Libidonuzu uçuran yiyecekler Muz
Seksin daha uzun sürmesini istiyorsan maraton başlamadan önce hazırlıklı olmalısın. Büyük bir muz yatakta dayanıklılığını sağlamak için mükemmel bir besin. Muz içinde B Vitamini barındırır. B Vitamini ise karbonhidratları enerjiye çevirmek için gereklidir. Aynı zamanda testosteron gibi hormonların üretilmesine yardım ettiği de düşünülüyor. “İşe koyulmadan birkaç saat önce bir tane muz yemeyi deneyebilirsin” diyor Pleasure’ın yazarı Hilda Hutcherson.
Kereviz sapı
Önce erkek arkadaşına biraz kereviz sapı hazırla. Bir süre sonra The Departed filmindeki Leonardo DiCaprio’dan daha dayanılmaz görünmeye başlayacaktır. Çiğ kerevizin içinde erkeklik hormonu androsteron bulunuyor. Passion Power’ın yazarı Doktor Ava Cadell’a göre bu hormon karşı cinsi etkiliyor. Yani kadınlarda çekiciliği tetikliyor. Birkaç ısırıktan sonra erkek arkadaşının ter bezleri androsteron salgılamaya başlayacaktır. Eğer o sırada etrafta dolaşmak sana garip gelmeye başlarsa, kereviz sapından sen de birkaç ısırık alabilirsin. Androsteron kadınlarda da ruh halini yükseltici bir etki yaratır (Journal of Fertility and Sterility). Ancak bu arada erkek arkadaşın kereviz sevmeyebilir. Çözümü: Yemeğine bir parça yer mantarı rendele. Yer mantarı da androsteronu yükseltir. Zaten bu yüzdendir ki dişi domuzlar yeri 30 cm kazarak toprağın altındaki değerli mantarları arar!
Siyah çikolata
İtalya’da son yapılan bir çalışmaya göre her gün çikolata yediğini belirten kadınların temel düşüncesi daha tatminkâr bir cinsel hayatlarının olduğudur. Tesadüf olabilir mi? Bizce hiç değil. Dr. Hutcherson’un da belirttiği gibi çikolatanın hammaddesinin içinde rahatlatıcı, sarhoş etkisi yaratan ve insana haz veren kimyasallar bulunuyor. Diğer tatlılar gibi çikolata da iyi hissetmeyi sağlayan endorfini tetikliyor. Aynı zamanda az bir miktar sıkıntıyı bastıran triptofan, vücuttaki kafeini harekete geçirip, duyguları uyandıran anandamid ve teobromin sağlıyor. Akşam yemeğinden sonra birkaç kare çikolata yemek stresini alarak, rahatlatıcı etki yaratır. Ama eğer kendini müthiş hissetmek istiyorsan büyük bir parça yemen gerekebilir.
Keten tohumu
Günde sadece bir yemek kaşığı keten tohumu testosteronu (Why We Love’un yazarı ve Women’s Health Danışmanı Doktor Helen Fisher’a göre libidoyu doğrudan en çok arttıran kimyasal) yükseltir. Cinsel güdüleri arttırmasının yanı sıra bu fındık tadına benzer tohumlar, içinde cinsel hormonların yapıtaşları olan yağ asitlerini (omega-3 ve omega-6) barındırır. Dr. Hutcherson “Eğer vücudunda yeteri kadar yağ asidi yoksa hormon değerlerin, dolayısıyla da cinsel isteğin düşer” diyor. Keten tohumu yağı, balıktan iki kat fazla omega asidi içeriyor. Günde sadece iki yemek kaşığı tohum da günlük vitamin ve mineral ihtiyacının % 40’ını karşılar. Kısaca motoru ateşlemek istiyorsan ya günde bir çay kaşığı keten tohumu yağı yutmalısın ya da her gün salatana veya kahvaltıda mısır gevreğinin üzerine bir yemek kaşığı serpmelisin. Önemli bir not düşmek gerekirse tohum da yağ da çabuk bozulabileceğinden ya ışık geçirmez bir şişede ya da vakumlu poşetlerde tutmalısın. Böylece rafta daha uzun süre saklayabilirsin. Eğer keten tohumunun tadını beğenmezsen yerine ceviz de deneyebilirsin.
