4/11/2009
Girişimcilik Kültürü nasıl gelişir?

Girişimcilik Kültürü
Küçük ve Orta Ölçekli işletmelerin ve yeni girişimlerin teşvik edilmesinde önemli kriterlerden biri de girişimcilik ruhunun ve kültürünün gelişmesi ve gelişmesine destek olmaktır.
Sanayi toplumu sonrası dünyada, dev işletmeler rekabet gücünü kaybeden dinazorlar olarak algılanmakta, sürekli dalgalanan müşteri talepleri, küreselleşme, baş döndürücü teknolojik gelişmeler, hızlanan uluslararası rekabette işletmeler esnek çalışma sistemlerine daha çok gereksinim duymaktadır (Harrison, 1994).
Girişimci olmak aslında bir kişilik özelliğidir. Herkes girişimci, herkes patron olamaz. Bilinçlenme, deneyim, kendine güven, cesaret, öngörü ve atılım gerekir.
Beklemek yerine , aktivasyon
Durmak yerine , koşmak
Temkinli olmak yerine, kontrollü risk
Çekinmek yerine, cesaret atılım
Yılmak yerine, baş etmek
Hisseden, yaratıcı, adil, keyif alan, uyum sağlayan, yorulmayan, bir neslin oluşması ve gelişmesi gerekir. Ne kadar çok girişim işletme olursa, zor ekonomik koşullarda bir istihdama sebep olur.
Büyük işletmeler dünya ekonomisindeki değişmelere ayak uydurmak açısından küçük işletmelere oranla daha avantajlı durumdaysalar da, bir çok iş alanında küçük ölçekli işletmelerin daha iyi bir ekonomik çözüm olduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni, tüketici tercihlerine daha esnek yaklaştıklarından ve çalışanlarıyla daha iyi ilişki içinde olduklarından, değişen pazar koşullarına hızlı adapte olabilecek olmaları, küçük işletme sahiplerinin daha yaratıcı ve dinamik kişiler olarak hem yönetici hem de girişimci rolünü tek başlarına üstlenebilmeleri, kendilerini sistemden soyutlamadan sosyo-ekonomik çevre ve diğer ekonomik birimlerle bütünleşebilmeleri ve böylece birbirlerini kolayca tamamlayan üretim ilişkilerini kolayca kurabilmeleridir (Lapin, 1991 ve Bağrıaçık, 1991).
Girişimcilerin nitelikleri şöyle ifade edilebilir:
1. Girişimciler, yüksek düzeyde başarı güdüsüne sahip, hesaplı risk üstlenen ve işlerini sonuçlandırmak için kişisel sorumluluk üstlenme eğilimindedirler (Moorhead and Griffin, 1989)
2. Girişimciler, gündelik düşünceler, değişen tavırlar ve kendi önyargılarından etkilenmeksizin olayları yorumlayabilme yeteneğine sahip olan ve muhtemel tehlikelerden yılmaksızın hızlı karar vererek harekete geçen bir kişiliğe sahiptir (Hinterhuber and Popp, 1992)
3. Girişimciler, mücadeleye atılma heyecanından zevk alan, bütün tutkusu yaratmak ve büyütmek olan, müşteri ve ürüne bir arada motive olabilen ve becerisini sürdürmenin en önemli yollarından birisinin olumlu tavırlar olduğunu düşünen ve bunları enteresan ve kârlı işlere dönüştüren bir kişiliğe sahiptirler (Farell, 1997)
4. Girişimciler, pazarını dünya pazarı olarak algılayan, rekabet düzenini varlığının temel nedeni olarak gören, bilgi değişimi sayesinde değişimle iç içe yaşayan, onu kullanan ve değişimi bir fırsat olarak değerlendiren, geçmiş deneyimlerinden eğitici sonuçlar çıkaran bir eğilime sahiptirler.
Girişimci kişilerin yetişmesi veya girişimci ruhunun oluşabilmesi yeni bir kültürün oluşmasını gerektirmektedir. Bu nedenle toplum yapısının, bakış açısının da değişmesi zorunludur. Türkiye’de iş yapabilme zorluğu ve zor ekonomik koşullar insanların daha yaratıcı rekabetçi girişimci ve atılgan olmasını gerektirmektedir. Teknolojinin gelişmesi ve bilgi kaynaklarına daha hızlı ulaşımdan yola çıkarak global ve uluslar arası boyutda girişimciliğin geliştirilmesi özendirilmeli ve teşvik edilmelidir.
