Biyolojik savaş

Biyolojik silahlarla yapılan savaş, biyolojik savaş olarak isimlendirilmektedir. Eski çağlardan günümüze kadar birçok milletler biyolojik savaş yapmışlardır. Vebadan ölmüş insan cesetlerinin düşman su kuyularına veya yerleşim merkezlerine atılması biyolojik savaşa örnek gösterilebilir.

Biyolojik ve

Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba için en uygun ortamlardır.
Hastalık, mikrop kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir. Hastada, aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur.
Yapılacak i
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
kimyasal savaş, mikroorganizmaların ve kimyasal maddelerin insanları öldürmek ya da zarar vermek maksadıyla kullanılmasıdır. Bu savaş teknolojisi antik çağlardan bu yana kullanılıyor. Tarihte kullanılan ilk yöntemlerden biri oklara zehir ve mikrop bulaştırılmasıdır. Su kaynaklarına hayvan leşlerinin konması yoluyla sularda bakteriyel ve mikrobik kirlilik yaratmak bir başka biyolojik savaş yöntemi olarak asırlar boyunca kullanılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nda kimyasal gazların kullanıldığı, 2. Dünya Savaşı sırasında ise Japonya'nın Mançurya'da biyolojik silah kullandığı bilinmektedir. Yakın zamanda ise Japonya'da metro istasyonuna yapılan bir terörist saldırıda kimyasal madde kullanılmış ve 12 kişi hayatını kaybetmişti. İran-Irak savaşında ve Kuzey Irak'ta Saddam Hüseyin kimyasal silah kullanmıştı. 1990'dan sonra sonra biyolojik ve kimyasal savaş maddelerinnin terörizm ve askeri amaçlı kullanımında artış kaydedilmektedir. (BM'ye göre 17 devletin elinde bu maddeler stok halinde bulunmaktadır.)

Biyolojik savaş için kullanılacak mikroorganizmaların, dayanıklı, üretimi ucuz, uzun ömürlü, havayla temasa dayanıklı olması gerekmektedir. Ayrıca bu tür organizmalar hızla yayılım gösterme ve bir hedefe yöneltilebilme özelliklerine sahip olmalıdır. En sık kullanılanlar arasında şarbon, çiçek, veba, tularemi ve botulizm yer alır.

Biyolojik ve kimyasal silahlar korkutucudur. Bunlar daha çok stratejik amaçla bulundurulur. Yarattığı tehdit kullanıldığı zaman yaratacağı etkiden fazladır. Kullanımları sanıldığının aksine kısıtlıdır. Küçük popülasyonlar üzerinde kullanılabilir. Bunun nedeni konuşlandırma güçlüğüdür. Mesela şarbon sporlarını hava akımı nedeniyle kontrol etmek güçtür. Tularemi taşıyan bir bombanın içindeki mikroplar bomba patladığı anda parçalanır. Sinir gazları ise hava içinde dağılır ve etkili olmaz. Ayrıca bu ajanların silah olarak etkin kullanımı henüz sağlanamamıştır. Bakteri, virus,ve kimyasallar laboratuarda üretilebilir fakat bunların piyasaya sürülmesi teknik beceri ve özel ekipman gerektirir. Onları kullanacak olanlar veya üretenler içinde risk yaratır.

Biyolojik silahlar: İnsanlara, hayvanlara ve bitkilere karşı olmak üzere üçe ayrılır.

1.İnsanlara karşı kullanılan biyolojik silahlar: Doğrudan insan toplulukları arasında salgın hastalık veya ölümlere sebeb olmak üzere kullanılan biyolojik silahlardır.

2.Hayvanlara karşı kullanılan biyoloik silahlar: Doğrudan doğruya insan ihtiyaçlarını karşılayan hayvanlar arasında salgın hastalıkları yaymak, öldürmek ve böylece insanların gücünü azaltmak için kullanılır.

3. Bitkilere karşı kullanılan biyolojik silahlar: Bitkileri yok eden veya gelişmelerine engel olan biyolojik silahlardır. Bitki veriminin azalması veya tamamen yok olması da toplumların savaş gücünü kırar.

Az miktardaki biyolojik silahlar, büyük insan topluluklarında hastalık meydana getirebilirler. Küçük bir tüp içinde milyonlarca mikroorganizma veya toksin taşınabilir. Çağımızın gelişen ulaştırma araçlarının artan hızları sebebiyle hastalığın başlaması çok kolay olur. Çeşitli hastalıkların tanımları çok güç olduğundan korunma tedbirleri alınamadan yayılabilirler.

Biyolojik silahlar her ne kadar tesis, bina ve malzeme üzerinde zarar meydana getirmezlerse de, bunlar vasıtası ile canlılara bulaşırlar. Bilhassa rüzgarlar ile kolayca yayılırlar. Deri, göz, solunum ve sindirim sistemleri ile insan, hayvan ve bitkilere nüfuz ederek hastalık yaparlar.

Biyolojik savaştaki en büyük korunma tedbiri, bu işte kullanılacak kaynak ve ulaştırma aracını zarar veremez duruma getirmektir. Bu, çoğu defa mümkün değildir. Diğer korunma tedbirleri şunlardır:

1.İnsan ve hayvanların yiyecek ve içeceklerini korumak, kapalı kaplarda (konserve, küp vb. gibi) bulundurmak.

2.Taarruzlar sırasında maske takmak, vücudun her tarafını sıkı sıkı örtmek, bu bölgelerden uzaklaşmak.

3. Bilinen biyolojik savaş maddelerine karşı bağışıklık kazanmak (aşı yaptırmak).

4.Yiyecek ve içecekleri kullanmadan önce mutlaka iyice kaynatmak.

5. Kullanılacak malzeme ve araçları sterilize etmek.

6. En yakın sağlık merkezine gidip yardım görmek.

7. Uygun tedbirler alındığında biyolojik savaş vasıtalarının tesirsiz kalacağını bilerek, psikolojik olarak rahatlamak.
Saddam Hüseyin Eski Irak Devlet Başkanı. 28 Nisan 1937'de Irak'ın Tikrit kasabasında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Saddam Hüseyin, babasının ölümü nedeniyle annesi ve akrabaları tarafından büyütüldü. Saddam'ın siyasetle tanışıklığı ilk gençlik günlerine kadar uzanıyor. O günlerde kendini, Arap dünyasına egemen ulusçu-özgürlükçü ve anti emperyalist rüzgara kaptıran Saddam, genç yaşlarda Baas Partisi'ne katıldı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Biyolojik_savaş

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !