Saçlarınız neden dökülür?

14/9/2009

Saçlarınız neden dökülür?
Dikkat! Saçlarınızın dökülmesi, sağlığınızla ilgili önemli değişikliklerin habercisi olabilir...
Bakımlı saçlar, yüzyıllardır özellikle kadınlar için güzelliğin en önemli unsurlarından birisi. Öyle ki saçlarda meydana gelen her patolojik durum, kişide derin psikolojik sorunlara neden olabiliyor. Dolayısıyla saç problemleri kişiler için önemli bir stres kaynağı oluşturuyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kadınlarda saç dökülmelerinin nedenleriyle ilgili bilgi verdi.

Kadınlarda; “yaygın” ve “erkek tipi” olmak üzere iki tip saç dökülmesi görülüyor. Erkek tipi saç dökülmesinde, özellikle saç üst kısımlarında seyrelme ve bu bölge saçlarında incelme gerçekleşiyor. Erkek tipi saç dökülmesi genellikle yumurtalık kistleri, hormonal bozukluklar ve böbrek üstü bezi büyümeleri sonucu oluşuyor.

Hızlı kilo kaybı saçların dökülmesine neden oluyor

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kullanılan ilaçlardan beslenme alışkanlıklarına kadar pek çok faktörün saç dökülmesi üzerinde etkili olabileceğini belirterek şu bilgileri verdi:

“Saç, vücut sağlığının spesifik bir barometresidir. Saç dökülmesinin yaygın nedenleri arasında tansiyon düşürücü, kan sulandırıcı, lipid düşürücü ve guatr ilaçlarının da araların da bulunduğu ilaçların yanı sıra radyasyon ve kemoterapi gibi kimyasal maddelere maruz kalınması yer alıyor. Hormonal nedenler ile sıkı diyetler ve hızlı kilo kaybı gibi beslenme faktörleri, anemi, gebelik, ateşli hastalıklar da saç dökülmelerinde etkili oluyor. Vitamin ve özellikle çinko ve selenyum gibi mineral eksiklikleri, yaşlılık, tiroid ve bağışıklık sistemi hastalıkları, yaygın veya bölgesel deri hastalıkları, psikolojik veya fiziksel stres gibi nedenler de saç dökülmelerine yol açıyor."

Saçın her gün yıkanması doğru değil

Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın Saç dökülmesini önlemek için önce buna neden olan hastalıkların tedavi edilmesi gerektiğini söyledi ve saçın her gün yıkanmasının doğru olmadığına dikkat çekti:

“Saç dökülmesini önlemek için öncelikle altta yatan hastalıkların tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun dışında beslenme alışkanlıklarına, özellikle proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenmeye, yeşil sebze, süt, yumurta, baklagiller tüketimine dikkat edilmeli. Saça mümkün olduğu kadar boya, jöle, fön gibi fiziksel ve kimyasal uygulamalar yapılmamalı. Kışın soğuğa, yazın güneş ve deniz suyunun oluşturduğu kuruluğa karşı gerekli önlemler alınmalı. Saçı her gün yıkamak doğru değil. İki üç günde bir PH değeri 5,5 olan şampuanlar ile yıkamak yeterli. Saçı sık yıkamak saçın yağ dengesini bozar. Eğer bu hususlara dikkat edilirse zaten saç dökülmesi de en aza indirilir.”

Sonbaharda saçlar daha çok dökülüyor!

Sonbaharda saç dökülmesi diğer mevsimlere göre daha fazla oluyor. Bunun nedeni bu mevsimde sebze ve meyvenin az olması nedeniyle vitamin alımının azalmasıdır. Ayrıca havaların soğumaya başlamasıyla saçı besleyen kısım olan ve saç soğanı olarak adlandırılan bölgedeki kanlanmanın azalması, soğan kısmının boyutlarında küçülmeye neden oluyor. Bu da saçta dökülmeye yol açıyor. Fakat bir süre sonra bu dökülme kendiliğinden geçiyor. Devam etmesi durumunda bir doktora başvurmakta yarar var.

Gebelik döneminde saçların tümü büyüme evresine girerken, doğumdan üç dört ay sonra saçların hepsi dökülme evresine giriyor ve dökülüyor. Fakat bu, mevsimsel saç dökülmesi gibi geçici bir durum. Doğumdan sonra başlayan bu saç dökülmesi 6 ay ila 1 yıla kadar uzayabiliyor. Gebelik döneminde ek çinko kullanımıyla doğum sonrası meydana gelen saç dökülmesinin şiddeti azaltılabiliyor. Ayrıca gebelik döneminde demir eksikliğinin giderilmesi de bu dökülmenin azaltılması açısından önem taşıyor.

Sağlıklı saçlar için deniz mahsulleri tüketin

Saç dökülmesinin en önemli nedenlerinden birisi dengesiz beslenmedir. Sağlıklı saçlar için öncelikle;

• Yeterli protein ve çinko (özellikle yumurta, deniz ürünleri, fasulye, ceviz ve süt),

• B12 vitamini (karaciğer, börek gibi sakatatlar, deniz ürünleri ve süt),

• Folik asit (yeşil yapraklı sebzeler, mısır ve mercimek),

• Bakır (lahana, karnabahar ve diğer yeşil yapraklı sezeler)

• Selenyum (deniz ürünleri, soğan, sarımsak) gibi vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Ayrıca sigaradan uzak durmak saç sağlığı için önem taşıyor.

Bilinenin aksine saçları kısa kestirmekle saçların gürleşmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuyor. Sadece saçların uzaması ile saç telleri daha kırılgan bir hale geliyor. Saç bu kırılmaların temizlenmesi ile daha kolay uzuyor ve daha canlı hale gelebiliyor.
mahmure

Kalp krizinde acil müdahale önemi

14/9/2009

Kalp krizinde acil müdahale önemi

Göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar çıkmaz kişi tam donanımlı bir hastaneye başvurmalı ve sağlık yardımı almalı.

Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Erhan Babalık, kalp krizinde acil müdahalenin önemi ve kriz anında yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Kalp krizinin en sık belirtisi, şiddetli göğüs ağrısıdır. Çok şiddetlidir ve başlangıcı da çoğunlukla ani bir şekilde gelişir. Ancak bazen ilk belirti, ‘ölüm’ olabilir.

Kalp krizi nasıl belirti verir?

Kalbi besleyen damarlardan bir tanesinin ani olarak tıkanmasına bağlı olarak gelişen kalp krizi, tıkanan damarın kalbi beslediği bölgede kalp dokusunun hücrelerini yitirmesine neden olmaktadır. Buna bağlı olarak ölüme varan sonuçlar ortaya çıkabilir. Göğüste şiddetli ağrı ile birlikte; bulantı, kusma, terleme ve bazen de bayılma ile bilinç kaybı ortaya çıkar. Göğüs ağrısı kalp krizini işaret etse de bazı hastalarda karnın üst kısmında mideye vuran bir ağrı oluşur. Bu durumda oluşan bu rahatsızlığın mideyle ilişkili olduğu sanılarak hasta tarafından önemsenmeyebilir. Özellikle yaşlı hastalarda kriz, nefes darlığı ile ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtiler, 100 kişiden ancak 75-80’inde görülür. Geri kalan yüzde 20’lik kısım, ‘sessiz kalp krizi’ denilen ve belirti vermeden ortaya çıkan bir durumdur. Bu % 20’lik oranda bazen ilk belirti ölüm olabilir.

Kadınlarda risk daha yüksek!

Özellikle 50 yaşın altındaki genç kadınlarda bir kalp krizi ortaya çıktığında risk erkeklere oranla daha yüksektir. Kadınlar menopoz öncesinde östrojen hormonu sayesinde kalp krizi riskinden büyük oranda korunurlar. Ancak kalp krizine maruz kaldıklarında, krize bağlı komplikasyonların ortaya çıkma oranı daha yüksektir.

Ani kalp ölümlerinin tamamı krize bağlı değil!

Ani ölümlerin tamamı kalp krizine bağlı değildir. Bir kısmı doğuştan var olan anomalilerle yani kalpteki yapısal bozukluklarla ilgilidir. Buna, aileden geçen genetik faktörler, kalp kas dokusunun ileri derecede bozulması ile ortaya çıkan ritim bozuklukları eşlik eder. Sayılan tüm bu nedenler özellikle 35 yaşın altındaki insanlar için geçerlidir. Bu sebeple, 35 yaşın altındaki kalp ölümlerini ayrı değerlendirmek, 35 yaş sonrasını ayrı değerlendirmek gerekir.

Kalp krizi sırasında neler yapılmalı? kriz anında acil müdahale nasıl olmalıdır?

Ani kalp damarı tıkanmasına bağlı olarak ortaya çıkan kalp krizinde en önemli nokta, göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar çıkmaz kişinin tam donanımlı bir hastaneye başvurması ve sağlık yardımı almasıdır. Ölümlerin yarısı kalp krizi başladıktan sonraki ilk saat içinde ortaya çıkar. Bu nedenle mümkün olan en kısa sürede kalp krizine müdahale edilecek düzeyde bir sağlık kuruluşuna başvurmak çok önemlidir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, tıkanan damarı açıcı tedavi yöntemleri de en kısa sürede uygulanabilir ve kalbin hasar görmesinin önüne geçilmiş olur. Hastaya hastanede müdahalede önemli olan hızlı tanı konulması ve müdahalenin uygun bir şekilde yapılmasıdır.

Kalp krizi esnasında yalnızsanız:

Kişinin kalp krizi geçirdiği esnada tıkalı olan damarını açabilmek için yapacağı bir manevra yok. Bunun yanında;

 Öncelikle ağrı başladığı anda telefonla yakınlarınızı arayarak durumu haber verin.

 Bulunduğunuz yerin kapısını aralık bırakın. Bu, yardıma gelecek olan kişinin işini kolaylaştırmış olur.

 Kuvvetli öksürük geçici olarak kan akımını artırabilir. Yeni başlamış bir pıhtıyı yerinden sökme ihtimali çok düşük olsa da burun deliklerinizi kapatarak kuvvetli biçimde öksürün.

 Evde aspirin varsa, bir bardak su ile alın.

 Bunun dışında kesinlikle bir şey yiyip içmeyin.

 Pencereyi açarak odaya oksijen girmesini sağlayın.

 Yardım gelmesini, yatarak ya da oturarak bekleyin. Kesinlikle ayakta beklemeyin. Çünkü kalp krizi ile hastaneye gelen bir hastanın bir travma sorunu olmaması gerekir. Eğer kişi düşerek başını çarpmışsa, kalp krizi ile ilgili yapılacak tedaviler, başa alınan darbe nedeniyle yapılamayabilir.
 Ağrıyı azaltmak için egzersiz yapmayın.

 Soğuk ya da sıcak suyun altına kesinlikle girmeyin. Özellikle soğuk su böyle durumlarda çok tehlikelidir. Çünkü kalp damarlarını büzer ve tıkalı olmayan damarların da daralmasına neden olabilir.

Bir kişi yanı başınızda kalp krizi geçirdiyse;

 Sağlık deneyiminiz yoksa kalp krizi geçiren birine müdahale etmeyin, başka hastalara veya kendinize ait kalp ilaçlarını vermeyin.

 Hemen ambulans yardımı isteyerek hastayı en yakın tam donanımlı bir hastaneye ulaştırın.

 Bu esnada, kalp krizi geçiren kişiyi uygun bir yere yatırın

 Ayaklarını kalp seviyesinin üzerine kaldırarak, kalbe daha çok kan akışının olmasını sağlamaya çalışın

 Üzerindeki sıkı olan kıyafetleri gevşetmek, kravatı çözmek gibi yardımlarda bulunun

 Önemli olan, hastayı tetkik ve tedavilerinin, yerinde ve uygun şekilde yapılabileceği bir hastaneye ulaştırmanızdır

Kalp krizi geçirme riski altında olanlar:

 Şeker hastaları
 Kolesterolü yüksek olan hastalar
 Hipertansiyon hastaları
 Orta yaş ve üzerindeki erkek ve kadınlar
 Menopoz sonrası kadınlar
 Sigara içenler
 Kilolu kişiler
 Ailesinde kalp hastalığı bulunanlar ya da genç yaşta kalpten ölüm öyküsü olanlar
e-kolay

Kanserli hastaların salam sosis yasak

14/9/2009
Kanserli hastaların salam sosis yasak

Beslenme uzmanı Aylin Açıkgöz, kanserli hastaların et ve et ürünlerini tüketirken bunların pişirme yöntemlerine dikkat edilmesini ve sosis salam gibi besinlerden kaçınılması gerektiğini söyledi.

