EVLİLİKTE SAYGI OLMAZSA OLMAZ

10/10/2008
EVLİLİKTE SAYGI OLMAZSA OLMAZPDFYazdıre-Posta

Saygı nedir? Karşınızdakine değer vermeniz, kırmamanız, dikkat etmenizdir. Peki evlilikte saygı nasıldır? Bunun en güzel cevabı, ilk tanıştığınızda birbirinize nasıl davrandığınızdır.

 

Hatırlayın biraz, geçmişe bakın bakalım nasıl davranıyordunuz ilk zamanlar? Birbirinizi göreceğinize yakın nasıl heyecanlanıp, nasıl giyiminize, temizliğinize, görünüşünüze dikkat ediyordunuz. Yemek yerken ağzınızı şapırdatmıyor, burnunuzu karıştırmıyor, özellikle geğirmiyor veya asla gaz çıkartmıyordunuz. 

 

Tuvaleti birlikte kullanır mıydınız veya pejmürde kıyafetler, saç baş darmadağın dolaşıp, kendinizi karşı tarafa çirkin gösterir miydiniz? Gözde çapak, yüz yıkanmamış, üstünüz başınız yemek veya ter kokarken sevgili eşinize görünür müydünüz?

 

Peki şimdi nasılsınız? Kavga, dövüş var mı, küfür, fiziksel hareketler, hakaretler... Karşınızdakini aşağılayan, yeren, küçümseyen sözler söylerken hiç "Ben ne diyorum, ne yapıyorum?" diyor musunuz? O bayıldığımız, çiçek verdiğimiz, şiir yazdığımız, kucakladığımız, öptüğümüz insanı, yerle bir ederken kendimize de saygısızlık yapmıyor muyuz? Öyle ya, o kişi bizim en yakınımız değil mi? Aynı yatağı paylaştığımız, aynı evde oturduğumuz, en kötü ve en iyi günlerimizi birlikte yaşadığımız kişiyi böylesine saygısızca yerle bir edersek biz ne oluyoruz? 

 

Çocuklarımız varsa, anne ya da babasının birbirlerine karşı nasıl saygısızlık ettiğini, kendilerine örnek aldıkları kişilerin nasıl böyle sefil varlıklar durumuna düştüklerini görmüyorlar mı? Yazık hakikaten çok yazık. Sonra nasıl onlardan bize karşı saygı bekleyeceğiz. Kardeşine bağırdığı, küfrettiği, dövdüğü için çocuğunuza terbiye verebilecek miyiz? Çocuk bu ikilemi neyle izah edecek. "Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz" diyen atalarımız ne doğru demiş. Saygı bekliyorsak örnek olmalıyız. Eşler arasında saygı karşılıklı olarak tarafların yakınlarına, anne ve babalarına gösterilen ilgide de aranmalıdır. 

 

Sevmesek dahi eşinizin hatırı için onlara saygı göstermek gerekir. Esasında yapılan, söylenen her söz, her hareket, eşlerin birbirlerine gösterecekleri saygı demektir. Konuşurken dinlemesini bilmek, lafını kesmemek, başkalarının yanında (bilhassa) tenkit etmemek, başkaları ile karşılaştırmamak, hele hassas oldukları konuları yüze vurmamak, hepsi eşlerin birbirlerine olan saygılarını gösterir. Yardım eden, el veren, göğüs geren, koruyan, her şeyden önce ona öncelik veren, anlayış gösteren, alttan alan kişiler, evliliğe ve eşine değer veren, saygı duyan insanlardır. 

 

Eşine sormadan karar vermeyen, plan yapmayan, birbirlerine ait mektupları açıp, telefon mesajlarını kurcalamayan kişiler saygılıdır. Kapıyı çalmadan içeri dalmak, "Burası benim evim" deyip ortalığı dağıtmak, toplamamak hep karşı tarafa saygısızlıktır. 

 

Yemekleri, tatlıları bitirip diğer tarafı düşünmemek, bize sıcak geliyor diye klimayı çalıştırmak, yahut avaz avaz televizyon dinlemek, karşı tarafın isteyip istemediğini hesaba katmaksızın, arzumuza göre davranmak, sonrada kalkıp saygıdan bahsetmek. Daha yığınla hadiseye değinebiliriz. Bütün bunların sonunda ne oluyor? Saygının, düşüncenin kalmadığı yerde, sevgi de kalmıyor. Bir süre sonra öfke, hınç, kin duymaya başlayıp kısas yapıyoruz.

 

Geçmişi düşünün

Yalama olmuş ilişkiler zamanla müthiş geriye gidiyor. Bir zamanlar birbirlerine çok dikkat eden çiftler, şimdi aynı evde yaşayan iki yabancı ve hatta düşman oluyorlar. Arada sevgi olmasa da hala saygı varsa, kişiler birlikte yaşayabiliyor, çocukları için katlanabiliyorlar. Unutulan hatıralar, davranışlar, birlikte geçirilmiş güzel günler tekrar hatırlanabilse, rutin, lakayt, hatta düşmanlık dolu günler düzelebilir, yaşam kalitesi yükselir; huzur ve saygı gelebilirdi. 

 

Münakaşaların dahi saygı eşliğinde yapılması, karşı tarafın görüşlerine önem verilmesi, aynı evin içinde, iki eşit hakka sahip insan muamelesi gösterilmesi, evliliğe duyulan saygıdır. Evlilik terapisi alan çiftlerle, özellikle saygı ve saygısızlık kavramları işlenip davranışlarını irdelemeleri sağlanır. Terapist ile birlikte tek tek veya ikili konuşmalarda şahıslar, nedenleri, niçinleri tartışırlarken, saygının önemini, evlilik sanatındaki rolünü, hayatlarını alt üst eden hadiselerin, ne denli saygı kavramına uzak olduğunu realize ederler.

  morelmas

TİBETİN GENÇLİK PINARI 5 HAREKET

10/10/2008


TİBETİN GENÇLİK PINARI 5 HAREKET

Peter Kelder'in yazdığı "Tibet'in Gençlik Pınarı"
(orijinal adı:
Ancient Secret of the Fountain of Youth ) adlı kitapta yer alan, emekli bir İngiliz subayı tarafından Batı’ya aktarılan beş Tibet egzersizinin çok büyük yararları var. Dünyada ilgiyle okunan kitapta sağlık için gerekli fiziksel hareketlerin yani sıra beslenme sırları da var.

Başlangıçta her hareketin 3 kez yapılması tavsiye ediliyor. Daha sonra her hafta tekrar sayısını 2 şer arttırarak 21 tekrara ulaşıncaya kadar arttırmaya devam edin.Yani 2.hafta her hareketi 5 kez,3. hafta 7 kez, 4. hafta 9 kez ve bu şekilde arttırmaya devam edin 10 hafta sonra her hareketi 21 kere yapabilir duruma geleceksiniz.

Bu 5 hareketi tamamladıktan sonra ılık yada serin suyla duş almanız tavsiye ediliyor. Ama asla soğuk suyla yıkanmayınız.

Birinci hareket:

Faydaları : Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.

Uygulanışı : Kollarınızı iki yana açarak avuç içleriniz yere bakacak şekilde saat yönünde dönün.

İkinci hareket:

Faydaları : Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.

Uygulanışı :

1-Sırtüstü yatarak ellerinizi vücudunuzun yanına koyun.

2-Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın

3-Bacaklarınızı yere dik olacak şekilde kaldırırken dizlerinizin dik olmasına gayret edin

Üçüncü hareket:

Faydaları : İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.