Ayşen ARIDURU
Fortune Kariyer Eğitim ve Danışmanlık
Girişimci Düşünce Nasıl Olmalı?
Bugün, kendi işinin sahibi olan birçok kişiye baktığımız zaman aslında “teknisyen” olduklarını görmekteyiz. Yaptıkları üretimi veya hizmeti iyi yapan ama girişimci düşünceye sahip olmayan… Peki girişimci düşünce ne demektir ve nasıl olmalıdır?
Girişimci düşünce yaptığı işte aynı anda birden fazla konuyu düşünebilme ve strateji üretebilme becerisidir. Temelde 4 girişimci düşünce sıralayabiliriz.
Yenilikçi ve yaratıcı olma: Problemlere ve ihtiyaçlara yaratıcı, alışılmamış ve yeni çözümler aramayı ifade eder. Yaratıcı ve yenilikçi olması, yeni fikirleri geliştirmesi ve bunları uygulamaya koyması girişimciyi diğerlerinden ayıran en belirgin özelliklerdir.
Risk alma: Girişimcinin risk üstlenme şekli katma değer üretme sürecini etkileyen en önemli davranış türüdür. Tabii ki girişimci risk üstlenirken teknolojik değişim, pazar yapısı, kamusal düzenlemeler ve rekabet konularını inceleyip ona göre risk üstlenmelidir.
Öncü olma: Öncü olma, girişimciyi rakiplerinden öne geçirmede en önemli düşünce tarzıdır. Yine küçük girişimcinin büyük organizasyonlara göre en büyük avantajı da budur; fırsatları görüp, hızlı karar verebilme becerisi. Başkalarını takip etmek yerine yenilikçi fikri zaman kaybetmeden, rakiplerinden daha fazla vizyon sahibi olduğunun bilinciyle sorumluluk üstlenip, gerekli kararları alarak harekete geçmektir.
Rekabetçi düşünme: Rekabet, ilk etapta olumsuz çağrışım yapsa da, aslında girişimciyi geliştiren bir unsurdur. Girişimcilerin piyasada tutunabilmeleri için kaliteli ürün veya hizmet üretmelerine, verimli çalışmalarına ve tüketici odaklı olmalarına neden olur.

Kobi Finans
Bir GİRİŞİMCİNİN Amacı Ne Olmalı ?
Ekibinizin ve pazarın güvenini kazanmak için gerekli 4 ana faktör; güven, sorumluluk, ilişkiler ve referanslardır. Eğer işinizi tutarlı ve düzenli bir şekilde geliştirip büyütürseniz, pazarınız kaçınılmaz olarak size bağlanacaktır. Müşterilerinizle uzun vadeli ve kalıcı ilişkiler kurun ve onlara her zaman dostlarınıza davrandığınız gibi davranın. Rahat bir iş ortamı, gergin bir ortamdan her zaman daha fazla kazanç sağlar.
Potansiyel bir müşteriye iş yapmayı önerirken, olumlu bir bakış açısı sunun ve onun isteklerini karşılamaya ne kadar istekli olduğunuzu gösterin. Fazla gevezelik etmeden, eski müşterilerinize başarıya ulaşmalarında nasıl yardımcı olduğunuzu, işleri nasıl yürüttüğünüzü göstermek üzere örnek bir tablo olarak resmedin.
Taryn Rose International’ın kurucusu Taryn Rose, kişisel ayakkabı tutkusunu 20 milyon dolarlık bir şirkete dönüştürmeyi başardı. Başlangıçta, Taryn’in aslında tıp kökenli olması ve yola çıkarken tek güdüsünün fetişizm derecesinde ayakkabı bağımlılığı olması tuhaf gibi görünebilirdi. Ancak, ne var ki, onun üreteceği, ayakkabıların değerine inanan çalışanların da yardımıyla, şimdi bulunduğu noktaya gelmesi mümkün oldu.
Felsefe şudur: Siz yeterince inanıyorsanız, etrafınızdaki insanlar sizi izleyecektir. Başladıktan sadece yedi yıl sonra Taryn’in işleri patladı ve bu patlama hala sürüyor. Amaçlarınız, işinizin şu anda bulunduğu düzeye bağlıdır: başlangıç aşaması, işleyiş aşaması ve büyüme aşaması. Şirketiniz için amaçlar belirlemenin önemi, değişikliklere yer açmak ve ekonomik gerilemeler ya da hammadde fiyatlarında artış gibi beklenmedik dışsal durumlara karşı dayanıklı hale gelmekte yatmaktadır.