Ankara'da düzenlenen 3'üncü Ulusal Kanserli Hastalar Kongresi'nde konuşan Açıkgöz, kanser tedavisi sırasında dengeli beslenme ve kilonun kontrol altında tutulmasının önemine değindi.

Kanser hastalarının en sık yönelttiği soruların şeker tüketimiyle ilgili olduğunu, şeker tüketiminin kanserin ilerlemesini ya da riski artırdığına dair elde bir bilgi olmadığını kaydeden Açıkgöz, "Şeker kanser hücresini beslemez. Ancak, enerji miktarını artırdığı için kilo alımına, daha ileri aşamada obeziteye neden olur" dedi.

Kanser tedavisi sırasında yeterli protein tüketiminin önemli olduğunu anlatan Açıkgöz, doymuş yağ içerikli ya da az yağlı ürünlerin tercih edilmesi, hayvansal yağdan zengin bir diyetten de kaçınılması gerektiğini dile getirdi.

Omega-3 yönünden zengin bir beslenmenin de tedaviye olumlu etkileri olduğunu belirten Açıkgöz, özellikle meme kanserinin tekrarlamasına neden olduğu için alkolden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Meyve ve sebze tüketiminin kanser görülme riskini azalttığını, her gün en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini ifade eden Açıkgöz, "Vitamin ve mineral kullanımının kanser tedavisine yan etkisi olabilir. Kullanılan ilaçların etkinliğinde değişikliğe neden olabileceği için vitamin ve mineraller konusunda doktora danışılmalıdır" şeklinde konuştu.

Kanserli hastaların et ve et ürünlerini tüketirken bunların pişirme yöntemlerine dikkat etmelerini öneren Açıkgöz, "Kanser tedavisi sırasında kırmızı yağlı etler sınırlandırılmalı, sosis ve salam gibi besinlerden kaçınılmalıdır. Yüksek ısı ve ızgarada pişen etler tercih edilmemelidir" dedi.

Kanser tedavisi sürerken yeterli sıvı alımının da önemli olduğunu anlatan Açıkgöz, kanserli bir hastanın günde 8-10 bardak su tüketmesi gerektiğini söyledi.

Açıkgöz, vitamin kaybı olacağı için haşlanan sebzelerin suyunun dökülmemesinin önemine de işaret ederek, kanserli hastaların beslenmeleriyle ilgili şu önerilerde bulundu:

-Az ve sık beslenmeli,

-Mide bulantısının önlenmesi açısından yemekten önce sulu besinler tüketilmemeli,

-Enerji ve protein yönünden zengin besinler alınmalı,

-Ağız içi yara olduğunda yumuşak ve püreli besinler tercih edilmeli, tuzlu ve baharatlı gıdalardan kaçınılmalı,

-Besinin ilaç, ilacın da besin yerine geçmesine izin verilmemeli. Hiçbir besin kanseri önleyici mucizevi bir etkiye sahip değildir.
e-kolay

Sonbahar demek aşı mevsimi geldi

9/9/2009
 

Sonbahar demek aşı mevsimi geldi

Grip mevsimi geldi. Uzmanlara göre gripten korunmanın en etkili yollarından biri de aşı olmak. Memorial Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, "Grip aşısı, erken dönemde yaptırıldığı takdirde bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlar" diyor.

 Grip, bir virüs hastalığı olduğundan antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Hastalara bol sıvı almaları, istirahat etmeleri ve belirtilere yönelik ilaç kullanmaları önerilir. 

Virüse yönelik ilaçlar ancak erken dönemde faydalı olur. 

Dünya Sağlık Örgütü her yıl sık görülen virüs tiplerini belirler ve aşı hazırlanır. Aşının sonbahar başında yapılması önerilir. n Gripten korunurken ellerin sık yıkanması ve kalabalık ortamlardan kaçınılması önerilir.

sabah

Kanserin yeni umudu Üzüm çekirdeği!

9/9/2009

Kanserin yeni umudu Üzüm çekirdeği!

Üzüm çekirdeğinin antioksidan etkisinin kanser tedavisine etkisini araştırıldı

Fareler üzerinde yapılan bir araştırma, üzüm çekirdeğinin kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin olumsuz etkilerini azalttığını ortaya koydu.

Erciyes Üniversitesinin çeşitli birimlerinde görev yapan Dr. Aysun Çetin, Dr. Leylagül Kaynar, Dr. İsmail Koçyiğit, Dr. Sibel Kavukçuhacıoğlu, Dr. Recep Saraymen, Dr. Ahmet Öztürk, Dr. Okan Orhan ve Dr. Osman Sağdıç, üzüm çekirdeğinin antioksidan etkisinin kanser tedavisine etkisini araştırdılar.

Erciyes Üniversitesinin geleneksel olarak düzenlediği Gevher Nesibe Araştırma Teşvik Ödülü alan "Rat karaciğerinde radyasyon ve
kemoterapinin yol açtığı oksidatif strese üzüm çekirdeği ekstresinin etkisi" başlıklı çalışmalar, uluslararası The Turkish Journal Of
Gastroenterology ve American Journal Of Chinese Medicine isimli dergilerde yayınlanmak üzere seçildi.

Dr. Aysun Çetin, yaptığı açıklamada, kanserin olumsuz etkilerini azalttığı bilinen E ve C vitaminleri ile ilgili çok çalışma yapıldığını, ancak E vitamininden 50 kat ve C vitamininden 20 kat fazla antioksidan özelliğe sahip olduğu bilinen üzüm çekirdeği ile ilgili çalışmaların son 10 yılda yapılmaya başlandığını belirtti.

Farelerle Deney

Canlıların vücudunda serbest radikaller (oksidan) adı verilen zararlı maddeler ile bu maddeleri ortadan kaldıran maddelerin (antioksidan) denge içinde bulunduğunu ifade eden Çetin, özellikle 25 yaşından sonra bu dengenin olumsuz yönde bozulmaya başlandığını hatırlattı.

Dengenin bozulması ile birlikte artan oksidan etkinin başta kanser olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını kaydeden Çetin, şu bilgileri verdi: "Kanser oluşumunun engellenmesi için vücutta antioksidan miktarının
azalmaması, yaşlanma ile birlikte antioksidan takviyesi yapılması gerekir. Üzüm çekirdeği de antioksidan özelliği çok fazla olan bir maddedir. Bu çalışmada, kanser oluşumunun önlenmesine katkı sağlayan üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisi sırasında karşılaşılan olumsuzlukların önlenmesindeki katkısını araştırdık. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri tümörü ortadan kaldırırken saç dökülmesi, iştahsızlık, bulantı veya kusma gibi birçok soruna yol açabiliyor. Araştırmamızda, bu olumsuzlukların nedeni veya sonucu olabilecek oksidan saldırıların ortadan kaldırılmasında üzüm
çekirdeğinin katkısını test ettik."

Üzüm çekirdeği verilen farelerde hissedilir ölçüde yararlı antioksidan maddelerin artışını tespit ettiklerini belirten Çetin, şöyle devam etti:

"Fareler, biyolojik olarak insan vücuduna en çok benzeyen hayvanlardır. Karaciğer ise bir anlamda vücudun laboratuvarıdır. Araştırmamızda denek farelerin karaciğer dokularını inceledik. Üzüm çekirdeği verdiğimiz fare grubunda antioksidan maddelerin hissedilir derecede arttığını belirledik. Hatta, hem ışın hem üzüm çekirdeği verdiğimiz grupta antioksidan maddelerin, hiç ışın verilmeyen ve sadece su verilen kontrol grubundan bile daha fazla düzeyde olduğunu gözlemledik. Üzüm, zaten rahatlıkla tüketilebilen doğal bir besin olduğu için insanlarda da aynı etkileri gösterebileceği sonucuna vardık. Yani, antioksidan özelli Yani, antioksidan özelliği nedeniyle kanser oluşumunu engelleyen üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisinde ortaya çıkan olumsuzlukları da azaltabileceğini belirledik."

Siyah üzümde antioksidan maddenin daha fazla bulunduğunu hatırlatan Çetin, söz konusu faydalar için üzümün çekirdeği ile birlikte çiğnenerek tüketilmesini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi.

Milliyet

Kabızlık için karpuz yiyin!

7/9/2009

Kabızlık için karpuz yiyin!
Bu yıl Ramazan ayının yaza denk gelmesi, sahur ve iftar arasındaki sürenin oldukça uzun olması, yapılan önerilerin de diğer yıllara göre biraz daha farklı olmasına yol açıyor. İnternational Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, yaz aylarında su ihtiyacının arttığını, sahur ve iftar arasındaki uzun sürede bol bol su ve ayran tüketilmesi gerektiğini söylüyor. İrkin, "Ramazan'da görülen kabızlık şikayetini önlemek için ise karpuz yiyin" diyor.

İnternet bağımlılığı için tedavi merkezi

7/9/2009
 

İnternet bağımlılığı için tedavi merkezi
ABD'de ''internet bağımlılığını tedavi'' amacıyla kurulan ReSTART adlı merkez açıldı.Merkez Yöneticisi Hilarie Cash, aşağıdakilerden üçünün bulunması halinde kişinin interneti suistimal ettiğini, beş veya fazlası var ise ''bağımlı'' hale geldiğinin kabul edildiğini bildirdi.

Cash'in açıklamasına göre bu liste şu şekilde:''İnternet başında geçirilen sürelerin giderek artması, bu davranışı kontrolde zorlanma, internet başında iken daha mutlu hissetme, başka bir işle meşgulken interneti özleme, aileyi veya arkadaşları dikkate almama, internet kullanımına ilişkin olarak başkalarına yalan söyleme, işte veya okulda, farklı amaçlı internet kullanımı, davranışlara ilişkin suçluluk veya utanç duyma, uyku zamanlarını değiştirme, kilo değişimi, sırt ağrısı, baş ağrısı, bilek ağrısı ve diğer faaliyetlerden çekilmek.''

Bu merkez, Microsoft'un genel merkeziyle, önemli bir bilgisayar endüstrisi merkezinin yakınında, Redmond yakınında açıldı.

Merkez, 14.000 dolara, video oyunları veya yazışma başında veya ''facebook, eBay, Twitter'' gibi sitelerde zaman tüketici şekilde vakit geçirenlere 45 günlük bir tedavi programı sunuyor.

''İnternet bağımlılığı'' ABD Psikiyatri Birliğince zihinsel düzensizlik olarak kabul edilmiyor ve bu nedenle sağlık sigortalarına dahil edilmiyor. Ancak bazı uzmanlara göre bu durum depresyonun veya zihinsel açıdan olumsuz koşulların bir göstergesi olarak da ortaya çıkmış olabiliyor. Çin, Güney Kore ve Tayvan'da da tedavi amaçlı merkezler bulunuyor.
sabah

Kalbinize zeytinyağı takviyesi...

6/9/2009
 

Kalbinize zeytinyağı takviyesi...
Uzmanlar; sağlıklı bir Ramazan geçirmek için iftarda zeytinyağlı hafif yemekler yenmesini öneriyor. Oruç tutarken mide, kalp ve hazım sorunları yaşamak istemeyenlerin imdadına da Rheia marka zeytinyağları yetişiyor.

HÜCRE YENİLER
Akdeniz beslenme tarzını sevenlerin baş tacı olan zeytinyağı; kalp ve damar sağlığını korumanın ötesinde, mideyi ülsere karşı koruyor. Beynin gelişimini ve kemiklerin güçlenmesini de hızlan-dıran zeytinyağı; hücreleri yenileyip, doku ve organların yaşlanmasını geciktiriyor.

sabah

Saç Problemlerine Pratik Çözüm!

31/8/2009

Saç Problemlerine Pratik Çözüm!

Saçlarınız mı kırılıyor, hemen yağlanıyor mu ya da kepekleniyor mu, uzun saçlarınızı şekillendirmek için çok mu uğraşıyorsunuz? 7 saç problemine 7 pratik çözüm önerilerimizle saç sorunlarınıza elveda diyebilirsiniz.
Saç Problemlerine 7 Pratik Çözüm!
Saç
Saçlarım uzun ve şekle girmiyor!
Uzun saçlara şekil vermek, dalgalı ve hacimli görünmesini istiyorsanız saçlarınızı yıkayıp nemini aldıktan sonra bolca saç köpüğü sürün. Ardından kalın bigudilerle saçlarınızı sarın. Yarım saat beklettikten sonra saçlarınızı açın ve ellerinizle şekil verin.
Saçımı yıkayacak vaktim yok!
İnce telli saçlar çok genelde çabuk yağlanır. Acil durumlarda saçınızı yıkamaya vaktiniz olmayabilir. Çok eskilerden gelen talk pudrası sürme taktiğiyle saçlarınızı temizleyebilirsiniz. Bir miktar talk pudrasını saç diplerinize dökün ve elinizle iyice dağıtın.
Talk pudrası kullanmayı istemezseniz bir miktar yüz temizleyici toniği pamuğun üzerine dökün. Saç derinizi tonikle temizleyin.
Saçlarım Cansız Görünüyor!
Saçlarınızın cansız görünmesinin ve dökülmesinin nedeni yetersiz kan dolaşımıdır. Kan dolaşımını hızlandırmak için günde 2 defa kafa derinize masaj yapın.
Saçımdaki Boya Hemen Akıyor!
Özellikle kızıl renkli saç boyaları her yıkamada bir ton daha açılabilir. Saçınızın rengini korumak istiyorsanız saçlarınızda son durulama yapmadan önce bir miktar üzüm sirkesi sürüp bekletin ve bol suyla yıkayın.
Saçlarım Kırılıyor!
Saçlarınızın kırık uçlarını mutlaka kestirmeniz gerekir. Kırılmaya karşı koruyucu özel şampuan ve bakım kremlerinden kullanabilirsiniz.
Saçlarım Parlamıyor!
Saçlarınıza ayda 1 kez ekstra bakım yapmanız gerekir. Temiz saça bakım maskesi yapmamanız gerekir çünkü saçınız daha da matlaşır.
msn

Ufak Dokunuşlarla Güzelleşin!

31/8/2009

Ufak Dokunuşlarla Güzelleşin!

Evden dışarı çıkmadan önce makyaj yapmak için vaktiniz yoksa bile küçük dokunuşlarla göz makyajı yaparak harika sonuçlar elde edebilirsiniz. Birbirinden farklı göz makyajı
Eyeliner
Mor Rengin Asaleti!
Mor tonlar metalik ışıltıyla birleştiğinde gözlerinizde muhteşem görünecektir. Işıltılı kremi göz kapaklarınızın üzerine, yanaklarınıza ve dudaklarınıza hafifçe sürün.
Mor farı göz kapaklarınızın tamamına dağıtarak sürün. Bakışlarınızı belirginleştirmek için iç ve dış kısımlarına aynı renk far uygulayın. Kirpiklerinizi dikkatlice kirpik kıvırıcısıyla kıvırın. Bolca rimel sürerek makyajınızı tamamlayın!
Büyüleyici Bakışlar!
Gözlerinizde siyah kuyruklu makyajı denemiş miydiniz? Büyüleyici bakışlara sahip olmak istiyorsanız siyah eyelinera ihtiyacınız olacak.
Göz makyajına başlamadan önce ten renginize uygun bir fondöten kullanarak cildinizdeki lekeleri kapatın. Siyah eyelinerı göz kapağınızın üzerine ve şakaklarınıza doğru incecik sürün. Kırmızı ruju parmak uçlarınızla dudaklarınıza uygulayın. Siyah ve kırmızın muhteşem buluşmasını yüzünüze yansıtın!
Yumuşak Tonlar
Pembe far ve kahverengi göz kaleminin birleşimi gözlerinizde hem doğal hem de ilgi çekici bir etki yaratacaktır.
Göz kapağınızın üzerini pembe farla boyayın. Gözünüzün alt ve üst kısmına kahverengi tonlarına kalemi çekin. Temiz bir süngerle göz kalemini dağıtın. Kahverengi rimelle kirpiklerinizi belirginleştirin.
Çekici Gözler
Göz makyajınızda küçük hilelere başvurarak çekici gözlere sahip olabilirsiniz. İhtiyacınız olan biraz rimel, dudak parlatıcısı ve fondöten...
Cildinizin pürüzsüz görünmesi için ten renginize uygun bir fondötenle lekeleri kapatın. Rimelinizi far fırçasına sürün. Göz kapaklarınızın üzerine ve gözlerinizin altına far fırçasıyla siyah rimeli far fırçası yardımıyla sürün. Üzerinden dudak parlatıcısıyla geçip hem parlaklık hem de doğal görünüm kazandırın. Şeftali tonlarında bir ruj sürerek makyajınızı tamamlayın!
MSN

Muhteşem görünmenin sırları

31/8/2009
 
Muhteşem görünmenin sırları
Uluslararası stil ve moda gazetecisi Camilla Morton, 'Yüksek Topuklarla Nasıl Yürüycem?' adlı kitabında bütün sırlarını ortaya döküyor!
45170
Gazeteci Camilla Morton'un Artemis Yayınevi'nden piyasaya sürülen ve çok ilgi gören kitabı hayatı boyunca mini etekle arabadan inmenin, 5 dakikada giyinip hazırlanmanın, yüksek topuklarla taşlı yollarda yürümenin ya da merdiven çıkmanın inceliklerini merak edenler için kaleme alınmış.

Çantalara, ayakkabılara, şapkalara, güneş gözlüklerine, iç çamaşırlarına ve kadın modasına dair ipuçlarıyla dolu ‘Yüksek Topuklarla Nasıl Yürüycem?’ adlı kitap; sosyal ortamlarda nasıl kusursuz olurum, tekno-fobimle nasıl başa çıkarım, jet sosyeteye nasıl katılırım gibi soruların da yanıtlarını içeriyor.

5 DAKİKADA HAZIR OLMAK İÇİN

1. Mekan: Her zaman sizi takip eden paparazziler olduğunu hayal edin ve kimseye sizi kötü saçlarınızla görme zevkini yaşatmayın.

2. Plan: İdeal olarak, nasıl görüneceğinizi bir gece önceden planlamanız gerekir. Bunun için zamanınız yoksa duş alırken ne giyeceğinizi kafanızda tasarlayın.

3. Odak noktası: Ne kadar az, o kadar iyi. Bir odak noktası belirleyin ve aksesuarlarınızı ona göre seçin. Bu, bir gün beliniz veya dekolteniz, diğer bir günse sırtınız olabilir.

4. Dişler: Dişler diş ipiyle temizlenmeli, fırçalanmalı, parlatılmalı ve sarımsak yemekte ısrarlıysanız gargara yapılmalı.

5. Makyaj: Lekelerden ve her şeyden önce renk farklılıklarından kaçınmalısınız. İlk olarak yüzünüzü yıkayın. Su ne kadar soğuk olursa o kadar canlanırsınız ve yüzünüz de bir o kadar sıkılaşır. Ardından yüzünüzü temizleyin, tonikleyin ve nemlendirin. Her zaman öne çıkarmak için bir nokta belirleyin. Kırmızı dudaklar daha yumuşak gözleri gerektirirken, sürme çekilmiş gözler dolgun ancak sade dudaklarla dengelenmelidir.

6. İç çamaşırlarınız: İçinizi göstermeyecek renkler giymeniz gerekli. Üzeriniz koyuysa içine canlı renkler giyin, üzerinizdeki açıksa pastel ve solgun renkleri tercih edin. Bir gerçek daha; beyaz sutyenler bazı ışıklarda morötesi görünür ve birkaç yıkamadan sonra griye döner, koyu renkler asla iç göstermez ve baş etmesi daha kolaydır.

7. Parfüm: Kıyafetlerinizi giymeden önce vücudunuza biraz sıkın, böylece koku teninize işleyebilir. Parfüm, deodorantın hemen ardından uygulanmalıdır böylece ucuz ve yapay kokuları örter. Sabun ve kokulu vücut losyonlarının kokusuyla karışarak kendinize has bir koku yaratmanızı sağlar. Coco Chanel'in sözünü unutmayın, parfüm 'öpülmesini istediğiniz yerlere' sıkılmalıdır.

8. Elbise: Şimdi sıra markaları seçmekte, Dior mu, GAP mi? Baştan aşağı giyinin ve hiçbir şey unutmayıp her şeyin yerli yerinde olduğundan emin olun. Kıyafetleriniz her zaman iyi ütülenmiş ve düzgün olsun.

9. Makyaj: Aynaya bakın ve durumunuzu değerlendirin.

10. Saç: Havalı mı, yoksa dümdüz mü? Toplu mu, açık mı? Kararınızı çoktan vermiş olmalısınız! Şimdi tarayıp, karıştırıp şekle sokma zamanı. Ancak saç spreyini fazla kullanmayın, komşularınızı boğmak istemezsiniz her halde!

11. Ayakkabılar: Ne kadar yüksek ve pahalılarsa o kadar iyi. İngiltere Kraliçesi’nin kıyafetlerini diken Sir Hardy Amies'e göre ucuz ayakkabılar içindeyken iyi giyimli olmanız imkansız. Topuk ne kadar yüksekse baldırlar da o kadar sıkı olur. Topuk ne kadar inceyse optik illüzyon o kadar başarılı olur. Yani uygulanacak formül şudur: Topuk yüksekliği + genişlik - kalçalar + baldırlar x 2= bacaklar + kalça / kırıtma!

12. Parfüm: Kokunun çok fazla yoğun olmasını engellemek için havaya biraz parfüm sıkın ve yürüyerek içinden geçin. Kulak memelerinin arkasına, bileklerinize ve ayak bileklerinize -kimin ayaklarınızı öpmek isteyeceği hiç belli olmaz- biraz sürün. Not: Üzerinize sıkacağınız koku içinize sıktığınızdan farklı olabilir.

13. Saç: Karıştırıp havalandırın.

14. Makyaj ve ayna: Son bir kontrol -dişler, kıyafet düzgün, her şey yerli yerinde ve yüzünüz kusursuz.

15. Gülümseyin: Bunu sevgilinize/arkadaşınıza “Hazırım! Geliyorum!” derken yapmanız gerekiyor. Böylece ne söyleyeceklerini bilirler ve siz merdivenlerden süzülürken iltifata hazır olurlar.

16. Çantanızı ve içindekileri kontrol edin

17. Üstünüz-paltonuz: Paltonuzu giyerken her zaman yardım alın. İnsanların sizi ve kıyafetlerinizi görmelerini sağlamanın en iyi yolu budur.


18. Dudak parlatıcısı:
Parlatıcı, insanları etkilemek için iyi bir aksesuar.

19. Son: “Ayna, ayna söyle bana var mı benden güzeli bu dünyada?” deyip çıkabilirsiniz.

20. Ve voila! Muhteşem görünüyorsunuz! Dışarı çıkmaya ve herkesi büyülemeye hazırsınız!
e-kolay

Aman zehirlenmeyin

30/8/2009
Aman zehirlenmeyin

 

Yaz aylarında karşılaşılan en önemli sağlık sorunlarından biri de; gıda zehirlenmesi!

 

 
midye dolma
elle

Doktorların önerileri şunlar:

  • Açıkta satılan besinleri kesinlikle tüketmeyin!
  • Özellikle et ve deniz ürünleri çabuk bozulduğu için, bunları tüketirken dikkatli olun.
  • Gıdaların, son kullanma tarihlerine bakın.
  • Sebze ve meyveleri çok iyi yıkayın.
  • Çiğ ve pişmiş yiyecekleri, buzdolabında ayrı bölmelere koyun.
  • Dışarıda 4 saat kalan yemekleri tüketmeyin.

     

  • Kemik erimesine karşı pekmez yiyin

    28/8/2009
     
    Kemik erimesine karşı pekmez yiyin
    Osteoporozun dünyada yaygın görülen bir iskelet sistemi hastalığı
    19855
    Osteoporoz Hasta Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Akarırmak, kalsiyum açısından çok zengin olan pekmezin, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltmakta yararlı bir gıda olduğunu söyledi.

    Akarırmak, yaptığı açıklamada, "kemik erimesi" ya da "kemik zayıflaması" olarak da bilinen osteoporozun, kemik miktarındaki azalma ve kemik kalitesindeki bozulma nedeniyle kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalık olduğunu belirtti.

    Osteoporozun dünyada en yaygın görülen bir iskelet sistemi hastalığı olduğuna, bu hastalığa bağlı kemik kırıklarının giderek önemli bir halk sağlığı soruna haline geldiğine dikkati çeken Akarırmak, "kemiklerin gelişmesinde ve korunmasında beslenmenin çok önemli rolü var. Uygun beslenilerek osteoporozdan korunulabilir" dedi.

    Kalsiyum bakımından zengin beslenmenin osteoporozdan korunma açısından çok önemli olduğunu ifade eden Akarırmak, şöyle konuştu:
    "Kalsiyum bakımından zengin beslenme yanında elbette dikkat edilmesi gereken başka faktörler de var. Yetersiz D vitamini alımı, proteinin ve sodyumunfazla miktarda alınması, yetersiz çinko, florid alınması, B, C ve K vitamini yetersizliği, aşırı alkol ve kahve tüketimi bu faktörlere örnek verilebilir.