Uygulanışı :

1-Vücudunuzu dik tutarak dizlerinizin üzerinde durun.Ellerinizi kalçalarınızın altına dayayın

2-Çenenizi göğsünüze yaklaştırın.

3-Başınızı yavaşça mümkün olduğu kadar geriye doğru eğerken,sırtınızı arkaya doğru esnetin.

Dördüncü hareket:

Faydaları : Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.

Uygulanışı :

1-Bacaklarınızı ileriye doğru uzatarak yere oturun.Ayaklarınız hafifçe aralık olsun ve ellerinizi yere koyun

2-Çenenizi göğsünüze doğru eğin.

3-Başınızı mümkün olduğunca arkaya doğru eğin.

4-Kollarınızı düz tutarak ayak tabanlarınızı ve ellerinizi yere basarken dizlerinizi kırın ve gövdenizi yere paralel olacak şekilde havaya kaldırın.Adalelerinizi bir süre kasın ve ardından gevşeyin.

Beşinci hareket:

Faydaları : bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.

Uygulanışı :

1-Kollarınız dik ve bedeniniz aşağı sarkmış halde ( kobra yılanı ) şeklinde durun. Avuçlarınızı yere koyun. Başınızı yumuşak bir şekilde mümkün olduğu kadar geriye yatırın.

2-Ayaklarınızı ve ellerinizi oynatmadan,kalçanızı yukarıya kaldırın ve vücudunuzla ters v şekli meydana getirin.Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın.

 .morelmas.

Right Place (düz hesap)

9/10/2008

Le café

9/10/2008

L'homme qui tombe à pic

9/10/2008

Réinvente ton jeu

9/10/2008

Şehit Şiiri Şehit Şiiri

8/10/2008

Sağlıklı Yaşam İçin

8/10/2008


Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Uyku...


Vücudun sağlığı için alınan besinler kadar, uykunun da önemi büyüktür. Kimi zaman üst üste içilen birkaç bardak çay ve kahve, kimi zaman etraftaki ses ve gürültü kimi zaman da kafalardaki küçücük bir problemin büyütülmesi bütün geceyi uykusuz geçirmenizŞeker Bayramı'mız kutlu olsun. Şeker Bayramı'mız kutlu olsun. e neden olur.

Eğer sizin de akşamları erken yatmanıza rağmen uykunuz bir türlü gelmiyorsa; gece geç saatlerde, hatta sabaha kadar gözünüzü kırpmadan oturup televizyondaki tüm programları izliyor ve bir türlü uyuyamıyorsanız önerilerimizi mutlaka uygulamalısınız, sorununuz tamamen ortadan kalkmasa bile en aza inecektir...

sabah

ZAMAN DENETİMİ

8/10/2008


BAŞARILI ZAMAN DENETİMİ İÇİN YİRMİ BASAMAK

1.Hedeflerinizi belirleyiniz,bunları yazıyla ifade ediniz ve sonra önceliklerine göre sıraya koyunuz. Sizin için yaşamınızda nelerin önemli olduğundan emin olunuz.


2.Hedefleriniz üzerinde odaklaşınız,etkinliklerinizin değil.En önemli etkinlikleriniz size hedeflerinize ulaşmada en yararlı olanlardır.


3.Her gün için temel bir hedef belirleyiniz ve ona ulaşınız.


4.zamanınızı nasıl kullandığınızı analiz etmek için periyodik olarak zaman aralıklarını kaydedin,kötü alışkanlıklarınız varsa yaşamınızdan atın.


5.Hedeflerinize ulaşmak için,yaptığınız her şeyi analiz edin.Ne yaptığınızı,ne zaman yaptığınızı, neden yaptığınızı tespit edin.Kendinize şunu sorun. "Bunu yapmasaydım ne olurdu" eğer yanıtınız "hiç birşey olmazdı",olursa,yaptığınız şeyi durdurun.


6.Her hafta yaşantınızda boş yer kapsayan en bir şeyi atın.


7.Zamanınınızı planlayın.Her hafta için bir plan yapın.Kendi kendinize şunu sorun "bu hafta sonuna kadar neyi-neleri tamamlamayı ümit diyorsun,ve bu sonuca ulaşmak için neler yapmaya ihtiyacın var?" .


8.Her gün için yapılması gerekenler listesi yapın.Bu listenin,günlük hedefleri,öncelikleri,yaklaşık ne kadar zaman alacağını içerdiğinden emin olun.Rast gele etkinliklere yer vermeyin.


9.En önemli şeyleri tamamlayabileceğinizden emin olacak şekilde zamanınızı her gün programlayınız, beklenmedik beklentilerin de karşınıza çıkacağından,belirli boşluklar bıraktığınızdan emin olunuz.


10.Biliniz ki çalışma gününün ilk saati en verimli olanıdır.


11.Yapacağınız her bir iş için zaman sınırları oluşturun


12.Bir işi bir kerede en doğru biçimiyle yap ki,daha sonra tekrar o iş için zaman harcamak zorunda kalma.


13.Yaşamından tekrar tekrar olan yakınmaları,sızlanmaları at.Neden bazı şeylerin yanlış gittiğini belirle.Sonunda tepki verme yerine,önceden önlem almayı öğren.


14.Günün sessiz bir zaman aralığını en önemli işinizi yapmak için sabitleştirin.


15.Başladığınızı bitirme alışkanlığınızı geliştirin.Bir şeyden bir başka şeye atlamayın,ardınızda birçok yarım kalmış iş bırakmayın.


16.Ertelemeyi,geciktirmeyi,ağırdan almayı yenin.Onu şimdi öğrenin.


17.Daha iyi zaman denetimini günlük alışkanlık edinin.Hedeflerinizi oluşturun,öncelikle yapmanız gerekenleri belirleyin,zamanınızı planlayın ve programlayın.İlk şeyi ilk önce yapın.Programlanmamış bir şeyi yapmaya doğru olan iç dürtünüze direnin. Etkinliklerinizi gözden geçirin.


18.Çok önemli şeyleri yapmanız gereken durumlarda,daha az önemli olanlar üzerinde asla zaman harcamayın.


19.Kendiniz için zaman ayırın,(hayal kurmaya,rahatlamaya ve yaşamaya)


20.Size has biz zaman felsefesi geliştirin,zaman sizce ne anlama gelmektedir,ve zamanın sizin yaşantınızla nasıl bir bağlantısı vardır.

Evrim sona erdi!

7/10/2008

Evrim sona erdi!

Ünlü genetik bilimci Steve Jones insan evriminin sona erdiğini belirtti.

Önde gelen genetik uzmanlarına göre, Batı'daki yaşlı babaların fiziksel özellikleri insanoğlunun evriminin sona erdiğini gösteriyor.

Londra Üniversitesi Profesörü Steve Jones'a göre 35 yaş üstündeki babalar evrimi üzerlerinden atmış gibi görünüyorlar.

Steve Jones, "İnsan evrimi sona erdi" konulu verdiği konferansta evrimin üç unsurdan oluştuğunu,bunların da doğal ayrım, mutasyon ve rastgele değişim olduğunu ileri sürdü. Profesör Jones The Times'a yaptığı açıklamada " Oldukça beklenmedik bir şekilde üretken örüntüler nedeniyle insan mutasyon oranının düştüğünü belirtti.

