ağacına, lavantadan mimozaya kadar birbirinden farklı 108 çeşit bitki var. Özellikle galeri gezmekten yorulanlar tarafından tercih ediliyor. Soğuk sandviç, kurabiye, çay, kahve ve meşrubat çeşitleri bulabilirsiniz. Pazartesi hariç, her gün 10.00-18.00 arası açık.
Tel: (212) 277 22 00

THE HOUSE CAFE/KANYON

Alışveriş merkezindeki bahçe

155 metrekare ve 100 kişilik kapasiteye sahip. Dekorasyonda ağırlıklı olarak ahşap malzemeler kullanılmış. İç mekanda havalandırma ve klima sistemi kullanılırken, kış bahçesinde palmiye sobalar kullanılıyor. Bahçede 6 metrelik 10 gövdeli bambular ve 4 metrelik 16 tane formiyum türü bitkiler var. Mönüsünde salatalar, sandviçler, pizzalar, atıştırmalıklar var. Eren Talu, Faruk-Bülent Eczacıbası, Acun Ilıcalı, Güler Kazmacı müdavimleri arasında. Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe ve pazar 09.00-24.00, cuma, cumartesi 09.00-01.00 arası açık. Tel: (212) 353 53 75

YEŞİL EV SERA CAFE

Tarihi Yarımada klasiği

Sultanahmet’teki Yeşil Ev, Turing tarafından işletiliyor. 400 metrekarelik bahçede sardunya, Japon gülü, fesleğen, küçük kaymak ağacı, menekşe, lale, kurdele çiçeği, dereçine, çuha çiçeği gibi çeşitli bitkiler var. Bahçenin sağ tarafında yer alan sera bölümü 60 kişilik kapasiteye sahip. Ünlü müdavimleri arasında Mehmet Ali Birand, Mithat Bereket, Erkan Mumcu, Doğan Hızlan, Selim İleri ve Necati Doğru var. Çay 6, kahve 7, meşrubat çeşitleri 7, bira 10, tost ve sandviç çeşitleri 10 TL. Her gün 07.00-23.00 arası açık. Tel: (212) 517 67 85

ROMANTİKA

Üç bahçıvan bakıyor

Fenerbahçe Parkı içinde 1990’dan bu yana hizmet veriyor. Deniz kenarında, yeşillikler içinde, camla çevrili. Özellikle hafta sonları kalabalık oluyor. Çiçeklerle bezenmiş kış bahçesinin bakım ve düzenlemesini üç bahçıvan yapıyor. Mönüsünde köfte, tavuk pane, salata, tost, hamburger gibi yiyeceklerin yanı sıra alkollü içecekler de mevcut. Elmalı turta, havuçlu kek ve kaşarlı simit çok rağbet görüyor. Haftasonları açık büfe kahvaltı var, 30 lira. Çetin Altan, Ahmet Altan, Esra Ceyhan, Gamze Özçelik ve Uğur Pektaş gibi ünlü müdavimleri var. 08.00’den 24.00’e kadar açık. Tel: (216) 336 38 28

MIDPOINT

İtalyan yaseminiyle çevrili

Çevresi İtalyan yasemini sarmaşıklar ve menekşelerle çevrili kış bahçesiyle Bağdat Caddesi’nin huzurlu mekanlarından. Kafenin değişik taşlar, çiçekler ve bahçe masalarıyla donatılmış kış bahçesi 60 kişi alıyor. 150 metrekarelik bahçenin 80 metrekarelik bölümü kış bahçesi. Ayrıca sigara içilmeyen 30 kişilik kapasiteye sahip olan kış bahçesi de var. Fajitalar 19, tavuklu ceasar salatası 15, İtalyan usulü sufle 11 lira. Müdavimleri arasında Mehmet Aslantuğ, Ali Ağaoğlu, Sunay Akın, Fenerbahçeli futbolcular ve Hakan Bilal Kutlualp gibi isimler var. Her gün 09.00-02.00 arası açık. Tel: (216) 360 40 71

MIDPOINT

Çay saati için ideal

Sultanahmet’teki Four Seasons Hotel İstanbul’un 75 metrekarelik kış bahçesi lobi katında. Çift camlı, 24 kişilik bahçe çiçeklerle dolu. Çiçek düzenlemesi mevsimlik olarak yapılıyor. Masaların üzerini Kuzmania’dan gardenyaya birbirinden farklı çiçekler süslüyor. Kış bahçesinin bakım ve düzenlemesini bahçıvan yapıyor. Özellikle çay saati için geldiyseniz kış bahçesine çıkmanız tavsiye ediliyor. Meltem Cumbul, Uğur Yücel gibi ünlü müdavimleri var. Limonata 14, alkollü içecekler 25, atıştırmalıklar 12-26, çay saati ise kişi başı 30 lira. Her gün 09.00-12.00 arası açık. Tel: (212) 638 82 00