Bal
Yeni evli çiftlerin ilk kaçamaklarının adının balayı olmasına şaşmamak gerek. Bu yapış yapış tatlandırıcı içindeki karbonhidratlar sayesinde hem bedene ani enerji hem de çalışan kaslara yakıt sağlar. “B Vitamini bakımından zengin olması, testosteron üretimi için faydalıdır. Bir diğer önemi ise içeriğinde bor minerali olması; metabolizma hızının artmasına yardımcı olur. Ayrıca östrojeni de kullanarak kan akışını hızlandırır. Bu da tahrik olabilmek için önemlidir” diyor Doktor Hutcherson. 41.038 Libidonuzu uçuran yiyecekler Libidonuzu uçuran yiyecekler
Muskat (Küçük Hindistancevizi) ve karanfil
Araştırmacılar her zaman yeşil olan bitkilerden hindistancevizi ve karanfilin, fareler üzerinde yaptıkları deneyler doğrultusunda cinsel aktiviteyi yükselttiğini tespit etmiş. Hindistancevizi daha etkili olmakla beraber ikisi de parasempatik sinir sistemini tetikliyor. Fakat Cadell’e göre sancıya sebep olduğundan bu sihirli baharattan fazla da yememelisin. Kahvede veya sıcak kakaoda bir tutam yeterli olurken, çikolatayla daha fazla yemen gerekebilir.
İstiridye
Eski Romalılar tahrik edici etkisi olması nedeniyle kendilerini istiridyeye kaptırmış durumdaydı. Bu konuda da kesinlikle doğru bir noktadaydılar. İstiridyenin içinde yüksek oranda çinko (testosteron üretimi için gerekli bir mineral) vardır. Amerikan ve İtalyan bilim adamlarından oluşan bir ekip, midye, deniz tarağı ve istiridyede cinsel hormonları yükselten iki çeşit amino asit bulunduğunu görmüşler.
Zencefil
Özel bir günde “Sevgilime ne pişireceğim?” diye mi düşünüyorsun? Yüksek ateşte çabucak pişebilen zencefil için Asya mutfağına danışabilirsin. Zencefilin güçlü kökleri dolaşım sistemini etkiler ve genital organlara kanın pompalanmasını hızlandırır. “Taze zencefilin kavanozda satılandan daha keskin bir tadı vardır” diyor Cadell. Bu da demek oluyor ki zencefili koklamak yemekten daha etkili olacaktır. Besinler kan basıncını yükselttiğinde damarlarda yoğunlaşan kan akışı genital bölgedeki dokuları sertleştirir. Daha sonra damarlar daralır ve cinsel bölgelerdeki kanın dışarı çıkışı engellenmiş olur. Bu sayede hassaslık daha da yükselir. Peki, elinde sadece toz zencefil varsa? O zaman kan akışında yine bir artış olacak ancak etkisi daha az olacaktır.
Kaynak: Women's Health
Minikler okulda nasıl besleniyor?
Çocukların nerede, ne zaman ve neleri tükettikleri, en az aldıkları eğitim kadar önemlidir. Veliler çocukların dışarıda neler yiyip içtiklerini iyi izlemeli ve okul kantinlerinde satılan yiyecekler hakkında mutlaka bilgi sahibi olmalıdır. 'Hem aile bireyleri hem de okul yöneticileri çocukların sağlıklı beslenmesi için gerekli çözümleri sağlamalıdır' diyen uzmanlar, çocukların beslenme çantasında olması gerekenleri şöyle sıraladı: Su, meyve, bir çay bardağı kadar ceviz, bir kutu süt ya da ayran, bir adet sandviç ya da tost...