Evlilik modeli ve doğum kontrolü örnek olarak gösteren Jones "İnsanın sosyal değişimi genetik geleceğini de değiştirir" dedi.Kimyasal ve radyoaktif kirliliğin genetiği değiştirmesinin yanısıra, insanın ilerlemiş yaşının da mutasyona neden olan en önemli etkenlerden biri olduğunu belirtti.

Erkeklerdeki hücre bölünmesi yaşla birlikte çoğalır.Jones "Her hücre bölünmesinde, bir hata olasılığı dolayısıyla bir mutasyon,değişiklik olur" dedi. 29 yaşındaki bir erkekte spermler arası yaklaşık 300 bölünme yaşanır ve bu onu mutasyona iter - her bir hücrenin bölünümü hata olasılığına sahiptir -

50 yaşındaki bir erkek içinse bu rakam 1000'in üzerindedir.Yani yaşlı babaların sayısındaki düşüş mutasyon oranında temel bir etkiye sahiptir.

Profesör Jones, 888 çocuk sahibi olmasıyla ünlü olan ve 18. yüzyılda ölen Fas'lı Moulay İsmail'i örnek göstererek " Eski zamanlarda yüzlerce çocuğu olabilecek güçlü bir erkek bulabilirdiniz" dedi.(İsmal'in bu ünü kazanması için 60 yıl boyunca hergün 1.2 kadınla birlikte olduğu düşünülüyor.)

Diğer bir faktör ise doğal ayrımın azalmasıdır.Jones "Eski zamanlarda, doğan çocukların yarısı 20 yaşına gelmeden ölmüş oluyorlardı.Şimdiyse Batı'daki çocukların %98'i 21 yaşına kadar yaşıyorlar.Bu da doğal ayrımın azalmasına neden oluyor" dedi.

sabah

İşte Yaşamın Bedeli

6/10/2008

Karşımızdaki kişinin beden dilinden anladıklarımıza ne kadar

3/10/2008

Mükemmel bir düğün için nasıl bütçe oluşturulur?

2/10/2008

Bir İtalyan'ın gözüyle Türk erkekleri yakışıklı mı?

27/9/2008

Kadınlar neden aldatır?

27/9/2008

Yoğun çalışanlar hangi vitaminlerden destek almalı?

26/9/2008

Evlilik Yıldönümünüz Aklınızda Kalsın

26/9/2008

Evlilik Yıldönümünüz Aklınızda Kalsın


Bu yüzükler sayesinde artık evlilik yıldönümünü unutamayacaksınız

"Remember Ring" (Hatırlatma Yüzüğü) adı verilen ilginç yüzük, ilk bakışta altından yapılmış standart bir alyans. Ama yüzüğün özelliği var.. Bu yüzükler belli bir tarihe göre programlanabilmesi. Örneğin evlilik yıldönümünüzü programladığınızda, yüzük bir önceki gün her saat başı 10 saniye süresince 120 dereceye kadar ısınıyor ve parmağınız yanıyor. Acı bir deneyim de olsa, evlilik yıldönümünüzü unutmamanız için yeterli bir uyarı... Üstelik hiç kimse eşinin gazabından kurtulmak için birkaç saniye parmağının yanmasına hayır demeyecektir. Alaska Jewelry isimli şirket tarafından geliştirilen Remember Ring şimdilik konsept bir ürün olarak tanımlanıyor. Ancak satışa çıktığında 760 Dolarlık fiyat etiketine sahip olacağı ve ömür boyu garanti ile birlikte satılacağı şimdiden açıklanmış durumda. 6 farklı modelde satılacak olan Remember Ring, isteğe göre beyaz ya da sarı altından imal edilebilecek.

Kaynak:HaberTürk

Bunları Mutlaka Yapın:)

25/9/2008


Mutlaka Bunları Yapın:)

Ölmeden önce yapılması gerekenler serisine yeni eklenen “Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Klasik Müzik” caretta kitap tarafından yayımlandı. Pek çok farklı dile çevrilen ve klasik müzik severler için tam anlamıyla bir referans kitabı olmasının yanı sıra, kendine özgü diliyle de zevkle okunan 960 sayfalık bu dev eser, “1001” Serisi’nin 4. kitabı olma özelliğini taşıyor.

Serinin diğer 3 kitabında olduğu gibi, Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Klasik Müzik’te de çok dikkatli ve uzun süren bir eser belirleme süreci yaşandı. Yaklaşık 900 yıla yayılan ve seçilen eserlerin en başarılı kayıtları arasından yapılan seçkide, yalnızca her bir müzik eseri kendi bağlamında ele alınmıyor, kısa ama yoğun metinlerle eserlerin tarihsel arka planı da tarif edilerek, eseri, eser yapan ortamı da açıklamaya çalışılıyor.

1001 Klasik Müzik parçasını kronolojik olarak sıraya koyan “Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Klasik Müzik”, klasik müziğin sihirli dünyasına henüz adım atanlara olduğu kadar, ilgili olan ancak yeni şeyler denemek isteyenlere de uygun.

Ülkemizde de büyük ilgi gören Ölmeden önce yapılacaklar listemize şöyle bir göz atalım istedik, liste uzun hayat su gibi akıp gidiyor, listeye bakıp nerden başlayacağınıza karar vermek size kalıyor.


Dinlemeniz Gereken 1001 Klasik Müzik
Klasik müzikseverler için vazgeçilmez kaynak. Pek çok farklı dile çevrilen ve klasik müzik severler için tam anlamıyla bir referans kitabı


Türkiye'de Yapmanız Gereken 101 Şey
Hayatın Türkiye’deki renklerinin sandığımızdan da zengin ve derinlikli olduğunu gösterebilmek için...


İstanbul'da Yapmanız Gereken 101 Şey

Hayata ilişkin beklenti ve arzularını İstanbul’la buluşturmak isteyenler için. Hayatlarını bu şehirde olağandışı kültürel lezzetlerle ve keyifli aktivitelerle zenginleştirmek isteyenler için


Keşfetmeniz Gereken 5 Sır

Bu kitap ölmeden önce sizin için önemli olanı keşfetmenizde size yardımcı olacak, bazen güldürecek bazen de gözyaşlarınızın dökülmesine yol açacaktır.


 Görmeniz Gereken 1001 Resim

Sanat tarihindeki önemli dönüm noktalarını, yazarların hayatları ve resimlerin yapılış nedenlerini de irdeleyerek kısa ama özlü metinlerle okura sunuyor.


Okumanız Gereken 1001 Kitap

Kitapta, 1001 romanın yazarıyla ilgili kısa bilgiler, yazarın aldığı ödüller, romanın yazım ve yayın tarihi, özgün adı ve orijinal dili gibi bilgiler de yer alıyor. Yayın tarihlerine göre listelenen romanların ilki 850 yılında yayınlanan
1001 Gece Masalları; sonuncusu ise Alman yazar Daniel Kehlman'ın "Die Vermessung der Welt / Measuring the World" isimli romanı (2005).


Görmeniz Gereken 1001 Film

Filmlerin türlerine göre sınıflandırıldığı bir dizinin yanı sıra, filmlerin hem özgün, hem de İngilizce gösterim adlarını içeren genel dizin ve yönetmen dizini kitabın sonuna eklenmiş.

Bu haber toplam 2610 defa okunmuştur

Hayvana Zulum Yapana İyi Bir Ders:)

24/9/2008
İlgili aramalar: komik - katır tekmesi :-))) -  komık -  katır -  tekmesi

Ya şundadır, ya bunda!

24/9/2008


Ya şundadır, ya bunda!