CAFEMİZ

Ağacı anıt olarak tescillenecek

Sahibi Boğaç Üner, 1994’ten beri Arjantin Caddesi’nde. İki katlı eski Ankara evi niteliği taşıyan mekanın üst katında Üner’in ailesi konaklıyor. Bu nedenle ailenin bahçıvanı her gün bahçeyle özel olarak ilgileniyor. Bahçenin en dikkat çeken yanı büyük meşe ağacı. Ağacın anıt olarak tescillenmesi için girişimde bulunmayı planlıyorlar. Bahçede sarmaşık güller, menekşeler, çuha çiçekleri ve karadut ağaçları da bulunuyor. Bahçede müşterilerin çok ilgi gösterdiği kedi yavruları da var. Güney Fransa’nın Provensal bölgesinde sıkça kullanılan eskitilmiş beyaz ahşap mobilyalardan oluşan dekorasyonuyla dikkat çekiyor. Tel: (312) 467 79 21

LİMAN KAHVESİ

Gemi parçalarıyla dekore edildi

Kadıköy’deki mekan bir gemiyi andırıyor. Oturma bölümleri vapur güvertesi, barı da kayık şeklinde. Bahariye’de Barlar Sokağı’ndaki (Kadife Sokak) 3 katlı bir binada yer alan kafenin sahipleri Umut Türkeş ve Bülent Karaoğlu. Mekanı gemi parçaları ve kayıklarla donatmışlar. Müdavimleri üniversite gençleri olan Liman Kahvesi’nin yazın üstü açılabilen bir kış bahçesi de var. 300 kişilik mekanın kış bahçesi 100 kişilik kapasiteye sahip. Rokfor soslu bonfilesi, Kalamarlı Akdeniz Salatası ve bir bonfile yemeği olan Kalipso’su çok meşhur. Kahveler 4-7 lira arasında. Her gün 10.00-02.00 arası açık. Tel: (216) 349 98 18

CAFE BEYLERBEYİ

Süs havuzu dikkat çekiyor

Üsküdar’daki Beylerbeyi Sarayı’nın içinde yer alan Cafe Beylerbeyi, 1986’dan beri açık. Bahçe 200 kişi kapasiteli. Bir yanda çiçekler, büyük çınar ağaçları, çam ağaçları, bir yanda yemyeşil çimenler, yaban kestaneleri, manolyalar var. Ağaçların gölgesinde ve içinde renkli çiçeklerin bulunduğu süs havuzunun yanında oturacak yerler var. Kafeteryada üç çeşit kahvaltı var, fiyatları kişi başı 5 lirayla 20 lira arasında değişiyor. Kahvaltı için rezervasyon şart. Pazartesi ve perşembe hariç, her gün 09.30-16.00 arası açık. Tel: (216) 321 93 20 21

CAFE LA CIGALE

Okaliptüs ağaçlarıyla çevrili

Kışın da üç yanı boydan boya cam olan aydınlık atmosferinde okaliptus, zeytin ve çam ağaçlarıyla doğal bir ortam sunuyor. Alsancak’taki La Cigale 90 ve 110 kişilik iki ayrı mekandan oluşuyor. Türk ve Avrupa mutfağı ağırlıklı mekanda sabah kahvaltılarının yanı sıra öğle yemeklerinde çevredeki banka ve iş merkezlerindeki çalışanlarla iş adamlarını konuk ediyor. Akşam saatlerindeyse restoran ve barın yanı sıra geniş mönüsüyle dikkat çekiyor. La Cigale’de alkol servisi, kablosuz internet bağlantısı, sigara içilmeyen bölüm, bar, açık büfe, otopark, VIP salonu gibi imkanlar da var. Tel: (0232) 421 87 80

Hürriyet

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Sevgililer Günü'nü için romantik bir akşam yemeği

13/2/2009 · Kategori: MEKAN


 Sevgililer Günü'nü için romantik bir akşam yemeği

Sevgililer Günü'nü fırsat bilip, romantik bir akşam yemeği yemek isteyenler için ortamı, mönüsü veya manzarasıyla dikkat çeken pek çok mekân var. Bunların arasında en iyilerini yeme-içme dünyasının önde gelen isimleri belirledi..
Sunset Grill&Bar
Sevgililer Günü, romantik bir yemek yemeden geçmez. Romantik yemek de Boğaz manzarasına karşı daha da keyifli olur. En güzel Boğaz manzarası sunan mekânlardan biri ise Ulus'taki Sunset Grill&Bar. 13 senedir hizmet veren mekân, Akdeniz mutfağı ağırlıklı farklı lezzetleri, Sushi Bar'ı ve zengin şarap mönüsüyle dikkat çekiyor. Şef Hiroki Takemura'nın hazırladığı özel mönüde ise karides tempuradan kaz ciğerine, teriyaki sos ile tatlandırılmış ızgara bonfileden buharda levreğe kadar farklı çeşitler var. Mekânda Sevgililer Günü'ne özel olarak iki servis yapılıyor. Birincisi 19.00-21.30 arasında; diğeri ise 22.00'de başlıyor. Jüri üyelerimizden Semih Somer, Tülin Şahin ve Sinan Özedincik, romantik yemek için Sunset'i önerirken, Çimen Uzsoy "Büyülü bir mekân, arkadaş gidip sevgili olarak çıkabilirsiniz!" diyor.Tel: (0212) 287 03 57 (Aldığı oy: 4)* * * *