Domuz gribine yakalanmaktan korkuyorsanız bu besinleri tüketmeye dikkat edin...
Vatan Gazetesi'nin haberine göre domuz gribi aşısını beklerken hastalığa yakalanmaktan korkuyorsanız, bilim adamları aşıdan önce dikkat edilmesi gereken noktanın bağışıklık sistemini güçlü tutmak olduğuna dikkat çekti. Bunun yanında hastalığa yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için de en önemli önkoşul bu. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar: Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır. Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz. Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor. Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir. Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın. Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor. Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur. Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili. Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz. Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır. Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor. Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur. Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir. Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar. Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir. Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar. Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor. Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli. Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.
hürriyet

Değişim hızlanıyor
Antideprasanların, inanılanın aksine alındıktan hemen sonra kişinin duygu durumunu değiştirdiği bildirildi.
Oxford Üniversitesinde görevli bilim adamları, hastaların antidepresanların etkilerini aylar sonrasına kadar fark edememelerine rağmen, bu ilaçların kullanılmaya başlandıktan birkaç saat sonra kişinin ruh halini ve olumsuz düşünceleri değiştirdiğini söylediler.
Sonuçları American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, antidepresan veya placebo verilen 33 depresif ve 31 sağlıklı deneğin tepkileri yakından incelendi.
Antidepresan verilen depresyondaki hastaların, bu ilaçları aldıkları 3 saat içinde üç belirli ölçekte olumlu gelişmeler gösterdikleri, kötü noktalarını kurcalamaktan ziyade kendileri hakkında olumlu bir biçimde düşünme ve başkalarında da olumluları görme eğilimde oldukları gözlendi.
Psikiyatr Catherine Harmer’in öncülüğündeki araştırma ekibi, antidepresan alan hastaların, örneğin somurtan birini gördüklerinde, artık bu kişiyi üzmek için yanlış bir şey yapmış olmaları gerektiği düşüncesini içselleştirmediklerini
söyledi.
Harmer, antidepresanların, hasta duygularında herhangi bir özneldeğişikliğin farkına varmadan önce olumsuz düşünceleri hedef aldığını ortaya çıkardıklarını belirterek, "Zaman içinde, bu duygudurumumuzu ve nasıl hissettiğimizi etkiliyor, çünkü daha fazla olumlu bilgi alıyoruz" dedi.
milliyet


Ayaklarınız hem güzel hem sağlıklı görünsün
Ayakkabılarınızla kavuştuğunuz kusursuz görünümün bedelini, vücudunuzun ödemesini istemiyorsanız, ayakkabı seçiminizi doğru yapın. Aksi takdirde nasır, bunyon, aşil tendonunda kısalma gibi sorunlar yaşayabilirsiniz
Kadınsı bir fetiş olan ayakkabılar ile elde ettiğiniz kusursuz görünümün bedelini, çoğu zaman yine ayaklarınız ödüyor. Nasır, bunyon, topuk sertleşmeleri gibi rahatsızlıkların yanı sıra, yanlış ayakkabı kullanımı dik durmanızı engelleyip, ileriki aşamalarda kronik kemik ağrılarına da neden olabiliyor.
Öldürücü topuklar
Çok yüksek topuklu ayakkabılar bazen bir işkence aracı olabiliyor. Vücudunuzun tüm ağırlığını topuk kısmına yoğunlaştıran bu ayakkabılar, nasır ve bunyon oluşumunu hızlandırır. Topuklarda yaşanan sorunlar aynı zamanda duruşunuzu da olumsuz yönde etkileyebilir. Dik durmakta zorlanırken; sırt, kalça ve diz bölgelerinizde ağrılar meydana gelir. Yüksek topuklu ayakkabı kadınlarda genellikle aşil tendonunda kısalmaya ve ileriki aşamalarda düz ayakkabı giydiklerinde yere basmakta zorluk çekmelerine neden olur. İpucu: Kemik ağrıları vücudunuzda bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesidir. Bunun için, mümkün olduğunca her gün farklı modellerde ve topuk boyutlarında ayakkabılar giymeniz, daha sağlıklı olur. Dolgu topuklu ayakkabılar stiletto'lardan daha sağlıklıdır. Ancak her şeye rağmen stiletto giymek istiyorsanız, özel ayakkabı astarlarından kullanın.