Biliyor musunuz özgürlüğün en zor tarafı karar verme zorunluluğudur. Başkalarının doğruları ile hareket etmek onların yolundan yürümek her zaman daha kolay gibi. En azından ben de herkes gibi yaptım diyebilir insan. Uyum içinde kendini bir süre daha güvencede hissedebilir. Sorumluluk taşımaya da pek gerek kalmaz. Sanırım birçok insan böyle yaşıyor. Sonra birden özel hayatımızla ilgili kritik bir durum yaşıyoruz ve karar vermek gerekiyor.
'Evet' dersem bir dolu şey geliyor başıma, 'hayır' dersem kapkara bir dünya ve boşluk mesela.

 

"Aslında böyle yapmamam gerek ama yapmazsam huzur bulamıyorum, müthiş bir kararsızlık - nedir bu bilmece, bu çıkmaz?"

 

Kendimizi yargılamak yararsız

Bir de üstüne kendimizi yargılamamız başlar. "Of, niye böyleyim, niye bilemiyorum nasıl karar vermem gerektiğini, aptal mıyım, neyim eksik?" "Başkaları nasıl karar veriyor, hiç can çekişmeden benim gibi? Niye cesaret edemiyorum", vs. vs.
Arkadaşlara, güvendiğimiz kişilere sorarız çaresiz kalınca "Sen olsan ne yapardın", ben bir türlü karar veremiyorum" şeklinde. Onlar da canı gönülden, anlatırlar, nasihatlar, örnekler verirler, kendi hayatlarından, ata sözlerinden, geçmişten, onun bunun başına gelenden.

 

Evet, doğru, siz de biliyorsunuzdur bunları, çok kereler düşünmüşünüzdür aynı şeyleri. Ama yine de tuhaftır içiniz - rahat değildir. Hak da verirsiniz onlara ama niye o kararı öylesine vermek doğal gelmez, kolay gelmez sizi rahatlatmaz! "Herkes için doğru olan benim için de doğru mu? Benim doğrumu bulmam için benim karar vermem gerekmez mi?"

 

Karar vermekten korkmayın!

Kararlarımız yaşantımızın kaçınılmaz parçaları. Sorumluluk taşıdığımız sürece verdiğimiz kararlar ile ister istemez hayatımızı belirli yollara yönlendiriyoruz.
İnsanların karar vermede karşılaştıkları en büyük sorun sonradan pişman olmamak ve yanlış bir şey yapmamak için kendilerini doğru karar vermeye zorlamaları oluyor.
İşte ben o yanlış karar kısmında durmanızı istiyorum. Kime göre yanlış olabilir kararınız? Evet bir sürü insan "Ayol çıldırdın mı?" diyebilir. Sebep, onların böyle bir karar almayacaklarıdır. Olabilir. Ama onlar siz değilsiniz. Sizin yaşamınız boyunca edindiğiniz deneyimler, sizin gereksinmeleriniz, sizi böyle bir karara itiyor olabilir. Ve bu sizin gelişiminiz için çok önemli bir yol olabilir. Diğerleri buralara gelmemiş olabilir, böylelikle sizin daha yaşamanız gereken yeni duygulara, yeni olaylara yeni deneyimlere şans vermeniz şart. Diyelim ki yanlış bir karar verdiniz. Hani o en korktuğunuz şey başınıza geldi. Bu ne ifade eder? Çok basit: Kendinizi daha yakından tanımanızı, tecrübe edinmenizi ve en önemlisi yeni sonucun, sizi yeni çözümler aramanız için zorlamasını. Evet en kötü ihtimaliniz.

Ben böyle istedim, ben sonuçlarına katlandım, ben her türlü duyguyu, aşk, sevinç, korku, umutsuzluk, acı, başarı, güven; evet hepsini yaşadım. Ben yaşadım diyebilmek!

 

Yanlış yapmaktan korkmayın

Sorumluluğu üstlenip, ne olursa olsun bir çözüm bulabileceğinize inanıp kendinize "Ben becerebiliyorum" diyebilme şansını verin.
Eğer karar verememe sürecinde çok bunalırsanız, en azından "Bugün karar vermeyeceğim, yarın karar vereceğim" diye karar verin!

 Bir takım yeni zorluklara çözüm bulmak zorunda kalmanız, bunları mecburen çözmeniz ve başarı sağlamanız gerecek ve bu da sonuçta sizi daha güvenli ve mutlu bir insan yapacaktır.

Erkeğe uzun yaşam için 10 öneri

22/9/2008


Erkeğe uzun yaşam için 10 öneri

Erkekler kadınlardan daha az yaşıyor. Erkek ömrünün neden bu kadar kısa olduğunun net bir yanıtı da yok. Ama uzun yaşamanın tavsiyeleri var.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