Swissotel
Swissotel The Bosphorus'ın her mekânında farklı bir Sevgililer Günü kutlaması var. Otelin 14. katındaki Gaja Restoran, Murat Karaduman'ın hazırladığı özel Sevgililer Günü mönüsü ve 144 seçenekten oluşan zengin şarap mönüsüyle çiftlere hoş bir gece yaşatacak. Açık büfe isterseniz, oteldeki Cafe Swiss Restoran'ı tercih edebilirsiniz. Şömine başında romantik bir gece için Chalet Restoran'a gidip, burada fondü ve gelenekler Alp yemekleri yiyebilirsiniz. Bunların yanı sıra Miyako Restoran'da Japon ve Çin mutfağından lezzetler, Naz'da Türk mutfağından örnekler sunuluyor. Tülin Şahin Chalet Restoran'ı önerirken, Feryal Gülman geçen Sevgililer Günü'nde Gaja Restoran'a gittiğini ve ortamın çok güzel olduğunu belirtiyor. Öncel Öziçer ise Swissotel Grand Efes'i öneriyor ve burada yemekli veya yemeksiz seçenekleriyle Ferhat Göçer konserine gidebileceğinizi söylüyor. Tel: (0212) 326 11 00 İzmir Tel: (0232) 414 00 00 (Aldığı oy: 3) * * *

Les Ottomans 29
16 Ocak'ta açılan Les Ottomans 29, İtalyan mutfağından örnekler sunuyor. Şefliğini Giovanni Terracciano'nun yaptığı mekânın dekorasyonu, Zeynep Fadıllıoğlu imzasını taşıyor. Bar, lounge ve ana restoran olmak üzere üç bölümden oluşan Les Ottomans 29, 18.00 itibariyle hareketlenmeye başlıyor.
Sevgililer Günü'nde de özel bir mönüsü yok ama genel mönüsünden bahsetmek gerekirse, başlangıçların fiyatları 20-55, makarna ve risottoların 22-60, ana yemeklerin 30-75 ve tatlılar ise 18 TL arasında değişiyor. Boğaz hattındaki en keyifli semtlerden olan Kuruçeşme'de bulunan bu mekânı romantik bir yemek için öneren jüri üyelerimiz, Sinan Özedincik ve Feryal Gülman. Tel: (0212) 359 15 29 (Aldığı oy: 2) * *

Leb-i Derya Richmond
İstanbul'un en kalabalık, gürültülü ve yaşayan caddesi İstiklal Caddesi'nde yer alan Leb-i Derya Richmond, bu karmaşanın ortasında keyifli bir gece vaat ediyor. Dünya mutfaklarından izler taşıyan mönüsünde Sevgililer Günü'ne özel olarak marine somon, mantarlı bonfile, çikolatalı sufle gibi lezzetler yer alıyor. Minimalist dekorasyonu, özenli servisi ve sizi İstanbul'a yeniden âşık edecek Boğaz manzarasıyla hizmet veren mekânda, 14 Şubat gecesinde masalara özel Valentine kokteyli servis edilecek. Fiks mönünün fiyatı ise 120 ve 140 TL. Jüri üyelerimizden Ahmet Örs, manzarasından dolayı bu mekânı önerdiğini söylerken, Sinan Özedincik de Leb-i Derya Richmond'da romantik bir yemek yenilebileceğini belirtiyor. Tel: (0212) 243 43 75 (Aldığı oy: 2) * *

Çıra/An Palace Kempinski
Boğaz kıyısında, üstelik de bir sarayda yenilen yemek romantik olmaz da, ne olur! Çırağan'ın içindeki Laledan Restaurant'ta kabak çiçeği dolmasından dereotlu marine edilmiş füme somon filetosuna kadar birbirinden leziz yedi çeşit yemekten oluşan mönü, hoşgeldiniz köpüklü şarabıyla sunuluyor. Kişi başı fiyatı 185 YTL+KDV. Travel+Leisure tarafından 2005'te 'dünyanın en romantik 50 mekânından biri' seçilen Tuğra Restaurant yedi tane mönü sunuyor. Fıstıklı barbunya balığı yahnisi, süt danası külbastı, 'aşk pudingi' ve daha fazlası 255 YTL+KDV. Ebru Şallı ve Tülin Şahin, bu mekânları öneren jüri üyelerimiz. Tel: (0212) 259 03 73 (Aldığı oy: 2) * *