    Bunlar içinde kalsiyum bakımından zengin beslenme çok önemli. Kalsiyum ihtiyacı yaşam süreci içinde değişkenlik gösterir. İskeletin hızla büyümekte olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde, gebelik ve emzirme sırasında vücudun kalsiyum ihtiyacı daha fazla. Menopoz sonrası dönemdeki kadınların ve yaşlı erkeklerin daha fazla kalsiyuma ihtiyaçları var. Eğer yeterli kalsiyum alınmazsa vücudumuz bu ihtiyacını en büyük kalsiyum deposu olan kemiklerden karşılar. Bu da osteoporoza neden olur."

    Kalsiyum deposu pekmez

    Prof. Dr Akarırmak, pekmezin yanı sıra süt, yoğurt, peynir, dondurma gibi yağ oranı düşük süt ürünlerinin, brokoli, pazı ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin, baklagillerin, fındığın, deniz ürünleri ile badem, portakal suyu, tahıllar ve tam ekmeğin zengin kalsiyum kaynakları olduğunu kaydetti.

    Bu ürünler arasında yer alan pekmezin "kalsiyum deposu" olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Akarırmak, "dünyada giderek daha önemli bir halk sağlığı problemine dönüşen osteoporoza bağlı kemik kırılmalarının önüne geçilmesi için pekmez tüketim alışkanlığının yaygınlaştırılmasında fayda var" diye konuştu.
    Akarırmak, Türkiye'de yoğun olarak üretimi yapılan üzüm, incir ve dutun ezilerek ve kaynatılarak hazırlanan bir gıda olan pekmezin zengin bir kalsiyum kaynağı olması yanında ucuz sayılabilecek bir ürün olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Biz özellikle kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanların beslenmesinde pekmezin hala var olduğunu biliyoruz. Ama pekmez nerede yaşarsa yaşasın ve hangi yaş grubundan olursa olsun herkesin tüketmesi gereken sağlıklı bir ürün. Ebeveynler pekmezle değişik tatlar hazırlayarak çocuklarına pekmezi sevdirebilirler, kendileri de kalsiyum gereksinimlerini pekmezle karşılayabilirler. Örneğin pekmez yoğurda katılarak keyifle tüketilebilir.

    Peynirin üzerine konularak tüketilebilir. Pekmez şerbet yapılarak da alınabilir. Ayrıca geleneksel tahin pekmez olarak, şeker yerine konmak üzere pasta gibi ürünler için de pekmez düşünülebilir. Ancak kilo sorunu ve şeker hastası olanları kalori ve şeker alımı yönünden de uyarmak gereklidir. Şüphesiz pekmez tek kalsiyum kaynağı değil ama pekmezin çok önemli bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü, 100 gram pekmezde 400 miligram kalsiyum var, bu oldukça yüksek bir miktar. Kalsiyum bakımından zengin olduğu bilinen yağsız sütün bir bardağında 245, 100 gram yoğurtta 350 miligram kalsiyum var."

    "Kadınlar daha dikkatli olmalı"

    Akarırmak, insanların günlük kalsiyum gereksiniminin yaş grubuna cinsiyete göre farklılık gösterdiğini belirtti.
    Günlük alınması gereken kalsiyum miktarının 1-3 yaş grubundakiler için 500 miligram olduğunu kaydeden Akarırmak, bu miktarın 4-8 yaş grubundakiler için 800, 9-18 yaş grubundakiler için 1.300, 19-50 yaş grubundakiler için bin, 50 ve üstü yaş grubundakiler için ise bin 200 miligram olduğunu bildirdi.

    Akarırmak, gebe ya da emziren kadınların günlük alması gereken kalsiyum miktarının ise bin 200 - bin 500 miligram olduğunu bildirdi.

    Akarırmak, osteoporozdan korunmak için yeterli kalsiyum alınmasının yanı sıra şu önerilerde bulundu:

    "Düzenli hekime gidilmeli, çünkü hastalığın erken teşhisi çok önemli. Kişi kemik yoğunluğunu hekimin uygun göreceği sıklıkta ölçtürmeli. Kalsiyum yanında yeterince magnezyum ve C vitamini alınmasına dikkat edilmeli. Tuz alımı azaltılmalı, lifli besinler tercih edilmeli. Tedavide önemli başarılar elde ediliyor olsa bile asıl hedef osteoporozdan korunmak olmalı.

    Kadınlar osteoporoz konusunda erkeklere oranla daha dikkatli olmalılar. Çünkü, kadınlarda kemik yapısının zayıflaması daha hızlı. Kadınlarda, özellikle menopozdan sonra görülen hızlı kemik kaybı, kemik yapısının zayıflamasına ve osteoporozun ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Osteoporoz kadınlarda erkeklerden daha sıktır, çünkü, kadınlar erkeklere göre daha az kemik kütlesine sahiptir."

    CNNTÜRK

    Hızlı Güzellik Önerileri

    28/8/2009

    Hızlı Güzellik Önerileri

    Sabahları ayna karşısında geçirdiğimiz vakit ortalama 45 dakika. Aslında harcadığımız zamanın yarısı kadar ya da daha az bir sürede hazırlanmamız mümkün. Nasıl mı? Saçlarınız, cildiniz ve makyajınız için hazırladığımız küçük ve pratik bakım önerileriyle zamanınız size kalacak.

     

     
    Nilay Yalçınkaya

    Temiz bir cilt

    2 Dakika: Yüzünüzü cilt tipinize uygun bir temizleyici yardımıyla ve bol su ile yıkayın.

    30 Saniye: Cildinizi temizlemek ve pul pul dökülmeleri önlemek için yüz temizleme mendillerini kullanabilirsiniz..

    Pürüzsüz görünüm

    2 Dakika: Cildinizdeki kırmızı lekeleri ve kusurlu bölgeleri kapatmak için cilt renginizden bir ton açık kapatıcıyı yüzünüze iyice yedirerek sürün. Cildinizin parlamasını önlemek için de üzerine mat pudra sürün.

    30 Saniye: Cildinizdeki aknelerle savaşmak ve kamufle etmek için problemli ciltleri yatıştırıcı nitelikteki temizlik ve bakım ürünlerini kullanın. Cilt parlamalarından kurtulmak için, nemli bir pamuğa tonik uygulayarak yüzünüzü silin.

    Çekici gözler

    2 Dakika: Gözlerinizi ön planda tutmak için kaşlarınızı gözünüzün şeklinine göre alın. Kaş fırçası yardımıyla kaşlarınızı yukarıya ve dışarıya doğru fırçalayın. Belirginleştirmek için de kaşlarınızın hemen altına kapatıcı sürün.

    30 Saniye: Kaşlarınızı belirginleştirmek için kaşın dibinden ucuna doğru kalem sürüp düzgünce dağıtın. Kaş renginize uygun bir far yardımıyla da bunu yapabilirsiniz.

    Tüm cilde eşit ton

    2 Dakika: Cildinizdeki koyu lekelerin görünümünü hafıfletmek için aydınlatıcı bir krem kullanın. Parmak uçlarınızla masaj yaparak cildinize yedirin. Renkli nemlendiriciler veya fondöten ile kusurlu bölgelerin üzerinden bir kez daha geçin.

    30 Saniye: İçeriğinde koruma faktörü olan renkli nemlendirici veya fondöteni yüzünüze sürün. Uygulamayı pürüzsüz ve ince bir parlaklıkla tamamlamak için nemli sünger yardımı ile yapın.

    Doğru makyaj

    2 Dakika: Cildinizi fondöten veya pudra ile hafif renklendirdikten sonra elmacık kemiklerinize, şakaklarınıza ve burun kemiğinize enine doğru allık sürün.

    30 Saniye: Bu işlemin daha hızlı olması için, ışık yansıması uygulayın. Pırıltılı bir allığı burnunuzdan elmacık kemiklerinize doğru fırçayla sürün. Göz kapağınızın üzerinede ekstra parlaklık için hafifçe uygulayın.


    Formsante-Haberin devamı 2009 Haziran sayımızda...

    Cilt Bakımının 10 Altın Kuralı!

    28/8/2009

    Cilt Bakımının 10 Altın Kuralı!

    Cildimiz en güzel giysimizdir. İpeksi, sağlıkla parlayan bir cilde sahip olmak için ona iyi bakmak, güzellik uygulamalarıyla koruma altına almak gerekir. Gergin, sivilcesiz, lekesiz bir ciltle makyaj yapmaya bile gerek duymayız.
    Cildinizi Korumanın 10 Altın Kuralı!
    Altın
    Cildimizi korumanın yolları;
    1. Gülümseyin. Cildinizi güzelleştirmenin en yoludur.
    2. Güneşe karşı koruyucu ürünler kullanın.
    3. Sigara dumanından kendinizi sakının.
    4. Rüzgârlı ve soğuk havalarda cildinizi nemlendirin.
    5. Cildinizi ayda bir kez derinlemesine temizleyin.
    6. Günde 8 bardak su için.
    7. Cilt tipinize göre destekleyici vitamin kullanın. E Vitamini cildin en iyi dostudur.
    8. Pozitif düşünün.
    9. Her gün yüz kaslarınızı çalıştıracak egzersiz yapın.
    10. Tüm besin gruplarından yeterli miktarda tüketin.
    Cildinizi sıkılaştırmak, parlaklık kazandırmak, gözaltındaki koyu halkalardan kurtulmak, yumuşak bir cilde sahip olmak doğal çözümleri deneyebilirsiniz.
    Çay: Sabah ve akşam yüzünüzü ılık demlenmiş çayla yıkarsanız cildiniz sıkılaştır. Bol su ile durulamayı unutmayın!
    Göz kapaklarındaki şişliği almak için demlenmiş bir poşet siyah ya da yeşil çayı gözlerinizin üzerinde bekletebilirsiniz.
    Pırasa: Kış mevsiminin en güzel sebzelerinden pırasa cildinize parlaklık kazandırıyor. İster yemeğini yiyin ister taze suyunu sıkıp yüzünüze sıkın. Muhteşem sonuçlar elde edeceksiniz.
    İncir: Gözaltındaki koyu halkaları gidermek için uygulayabileceğiniz en etkili güzellik yöntemi incir. Taze inciri ortadan ikiye bölüp koyu halkaların üzerine yerleştirin. 10 dakika bekleyip incirleri alın. Taze demlenmiş ıhlamur çayına bir parça pamuk batırıp cildinizi arındırın.
    Bal: Doğal güzelliğin en büyük destekçisi baldır. Saçlar, sivilceler, vücut için oldukça etkili doğal bir kozmetiktir. Cildinizde yumuşaklık ve parlaklık istiyorsanız 1 çorba kaşığı balı, rendelenmiş 1 adet muz ve elmayı karıştırın. Göz çevresi hassas olduğu için bu bölgeye gelmeyecek şekilde bal maskesini yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra yüzünüzü ılık suyla durulayın.
    msn

    DOĞAL SAÇ BAKIMI

    28/8/2009


    BOYALI VE YIPRANMIŞ SAÇLAR İÇİN SUNA DUMANKAYNIN ÖNERİSİ

     

    Kimyasallar ve dış etkiler saçlarımızı çok yıpratır. (Boya ve Fön gibi). Ama evde yapacağınız tamamen doğal bir bakım ile,  bu sorununda üstesinden rahatlıkla gelebilirsiniz. Suna Dumankayanın önerisi ;

    * 1 yemek kaşığı öğütülmüş çörek otu.
    * 1 yemek kaşığı öğütülmüş polen.
    * 1 yemek kaşığı öğütülmüş nane.
    * 1 yemek kaşığı öğütülmüş ısırgan otu.
    * 1 kahve fincanı susam yağı.
    Uygulama Malzemeleri bir kapta iyice karıştırın. Bir fırça yardımıyla boya sürer gibi saç diplerinden başlayarak saça uygulayın. Kalan malzemeyi saç uçlarına sürün. Saçta kremlenmemiş yer kalmamasına dikkat edin.
    Tamamını sürdükten sonra, parmaklarla ovalayarak kremin saça iyice karışmasını sağlayın. Saçınıza bir poşet geçirin ve üzerine sıcak bir havlu sarın. Isı maskenin saça daha iyi nüfuz etmesini sağlayacaktır.
    Maskeyi bir saat beklettikten sonra yıkayabilirsiniz. Bu maske saç diplerini besler. Saçınızdaki kepeği gidermek için bu maskeye biraz tuz ilave etmeniz yeterli olacaktır. Tuz gözeneklerin sıkışmasını sağlar. Saçınızı duruladığınız suya elma sirkesi eklerseniz saçınız canlı ve parlak olur.
    bitkise

    PARLAK VE TERTEMİZ SAÇLAR İÇİN EVDE BAKIM MASKELERİ

    Saçlarınız mat görünür ise, çok fazla yıkadığınız halde temizlenmiş gibi değil ise, ve yaptığınız her denemey rağmen saçlarınız çok sert ise aşağıdaki önerilerimiz işinize yararyak.