En önemli faktör olarak, östrojen hormonunun damar yaşlanması bakımından sağladığı avantajlar gösteriliyor. Çünkü menopoza giren kadınlarda damar yaşlanması erkeklerden farksız hale geliyor. Erkekler de uzun yaşamak, hiç olmazsa kadınlarla aralarındaki farkı birazcık kapamak istiyorlar. Bu kısa sürede başarılabilecek bir durum da değil. Dünya genelinde kadın- erkek ömrü arasında ortalama yedi yıl gibi bir fark var. Yani kadınlar daha şanslılar. Erkekler "Ne yaparız da kadınlar kadar uzun yaşarız?" diye ciddi bir telaş içinde de değiller. Yani, konu kendini daha genç hissetmek ve yaşlanmayı geciktirmek olduğunda kadınlar erkeklerden daha girişken. Bununla birlikte, durum son zamanlarda az da olsa değişti. Erkekler de uzun yaşamak, hiç olmazsa kadınlarla aralarındaki farkı birazcık kapamak istiyorlar. Dünya genelinde kadın- erkek ömrü arasında ortalama yedi yıl gibi bir fark var. Kritik yaşlar Sağlık söz konusu olduğunda, erkekler için en tehlikeli yaş diliminin 45-60 yaş aralığı olduğu söyleniyor. Bize göre, erkeklerin en önemli sorunu bu kritik dönemi kazasız belasız atlatabilmekte. Çünkü erkeklerin kadınlardan daha erken ölmelerine yol açan sorunların çoğu bu yaş diliminde ortaya çıkıyor. Özelikle damar sertliği ve kanserler 45-60 yaş döneminde yoğunlaşıyor. Araştırmalara göre erkeklerde kalp krizleri, inmeler ve diğer damarsal problemler prostat ve diğer organ kanserleri en çok bu yaşlarda görülüyor. 60 sonrası kolay 60’lı yaşları atlayıp 70’e bir ucundan tutunabilen erkeklerin işi kolaylaşıyor. Özellikle 45-60 yaş dönemini kalp krizi geçirmeden, By-pass veya stentlilerin devam ettiği "koroner klüb"e uğramadan geçebilenlerin 60’lardan sonra "uzun yaşama şansı" artıyor. Amerika’da yapılan bir çalışma 60’lı yaşları sağlıklı atlatan erkeklerin 80’li yaşlara kolayca varabileceğini gösteriyor. Erkeklerin daha uzun yaşamak için kendilerine bakmayı öğrenmeleri gerekiyor. Sağlık bakımlarını ihmal etmemeleri sağlık kontrollerini geciktirmemeleri şart. Stres yönetimi konusunda da erkekler kadınlardan daha şanssız. Erkeklerde stres hem daha fazla görülüyor hem de erkekler stres yönetimi bakımından kadınlardan daha beceriksiz bulunuyor. Erkeklerin daha çok sigara ve alkol kullanmaları, korunma yöntemlerine kadınlar kadar önem vermemeleri (emniyet kemeri takmak, kondom kullanmak, koruyucu aspirin almak gibi) de önemli olabilen farklılıklar. Bunların da düzeltilmesi lazım. Sırası gelmişken "genç hanımlarla yapılan evliliklerin" erkek ömrünü uzatmada etkili olduğunu gösteren hiçbir bilimsel yayına rastlamadığımızı da yazalım. Duygusal boyut Gail Sheehy şu cümleleri (*) sanki bu 45-60 dönemi erkekleri için yazmış: "Erkekler yaşlanınca rahat edebilmek için gençliklerinde çok çalışırlar. Oysa yaşlanınca rahat etmek yapmamız gereken en son şey olmalı. Gençlik dönemlerinizde tam tersine aktif olmalı, olayların içinde yer almalı, çevremize yarar sağlamalıyız. Tutkularımızın peşinden giderken bazı geceler uykularımız kaçmalı... Şüphesiz uzun bir yaşam için canlılık ve güçlerini en üst düzeye çıkarmak isteyen erkekler için elimizde gerekli bilgiler var. Koruyucu tıp, yepyeni bir branş olan psikoimmünoloji, doğunun bitkisel ilaçları ve meditasyon teknikleri gibi teknikler, batının tıbbi teknoloji ile birlikte kullanıldıklarında ileri yaşlarda hastalıklarla baş etmek ve yaşam gücümüzü yüksek tutmak için elimizdeki silahlara destek olacaktır." Beraber yaşlanın Erkekler nasıl genç kalır sorusunun kadınları hafifçe gülümsetebileceğini tahmin ediyorum. Ama erkek okurlardan gelen mesajlar bu kadar yoğun olunca bu yazıyı yazmamak olmazdı. Bu arada bir erkek okurun küçücük notunu da size aktarayım. Okur diyor ki "Biz yaşama erken veda ettiğimiz için değil, eşlerimizi yalnız bırakacağımız için üzülüyoruz!" Siz ister inanın ister inanmayın ama böyle düşünenler gerçekten var. (*) Gail Sheehy: Kim Korkar Andropozdan, Troya yayıncılık Kadınlar kadar uzun yaşamanın kuralları Dr. Harvey Simon erkeklerin kadınlarla aralarındaki farkı kapatmaları için aşağıdaki 10 kuralı akıllarından hiç çıkarmamalarını tavsiye ediyor. 1. Tütün ürünlerinden uzak durun. 2. Alkol kullanmayın ya da azaltın. 3. Doğru beslenin. 4. Düzenli egzersiz yapın, aktif olun. 5. Stresinizi yönetmeyi öğrenin. 6. Vücudunuzu dinlemeye önem verin. Bir sorun olduğunda doktorunuzdan yardım isteyin. 7. Vücut yağ oranınızı azaltın. Göbek bağlamayın. Kilolu olmayın. 8. Emniyet kemeri takmayı unutmayın. 9. Çevresel kirlenmeden (radyasyon, kimyasal toksinler) korunun. 10. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı uyanık olun ve korunma önlemleri almayı ihmal etmeyin. Ben, Dr. Simon’un emirlerine, şu 10 öneriyi de eklemenizi tavsiye ediyorum. Eğer uyku sorunlarınız varsa mutlaka halledin. Dinlenmeyi ihmal etmeyin. Tatile çıkmamayı ve çok çalışmayı maharet kabul etmeyin. Öfke ve hiddetten uzak durmaya gayret edin. Aşırı iddialı, kazanma odaklı biri olmamaya özen gösterin. Sorunlar çıktığında "Bu da geçer" demeyi öğrenin. Hoşgörün, affedin. Sağlık kontrollerinizi düzenli olarak yaptırmayı ihmal etmeyin. Daha çok dost ve arkadaş edinmeyi hedefleyin. Manevi yanınızı güçlendirin. hurriyet

Çocuklarımıza Dikkat!

22/9/2008

Çocuklarımıza Dikkat!

Psikolog Eyüp Yeniyıldız çocukların suçtan korunmalarına yönelik dikkat edilecek hususları ailelerle paylaştı.


Ordu bölgesinde uzun süredir Suça karışmış ya da suçtan zarar görmüş
çocuklarla adli süreçte mesleki çalışma yapan Psikolog Eyüp YENİYILDIZ

Suça karışmış çocuklarda ortak olarak gördüğü en önemli özelliğin
parçalanmış aileden gelmiş olmaları ya da aile içi iletişimin zayıf olduğu
ebeveynlerin çocukları olduğunu söyledi.

Benim çocuğum kötü şeylere karışmaz demeyin!

Ailelerin eğitim düzeyi ve yaşadıkları sosyal çevre ne olursa olsun
çocuklarla iyi diyalog kurulmadığında gelişim dönemlerin belirli
bölümlerin de çocukların kolay bir şekilde suça karışabileceğini ya da bir
suçtan mağdur olabileceğini, belirten Yeniyıldız Çocuklarımızı
tehlikelerden korunmanın en etkin yolu onlarla kurulan sürekli iletişim
kurmaktır dedi.

Çocuk yetiştirmede işlerin her zaman yolunda gitmesini beklemenin doğru

olmadığını hatta gelişimin doğal gereği olarak bazen işlerin yolunda
gitmemesi gerektiğini bu dönemlerde ailelerin kaygıya kapılmadan
çocuklarını anlamaya çalışarak dinlemenin önemine değinerek; Sorun olmasın diye beklemek yanlış bir anlayıştır. Sorun ve problemler yaşamın normal akışında olur sorun ve problem çözme yetisini doğru davranış modeliyle çocuklarımıza öğretmemiz gerekir.

Çoğu zaman rutinleşen iş ve yaşam akışı içinde çocuklarımızın ihmal edilebildiğini ihmalin ise ileride telafisi güç sonuçlar doğurabildiğini; İstisnai aileler dışında (çocukları istismar eden aileler dışında) hiçbir ailenin çocuklarının suça karışmasını istemeyeceğine belirterek Gerektiğinde çekinmeden çocuk yetiştirme konusunda uzmandan yardım almaları tavsiyesinde bulundu.

Çocuklarımıza sevgi gösterimi konusunda cimri olmayalım

Çağrısında bulunan yeniyıldız.Yaşamın ilk yıllarında Çocuklara
gösterilmeyen sevginin ilerleyen yıllarda aileye ve topluma problem
davranış olarak dönmesinin olasılığına değinerek.

Ailelere şu önerilerde bulundu.

Sabırlı olun. Bir çocuk öfkeli olsa bile, kendisine konuşma zamanı
tanırsanız sakinleşecektir. Size bir sorunla gelen çocuk şikayetinin
ciddiye alınacağını hissetmelidir. Bir çocuk için kötü olan ilk şey ailem
beni anlamıyor düşüncesidir.