Mikla
Tepebaşı'nda The Marmara Pera Oteli'nin en üst katında hizmet veren Mikla'nın Akdeniz mutfağı ağırlıklı mönüsündeki yemekler, sade bir sunumla geliyor. Bunların arasında 12 aşamalı tadım mönüsünü (110 TL), a la carte mönüden kıtır hamsi (21 TL), tütsülenmiş kuzu (45 TL) ve anasonlu armut tatlısını (14 TL) tercih edilebilirsiniz. Jüri üyelerimizden Aydan Üstkanat, Marmara Denizi'nden Haliç'e kadar manzaraya sahip olan Mikla için "İstanbul gecesine tepeden baktığınız, başınızı manzarasıyla ve de özel yemekleriyle döndüren bir mekân," diyor. Ahmet Örs, bu manzaraya oy veren diğer isim. Tel: (0212) 293 56 56 (Aldığı oy: 2) * *

Vogue
1997'den bu yana BJK Plaza'nın çatı katında hizmet veren Vogue Restaurant&Bar, Dünya ve Akdeniz mutfağı ağırlıklı bir mönüye sahip ama sushi konusunda da iddialı. Öyle ki 70 çeşit sushi sunuluyor. Vogue için özel olarak üretilen beyaz ve kırmızı ev yapımı şaraplar ile zeytinyağları, restoranda yemeklere eşlik ettiği gibi, satın almak da mümkün.
200 çeşitten fazla şarabı barındıran en zengin bir şarap mönüsünün yanı sıra puro kültürünün örnekleri de burada sunuluyor. Jüri üyelerimizden Çimen Uzsoy ve Sinan Özedincik, Vogue'u Sevgililer Günü yemeği için öneriyor. Tel: (0212) 227 44 04 (Aldığı oy: 2) * *

Lacivert
Anadolu yakasının en romantik mekânlarından Lacivert'te Sevgililer Günü'ne özel bir mönü sunuluyor. Bu mönüde, kırık buz üzerinde bıldırcın yumurtası içinde kırmızı havyar, kestaneli balkabağı çorbası, rezeneli beğendi üzerinde iri karides ızgara, sızma zeytinyağında kısık ateşte pişirilmiş kuzu kafes yanında orman mantarlarıyla doldurulmuş tart gibi lezzetler var. Fiyatı ise 200 TL. Lacivert'i öneren jüri üyemiz Semih Somer. Tel: (0216) 413 42 24 (Aldığı oy: 1) *

Flamm
Asmalımescit'in en keyifli mekânlarından Flamm, 19. yüzyıldan kalma tarihi bir binada hizmet veriyor. Buna uygun olarak dekore edilen mekânda, Sevgililer Günü için özel bir mönü sunuluyor. Avokadolu karides kokteyli, çilekli veya limon sorbe, ana yemek olarak Cafe de Paris veya kekikli piliç ızgara, çilekli milföyün bulunduğu mönü, kişi başı 120 TL. Flamm, Elif Edes'in tercihi olarak listemize girdi. Tel: (0212) 245 76 04(Aldığı oy: 1) *

7800 Çeşme
Bu yaz hizmet vermeye başlayan 7800 Çeşme, romantik bahçeleri ve mekânlarıyla büyük şehirden uzaklaşmak isteyenler için ideal. 7800 Restaurant, 130 kişiyi ağırlayabiliyor. Sevgililer Günü içinse özel mönü hazırlanmış. Romantik bir yemek yemek isteyenlere burayı öneren Öncel Öziçer, "Mekânın sadece tatlısının ismi bile baştan çıkarıcı: Afrodizyak orman meyveli sıcak çikolatalı kek!" diyor. 14 Şubat'taki fiks mönü fiyatı ise 50 avro. Tel: (0232) 712 00 87 (Aldığı oy: 1) *

Elif Edes (Şef)
* La Brise
* Flamm
* La Favorita
* Covva

Feryal Gülman (İşkadını)
* Swissotel The Bosphorus-Gaja
* Hakkasan
* Les Ottomans 29
* Longtable

Ahmet Örs (SABAH gazetesi yazarı)
* Mikla
* Karaköy Balıkçısı Grifin Han
* Leb-i Derya Richmond
* House Cafe Ortaköy

Sinan Özedincik ( Şamdan dergisi editörü)
* Vogue
* Leb-i Derya Richmond
* Les Ottomans 29
* Sunset

Öncel Öziçer (SABAH Pazar yazarı)
* Swissotel Grand Efes
* 7800 (Çeşme)
* Cafe la Fuente (Alsancak, İzmir)
* Rox Bar (Alsancak, İzmir)