    Parlak saçlar için :1 yumurtanın sarısı ile 2 çorba kaşığı zeytinyağını karıştırın. Saç diplerine sürüp masaj yapın ve 10 dakika bekleyin. Şampuanla yıkayıp durulayın. Saçlarınızın parlak ve sağlıklı bir görünüm kazandığını göreceksiniz.

    Derinlemesine temizlik ve parlak görünüm için : Saçlarınızı şampuanladıktan sonra bir fincan limon suyu ya da sirkeyi saçlarınıza döküp, masaj yaparak iyice yedirin. Ardından saçlarınızı durulayın. Saç kremi sürün ve yıkayın. Bu, saçlarınızdaki tüm kiri alır ve saçlarınıza nefis bir parlaklık verir. Bu yöntemi 2 haftadan önce tekrarlamayın.

    Yumuşak ve parlak saçlar için : Saçınıza uygun otu, yeter miktarda kaynayan suya atın ve yarım saat tutun. Buna çeyrek fincan elma sirkesini de ekleyerek iyice karıştırın. Saçlarınızı şampuanlayın. Karışımı saçlarınıza tekrar tekrar dökün.


    SAÇLARINIZIN ÇABUK UZAMASI İÇİN BİTKİSEL BAKIM KÜRÜ

    Uzun saçlar her zaman kadının en güzel süsü olmuştur. Bazı kadınların saçı çabuk uzarken, bazıları ne kadar uğraşsa bunu başaramaz. Bitkilerin bu konuda size çok yararı olduğunu düşünerek, saçlarınızın çabuk uzaması için sizlere önerimiz ;

    1. TRAİF : Bir adet turpu rendeleyip suda yarım saat kadar pişirip süzün. Elde ettiğiniz turp suyuna yumurta sarısı ilave edip iyice çırpın. Bulamaç haline geldikten sonra saçlarınızı ovarak yıkayın.

    2. TARİF : Bu tarifimiz koyu renk saçlara sahip olan hanımlar için.  İçinde su kaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabı oturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığı kakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabın içinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içinden alın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorba kaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın, iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün ve bu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardından saçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlara yeni bir canlılık ve parlaklık verir.

    NOT : Erkekler de uygulayabilir.



    lsacbakim

    Oruç tutarken ağız kokusuna karşı önlemler

    28/8/2009

    Oruç tutarken ağız kokusuna karşı sahurda maydanoz yiyin

    Ağız ve diş sağlığının Ramazan ayında daha da önem kazandığını söyleyen diş hekimi Ezel Yıldız Elmas, "Ağız kokusuna sebep olacak sarmısak ve soğan içerikli gıdalardan uzak durun; bunların yerine maydanoz tüketin" diyor
    Ramazan'da, dişler fırçalanmadığı zaman sahurdan iftara kadar geçen uzun sürede ağızda kolayca üreyen bakteriler, kötü kokulara sebep olur. Aynı zamanda bu koku, diş çürüklerine de neden olabilmektedir. Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü'nden Diş Hekimi Ezel Yıldız Elmas, Ramazan'da diş sağlığının korunması ve ağız kokusunu önlemenin yolları hakkında bilgi verdi.

    Soğan yerine maydanoz!
    Oruç tutmak gün içinde uzun süre açlık gerektirir. Bu durumda tükürük salgısı azalır ve buna bağlı olarak tükürüğün dili temizleyici ve yıkayıcı etkisi de düşer. Ramazan'da genel olarak ağız kokusuna sebep olacak sarmısak, soğan içerikli ve ağır baharatlı gıdalardan uzak durmalı; bunların yerine lifli ve su içerikli nane, maydanoz, taze fesleğen gibi yeşillerin tüketimi artırılmalıdır. İftar ve sahur vakitlerinde bol su tüketilmeli, sahur yemeği tamamlandıktan sonra mutlaka dişler ve dil temizlenmeli, mümkünse ağız dezenfektanı ile gargara yapılmalıdır. Bu konuda hassasiyet duyanlar için piyasada alkol içermeyen ağız gargaraları bulunmaktadır.

    Ağız kokusuna kaşık testi
    Ağız kokusunu anlamanın basit yöntemleri var. Plastik bir kaşık, dilin arka yüzeyinden ön yüzeyine doğru sürülerek çekilir. Kaşık koklanır; bu test iki ya da üç gün süre ile yapılıp karar verilebilir. Kötü koku kaynağının saptanması, buruna yerleştirilen tüpten nefes verilmesi ile de sağlanabilir. Böylece akciğer nefesi tespit edilir. Ancak bu tip muayene öncesinde kişinin, üç hafta önceden sarmısak soğan gibi gıdaların tüketimini durdurması, antibiyotik almaması ve 48 saat açlık süresi geçirmesi gerekir.

    Dilinizi de fırçalayın
    Ağız kokusunun en önemli tedavi aşamasını ağız bakımı ve dilin fırçalanması oluşturmaktadır. 'Klorheksidin' adı verilen maddeyi içeren ağız gargaralarının sürekli kullanımı uygun değildir. Bunlar dişte renkleşmelere, diş eti ve damaklarda yanma ve tat hissinin kaybolmasına neden olabilir. Aynı şekilde hidrojen peroksit içerikli, soda veya çinko içerikli gargaralar; ağız içi epitel dokusuna zarar verebilir.

    Bol bol su tüketin
    Ramazanda yaşanan uzun süreli açlık, tükürük akışının azalmasına neden olur. Böylece tükürüğün dil üzerinde yıkayıcı ve dezenfektan etkisi gün içinde azalırken, uzun süre gıda alınmaması da dildeki bakterilerin üremesini ve fiziksel şartlarının güçlenmesini artırır. Tüm bunlar Ramazan'da ağız kokusu şikayetlerinin artmasına ve kişinin 'sabah nefesi' diye tanımlanan durumu bütün gün boyunca yaşamasına sebep olur.

    Düzenli diş kontrolü
    Düzenli diş hekimine giden kişilerde ağız kokusu görülmez. Diş fırçalama ve diş ipi, iyi ağız bakımının önemli basamaklarıdır. Ancak dilin temizlenmesi ağız kokusu şikayeti olan kişilerde birinci sıradadır. Genel olarak dişeti problemleri kırık ve çürük dişler, eski ve kötü yapılmış protezler, tükürük salgısında azalma, ağız içi kaynaklı kötü ağız kokusunun sebepleri arasında sayılır. Bu sebeple sabahları nefes hoş kokmayabilir. Gece tükürük salgısı oldukça azdır.

    Tatlandırıcılı sakız çiğneyebilirsiniz!
    Şekersiz cikletlerin ağız kokusunu hafiflettiği düşünülmektedir. Tatlandırıcılı cikletlerin ise içerdiği ksilitol isimli madde nedeni ile bakteriler üzerine olumsuz etkisi vardır. Bu sebeple ağız kokusu şikayeti olan hastalara önerilir.

    İftardan sonra yürüyüş rahat uyumayı sağlar!
     
    Ramazan aylarında öğün tüketim sıklığındaki azalmayla birlikte görülen kabızlık şikayetini önlemek amacıyla iftardan bir-iki saat sonra yaz ayında olmanın avantajını da kullanarak meyve tüketimine özen gösterilmelidir. Özellikle yazın en çok tercih edilen meyvesi karpuz; bol su içeriği ile iyi bir seçimdir. 

    Sıcaklar da göz önünde bulundurarak ağır egzersizlerden kaçınmak gerekir. İftardan iki saat sonra yapılacak hafif yürüyüşler daha rahat bir sindirim sistemi ve daha rahat bir uyku uyumayı sağlayabilir. 

    Özellikle yüksek tansiyon ve diyabet olanlarla böbrek hastaları ve düzenli ilaç kullanması gereken kişiler, oruç tutarken çok dikkatli olmalıdır.


    Ağız kuruluğu için florlu diş macunu ve gargara kullanmalı
    Ramazan boyunca florlu veya ağız kuruluğu için üretilen özel diş macunu ile dişler fırçalanmalı. Dişlerin arası, diş ipi ve ara yüz fırçaları ile temizlenmeli. Florlu ağız gargaraları ile ağız düzenli olarak çalkalanmalı. Bu sayede ağız ve diş sağlığının yanısıra kuruluğun da önüne geçilir. Ramazan'da oluşan ağız kuruluğunu önlemek için de dikkat etmeniz gerekenler şunlar: 

    Sodyum lauryl sulfat içeren diş macunları 
    Alkol içeren ağız gargaraları n Şeker ve şekerli sakızlar 
    Baharatlı, asitli gıdalar n Kafeinli içecekler, tütün 
    Alkol ve karbonatlı içkiler n Tarçın ve limon aromalı ciklet ve şekerler

    Ramazan'da bol bol ayran ve meyve suyu tüketin!
    International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, yaz aylarında sıcaklardan dolayı sıvı kaybının arttığını, bu durumun su ihtiyacını artırdığını söylüyor. İrkin, sahur ve iftar arasındaki uzun süre de göz önünde bulundurulduğunda en çok dikkat edilmesi gereken konunun sıvı alımı olduğunu söyledi. 

    Sahur ve iftar süreçlerinde mümkün olduğunca su içmeye özen gösterin. 
    Elektrolit dengesini sağlamak için daha çok ayran ve taze sıkılmış meyve suları tüketin. (Hazır ayranlar içinde tuz bulunması nedeniyle yüksek tansiyon hastaları tüketmemeli.) 
    Mideyi terk etme hızı yüksek olduğundan soğuk tüketimlerden kaçının. 
    İftara çorbayla başlayın. 
    İftarda ağır, yağlı, kızartma gibi gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın. 
    İftar öğününde mutlaka sebze yemeğine yer vermek ve mümkün olduğunca iyi çiğneyerek yavaş tüketmeye özen gösterin.

    sabah

    Masajla Selülitlere Elveda!

    26/8/2009

    Masajla Selülitlere Elveda!

    Basen ve göbek bölgenizde selülit mi var? Üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Zayıf ya da şişman kadınların yarısından fazlası selülitle savaşıyor. Kafeinin uyarıcı etkisiyle masaj yaparak selülitlerinize elveda demeniz mümkün, hem de ekonomik bütçeyle!
    Kahve Masajıyla Selülitlere Elveda!
    Kahve
    Selülit kremleri, göz kremleri gibi hücre yenileyici ve uyarıcı kremlerin içeriğine baktığınızda kafein maddesine rastlarsınız. Kafein, hücrelerin yenilenmesini için uyarıda bulunur, böylece cildin canlılık kazanıp genç kalmasını sağlar. Elbette ki kullanılan kafein oranı önemlidir aksi halde cildinize zarar verebilir.
    Ünlü modeller ve mankenlerin bir çoğu selülit oluşumunu engellemek için bacaklarına kahve masajı yapıyorlar. Neden siz de onlar gibi olmayasınız ki?
    Selülitlerinize baş edebilmek için hazırlayabileceğiniz kafein maskesi tarifi.
    Malzemeler,
    2 yemek kaşığı filtre kahve
    1 yemek kaşığı el kremi
    Hazırlanışı,
    Filtre kahveyi mutfak robotundan geçirip un haline getirin.
    El kremiyle özleşene kadar iyice karıştırın.
    Uygulanışı,
    Ilık bir duş alarak kan akışının hızlanmasını sağlayın.
    Duştan sonra havluyla iyice kurulanın.
    Hazırladığınız kahveli kremi selülitli bölgelere sürün.
    Derinin altına geçmesi için parmak uçlarınızla ovalayın.
    Krem sürdüğünüz bölgeyi Streç filmle kaplayın.
    15 dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın.
    Haftada 2 kez düzenli olarak uyguladığınızda kısa sürede selülitlerinizin yok olduğunu görebileceksiniz.
    Kahve masajına ek olarak günde 8 bardak su içmeyi, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyi, bulabildiğiniz her fırsatta egzersiz yapmayı ihmal etmeyiniz.
    msn

    Vardiyalı çalışmak sağlığı bozuyor

    24/8/2009


    Vardiyalı çalışmak sağlığı bozuyor

    Vardiyalı çalışmak depresyona, davranış bozukluklarına, kronik hastalıklara ve uyku bozukluklarına neden olabiliyor...