Çocuklarınızın arkadaşlarını tanıyın. Paylaştıkları ortamın nereler
olduğunu gözden geçirin. Çok sıkı şekilde dizlerinizin dibinde tutmaya
çalışmadan, orta bir yol izleyerek iletişim çevresini kontrol edin.
Çocuklarımızı suç ve suçludan korumaya çalışırken psiko-sosyal
gelişimlerini engelleyici yasak ve kurallarla dolu uzun bir liste yerine
karşılıklı diyalog ve önerilerle birlikte yaşamayı tercih edelim. / haber7

Mutlu evliliğin 7 formülü

21/9/2008

Mutlu evliliğin 7 formülü


ABD'deki Iowa Üniversitesi'nin Sosyal Psikoloji Birimi'nin yaptığı bir araştırmaya göre zıt kutuplar ilk etapta birbirini çekiyor ancak bu ilişkiler ciddi boyutlara ulaşamadan sona eriyor. Aynı hayat görüşüne sahip olanların ilişkileri ise evlilikle sonuçlanıyor. Bugün'ün haberine göre, evli çiftler üzerinde araştırma yapan sosyologlar, kişilik benzerlikleri sayesinde eşlerin günlük sorunlarla daha kolay başa çıkabildiğini ve mutlu olabildiğini savunuyor. İlişkinin uzun yıllar sürebilmesi için öncelikle sağlam bir temele dayanması ve belli başlı adımların atılması gerekiyor. İşte mutlu bir beraberlik için gereken yedi şart:

KENDİNİZİ SEVİN

Kendinizi sevmezseniz, başkasının da sizi seveceğine inanmanız zorlaşır. Sağlıklı bir ilişki için kendine güvenmek çok önemli. Bu yüzden öncelikle tüm hata ve zayıflıklarınıza rağmen kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz gerek.

EŞİNİZİ SEVİN

Sağlıklı ilişkiler birbirini seven kişiler arasında yaşanabilir. Birbirinizden gerçekten hoşlanır, birlikte zaman geçirmekten keyif alır, birbirinizin davranışlarını ve fikirlerini paylaşır, benzer beklentilere sahip olursanız ilişkinizin uzun ömürlü olması kaçınılmaz.

BİRBİRİNİZE ZAMAN AYIRIN

Bir şeye verdiğiniz değer, ona ayırdığınız zamanla ölçülür. Yeni tanıştıklarında önceliği ilişkilerine veren çiftler, zaman içinde iş, çocuklar ve günlük sorunlara odaklanarak birlikte daha az vakit geçirmeye başlar. Oysa birbirinize ayıracağınız zaman, ilişkinin ilk günkü gibi canlı kalmasını sağlar.

İLETİŞİM KURUN

İyi bir iletişim sağlıklı ilişkinin temel şartlarından biridir. Kim olduğunuzu, ne istediğinizi, karşınızdakinden ne beklediğinizi ancak konuşarak anlatabilirsiniz. İç dünyanızı karşınızdakine açmanın tek yolu iletişim.

TARTIŞMAKTAN ÇEKİNMEYİN

Tartışmaların ilişkinin doğal bir parçası olduğunu unutmayın. Çiftler arasında farklılık olması kaçınılmazdır. Sağlıklı bir şekilde tartışabilen çiftler, her zaman aynı fikirde olmasalar bile duygularını paylaşabildikleri için aralarındaki bağı güçlendirir.

SIK SIK DOKUNUN

Dokunmak insanoğlu için temel bir ihtiyaçtır. Karşınızdakine güven, destek, koruma, şefkat ve tabii ki heyecan verir. Fiziksel ilgiye olan ihtiyaç, cinsel yaşamın aktif olmadığı dönemlerde bile bitmez.

DEĞİŞİMİ KABUL EDİN

İnsanlar değişebilir. İlişkileri bu değişimler ayakta tutar. Değişim, gelişmeye yol açabileceği gibi sancılı da olabilir. Ancak eşinin geçirdiği değişime uyum sağlayan ya da birlikte değişebilen çiftler, başarılı bir ilişki sürdürebilir. Zıt kutuplar artık çekmiyor. İkili ilişkilerde zıt kutupların birbirini çektiği tezi, tarihe karışıyor.

H2
<_script /><_script />

KOLAYLAR ve ZORLAR

18/9/2008

KOLAYLAR ve ZORLAR

Hayatta zor işler, kolay işler var.. Bunları ayıran insan olmak zor.

Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay.. Az ve öz konuşup susan olmak zor.

Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay.. Bozuğu onaran insan olmak zor.

Niyet etmek kolay, başlamak kolay.. Bir işi bitiren insan olmak zor.

Almak kolay, benlik, bencillik kolay.. Alan insan değil, veren olmak zor.

Merak kolay, olay seyretmek kolay.. Bakan insan değil, gören olmak zor.

Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay.. Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.

Açları kandırmak, azdırmak kolay.. Açları doyuran insan olmak zor.

Yemin etmek kolay, söz vermek kolay.. Verdiği sözünde duran olmak zor.

Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay.. Sahtekâr baskıyı kıran olmak zor.

Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay.. Doğru olmak, içten insan olmak zor.

Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay.. Acıyan yarayı saran olmak zor.

Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay.. Nefsini, hırsını yenen olmak zor.

Yuva kurmak, evlenmek kolay.. Yuvada huzura eren olmak zor.

Yaşam kolay, doğmak, yaşlanmak kolay.. İnsanca yaşlanmak, insan olmak zor.

Hayat cetele tutmak degildir.....ÇOK ANLAMLI BİR YAZI MUTLAKA OK

18/9/2008

Hayat cetele tutmak degildir.....
>>>>
>>
>> >
>> > Hayat çetele tutmak değildir...
>> >
>> > Hayat;
>> > Seni kaç kişinin aradığı,kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun
>> > veya çıkacağın demek de değildir.
>> > Kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın,
>> > kimlerin seni sevdiği de değildir.
>> > Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir.
>> > Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
>> > Aslında hayat; notlar,para,giysiler,
>> > girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
>> >
>> > Hayat;
>> > Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
>> > Kendin için neler hissettiğindir.
>> > Güven ,mutluluk,şefkattir.
>> > Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi
>>koymaktır.
>> >
>> > Hayat;
>> > Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven
>>geliştirmektir. Ne
>>dediğin ve ne demek istediğindir.
>> > İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi
>>görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu
>>yönde
>> > etkilemek için kullanmayı seçmektir.
>> >
>> > İşte hayat bu seçimden ibarettir.
>> >
>> > İnsanların en acizi dost edinemeyen,
>> > ondan daha acizi ise dost kaybedendir.
>> >
>> > Charles Eguone

Charles Eguone

Farkında" Olmalı İnsan...

18/9/2008


Farkında" Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda
Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahrete Nispetle Anne Karnı Gibi
Olduğunu Fark Etmeli.
Henüz Bebekken "Dünya Benim!"Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların "Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!"
Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli. ?
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini Fark
Etmeli.
Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine "Seni Çok Seviyorum!" Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş
Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini
Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç
Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
Annesinden Doğarken Tertemiz Teslim Aldığı Gırtlağını
60-70 Yıl Sonra Sigara Yüzünden Azrail'e Soba Borusu Gibi Teslim
Etmenin Emanete Hıyanet Sayılacağını
Fark Etmeli.
63 Yıllık Ömründe Hiç Karnı Doymayan Bir Peygamber'in Ümmeti
Olarak Aşırı Beslenme Yüzünden Sarkan Göbeğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

İçinizdeki SES

17/9/2008


Bu bilinen bir psikoloji testidir. Cevapların, değer verdiğimiz ideallerle ve kavramlarla bağlantılı olduğu ortaya konulmuştur.

Aşağıdaki soruları okuyun ve manzarayı gözünüzde canlandırmaya çalışın. Sorunun cevabını uzun uzun düşünmeden, aklınıza ilk geldiği şekli ile bir kağıt üzerine yazın.