Düz tabanlı ayakkabılar
Babet gibi düz tabanlı ayakkabılar da, yüksek topuklular kadar risk taşıyor. Kavissiz düz ayakkabılar bir süre sonra taban şeklinde bozulma meydana getiriyor. Ayrıca parmak arası terlik giyenler için de durum farklı değil. Terliğin ayağınızdan çıkmaması için küçük adımlar attığınızda kemiklerinizde siz farkında olmadan ağrılar meydana geliyor. İpucu: Birçok kişi topuksuz ayakkabıların daha sağlıklı ve daha rahat olduğunu düşünür. Daha rahat oldukları kesin olsa da, sağlıklı değil. Bu durumda ayak tabanındaki kavisi desteklemek amacıyla özel tabanları tercih edebilirsiniz. Farklı çeşitlerde satılan tabanlar, ayak şeklinizi koruyor. Hatta bazıları yalın ayak yürüyormuşsunuz gibi rahat hissetmenizi sağlıyor. Bu koruyucu kalıplar, parmaklarınızın yere sağlam basmasını sağlar
Acil durum yöntemleri
Topuklu ayakkabılarınızdan ya da parmak arası terliklerinizden vazgeçemiyorsanız, ayaklarınızda meydana gelen rahatsızlıklarla savaşmayı öğrenmelisiniz. İşte acil durumlarda uygulamanız gerekenler:
Nasır: Ponza taşıyla yok edilebilir. Ancak iki farklı türde nasır bulunduğunu da unutmayın. Parmak kenarlarında meydana gelen koni şeklindeki şişliklere de nasır deniyor. Eğer parmaklarınızda bu tarz şişkinlikler meydana gelirse, koruyucu bir bant ile kamufle edin.
Bunyon: Genellikle dar ayakkabı giyildiğinde ayak başparmağı diğer parmağın üstüne binerek, bölgede bunyon denen çıkıntının meydana gelmesine neden olur. Bu bölge sürekli sürtünmeye maruz kaldığı için deri zamanla kalınlaşır ve ağrılar meydana gelebilir. Ayağınıza iyi uyan ayakkabıların kullanımı en iyi çözüm olacaktır. Ayrıca bunyonun üstüne konacak yumuşak bir tıbbi ped de acıyı ve sürtünmeyi hafifletir.
Şeytan tırnağı: Tırnak etrafındaki cilt kuruduğu için oluştuğundan, yağ ya da krem kullanarak bu bölgedeki deriyi nemli tutun. Oluştuğunu fark ettiğinizde makasla kesin.
sabah

 ALIÇ |
Alıç (Crataegus oxyacantha);10 metreye kadar yükselebilen, dikenli, beyaz veya pembe çiçekli bir ağaçtır. Meyveleri 6-10 mm çapında, 1-3 tohumlu, esmer-kırmızı veya kırmızı renklidir. Hafif ekşimsi lezzetli meyveleri yenilmektedir. Alıç ağacının yaprak, çiçek ve meyveleri Orta Çağdan beri özellikle kalp destekleyici ve kalp-damar sistemi fonksiyonlarını normalize etmek için kullanılmaktadır.