Semih Somer (Mutfak Dostları Derneği üyesi)
* Lacivert
* Sunset
* Sardunya
* 1897 Konyalı Tülin Şahin (Manken)
* Kız Kulesi Restaurant
* Sunset
* Çırağan Palace Kempinski
* Swissotel The Bosphorus-Chalet

Ebru Şallı (Model, sunucu)
* Blackk
* Çırağan Palace Kempinski
* Adam&Eve (Antalya)

Çimen Uzsoy (Time Out yeme-içme editörü)
* Sunset
* Topaz
* Vogue
* The Prime (Maçka Palas)

Aydan Üstkanat (Yemek stilisti)
* Tekneyle Boğaz turu
* Mikla
* Rejans
* Anvelo (İzmir)

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Bir akşam ansızın gidebiliriz...

25/1/2009 · Kategori: MEKAN

Bir akşam ansızın gidebiliriz...

Tarihi Karaköy Balıkçısı'nın akşamları da hizmet veren yeni mekânı açıldı. İçki servisinin de yapıldığı mekânda meze ve balık, manzaranın da eşliğinde tadından yenmiyor..
Geçen yaz size, 1923 yılından beri hep aynı yerde hizmet veren ve belli başlı spesiyaliteleri hemen hiç değişmeyen, yıllar içinde balık ve deniz ürünleri pişirmede ustalığın üst düzeyine ulaşmış bir esnaf balık lokantasından, Tarihi Karaköy Balıkçısı'ndan söz etmiştim. Aynı yazımda, mekânın şıklığını ön planda tutanların burayı beğenmeyeceklerini belirtmiş, garsondan öğrendiğim, sonbahardan itibaren sadece öğlen saatlerinde hizmet veren ve içki bulunmayan bu lokantanın yer aldığı hanın üst katında akşam servisine de başlanacağı bilgisini siz okurlarımla paylaşmıştım.
Sonbahar çoktan geride kaldı ve nihayet bu yeni restoranın, esnaf lokantasının da bulunduğu 1910 yılında yapılmış Grifin Han'ın en üst katında, geçtiğimiz günlerde sessizce hizmete girdiğini öğrendim. Hafta sonunda da, dört kişilik bir grup oluşturup Perşembepazarı'nın yolunu tuttuk.
Eski salaş lokanta 76 yıldır olduğu gibi, yine aynı çizgisini koruyacakmış. Yani makul fiyata iyi balık yemek isteyenler sadece öğlen saatlerinde yine burayı tercih edecekler.
Ancak asansörle tarihi hanın en üst katına çıkanları asırlık hanın tepesinde bundan böyle çok hoş, modern bir mekân bekliyor.
Manzarası insanın başını döndürüyor; daha asansörden iner inmez panoramik pencerelerden İstanbul'un en çarpıcı manzarası önünüzde uzanıyor. Salacak ve Haydarpaşa kıyılarından Eyüp'ün yamaçlarına kadar emsalsiz panorama görüş alanınız içinde yer alıyor. Restoran tavandan aydınlatılmış; dolayısıyla camlarda ışık patlamaları oluşmuyor. Ancak garsonun sipariş almak için yanınıza gelmesiyle, yemeklere ilgi göstermeniz gerektiğini fark ediyorsunuz.
Garson önce size ne içeceğinizi soruyor.
Burada şimdilik yerli şaraplar listesinde Doluca ve Kavaklıdere'nin ürünleri var. Ayrıca ithal ürünler de mevcut. Ardından restoranın genel çizgisi hakkında bilgi veriyor garson: Burası, mezeleri hemen tümüyle birbirinin karbon kopyası Boğaz balık lokantalarından farklı.
Müşteri burada mezeyle doyurulmuyor; özel balık yemeklerine yer kalmasına özen gösteriliyor. Bu özel yemeklerin başında, Lozan Antlaşması'nın imzalandığı yıldan bu yana hep aynı tarife göre yapılan balık çorbası geliyor.
Çorba ve mezelerden önce sımsıcak, çıtır çıtır bir ekmek geliyor sofraya. Torik lakerdasını kendileri yapıyormuş. Örnek gösterilebilecek kalitede, az tuzlu, yumuşacık, siyah kısımları temizlenmiş birinci sınıf bir lakerda bu; ardından da marine edilmiş levrek getiriliyor.
Buradaki versiyonu tane hardal soslu.
İçinde çok ince kıyılmış, az miktarda soğan ve yine az miktarda ekşi elma da var. Belli ki o sabah tutulmuş, taptaze, çok az pişirildiği için de badem gibi gevrek Marmara karidesleri ise üzerine sadece limon ve zeytinyağı gezdirilmiş olarak getiriliyor. Zengin bir karışık salata ve közde pişirilmiş patlıcan salatası ile soğuk mezeler tamamlanmış oluyor.
Sofraya gelen tek et ürünü, yanında soğan piyazıyla yeni mevsim kuzu ciğerinden yapılmış yaprak ciğer. Ciğer ancak bu kadar yumuşak pişirilebilir. Böylelikle sıcak mezelere de geçmiş oluyorsunuz. Bir sonraki spesiyalite ızgarada pişmiş jumbo karidesler.
Artık çıta giderek daha da yükseliyor; arasına ince bir tabaka sebzeli harçla, suyu içinde bırakılarak tavada özenle pişirilmiş hamsi kuşu tabağı geliyor ortaya. Derken Karaköy Balıkçısı'nın kâğıtta levrekle birlikte en büyük gururu, dil şişe sıra geliyor. Dil balığını bu kadar yumuşak ve lezzetli hale getirmenin herhalde gizli bir formülü olsa gerek. Yemek boyunca usta bir DJ sizi yakın geçmişin unutulmaz anılarına taşıyor. Köprü üstünde balık tutanları, son yıllarda mükemmel aydınlatılan tarihi binaları seyrederek yemeğinizi yiyor, kişi başına içki dahil yaklaşık 80 lira hesabı da ödüyorsunuz. Ama bir türlü buradan ayrılıp dışarıdaki o hoyrat trafiğe karışmak içinizden gelmiyor.
sabah