Ormanın içinde yürüyorsunuz. Yanınızda kim var?
Ormanın içinde yürüyorsunuz. Bir hayvan gördünüz.. Ne tür bir hayvan?
Hayvan ile aranızda nasıl bir karşılaşma yaşanır?
Ormanın içinde biraz daha yürüyorsunuz. Birden bir açıklığa çıktınız ve karşınızda hayalinizdeki ev duruyor. Bu evi tarif edin.
Hayalinizdeki evin etrafı çitler ile sarılmış mı?
Evin içine giriyorsunuz. Yemek odasına gidiyorsunuz ve yemek masasını görüyorsunuz. Masanın üzerinde ve etrafında ne olduğunu tarif edin.
Arka kapıdan dışarı çıkıyorsunuz. Otların üzerinde yatan bir kap görüyorsunuz. Kap neden yapılmış (seramik, cam, kağıt, demir vs.)?
Kabın durumu ne? (Kırık, sağlam, eski, yeni). Kap ile ne yapıyorsunuz ?
Evin kenarına doğru yürüyorsunuz ve kendinizi su kenarında buluyorsunuz. Ne tip bir su (göl, nehir, okyanus vs.)
Suyun karşısına nasıl geçiyorsunuz ?

 

 

Sizinle yürüyen kişi hayatınızdaki en önemli kişi.

Hayvanın büyüklüğü kişisel problemlerinizi ne kadar büyük gördüğünüzü temsil ediyor.

Hayvan ile aranızda geçen karşılaşmanın şiddeti, problemleriniz ile nasıl baş ettiğinizi gösteriyor. (pasif, agresif).

Hayalinizdeki evin büyüklüğü problemlerinizi çözmek için ne kadar istekli olduğunuzu simgeliyor.

Evin etrafında hiç çit olmaması açık bir insan olduğunuzu gösteriyor. İnsanlar her zaman evinize ziyarete gelebilirler. Çitlerin olması biraz daha kapalı bir karakteri gösteriyor. İnsanların önce telefon ederek gelmesini tercih edersiniz.

Eğer cevabınızın içinde, yiyecek, insanlar yada çiçekler yoksa genel olarak mutsuz bir insansınız.

Kap ne kadar dayanıklı bir malzemeden yapılmış ise 1. sorudaki arkadaşınız ile olan ilişkiniz de o kadar dayanıklı demektir. Örneğin: kağıt ve cam dayanıklı değildir buna karşılık metal yada plastik dayanıklıdır.

Kap ile ne yaptığınız, 1. sorudaki arkadaşınıza karşı tavrınızı ortaya koyuyor. Örneğin kap bakırdan yapılmış ve içi su dolu ise tekrar eve taşıyorsanız, bu sizin arkadaşınıza değer verdiğinizi gösterir ve ilişkinizin sağlam temellere dayandığını simgeler. Oysa kap seramikten yapılmış ve kırık ise, sizde parçaları evden uzağa atıyorsanız, bu kişi ile ilişkinizde sorunlar olduğunu ve onu uzaklaştırmaya çalıştığınızı gösteriyor

Suyun büyüklüğü sizin cinsel isteğinizi simgeliyor.

Suyun karşısına geçerken ne kadar ıslandığınız seks hayatınızın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor

YAŞAMAYI SEVMEN İÇİN

17/9/2008

YAŞAMAYI SEVMEN İÇİN.jpg

Öylesine dallanıp budaklandı ki

17/9/2008



Öylesine dallanıp budaklandı ki

 
Hayatın beraberinde getirdiği sorunlar, kişilik farklılıklarından doğan anlaşmazlıklar bazen ilişkilerde mola zamanının geldiğinin sinyallerini veriyor. Hele de anlaşmazlıklar şiddetli kavgalara dönüşmüşse…

İlişkilerde mola verme eyleminin terapistler eşliğinde olması gerektiğini savunan psikiyatr ve psikologlar, özellikle konuşmanın zorlaştığı anlaşma döneminde terapiste çok iş düştüğünü belirtiyorlar…

Aile Danışmanı Uzman Psikolog Çiğdem Demirsoy'a ilişkide mola verme zamanının nasıl belirlendiğini sorduk. Demirsoy ise yanıtladı.
"İnsanın var oluşsal gereksinimlerinden biri ait olmak, diğeri de birey olmaktır. Ait olma isteği bağımlılığı, birey olmak isteği de bağımsızlığı getirir. Bir ilişkinin sağlıklı olması için o ilişkinin, ilişkideki kişilerin ihtiyaçlarını karşılamasına olanak tanıması lazım. İlişki içinde kişi, ait olma ve birey olma dengesini sağlayabiliyorsa (hem "ben" hem de "biz" olabiliyorsa) mutludur, dengelidir ve kişisel gelişimini sürdürebilir. Sağlıklı bir ilişkiyi sürdürebilmek için kişi "biz" olmadan önce kendi benliğini tanımalı, ve ilişkide de sadece "biz" olmaya çalışmamalı, ayrı "ben"ler olarak taraflar kendilerini var edebilmelidir. Sürekli birlikte olmaya çalışan, her konuda aynı düşünüp, davranmak zorunda hisseden çiftler bir süre sonra tek başlarına bir şey yapamaz hale gelir. Bu artık sevgi değil, bağımlılıktır. Bu duruma gelen bir ilişkide sorunlar başlar, çünkü hep aynı düşünmek ve davranmak gereklidir ve bunu sağlayabilmek için de karşılıklı dayatmalar, kısıtlamalar, birbirini değiştirme çabaları ortaya çıkar. Bu durumda ilişkide zaman zaman mola almak ilişki sorunlarına, ilişkide tıkanmalara engel olacaktır.

İlişkide mola ne kadar işe yarar?

İlişkide sorunlar varsa, çatışma yaşanıyorsa bu durumda da çiftlerin bir süre birbirinden uzaklaşması, ilişkide mola almak; kızgınlık ve öfke gibi ilişkiye zarar veren olumsuz duyguların yatışmasını sağlayıp soruna yeniden dönüldüğünde farklı açıdan bakabilmeyi kolaylaştırdığı için işe yarayacaktır. İlişkide tıkanma olduğunda en iyisi o problemin çözümünü daha sonraya bırakmak, hemen o anda çözme ısrarında olamamaktır.

Mola her zaman ilişkiyi devam ettirmez

Uzman Klinik psikolog  Eda Arduman ise molanın adını mola olarak vermeyi sevmediğini ve bunun adının  gözden geçirmek olması gerektiğini belirtiyor. Gayet iyi giden bir ilişki varken kimsenin aklına mola vermenin gelmeyeceğini ve ancak insanların zorlandıkları noktada veya yıpranmaya başladıklarını hissettikleri noktada sorular sormaya başladıklarını iddia ediyor.  Arduman, "Maalesef mola ihtiyacı duyuluyor çünkü ilişkinin gözden geçirilmesi gerekiyor ve herkes sanıyor ki, mola verince ilişki güllük gülistanlık olacak. Gözden geçirme süreci çiftlere ve şahıslara göre değişik yönler alır.

Benim kişisel gözlemime göre; dışa dönük, sosyal yönü kuvvetli olanlar  mola verdikleri zaman ayrılıyorlar. İçine kapanık, zamanla güven duyabilen, insan ilişkilerine mantıkla bakıp uzun süreli ilişkiler kuranlar moladan sonra daha kolay eski ilişkilerine dönebiliyorlar" diyor.