|
Herbiri, bitkiye çok güçlü antioksidant özellikler veren flavonoid (flavonlar) bileşikleri açısından oldukça zengindir. Alıç, kalp-damar sistemi (cardiovascular system) üzerinde pozitif etkiler gösteren 3 grup ana bileşik içerir. Bu bileşikler; triterpenoid saponinler (triterpenoid saponins), aminler (amines) ve flavonlar (flavonoids) ’ dır. Alıç’ ın antioksidant etkisi, serbest radikal oluşumunu engelleyerek (inhibe ederek) kalbin tümünü olumlu yönde etkilemektedir. Avrupalı araştırmacılar, bu bitkinin kalp ve beyne olan kan akışını artırdığını, kalbi düzensiz atışlara (kalp ritm bozukluğu) karşı koruduğunu, kalbin kasılma gücünü artırdığını ve kan basıncını (tansiyon) dengelediğini göstermişlerdir. Alıç içerisindeki etken maddeler kalp kasları dejenerasyonunda ve koroner damarlardaki daralmalar sonucu gerekli miktarda kanın ve oksijenin kalp kaslarına gönderilememesi durumundaki oksijen yetersizliğine karşı da kalbin korunmasına yardımcı olmaktadır. Bilindiği gibi bu durum, şiddetli göğüs veya kalp ağrısı şeklinde kendini gösteren ve angina’ (anjina pektoris) olarak bilinen bir rahatsızlığa yol açabilmektedir.
Alıç, damarları genişleten bioflavononid’ ler açısından da oldukça zengindir. Bu bileşikler çok güçlü antioksidanlar olup; kalbe oksijen ve kan akışının artmasına artmasına yardımcı olurlar. Bu durum kalbin kan deveranı için harcamak zorunda olduğu gücü azaltır ve kalbi rahatlatır. Ayrıca bioflavonoid maddeler kan damarlarının çeperlerini güçlendirir ve vücudun diğer bölgelerine olan kan akışını da düzenler. Alıç içerisindeki bileşiklerin kolesterolü ve damarlardaki plaket oluşumunu da azalttığı gösterilmiştir.Kalp hareketlerini yatıştırıcı ve düzenleyici olarak, tehlikesizce uzun zaman kullanılabilir. Alıç, çeşitli kalp ve kan dolaşımı hastalıklarında rahatlıkla kullanılabilecek ender bitkilerden en başta gelenidir. Tedavide başarı elde etmek için gerekli olan uzun süreli kullanımlarda kesinlikle hiçbir yan etkisi yoktur. Sonuçları genellikle etkileyici ve inandırıcıdır. Kalp ritim bozuklukları (arrhythmias), sinirsel kalp çarpıntıları, kalp yetmezliği, ağır enfeksiyon hastalıkları sonrasındaki kalp kasları zafiyeti, kalp krizi sonrası, yüksek kan basıncı, damar sertliği alıç bitkisinin başarıyla kullanılabileceği alanlardır. Ama bu tedavilerde sabırlı ve disiplinli olmak gerekir. Çünkü bitkinin etkisi uzun süreli kullanımlar (4-8 hafta) sonucunda oluşmaya başlar ve bu olumlu etki gitgide artar. Bu bitki ayrıca, bedendeki sıvı birikimlerinin dışkılanmasını da sağlayabilir. Ayrıca; sinir sisteminde yatıştırıcı, spazmları azaltıcı, idrar söktürücü ve kabız yapıcı etkileri de vardır. Alıç’ ın içerdiği maddelerde vücudda birikme, zehirlilik ve alışkanlık yapma gibi özellikler olmadığından uzun süreli kullanıma uygundur.
 Uyarı: Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Tedaviye ara vermesizin sürekli kullanılabilecek bitkilerdendir. Bağımlılık oluşturmaz. Kalp veya tansiyon ilaçları ile birlikte kullanımı için doktorunuza danışınız.