    AA

    İSTANBUL - Eskiye oranla vardiyalı çalışan insan sayısının giderek arttığını belirten Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, bu tür çalışmanın, doğal ritmin bozulmasına neden olduğunu, vücudun iç ve dış gereksinimlerine uyum göstermesini zorlaştırdığını kaydetti.
    Haberin devamı

    Vardiyalı çalışmanın, “Depresyona, davranış bozukluklarına, kronik hastalıklara ve uyku bozukluklarına neden olabildiğini” ifade eden Derman, sık sık ve düzensiz değişen vardiya saatlerinin en çok uyku sağlığını bozduğunu vurguladı. Derman, vardiyalı çalışanlarda sürekli yorgunluk, depresyon ve yalnızlık, soğuk algınlıkları ve grip, sindirim sistemi sorunları, adet bozuklukları, şişmanlık, kalp hastalıkları görüldüğünü bildirdi.

    Sabri Derman, daha çok trafik kazası yaptığını ileri sürdüğü vardiyalı çalışanların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için yapmaları gerekenleri şöyle sıraladı:
    “Uyku sağlığını ciddiye almak şarttır. Yatak odasının sessiz, karanlık ve serin olmasına çalışın. Gerekirse kalın perdelerle veya alüminyum kağıtlarla yatak odası penceresi olabildiğince ışık geçirmez hale getirin. Ev içi ve sokak gürültülerinin kontrol edilemediği hallerde yumuşak silikondan kulak tıpaları ve ışık geçirmez maskeler kullanmak da yararlı olabilir.
    Kapıya ‘Lütfen rahatsız etmeyin’ yazısı koyun. Yattığınız odada kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar bulundurmayın, hele yatağınıza hiç almayın. Günün ana yemeği vardiya sırasında olmak üzere düzenli ve az miktarlarda yemek yiyin, yatarken çok su içmeyin, kahve, nikotin ve alkol kullanmaktan kaçının. Vardiya sırasında abur cubur atıştırmaktan kaçının, yürümeye veya egzersiz yapmaya çalışın. İşten sabah çıkınca koyu güneş gözlüğü takın, bir an önce yatağınıza ulaşmaya çalışın. Gece çalışıp gündüz de ‘normal’ sosyal ve aile hayatını sürdürmeye çalışanların her iki alanda da başarısız olduklarını gösteren, özellikle Kuzey ülkelerinde yapılmış çok sayıda bilimsel çalışma vardır. Uyku ilaçlarından kaçının.”

    Dengeli Besleniyor musunuz?

    24/8/2009

    Dengeli Besleniyor musunuz?

    Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bütün besin maddelerinin düzenli aralıklarla yeterli miktarda alınması gerekir. Protein, karbonhidrat, yağ, mineral, vitamin kaynaklarının karşılanması sağlıklı bir hayat sürmenizi sağlar.
    Beslenmek
    Dengeli beslenebilmek için besin gruplarını yakından tanımak gerekir. Ana başlıklar altında gıdaları inceleyerek daha fazla bilgi sahibi olabilir, sağlıklı yaşam için ilk adımı atabilirsiniz.
    Et ve Et Ürünleri
    Hangi et türü olursa olsun mümkün olduğunca az yağlı olanları tercih edin. Salam, sucuk, sosis, sakatat gibi et ürünlerini az miktarda tüketin. Beslenme türünüzde balık ve tavuk etine ağırlık vermeniz faydalıdır. Kırmızı eti kızartmak yerine haşlayarak tüketmeye özen gösterin. Mineral açısından zengin olduğu için sebze yemekleri, çorbalar ve pilavlarınızda et suyu kullanabilirsiniz.
    Süt ve Süt Ürünleri
    Süt ve süt ürünlerinden olabildiğince az yağlı olanları tercih edin. Özellikle kilo kontrolü için diyet yapıyorsanız krema, krem peynir ve diğer yağlı peynirli az tüketmeye özen gösterin. Mayonez yağlı bir yiyecek olduğu için uzun aralıklarla ve az miktarda tüketmenizde fayda vardır.
    Tahıl Ürünleri ve Baklagiller
    Ekmek, makarna, erişte gibi unlu gıdaları uzun aralıklarla ve uygun miktarda tüketmeye çalışın.
    Kuru fasulye, barbunya gibi baklagilleri mümkün olduğunca sık aralıklarla tüketin. Baklagillerin içeriğindeki lifler sindirim ve boşaltım sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur.
    Yağ ve Şeker
    Şeker ve şekerli gıdaları az miktarda tüketmeye dikkat edin. Fazla şeker vücutta depolandığı için kilo almanıza ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.
    Vücut sağlığını korumak için yağlara da ihtiyaç duyulmaktadır. Yemeklerinizi hayvansal yağlar yerine bitkisel yağlarla hazırlayın. Özellikle vücudun üretemediği ve dışarıdan takviye edilen Omega 3 ve 6 yağlarını balık yağı, fındık yağı gibi yağlardan karşılayın.
    msn

    Saç Renginizin Ömrünü Uzatın!

    24/8/2009
    Saç Renginizin Ömrünü Uzatın!
    Saçları boyamaktan daha zoru, boyalı saçı sağlıklı ve bakımlı tutabilmektir. Saç deriniz kuruyor ve kaşınıyorsa, başınızı elma sirkesiyle yıkayın. Elma sirkesi kaşıntıyı alacak ve kuruluğu giderecektir. Saçlarınız sürekli karışıyor ve zor taranıyorsa, saç kreminizden birkaç damlayı, spreyli bir şişeye koyun. Su ilave edin ve iyice çalkalayarak kullanın.

    Sarışınlar:
    Sarı saçlar, yoğun bakıma ihtiyaç duyar. Eğer röfleniz varsa veya saçlarınız komple sarıysa, çok hassaslaşmışlardır. Sarı saçlar için üretilmiş bakım kremleri, serumlar ve kürler, bu saçın gereksinimlerini karşılar. Saç telleri tamir olur, dayanıklı hale gelir. Aynı zamanda özel yansıtıcı maddelerle saçların sağlıklı bir şekilde parlaması ve ışıldaması sağlanır. Saçınıza haftada bir yoğun bakım kürü uygulayın.

    Esmerler:
    Bu saçlarda en önemli nokta, şık bir parlaklığa sahip olmalarıdır. Kahverengi ve siyah  saçlar çabuk kırılır ve mat görünebilir. Üstelik sık yıkamak ve fön çektirmek, saçın rengini zayıflatır. Koyu renk saçlara özel renk şampuanları, saç kremleri ve şekillendirme ürünleri, içerdikleri nemlendirici etken maddeler sayesinde saça eski rengini ve parlaklığını geri kazandırırlar.
    Saç Renginizin Ömrünü Uzatın!
    Kızıllar:
    Kızıl saçlar çok çabuk solduğu için bakımları çok önemlidir. Bu saçları normal şampuanlarla yıkamak ve yoğun güneşe maruz bırakmak büyük bir hatadır. Çünkü kırmızı renk pigmentleri suyla birlikte saçtan atılırlar. O yüzden rengi sürekli tazelemek gerekir. Güneş ışınlarından dolayı saçlarınızın matlaşmasına engel olmak amacıyla, içeriğinde UV filtresi barındıran şekillendirme ürünleri kullanmanız, özellikle yaz aylarında çok önemlidir.
    msn

    Sağlıklı iftar

    22/8/2009
     

    Sağlıklı iftar
    Ramazan, uzun bir aradan sonra yaz sıcağına denk gelmeye başladı. Biz de yeme-içme uzmanlarından ve diyetisyenlerden oluşan jüri üyelerimize "Bu yıl Ramazan'da iftar yemeği olarak ne seçmek gerek?" diye sorduk
    Çorba
    İftar vaktinin vazgeçilmezi çorbalar yaz sıcağına rağmen yine sofranın başköşesinde. Mercimek çorbası jüri üyelerimizden Ayşe Tüter, İnci Özsöz, Ender Saraç ve Banu Kazanç'ın tavsiyesi. Yasemin Soysal ve Nadire İçkale yuvalama çorbasını, Gamze Bursa domates çorbasını, Hasan Açanal domates veya şehriye çorbasını, Semih Somer ise yoğurt çorbasını öneriyor. Zaten Türk mutfağının çeşidi en bol besinlerinden olan çorba, top atıldığı anda hazır oldu mu başka bir şeye gerek kalmıyor... Sıvı alımına destek oluyor ve vücuda faydalı. (Aldığı oy: 9)

    Zeytinyağlılar
    Binbir çeşidiyle zeytinyağlılar, yaz aylarının hem en lezzetli hem de en sağlıklı yemeklerinden. Özellikle Ege mutfağında çok fazla bulunan zeytinyağlı yemeklerden Ayşe Tüter'in favorisi, vitamin deposu enginar, Hasan Açanal'ın tercihi taze fasulye. Vedat Başaran ise zeytinyağlı bamyayı öneriyor. Bunun yanında barbunya, semizotu, kabak da zeytinyağlı olarak tercih edebileceğiniz sebzelerden. Zeytinyağlıları pişirmek için bir de mutfak sırrı; zeytinyağlı yemeğinizi kendi tenceresinde soğutursanız lezzeti daha da artıyor. (Aldığı oy: 4)

    Güllaç
    İftar sofrasını lezzeti ve görüntüsüyle bambaşka bir keyfe dönüştüren güllaç, Ramazan ayının vazgeçilmezlerinden. Jüri üyelerimizden Gamze Bursa, Semih Somer ve Ayşe Tüter, her iftar sofrasında mutlaka güllaç bulunması gerektiğini söylerken, İnci Özgöz "Cevizli ve narlı güllaç, Ramazanı çağrıştıran en önemli tatlıların başında gelir," diyor. Sakızlı, gül suyu katılmış, narlı, cevizli, fındıklı, fıstıklı seçenekleriyle güllacı pişirmesi ayrı, yemesi ayrı bir keyif. Üstelik tatlılar arasında en sağlıklı olanlarından. (Aldığı oy: 4)

    Izgara et
    Uzun süre aç kaldıktan sonra hem hafif hem de besin değeri yüksek yemekler tüketmekte fayda var. Izgara et de bunların arasında. Nadire İçkale, Banu Kazanç ve Ayşe Tüter de et önerirlerken, Ender Saraç "Yağsız ızgara köfte de yiyebilirsiniz," diyor. (Aldığı oy: 4)

    Zeytin ve Hurma
    İftarı bir adet zeytin veya hurma ile açmanın vücuda özellikle sindirim için büyük faydası olduğu söylenir. Hasan Açanal bol kekikli zeytin salatasını, Vedat Başaran da tüm hurma ve zeytin seçeneklerini öneriyor. İnci Özgöz ise iftariyelik olarak zeytin ve hurma öneriyor. (Aldığı oy: 3)

    Balık
    İftar mönülerinin klasikleri arasında sayılamaz ama iftarda balık yemenin son derece sağlıklı olduğu kesin. Jüri üyelerimizden Banu Kazanç, haftada bir gün mutlaka tüketilmesi gerektiğini belirtirken, Ender Saraç özellikle kâğıtta levreği tavsiye ediyor. (Aldığı oy: 2)

    Karnıyarık
    Onca saatlik açlıktan sonra her zaman hafif yemekler seçmek mümkün olmayabilir. Salça, patlıcan ve kıymanın müthiş birleşimi olan Türk mutfağının en lezzetli örneklerinden karnıyarık, Gamze Bursa ve Semih Somer'in de önerisi. (Aldığı oy: 2)

    Omlet ve Menemen
    Yumurta beyazı ağırlıklı, maydanozlu, tuzu az olduğu için tercih edilen lor peynirli omlet Ender Saraç'ın özel iftar menüsünde önemli bir yer tutuyor. Bir diğer jüri üyemiz Vedat Başaran ise domatesli ve peynirli bir menemeni tavsiye ediyor. (Aldığı oy: 2)

    Pide
    Jüri üyelerimizden Banu Kazanç'ın da tavsiye ettiği pideden İnci Özgöz "Ramazanın kokusu," diye bahsediyor. Sofraya gelen sıcacık bir pide her yemeği sultanlara layık hale sokuyor; fırın önünde en sıcağı için beklediğiniz her dakikaya değiyor. (Aldığı oy: 2)

    Hasan Açanal (Gastronomi uzmanı)
    Domates veya şehriye çorbası
    Nar ekşili zeytin salatası
    Zeytinyağlı taze fasulye
    Piliç külbastı

    Vedat Başaran (Feriye Lokantası'nın işletmecisi ve şefi)
    Hurma veya zeytin çeşitleri
    Domatesli ve beyaz peynirli menemen
    Zeytinyağlı bamya
    Yaz güveci

    Gamze Bursa (Yemek stilisti)
    Et suyuna domatesli şehriye çorbası
    Karnıyarık
    Pilav
    Güllaç

    Nadire İçkale (İşkadını)
    Yayla çorbası
    Yuvalama çorbası
    Hafif et yemeği