Taraflardan biri vazgeçebilir

Psikolog Sayra Kaya'da ilişkilerde molanın, ilişkide bulunan kişilerin kişilik yapılarıyla ilgili olduğunu ve ilişkiyi savaş olarak algılayan bireyler bir araya gelirlerse molanın  ilişkinin devamı için gerekli olduğunu vurguluyor. Kaya, "Birbirine tahakküm edici, ilişki içinde her iki tarafında kendi doğrularını ve değerler sistemini karşı tarafa empoze ettiği, kısıtlamaların bol olduğu bir ilişki ise  mola taraflara nefes aldıracaktır. Mola ilişkinin sağlığı ve uzun süreliği açısından gerekli. Risk, taraflardan birinin vazgeçmesi olabilir..Olumlu yanı ise, bireylerin ilişki içerisinde tükettikleri "kendilerine" yeniden kavuşmaları ve kendileri için bir şeyler yapmalarıdır." diyor.

DBE İnternet sitesinden alınan bilgilere göre:
Mola  yönteminin basamakları
1. Farkındalık: Kızgınlığın belirtilerini fark etmeyi öğrenme
2. Güvenlik Alanında Kalmak: Molanın gerekliliğine karar verebilme
3. Sinyal: Mola isteyen kişi, bunu bir el hareketi ile ve sakin bir ses tonu ile biraz mola istiyorum şeklinde ifade eder.
4. Kabul Etme: Diğer partner molayı kabul eder
5. Ayrılma:Partnerler farklı bölgelere çekilirler
6. Sakinleşme: Molayı başlatan kişi, sakinleşmek için gerekenleri yapar
 7. Geri dönüş: Partnerler buluşurlar ve sakinlerse konuşmalarına devam ederler.


hürriyet

Çözümsüz ilişkiler ve kapasitenin farkında olmamak yorgunluk ned

17/9/2008


Çözümsüz ilişkiler ve kapasitenin farkında olmamak yorgunluk nedeni

 
Yorgunluk sorunlarla devam eden bir ilişki ve olayın kişide yarattığı strese bağlı olarak oluşan durumu belirttiği gibi, fiziksel anlamda kişinin kendisini zorlaması sonucu ortaya çıkan durumu da ifade eder.

Sık sık "Bu ilişkiden yoruldum, ayrıl, barış aynı", "Bu kadar yoğun iş saatleri bittim.", "Ev işleri, çocuklar, iş yaşamı nereye yetişeceğimi şaşırdım" sözlerini duyarız. Yorgunluğun belirtileri aynı olsa da neden olan faktörler herkes de farklıdır.

Yorgunluk konusunda Memory Center  uzman psikologlarından Zehra Erol ile konuştuk...

Yorgunluğa neden olan faktörlere baktığımızda;  Gereğinden fazla sorumluluk almak;

Kişinin kendi üstlenmesi gereken sorumluluklar dışında birlikte yaşadığı kişilere ait sorumlulukları da stlenmesi. Özellikle dışardan gelen sözel veya davranışsal tepkilere duyarlı olan kişiler çevresindekileri memnun etmek için daha çok sorumluluk almakta ve daha çok yorulmaktadır.  Örneğin; Eşinden ev hanımlığıyla  ilgili eleştiri duyan bayanın evde aşırı çaba gösterip işten geldikten sonra çocuğuyla ilgilenmesi, yemek hazırlaması, tüm ev işlerini bitirmeye uğraşması. 

Yaşanan olayları algılayış biçimlerine bağlı olarak kişilerin duyguların da değişimler olur. Sevdikleri ile sıcak ilişkiler içinde olan, iş yaşamında tatmin olan kişileri uğraşıları daha az yorar. Sorunlarla zihinsel uğraşı azaldığından ve yaşadıkları andan zevk aldıkları için sorumlulukları ve yaptıkları işlerden zevk alır ve daha kendini daha iyi hissederler.

Yorgunluk özellikle kadınlarda daha sık görülmektedir. Örneğin; çalışan anneler iş yaşamındaki sorumlulukları ve evdeki sorumlulukları bir süre sonra zihinsel ve bedensel olarak yorulmalarına neden olur. Bir yandan belirli saatlerde devam eden iş yaşamı diğer yandan ev işleri, çocuk bakımı ve eşiyle ilişkisi.  Bunların hepsini bir arada yapmaya çalışmak, ev işleri ve çocuk bakımı için yardım almamak sorunları azaltmaz, arttırır. Bütün bu sorumlulukları yüklenmek çocuğuyla, eşiyle ilişkisini olumsuz etkiler. Çocuk ve eş daha fazla ilgi beklemeye başlar. İlgi beklentisi arttıkça çalışan annelerde suçluluk duygusu da artmakta. Eşime, çocuğa zaman ayıramıyorum ne yapmalıyım soruları eklenir. 

Mükemmeliyetçi yaklaşımlar;

Kişinin  kendisinden en iyisini yapma beklentisi içinde olması ve bunun olmadığı durumlarda  hayal kırıklığı yaşaması. Burada belirtilen en iyi kavramı genel bir tabir değildir. En iyi kişiye göre değişir. Örneğin bir bayan için en iyi olmak ev işlerini aksatmadan yamaksa diğer bir bayan için iş yaşantısında başarılı olmayı ifade eder. Bu kişinin kendisi ile ilgili ulaşılması zor hedefler koymasına neden olur.  Kişi hata yapmaktan kaçınır, bu nedenle yaptığı işlere çok fazla zaman ayırır. Bu da kendine ayırdığı zamanın azalmasına neden olur.  Diğer yandan da  az ya da çok düzeyde kaygı yaşanır.  

Sınırlarının farkında olmamak

Neyi yapıp neleri yapamayacağımızı bilmemiz sınırlarımız sayesinde oluşur. sınırlarımızı bildiğimizde kendimizden de yapabileceklerimizi bekler. Yapamayacaklarımız için kendimizi suçlamaz ve beklenti oluşturmayız. Buda kendimizle ilgili gerçekçi beklentiler içine girmemizi sağlar. Sınırlarının farkında olan kişi başkalarının sorumluluklarını üstlenmez. Ne kadar güç ve enerjisi olduğunu bilir ve ona göre harcar. "Hayır" demeyi  bilir. Hayırlarla neleri kabullenip, neleri kabullenmediğini gösterir.

Uzun çalışma saatleri ve iş yükünün fazlalığı;

Çalışma saatlerinin uzunluğu, iş memnuniyeti, performans kaygısı ve kariyer ile ilgili endişeler de kişi de yorgunluğa neden olur. Kişinin kendisinin yada çalışılan iş yerinin kişiden yüksek beklentileri olması. Uzun çalışma saatleri, çok fazla iş yükü tükenmişliğe sebep olmaktadır.

Uzun süren ve sıkıntı yaratan ilişkiler;

Her ilişkide farklı düzeylerde problemler yaşanır. Özellikle uzun süren ve aynı şekilde devam eden problemlerde çatışma çözülemiyorsa bir süre sonra kısırdöngü halini alır. Kişinin duygusal anlamda yorgun hissetmesine neden olur. Benzer şekilde yaşanan ilişkiler ve sonrasında gelen ayrılıklar, eşler arasında aynı nedenlerden kaynaklanan kavgalar süre uzadıkça ilişkiyi ve kişileri tahrip eder. Bu problemlerin çözümünde iletişim ve sorunlarla başa çıkma yöntemlerini etkin şekilde kullanmak çok önemlidir. Çözümün tıkandığı noktada ise yardım almak yaşana sıkıntıları azaltır. 


.hurriyet.
« Önceki :: Sonraki »


Blogcu ile yapıldı