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Boğaz’ın eşsiz manzarasıyla Ortaköy

20/1/2009 · Kategori: MEKAN

 
Boğaz’ın eşsiz manzarasıyla Ortaköy

İstanbul Boğazı'nın eşsiz manzarasına sahip olan Ortaköy, eski yapılarıyla tarihi dokusunu korurken, modern mekanlarıyla bütünlüğü korumakta... Böyle bir güzellik içinde yaşamak ister misiniz? O zaman size özel hazırlanmış haberimizi kaçırmayın


Ortaköy, İstanbul Boğazı'nın kıyısında, Beşiktaş ilçesine bağlı bir semttir. Kumpircilerin olduğu meydanı meşhurdur. Ortaköy Camii semtin sembolüdür.

Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuştur. Doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış.

Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Princess Oteli gibi yapıları, cami-kilise-sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy Çarşısı, çarşının içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkânları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla bir kültür merkezi konumundadır. Sahile inen yoldaki kumpirciler ve gözlemeciler Ortaköy'e has mekânlardır.
 
En büyük sorun ulaşım

Ortaköy’ün en büyük sorunlarından biri trafiği, biri de park problemidir. Trafik Vakfı’na ait olan otoparka ek olarak birkaç tane de özel otoparkı var. Ama özellikle pazar günleri hiçbiri ihtiyacı karşılamıyor. Trafikte kaybedilen zaman uzadıkça uzuyor. Bu durumdan en çok şikâyetçi olanlar da şüphesiz son dönemlerde semtin içlerinde inşa edilen lüks sitelerin sakinleri olsa gerek.

Ortaköy’ün müdavimleri arasında bir grup da motor tutkunları girişteki Harley Davidson onların mekânı. Denize nazır çay bahçeleri ise küçük-büyük herkesin tercih ettiği mekânlardır.

Ortaköy’ün tarihi

Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuş Ortaköy. Gizli doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış. Kimi zaman gözden düşmüş, ama karizmasını hiç yitirmemiş. Belki de deniz kenarına, Boğaz’ın en fiyakalı noktasına taht kurmasından...
 
Ortaköy, Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Zamanında padişahların sayfiye yeri olmuş. Gizli doğal hazineleriyle ihtişamlı sarayları taçlandırmış. Tarih boyunca ard arda gelen yangınlarla bir dönem gözden düşmüş, bir dönem tekrar göze girmiş... Ama her şeye rağmen “karizmasını” hiç yitirmemiş. Belki de deniz kenarına, Boğaz’ın en fiyakalı noktasına taht kurmasından. Sözünü ettiğimiz “karizma” sadece yön değiştirmiş, çağa ayak uydurmuş. İstanbul “aristokrasi”sinden, İstanbul “entelijensiya”sına kaymış...

Beşiktaş ve Ortaköy'de 'Boğaz görür' evler kaç TL?
 
Boğaz manzaralı ev alma hayali kuranlar için, Avrupa yakasında en uygun Boğaz manzaralı evlerin olduğu Beşiktaş ve Ortaköy emlak piyasasında yapılan araştırmada, Seyrantepe'deki vadi manzaralı evlerden daha ucuza Boğaz manzaralı evler olduğu belirlendi. İstanbul Ortaköy'de, 200 bin TL'nin altındaki fiyatlara 2 adet Boğaz görür ev geçtiğimiz günlerde satışa çıktı. En ucuz Boğaz manzaralı ev, Ortaköy'deki 2+1'lik bir daire. 75 metrekare büyüklüğündeki daire 4. katta ve krediye uygun. Kombili, çift cam PVC'li, sıfırlanmış daire, 20 yaşındaki bir binada yer alıyor. Dairenin metrekaresi 2 bin 333 TL'ye geliyor.