Alıç Ağacı ve Çiçeği (Crataegus monogyna): 6 metreye (nadiren 12 m) kadar uzayabilen, pembe-beyaz renkte çiçekler açan, dikenli bir ağaç olan alıç ağacı daha çok yabani olarak yetişir. Muşmulaya benzeyen meyveleri kırmızı ya da koyu sarı renklerde, mayhoş tattaki alıç meyvesi ekşi muşmula olarak da bilinir. Çeşitli flavonlar, sıtasterin, adenozin, adenin ve guanin gibi maddeler ve C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminler içerir. Alıcın Faydaları: Önemli bir kalp ve damar sağlığı destekleyicisi olan alıç kalp damarlarını genişleterek kanın daha rahat pompalanmasını ve dolaşmasını sağlayarak kalbin yükünü hafifletir. Kalbi kuvvetlendirir ve damar sertliğine karşı koruyucudur. Kalp krizi riskini azaltır. Kalp atışlarını düzenleyerek aritmiye (düzensiz kalp atışı) karşı da koruyucu ve tedavi edici etki gösterir. Sinirler üzerinde yatıştırıcı etkisi ile sinir bozukluğunu ve sinirsel çarpıntıları giderir. Beyne kan akışını arttırır. Uykusuzluğa iyi gelir. Yüksek tansiyonu düşürür. Mideyi kuvvetlendirir. Spazm çözücü ve idrar söktürücüdür. Cinsel gücü arttırır. Alıç Ağacı ve Çiçeği nasıl kullanılır? Alıç yaprağı, çiçeği ve meyvesi kullanılır. Alıç çiçeğinden yapılan alıç çayı ile alıç meyvesi kalp krizi riskini azaltır ve kalp krizi sonrası iyileşmeyi kolaylaştırır. Lapa haline getirilip şişliklerin üzerine konursa faydası görülür. Suyu şerbet yapılıp içilirse baş ağrısını keser. Vücutta alışkanlık yapmadığı ve birikerek vücuda zararlı olabilecek maddeler içermediği için Alıç, uzun süreli olarak kullanılabilir. Zaten etkilerini göstermesi için belli bir süre kullanmak gerekmektedir.
Referanslar:
1-Brown, Donald, Austin, Steve, Reichert, Ronald, Early Stage Congestive Heart Failure (Natural Product Research Consultants, Seattle, 1997)
2-Brown, Donald J., Herbal Prescriptions for Better Health (Prima, Rocklin, 1996)
3-Busse, Werner, Standardized Crataegus Extract Clinical Monograph, Quarterly Review of Natural Medicine, Fall, 1996, P.189- 197.
4-Kenner, Dan, and Requena, Yves, Botanical Medicine: a European Professional Perspective (Paradigm, Brookline, Massachusetts, 1996)
5-Murray, Michael T., Healing Power of Herbs, the (Prima, Rocklin, 1995)
6-Murray, Michael T., Heart Disease and High Blood Pressure (Prima, Rocklin, 1997)
7-Murray, Michael, and Pizzorno, Joseph, Encyclopedia of Natural Medicine (Prima, Rocklin, 1998)
8-Schmidt U, Kuhn U, et al:Efficacy of the hawthorn (Crataegus) preparation LI 1370 in 78 patients with chronic congestive heart failure defined as NYHA functional class II. Phytomedicine 1:17-24, 1994.
9-Weiss, Rudolf Fritz, Herbal Medicine (Beaconsfield, Beaconsfield, England, 1988)
10-N.Eröztürk,Bir Yudum Sağlık,Anahtar Yayınları,İstanbul,2000
11-Dr.A.Asımgil,Şifalı Bitkiler,Timaş,İstanbul,1999
12-Prof.Dr. T.Baytop,Türkiye'de Bitkilerle Tedavi,İ.Ü Eczacılık Fak.,İstanbul,1984
alıç tedavisi alıç bitkisi alıç bitkileri alıç faydaları alıç nelere iyi gelir alıç karışımı alıç tedavi yöntemi |
| Okunma: 1525 |

Domuz gribinden korunun
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
Ellerinizi sık sık yıkayın.
1.Ellerinizle yüzünüze dokunmayın. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
2.Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız ( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp Enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
3.3. önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
4.Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
19.329 defa gös
Kış Aylarında Doğru Beslenin!
Kışın yüzünü göstermesiyle beraber, grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi hastalıklar da ortaya çıkmaya başlar. Yaz aylarında titizlik gösterilen beslenme düzeni, kışın gelmesiyle birlikte yerini yanlış beslenme ve hareketsiz bir yaşama bırakır.