    Banu Kazanç (Diyetisyen)
    Mercimek, domates, yayla veya şehriye çorbası
    Bir gün balık, bir gün et, iki gün tavuk
    Yoğurt ve meyve
    Pide ya da pilav
    Zeytinyağlı

    İnci Özgöz (Leziz dergisi Genel Yayın Yönetmeni)
    Hurma, zeytin, peynir çeşitleri, bal, reçel çeşitleri ve pide
    Mercimek çorbası
    Su böreği
    Güllaç

    Ender Saraç (Diyetisyen)
    Izgara yağsız köfte
    Erişteli, sulu, yeşil mercimek
    Yumurta beyazı ağırlıklı maydanozlu, lorlu omlet
    Kâğıtta levrek

    Semih Somer (Mutfak Dostları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi)

    Yoğurt çorbası
    Karnıyarık
    Güllaç
    Pilav

    Yasemin Soysal (Düşünce Gücü ile Zayıflama kitabının yazarı)

    Yuvalama çorbası
    Öğretmen kebabı
    Cacık
    Pilav

    Ayşe Tüter (Yemek yazarı)
    Mercimek çorbası
    Izgara ya da sote et
    Zeytinyağlı enginar
    Güllaç

    Sağlıklı kalmanın en harika yolu: Yürüyüş

    22/8/2009
     

    Sağlıklı kalmanın en harika yolu: Yürüyüş
    PROF. DR. MEHMET ÖZ
    Antibiyotik almak ve MR çektirmenin sağlığınız için yapacağınız en basit şeyler olduğunu sanıyorsanız; her gün 30 dakikalık yürüyüşün harikalar yaratacağını öğrenmeniz gerekir... Yürüyüşün, tüm egzersizlerden elde edeceğiniz yararın yüzde 40'ını tek başına karşılayacağını yazdığımızda; sadece, koşu, bisiklete binme ya da diğer egzersizleri yapmaktan hoşlanmayan kişilerin rahatladığını fark etmekle kalmadık... Aynı zamanda 'sır'larla dolu bir e-mail bombardımanıyla karşılaştık.

    YAVAŞ YAVAŞ BAŞLAYIN
    Kendilerini enerjik hisseden insanlar, sırlarını gönderdi. Kilo veren insanlar sırlarını gönderdi. Sigarayı bırakanlar, tansiyonunu aşağı çekenler, kireçlenmeden kurtulanlar da sırlarını gönderdi. Ve hepsinin de sırrı aynıydı: Her gün 30 dakika yürüyüş! Bunu yapmak için reçeteye, tarife ihtiyacınız yok... Satın almak ve pişirmek zorunda da değilsiniz. Ama henüz kendinizi günde 30 dakika yürüyecek kadar zinde hissetmiyorsanız, işe yavaş yavaş başlayın. Günde 10'ar dakikalık üç periyot halinde yürüyün. Bu bile damarlarınızı daha esnek, bağışıklık sisteminizi daha güçlü yapmaya yeter. Zaten yürüyüş yapıyor olsanız bile, kendinizi biraz daha zorlayın. Çünkü günde 5 bin adım bile sizi hâlâ 'hareketsiz' olarak tanımlananlar arasında tutar. Bir kere konsantre oldunuz mu, o sayıyı iki katına çıkarmak (evet, 10 bin adıma) o kadar da zor olmaz. İşte bunu nasıl başaracağınızın yolları:

    ADIMLARINIZI SAYIN
    * Köpeğinizi yürüyüşe çıkarmayı hafife almayın.
    İnsanların köpeklerini yürüyüşe çıkardıklarında, gerçekte ne yaptığını biliyor musunuz? Köpeklerini dolaştırıyorlar ya da daha çok, köpeği etrafı koklarken başında bekliyorlar. Yani aslında, köpeğini yürüyüşe çıkaran insanların çoğu, her 60 dakikadan sekizinde, bir ayağını, diğerinin önüne koyup dikeliyor. Köpeğinizi dolaştırırken hiç durmayın. En azından 30 dakika boyunca durmadan yürüdüğünüze emin olun. Ondan sonrasında istediğiniz kadar takılabilirsiniz.

    * Adımları düşünün, dakikaları değil.
    Bir grup kadından, günde 10 bin adım ya da 30 dakika yürümeleri istenmiş. Günün sonuna gelindiğinde, adım sayısına göre yürümeyi seçenlerin, dakika takip edenlere göre iki bin adım fazla attığı gözlenmiş. Kısacası siz de dakikaları değil, adımlarınız sayın.

    sabah

    Güzellik Tılsımı

    20/8/2009

    Güzellik Tılsımı

    Aynaya baktığınızda güzel bir yüz, ışıltılı gözler, parlayan dudaklar görmek için sihirli dokunuşlar yapmak ister misiniz? 4 aşamadan oluşan tılsım güzelliğinizi vurgulayacak. Hazırsanız başlıyoruz.
    Makyaj
    1. Adım
    Yüzünüzdeki kızarıklıklar, kılcal damarlar, sivilce izleri, lekeleri kapatıcı bir ürünle gizleyin. Fondöten kullanmak yerine ruj formunda kapatıcıları tercih edebilirsiniz. Doğal görünüm için cildinizden bir ton açık ya da bir ton koyu renkleri kullanmaya özen gösterin. Makyaj uzmanları iyi bir makyaj için “karıştırın!” der. Farklı tonda iki kapatıcıyı birbirine karıştırıp yüzünüzde mükemmel bir güzellik sağlayabilirsiniz.
    2. Adım
    Bilirsiniz, her kadının makyaj tercihi farklıdır. Bazı kadınlar gün içinde de koyu renkli makyajı severken bazıları geceleri bile hafif makyaj yapar.
    Siz, gün içinde koyu makyaj yapmayı seven kadınlardansanız jel allık ve parlatıcı makyajınızı renklendirecektir. Hafif makyaj yapmayı seviyorsanız hem ruj hem de allık olarak kullanılan çift işlevli kozmetik ürünleri tercih edebilirsiniz.
    3. Adım
    Her mevsimde ama özellikle mevsim geçişlerinde dudaklarınız kuruyup çatlayabilir. Kaliteli bir dudak kremi dudaklarınızdaki kurumayı giderip var olan çatlakların iyileşmesini sağlar. Ruj ya da parlatıcınızı sürmeden önce dudak kreminizi sürmeyi ihmal etmeyin.
    Dudak kremleri yüzünüzdeki ve tırnak etlerinizdeki kurumalar için de etkilidir. Az miktarda dudak kremi sürerek mucize yaşayabilirsiniz.
    4. Adım
    İyi bir makyajın olmazsa olmazı rimeldir. Kirpiklerinizi rimelle vurgulamak gözlerinizin güzelliğini ortaya çıkarır. Rimel sürmeden önce kirpiklerinizi dikkatlice kirpik kıvırıcısıyla kıvırın. İki kat rimel sürerek etkileyici bakışlara sahip olun.
    Siyah rimelin yüzünüzde yarattığı sert ifadeden hoşlanmıyorsanız lacivert, kahverengi gibi tonları deneyebilirsiniz.
    Kirpik kıvırıcıların uç kısmında bulunan nikel madde göz kapaklarınıza alerji yapıyorsa plastik uçlu olanları tercih edebilirsiniz.
    msn

    'GÜZELLİĞİN SUYU' ÇIKTI!

    13/8/2009

    SAĞLIK VE GÜZELLİK SLOGANI İLE PİYASADA SATIŞA SUNULAN ÜRÜNLERE GÜN GEÇMİYOR Kİ YENİ BİRİ DAHA EKLENMESİN.

    İşte şimdi de bunlara ‘hidrojen zengini su ekleniyor’. Japonya’da Hiroşima’ya atılan atom bombasından sonra kurulan Tıp Bilimleri Araştırma Merkezi tarafından geliştirilen ve önce hayvanların yaralarının iyileştirilmesinde kullanılan ‘hidrojenle birleştirilmiş su’ yakın zamanda Türkiye’ye de gelecek.

    Türkiye ile birlikte çevresindeki 31 ülkenin satış ve pazarlama haklarını satın alan şirket, söz konusu özel suyu Türkiye’de de ürettirecek. Bu amaçla büyük su şirketleri ile görüşen Medikal Turizm Derneği Başkanı Dr. Sinan İbiş, “3-4 ay içinde eczanelerde satışına başlanacak. 2 dolardan özel paketler içinde satılacak olan hidrojenli su, yorgunluğa iyi geliyor, kolesterole, tansiyon ve şekeri düşürücü özelliğe sahip. Yine antiaging etkisi var” dedi.

    BÜYÜK BİR GRUBUN OTELİNDE SPA’YA GİRECEK

    Japonya’da 2002 yılından 2008 yılına kadar yapılan araştırmalar sonucunda geliştirilen hidrojenli su ile 2008 yılında Las Vegas’taki bir kongrede karşılaştığını söyleyen İbiş, “İki ay önce Tokyo’ya gidip bu ürünün 31 ülkedeki haklarını aldık. Amacımız bunu turizm sektöründe de kullanmak. Dünyada hidrojenli spalar dalga dalga yayılıyor. Biz de büyükbir grup ile Ankara’daki oteli için anlaştık” diye konuştu. H4O tüketiminde herhangi bir maksimum ve minimum değer olmadığını dile getiren İbiş sözlerine şöyle devam etti: “Açıldıktan sonra çevresel koşullara da bağlı olarak hidrojen içeriği düşeceği için 8 saat içinde tüketilmesi gerekiyor. Ciddi bir pazar büyüklüğüne ulaşılacağını tahmin ediyoruz.”

    Özel makine ile birleştiriliyor

    Japonya’da önce hayvanların yaralarının iyileştirilmesinde kullanılan H4O 2006-2007 insanlar için de üretilmeye başlanmış. Şu anda Japonya’da ciddi bir pazarı olan H4O’nun ciddi anlamda ithalinin yaygın olduğunu söyleyen İbiş, “Birçok yerde şifalı su olarak anılan kaynaklar aslında hidrojen olarak zengin sular. Özel bir makine ile su ile hidrojen birleştiriliyor” diye konuştu.
    gecc

    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!

    9/8/2009

    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!

    Çoğumuz yaşlanmak istemeyiz. Genç ve sağlıklı kalmak hepimizin dileği ve bunun süresini uzatmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.
    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!
    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!
    Özellikle 30’lu yaşlardan itibaren kendinize dikkat etmeye başlamalısınız. Görünürde bir sorun olmasa da bu yaşlar, geleceğe yatırım için en doğru zamandır. Hayatın yükü artıkça, daha fazla stres yükleniriz. Stresin etkisiyle daha fazla kortizol salgılayan vücut, su tutmaya başlar. Bu durum kilo alımını kolaylaştırır. Magnezyum, stresin yol açtığı sorunların çözümünde oldukça etkilidir. Tüm yeşil sebzelerin yanı sıra kuru yemişler, tüm hububatlar ve muz da magnezyum açısından oldukça zengindir.
    B grubu vitaminleri, beyin fonksiyonları, merkezi sinir sistemi ve cilt sağlığımız açısından önemlidir. Kurubaklagiller, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler bolca B vitamini içeriri. Sıklıkla karşılaşılan enfeksiyonlarda C vitamini yardımcıdır. Biber, brokoli, portakal ve lahana C vitamini içeren besinlerdir.  Bu besinleri tüketmeye özen gösterin.
    Hücreleriniz serbest radikallerin zararlarından korumak için, günde 5-6 porsiyon sebze ve meyve tüketmelisiniz.
    Konserve besinler yerine, taze olanları tercih edin.
    Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ ve az pişmiş olarak yemelisiniz. Çünkü antioksidan düzeyi çiğ ve taze olanlarda en yüksek seviyededir.
    Etlerin yağını, tavuğun derisini pişirmeden önce alın. Kırmızı et yerine balık ve tavuk gibi beyaz eti tercih edin. Haftada en az 1 kere balık yemeye özen gösterin.
    Şeker kullanımını önce yarıya, sonraları dörtte bire kadar indirin. Bazı tatlıların şekerini azaltın. Şeker tadını vanilya veya tarçınla verebilirsiniz.
    Dinlenirken veya uzanırken bir şey yememeye gayret edin.
    Lokmalarınızı iyi çiğneyerek yavaş yemeye özen gösterin. Her lokma arasında 30 saniye zaman geçirin. Yemekleri ayak üstü atıştırmayın.
    Günde 30-35 gr civarında lifli besinler tüketin.
    En iyi anti-oksidan zeytinyağıdır. Çünkü tekil doymamış yağdır ve bol E vitamini içerir.

    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!

    9/8/2009

    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!