Krediye uygun evler

Beşiktaş Balmumcu'da, ATV binası yakınında yer alan ve Boğaz görür konumdaki daireler için 330 bin TL civarında fiyat biçilmiş. 30 yaşındaki daireler 125 metrekare olup, krediye uygun ödeme koşulları içermektedir.

Bir emlakçı vasıtasıyla satılığa çıkan 80 metrekarelik krediye uygun bir başka daire için de 190 bin TL isteniyor. Kombili, çelik kapılı, Boğaz manzaralı bu daire 6 katlı binanın beşinci katında bulunuyor. 2+1'lik dairenin metrekaresi 2 bin 375 TL'ye geliyor.

Çırağan’da 270 bin TL’ye

Çırağan'da bulunan 2+1'lik deniz görür bir daireye de 270 bin TL isteniyor. Kısmen deniz manzarası olan bu daire de krediye uygun. 90 metrekare büyüklüğündeki daire 31-35 yaşında ve metrekare fiyatı 3 bin TL'ye geliyor. Ortaköy'de, 100 metrekare büyüklüğünde ve 2 oda 1 salonluk ölçülere sahip daireye de 295 bin TL isteniyor. Kombili, krediye uygun, 2+1'lik dairenin deniz ve köprü manzarası var. Doğalgazlı dairenin metrekare fiyatı ise 2 bin 920 TL oldu.

Dubleksler 300 binden…

Tarihi Ortaköy'deki bir başka Boğaz manzaralı daire de 300 bin YTL fiyatı ile satılığı çıkarıldı. Boğaz ve köprü manzaralı dairenin 2 odası ve 1 salonu var. 95 metrekare büyüklüğündeki daire 20 yaşında. Çift cephesi güneş alan dairenin metrekaresi 3 bin 157 TL'ye geliyor.

Ortaköy'de, 8 yaşındaki binada yer alan krediye uygun 150 metrekarelik çatı dubleksi de 300 bin TL'den satılığa çıkarıldı. Metrekaresi 2 bin TL'ye gelen daire, kombili ve terası var.

Güzel manzaralılar 400 bini geçiyor

İETT ve Karayolları arazilerinin rekor fiyatlara satılması ile dikkat çeken Levent bölgesinin yanı sıra, hemen bitişikteki Çeliktepe, Sanayi Mahallesi ve Seyrantepe'de yeni binalardaki dairelere 300-400 bin TL'yi bulan fiyatlar biçilmesi, emlakçıları bile zor durumda bırakırken, Beşiktaş'ta full Boğaz manzaralı daireler de hemen hemen aynı fiyata satılıyor.

200 bine boğaz manzarası…

Ortaköy ve Beşiktaş'ta, "Boğaz görür" olarak tanımlanan kısmen manzaralı daireler 175 bin-300 bin TL'ye satılıyor. Full boğaz manzaralı lüks daire fiyatları da 350-400 bin TL'den başlıyor.

Süper Boğaz manzaralı, 120 metrekarelik bir daire, 400 bin TL'den alıcı bekliyor. 3 oda bir salonlu daire 20 yaşında ve otopark sorunu da yok. Krediye uygun, olan dairenin içi tamamen sıfırlanmış durumda. Dairenin metrekaresi de 3 bin 333 TL olarak hesaplandı.

Full manzaralılar 400 bine…

Çırağan semtindeki, süper lüks bir daire de 325 bin dolar (yaklaşık 436 bin TL) fiyata satılıyor. Full deniz manzaralı bu daire krediye uygun. İçi tamamen yenilenmiş olan dairenin süper deniz ve Boğaziçi Köprüsü manzarası var. 3 oda 1 salon ölçülerindeki, 110 metrekarelik dairenin metrekaresi 4 bin 18 TL'ye geliyor. Dairenin özellikleri arasında çelik kapılı olduğu ve hilton banyo oluşu da sayılmış.

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

Saray havasında bir kafe

8/1/2009 · Kategori: MEKAN

 
Saray havasında bir kafe

Astoria’daki Cafe Clementine’i yapanlar buranın Fransız kahvelerine benzediğini söylüyor. Bense bir “saray havası” gördüm

İnce kabuklu, mis kokulu mandalina cinsinin adı Clementine (“klementin” diye okunuyor).
1900’lerin başında Cezayir’de Clement Rodier adlı bir rahip bu tür mandalinayı meşhur etmiş. Mandalinaya da onun adına gönderme yapılarak clementine adı verilmiş.