Kış Aylarında Doğru Beslenme!
Kışın vücut ısımız düşer. Vücut normal ısısını yakalamak için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Bu yüzden kış aylarında daha fazla yemek yeme isteğimiz olur. Soğuk havalar, dışarıda yapılan aktiviteleri kısıtlar ve tüm etkilerle birlikte kilo almamız kaçınılmaz olur.
Kışı sağlıklı ve dengeli geçirebilmek için, mutlaka doğru beslenmeye başlamalıyız. Kışın vazgeçilmezleri arasında baklagiller vardır. Nohut, mercimek, kuru fasulye gibi baklagiller mutfağımızda haftada iki gün pişirilir. Protein açısından zengin bir kaynak olan baklagilleri, mutlaka protein yönünden fakir olan sebzelerle birlikte tüketerek dengelemeliyiz.
Kış mevsiminde yakamızı bırakmayan grip, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklardan korunmak için, bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Bunun için, antioksidanlardan yararlanmalıyız. A,C,E vitaminleri, çinko, magnezyum bakımından zengin olan besinlere yönelmek, doğru bir yaklaşımdır. Bu aylarda bolca bulunan havuç, brokoli, kabak, Brüksel lahanası, yeşil biber, karnabahar, mandalina, maydanoz, roka, tere gibi sebze ve meyveleri tüketerek bu vitaminleri alabiliriz.
Taze sıkılmış meyve suları, gribal enfeksiyonlara karşı etkilidir. Meyve suları sıkılınca tüketilmeli ve bekletilmemelidir. Aynı durum salatalar için de geçerlidir. Hazırladığımız salataları hemen tüketmeliyiz. Bekleyen sebze ve meyveler C vitaminini kaybeder. Ayrıca ısı ve ışık gibi dış etkenlerden kolaylıkla etkilenirler.
Kış aylarında hepimizin canı sıcak içecekler ister. Bunun için çay ve kahve yerine, bitki çaylarına ve C vitamini bakımından oldukça zengin olan kuşburnu çayına yönelmeliyiz.
Yağlı yiyecekler her zaman uzak durmamız gereken yiyecekler arasındadır. Özellikle katı yağ olarak bilinen tereyağı ve margarin tüketiminden kaçınmalıyız. Yemeklere eklenecek zeytinyağı ve diğer sıvı yağların tüketiminde de dikkatli olmalıyız.
Kış aylarında haftada en az 2 kere balık yemeye özen göstermeli ve güneşli havalarda 20 dakika güneş ışığından yararlanmalıyız.
Kışın da yaz aylarında olduğu gibi egzersiz yapmaya önem vermeli, haftada 4 gün 45 dakikamızı spora ayırmalıyız.
msn

Laboratuarda test edilmiş midyeler
İstanbul'da beş tane şubesi bulunan Midyesel'in midyeleri İzmir'den geliyor ve her 15 günde bir laboratuarda test ediliyor. Ancak testten geçen midyelerden dolma yapılabiliyor
İstanbul'da midye dolmayı nerede yersiniz? Ya balık lokantalarında meze olarak ya kokoreççilerde ya da sokak satıcılarının tezgâhı başında değil mi? Lezzetine diyecek yoktur da 'Acaba sağlıklı mı?' düşüncesi insanın aklını kemirir durur... Şimdi size İstanbul'da yiyebileceğiniz, İzmir usulü yapılan midyelerden söz edeceğim. Hem de gönül rahatlığıyla! Çünkü İstanbul'da beş şubesi olan Midyesel'in midyeleri İzmir'den geliyor ve her 15 günde bir laboratuarda test ediliyor. Cıva, kurşun gibi metallerin incelemesi yapılıyor ve ancak testten geçen midyelerden dolma yapılıyor. Gıda ithalatı yapan iki ortak, Selçuk Güler ve Yunus Emre Gülegen bulmuşlar bu fikri. Merkezi