    Çoğumuz yaşlanmak istemeyiz. Genç ve sağlıklı kalmak hepimizin dileği ve bunun süresini uzatmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.
    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!
    Genç ve Sağlıklı Kalmak İçin!
    Özellikle 30’lu yaşlardan itibaren kendinize dikkat etmeye başlamalısınız. Görünürde bir sorun olmasa da bu yaşlar, geleceğe yatırım için en doğru zamandır. Hayatın yükü artıkça, daha fazla stres yükleniriz. Stresin etkisiyle daha fazla kortizol salgılayan vücut, su tutmaya başlar. Bu durum kilo alımını kolaylaştırır. Magnezyum, stresin yol açtığı sorunların çözümünde oldukça etkilidir. Tüm yeşil sebzelerin yanı sıra kuru yemişler, tüm hububatlar ve muz da magnezyum açısından oldukça zengindir.
    B grubu vitaminleri, beyin fonksiyonları, merkezi sinir sistemi ve cilt sağlığımız açısından önemlidir. Kurubaklagiller, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler bolca B vitamini içeriri. Sıklıkla karşılaşılan enfeksiyonlarda C vitamini yardımcıdır. Biber, brokoli, portakal ve lahana C vitamini içeren besinlerdir.  Bu besinleri tüketmeye özen gösterin.
    Hücreleriniz serbest radikallerin zararlarından korumak için, günde 5-6 porsiyon sebze ve meyve tüketmelisiniz.
    Konserve besinler yerine, taze olanları tercih edin.
    Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ ve az pişmiş olarak yemelisiniz. Çünkü antioksidan düzeyi çiğ ve taze olanlarda en yüksek seviyededir.
    Etlerin yağını, tavuğun derisini pişirmeden önce alın. Kırmızı et yerine balık ve tavuk gibi beyaz eti tercih edin. Haftada en az 1 kere balık yemeye özen gösterin.
    Şeker kullanımını önce yarıya, sonraları dörtte bire kadar indirin. Bazı tatlıların şekerini azaltın. Şeker tadını vanilya veya tarçınla verebilirsiniz.
    Dinlenirken veya uzanırken bir şey yememeye gayret edin.
    Lokmalarınızı iyi çiğneyerek yavaş yemeye özen gösterin. Her lokma arasında 30 saniye zaman geçirin. Yemekleri ayak üstü atıştırmayın.
    Günde 30-35 gr civarında lifli besinler tüketin.
    En iyi anti-oksidan zeytinyağıdır. Çünkü tekil doymamış yağdır ve bol E vitamini içerir.

    Yazın reflü şikayetleri neden artar?

    3/8/2009
     
    Tok karınla yüzmek 'yaz reflüsü' yapıyor
    Tatiliniz reflü sorunlarınızla zehir olmasın. Prof. Dr. Ahmet Türkçapar, sıcaklarda reflü şikayetlerinden yakınan hastalara basit ama etkili önerilerde bulunuyor. Denizde yüzme zamanından biçimine kadar pek çok şey reflü için önemli
    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Türkçapar, reflü hastalığı hakkında merak edilenleri anlattı. 

    Yazın reflü şikayetleri neden artar?
    Reflü hastalığının mevsimlerle aslında direkt ilişkisi yoktur. Ancak yaz aylarında çay ve gazlı içecekler gibi sıvıların fazla miktarda tüketilmesi, reflüyü artırabilir. Ayrıca yaz aylarında geç saatlere kadar oturulması, geç saatlere kadar yemek yenmesine ve miktarının artmasına neden olur. Bu da yukarı kaçan mide içeriğini fazlalaştırır. Yine yaz aylarında soğuk ve buzlu içeceklerin içilmesi, barsak hareketlerini azaltır. Bu da barsaklarda gaz ve şişkinliğe neden olur. Bu durumda reflüsü olan hastaların şikayetleri artar. 

    Yazın sıcaklarda endoskopi yapılır mı, yoksa sonbaharı mı beklemek lazım?
    Günümüzde endoskopi en güvenilir teşhis araçlarından biridir. Uyutularak yapıldığı için her zaman diliminde ve her mevsimde yapılabilir. Sık endoskopi yapılmasının bile hastaya bir zararı yoktur.

    SICAK ENGEL DEĞİL 
    Yazın reflü ameliyatları yapılır mı, yoksa sttretta mı daha uygun?
    Stretta, radyofrekansla dokuların ısıtılmasına dayanan bir yöntem. Ancak sınırlı sayıda reflü hastasına ugulanabilir. Laparoskopik reflü ameliyatları ise; eğer hasta sürekli ilaç içmek zorunda ise, ilacı kestiğinde şikayeti tekrarlıyorsa, özellikle de genç yaş grubunda olanlara önerilir. Ayrıca hastada bulantı hissi, sürekli öksürük ve ses kısıklığı varsa öneriyoruz. Bu operasyon kapalı yöntemle yapıldığı için yeterli tecrübesi olan merkezlerde her mevsimde yapılabilir.

    İLACI YAVAŞ YAVAŞ KESİN 
    Reflü tedavisinde ilaç kullanan kişiler, ilacı kestikleri anda şikayetleri alevlenir mi, ilacı kesince ne yapmalılar?
    Bu ilaçlar doktor kontrolünde olmadan kullanılmamalıdır. Uzun süre yüksek doz kullanıldığında kemik erimesi, özellikle yaşlı hastalarda zatürree ve mide polipleri gelişimine neden olabilir. Kapak yetmezliği olan hastaların yüzde 30'u hayat boyu ilaç kullanmak zorundadır. Bu gruptaki hastaların ilaç kesildikten bir süre sonra şikayetleri tekrarlar. Asit düşürücü ilaçlar bir anda kesilirse, midede aşırı asit salınımına bağlı olarak şikayetler artmış olarak geri dönerler. Uzun süre ilaç kullanan hastalarda, ilaç doz atlayarak yavaş yavaş kesilmelidir. İlaç kesildikten sonra ertesi gün şikayetleri hemen başlayanlarda alternatif ve tek kalıcı tedavinin 'laparoskopik cerrahi' olduğu unutulmamalıdır. 

    Diyet reflüyü tetikler mi?
    Kilo verme amaçlı diyet yapmanın reflü hastalığına iyi geldiğine dair net bir kanıt yok. Diyet sırasında yasaklı meyve ve sebzeleri daha az tükettikleri ve alkol alımını sınırlandırdıkları için reflü şikayetleri azalabilir. Şişmanlarda reflü çok görülmesine rağmen çok zayıf insanlarda da reflü görülebilir. Bunun için, reflü hastalarına kilo vermelerini öneririz.

    TATİLDE AĞRI-ACI ÇEKMEMEK İÇİN:
    Yaz beslenmesinde reflüye karşı dikkat edilmesi gerekenler şunlar: 
    Az miktarda ama sık ve düzenli yemek yiyin. 
    Yavaş yemek yiyin ve iyi çiğneyin. 
    Yatmadan en az üç saat önce yemeği ve içmeyi kesin. 
    Yemekle birlikte su içmeyin, sıvı besinleri öğün aralarında alın. 
    Özellikle gazlı içeceklerden uzak durun. 
    Öğlen yemeklerinden sonra uyumayın ve yüzmeyin. 
    Çok sıcak ya da çok soğuk yemeyin.

    YASAKLI GIDALAR
    Portakal suyu
    Limonata
    Limon
    Greyfurt suyu
    Domates
    Patates kızartması
    Patates püresi
    Kuru soğan
    Patates cipsi
    Hot dog
    Hamburger
    Yağlı peynir
    Üzüm
    Çilek
    Şeftali
    Bu besinlerden uzak durulmalıdır.

    Boyalı Saçların Bakımı

    2/8/2009

    Boyalı Saçların Bakımı
    Kızıl, sarı, kahverengi, kırmızı, siyah, platin, röfle, gölge, pembe, mor hatta yeşil… Saçlarımıza değişik renklerde boyalar uygulamayı seviyoruz. Peki, saçlarınıza gereken özeni gösteriyor musunuz?

    Çiçek
    Boyalı saçlara normal saçlardan fazla bakım yapmak gerekir. Saçın rengini, sağlığını, dolgun görünümünü, parlaklığını korumak için doğru şampuanı ve doğru bakım yöntemini seçmek gerekir.
    Koyu tonlardaki saç boyalarını kullanan kadınların en büyük şikâyeti renginin hemen solması ve donuklaşmasıdır. Bu noktada saçınızdaki boyanın akmasına neden olmayacak şampuanları seçmek gerekir. Kuaförlerin yaptıkları işlemleri göz önünde bulundurun. Radikal bir renk değişikliği yapmak istediğinizdeki altta kalan boyayı temizlemek için kepeğe karşı ya da bebekler için hazırlanmış şampuanları, sabunları kullanırlar. Boyanın hemen akmaması için bu tür şampuan ve sabunları saçınızı temizlemek için kullanmamaya özen gösterin.
    Saç rengini korumak için kepek şampuanı kullanmamak doğrudur ancak saçınızdaki kepeklerle yaşamak zorunda değilsiniz. Kepek şampuanı kullandığınız durumlarda içeriğinde saçınızın rengine yakın maddeler bulunduran saç kremleri kullanabilirsiniz. Özellikle kızıl tonlarındaki saç renkleri için üretilmiş kızıl renk içerikli saç kremleri bulunmaktadır.
    Boyalı saçların sağlığını korumak için mutlaka nemlendirme yapılmalıdır. Bu işlem için kaliteli bir saç kremi kullanabilirsiniz. Bildiğiniz gibi saç kremi saç diplerine değil sadece saç uçlarına uygulanmalıdır. Aksi takdirde saçlarınız dökülebilir. Saç kremi ayrıca daha uzun süre saç renginizin canlı kalmasına yardımcı olur.
    Güneş ışıkları saçınızın renginin solmasına neden olabilir. Bu sebeple güneşlenmeden önce saçlarınıza koruyucu bir bakım kremi ya da şapka takmayı ihmal etmeyin.
    Saçlarınızı kuruturken fön makinesini yüksek sıcaklıkta kullanmayın. Aksi takdirde saçlarınız elektriklenir, saç uçları kırılarak istemeyeceğiniz bir görüntünün ortaya çıkmasına neden olur.
    Haftada bir kez saçınızı nemlendirecek, rengini koruyacak bir saç maskesi uygulayın. Hem saçın rengini hem de saç derisindeki yağı dengesini korumak için saçlarınızı gün aşırı yıkamaya özen gösterin.
    msn

    Doğal Güzellik İksirleri!

    1/8/2009

    Doğal Güzellik İksirleri!

    Biraz yoğurt, biraz bal, yoğurt, biraz limon suyu… Güzelliğinizi korumak ve cilt bakımı yapmak için kozmetik ürünler kullanmak zorunda değilsiniz. Buzdolabının kapağını açın, güzellik iksirlerini hazırlamaya başlayın!
    Papatya
    Taze ve Pürüzsüz Cilt İçin,
    Cildinizin canlılığı ve tazeliği için kolaylıkla uygulayabileceğiniz, doğal ve derinlemesine etkili iki maskeyi de mutfaktaki malzemelerle hazırlayabilirsiniz.
    Yoğurt Maskesi,
    Malzemeler,
    2 yemek kaşığı yoğurt
    1 çay kaşığı bal
    1 çay kaşığı limon suyu
    Hazırlanışı ve Uygulaması,
    Tüm malzemeleri cam bir kâsede karıştırın.
    Dudak çevresi ve gözaltları hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün.
    20 dakika bekleyip, ılık suyla durulayın ve iyice kurulayın.
    Bal Maskesi
    Malzemeler,
    3 yemek kaşığı bal
    Yarım yemek kaşığı buğday unu
    1 yumurta akı
    Hazırlanışı ve Uygulaması,
    Yumurta akını kar gibi olana dek mikserle çırpın.
    Üzerine un ve balı ekleyip karıştırın.
    Dudak çevresi ve gözaltları hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün.
    30 dakika bekleyip, ılık suyla durulayın ve iyice kurulayın.
    Siyah Noktalara Doğal Çözüm
    Alın, burun, çene bölgesinde oluşan siyah noktalar can sıkıcıdır. Derinlemesine temizlik etkisi olan bal ve yoğurt maskesini uygulayarak siyah noktalardan kurtulabilirsiniz.
    Malzemeler,
    3 yemek kaşığı bal
    2 yemek kaşığı yoğurt
    1 yemek kaşığı yulaf unu
    Hazırlanışı ve Uygulaması,
    Tüm malzemeleri cam bir kâsede iyice karıştırın.
    Siyah nokta olan bölgelere masaj yaparak sürün.
    15 dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın ve kurulayın.
    msn
    « Önceki :: Sonraki »


    Blogcu ile yapıldı