Levent Pensoy isimli müteşebbis de Astoria alışveriş merkezinde açtığı lokantaya “ince kabuklu, mis kokulu mandalina” yerine Cafe Clementine demiş.

Astoria’ya ilk defa, Gül ve Mustafa Oğuz’un yapımcısı oldukları “Issız Adam” filmini seyretmek için gittik. Filmi izledik. Filmin sonunu izlerken hüngür hüngür ağladık. Mustafa Oğuz bizleri teselli etmek için Astoria’nın girişindeki Cafe Clementine’de yemeğe davet etti. Masamızda “Issız Adam”ın senarist ve yönetmeni Çağan Irmak ile güzel ve başarılı oyuncusu Melis Birkan da vardı. Yemekten sonra Atilla Demircioğlu’nun gitar eşliğinde söylediği Fransızca şarkıları dinledik.

Astoria binasının giriş katında Cafe Clementine’e yüksek tavanlı, etrafı cam, çok geniş ve ferah bir bölüm ayrılmış. Tavan yüksekliği 48 metre imiş. Bu kahvenin işletmecisi mimar Levent Pensoy salonu “Fransız kahvesi” gibi dekore ettiğini söylese de, ben Fransa’da bu kadar lüks bir kahve görmedim. Mobilyalar Fransa ve İtalya’dan ithal. Açık pastel renkler salona hakim. Salonun ortasına 100 yaşında olduğu söylenen,
12 metrelik bir Güney Amerika ağacını oturtmuşlar.

Öğle yemekleri için özel bir mönü var. 20 YTL ödeyen iki kap seçmeli yemek yiyor, istediği kadar alkolsüz içecek içiyor.

Her sabah 12,50 YTL’lik ve 20 YTL’lik iki çeşit kahvaltı veriyorlar. 20 YTL’lik kahvaltıda jambon, pastırma, sucuk, gravyer peyniri var. Pazar 11.00-14.00 arasındaki kahvaltıda canlı müzik oluyormuş. Cumartesileri 21.00’den gece yarısına kadar Atilla Demircioğlu canlı müzik yapıyormuş.

Bizim gittiğimiz gece masamızın servis sorumlusu Ergün Erdoğan idi. Şarap ve yemek servisi çok düzgündü. Cafe Clementine’nin kurucusu, dekoratörü, marka yaratıcısı Levent Pensoy özellikle akşamları işinin başında bulunuyor ve salon yöneticisi Doğan Gür ile salon şefi Ümit Ceyhan’a yardımcı oluyormuş.

Biz gittiğimiz akşam kuşkonmazlı avokado, maydanoz ve sarımsakla kaplamalı dört parçalı pirzola (pirzola provençale) yedik. Kuşkonmazlar taze, kuşkonmazlı avakado hafif ve lezzetli idi. Fakat pirzola çok iyi hazırlanmıştı.

Şarap listesi zengin, fiyatları daha ölçülü

Bu tür dört parçalı pirzolalar iyi hazırlanmaz ise sert olur. Sosu ve pişirimi kararında idi. Belçika ve Fransa’daki lokantalarda dört parçalı pirzolayı pek lezzetli yaparlar. Cafe Clementine’dekinin lezzeti onlarınkini aratmıyordu. Mutfak şefi Aydın Özpınar daha önce Mezzaluna’da çalışmış.

Cafe Clementine’in mönüsündeki yemek çeşitleri biraz abartılı: 144 çeşit yemek var. Bir ay devamlı gidenin her gün farklı bir şey tadabileceğini iddia ediyorlar.

Şarap listesi zengin, fiyatları da benzer lokantalara göre ölçülü. Kaliteli yerli şarapların şişesi 70 YTL. İtalyan Cabernet Sauvignon türü şaraplar 45, Fransız Sauvingnon Blanc türü şaraplar 55 YTL.

Öğleleri fiks 20 YTL’lik mönüyü tercih etmeyenler, seçmeli yemek isteyenler 20-50 YTL ödeme ile masadan kalkabiliyormuş.

Akşam yemeği başlangıç, ana yemek, tatlı ve bir kadeh şarap 55-70 YTL arasında bir ödeme gerektiriyor. Günün diğer saatlerinde kahve, çay, pasta servisi var.

Dekorunun her ne kadar Fransız kahvelerine benzediği söyleniyor ise de, gerçekte “saray havasında” insanın içini açan, ferah, pembeli beyazlı bir kahvede veya lokantada çay-kahve içmek veya lezzetli bir yemek yemek isteyenlere tavsiye olunur.

e-kolay

Kalıcı Bağlantı Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »


  • <%Haberler%>
  • Son Yazılarım

    Kategorilerim

    Vizyondakiler

    www.dilekkaraca.blogcu.com
    www.dilekkaraca.blogcu.com

    Bağlantılarım