Kozyatağı'nda bulunan, Mecidiyeköy, Acıbadem, Şaşkınbakkal ve Beşiktaş'ta şubeleri olan Midyesel'in ilginç bir konsepti var. İçeri girdiğinizde sanki bir arkadaşınızın evinin geniş mutfağına girmiş gibi hissediyorsunuz. Selçuk Güler, Almanya'da gördüğü bir konseptten esinlenerek, ev havasında bir ortam yarattıklarını söylüyor. Asıl amaçları AVM'lerde stand açmakken, bunun çok pahalı olduğunu görünce dükkân açmaya karar vermişler. Her şubenin tarzı aynı; logolar, çalışanların giysileri, çalan müzik... Ben Beşiktaş şubesinde yedim. Ortada yüksek, ince ve uzun masalar ve yine yüksek sandalyeler vardı. Masanın üzerinde geniş ve derin metal kaseler içinde midye dolmalar duruyordu. Önümüzde de kabukları koymamız için daha küçük kaseler, yanında limon ve kolonyalı mendil... Midyeler tam İzmir midyesiydi. İzmir'den gelen Mardinli ustalar hazırlıyormuş. İstanbul midyesinden farklı olarak daha küçük, eti çok pirinci az, içinde de sadece tuz ve karabiber vardı. Hani çerez gibi, yedikçe yiyesiniz gelir ya... Tanesi de 50 kuruştu. Ama açıkçası karabiberi bana ve birlikte gittiğim arkadaşıma biraz fazla geldi. Belki o gün fazla kaçmıştı belki de hep böyle yapıyorlardı, bilemedik. Bu yüzden bir kez daha gidip denemeyi tercih ederim doğrusu. Fakat bir de yanında buz gibi bira olsa tam olurdu. Tel: (0216) 467 80 06
sabah
Bitkisel Saç Bakım Önerisi
Saç tellerinizi güçlendirmek, saç derisindeki kepek sorununa son vermek mi istiyorsunuz? Evde kolayca hazırlayabileceğiniz bitkisel saç maskeleri yardımınıza koşuyor! MSN Kadın’ına özel ekonomik ve pratik güzellik önerileri…

Saç Bakımı
Avokadolu Saç Maskesi
Avokado meyvesi E vitamini açısından zengindir. Hem cilt hem de saç bakımı için faydalıdır. Zeytinyağı saça parlaklık verir. Yumurta ise protein desteği sağlar. Avokadolu saç maskesi ince telli saçlarınıza hacim verip, dökülmelerini önleyecektir.
Malzemeler,
1 adet avokado
1 adet yumurta sarısı
2 yemek kaşığı saf zeytinyağı
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Avokadonun içini kaşıkla oyup kâseye alın.
Üzerine yumurta sarısı ve zeytinyağını ekleyip iyice karıştırın.
Saçlarınızı hafifçe ıslatın.
Avokado maskesini saç diplerinize masaj yaparak sürün.
Saçınıza bone takıp 15 dakika bekleyin.
Ilık suyla durulayıp saç tipinize uygun şampuanla yıkayın.
Avokado maskesini haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.
Önemli Bilgi: Saçlarınızı mutlaka ılık suyla yıkayın aksi halde yumurta pişer ve kokusunu çıkarabilmek için uğraşmak zorunda kalırsınız.
Fındık Yağı Maskesi
Saç derisinde oluşan kepekleri gidermek için fındık yağı maskesini uygulayabilirsiniz. E vitamini içeren fındık yağı saç derisinin yenilenmesine yardımcı olur.
Malzemeler,
5 yemek kaşığı fındık yağı
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Fındık yağını tavaya alın.
Çok kısık ateşte yağ ılınıncaya kadar ısıtın.
Parmak uçlarınızı yağa batırıp saç diplerinize sürün.
15 dakika bekleyip direk şampuanlayın.
Bol ve ılık suyla durulayın.
Fındık yağı maskesini haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.
msn
« Önceki :: Sonraki »