İtalyan girişimci Christiana Panicco’nun amaç oluşturma stratejisi, küçük bir dil kursu işini uluslararası bir dil okulu haline getirmesini sağlayarak Sorrento Lingue’yi ortaya çıkardı. Bir zamanlar kendi kasabında “vizyon kadını” olarak dalga geçilen Christina, eleştiri ve alayları önemsemeksizin planlarına bağlı kaldı ve sonunda muradına erdi. Amaçlarını belirledikten sonra, bunlara nasıl ulaşabileceğini tanımladı, bunları hayata geçireceği doğru zamanı belirledi ve süreci tamamladıktan sonra da geri dönüp hatalarını analiz etti.
Girişiminizin başarısını garantilemek, yalnızca çarpıcı finansal başarılar elde etmekle ölçülmemektedir. Planlarınızın işleyebilmesi için, içinde bulunduğunuz sektör, gerçekten bulunmayı istediğiniz sektör olmalıdır.
İşinizle ilgili her şeyi 7 gün 24 saat boyunca izlenmek zorunda olduğunu unutmamalısınız; satışlar, ürün geliştirme, pazarlama, müşteri hizmetleri, finansman, vs. Yaptığınız işe tutkuyla sarılmazsanız, kendi yarattığınız işin kölesi haline gelirsiniz. Tutumunuzun ve tutkularınızın yalnızca kendi görevleriniz üzerindeki etkisini değil, işçileriniz ve ortaklarınız; sektörünüz ve müşterileriniz üzerindeki etkilerini de bilmelisiniz. Mutsuz bir patron, mutsuz çalışanlar/müşteriler ve başarısız bir işle sonuçlanacaktır.
Janice Bryant Howroyd; insan kaynakları, eleman bulma ve yönetim çözümleri şirketi olan ACT-1 Group’ta bunu başarıyla yaptı. Yetersiz bir sermayeye sahip ama müthiş tutkuyla dolu olarak, şirketini 65 bin kişinin çalıştığı, milyonlarca dolar kazanan bir kuruma dönüştürmeyi başardı. Paraya dönüştürdüğü şey, güvendi.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Capital dergisinin “Önemli İş Kitaplarının Ayrıntılı Özeti” adlı çalışmasından derlenmiştir.
www.capital.com.tr
Girişimcilerin En Çok Yaptıkları Hatalar Nelerdir?
Yeni bir iş fikrini hayata geçirirken veya mevcut isletmeyi büyütme aşamasında, girişimcilerimizin göz ardı ettiği bazı konular var ki, işletmelerin daha ilk evresinde kapanmasına, harcanan emeklerin boşa gitmesine neden oluyor. İş kurarken veya iş büyütürken dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralamak mümkün:
Taklit: Bu, Türkiye’de çok karşılaşılan bir sorun. Yapılan bir girişimin başarılı olduğunu görerek, aynı yerde, aynı tipte, benzer hizmetler veren bir şirket kurmak, Türkiye’de eskiden beri gelen çok yaygın bir anlayış. Oysa her işletmenin kendi içinde bir dinamiğe sahip olduğunu, bir başkasının yaptığının aynısını yaparak bir adım öne geçmenin mümkün olmayacağını şirketlerin anlaması gerekiyor. Bunun için işinize hizmetinize yenilik getirmeli, bir iş fikrini hayata geçirirken yenilikçi tarafını mutlaka ön plana çıkarmalısınız.
Sermaye bulamamak: Yapacağınız işin planını önceden çıkarın. Mutlaka bir iş planınız olsun ve o planda hangi aşamada ne kadarlık kaynağa ihtiyaç duyacağınızı net olarak belirtin. Söz konusu kaynağa ulaşmak için kullanacağınız yöntemler de iş planında yer almalı. Birçok girişimcinin düştüğü hatalardan bir tanesi, kuracağı işin ne kadar maliyet gerektireceğini önceden hesaplayamadan veya varını yoğunu tek bir işe kanalize ederek işletme kurması. Çünkü yeni bir işin girişimci için karlı bir yapıya dönüşmesi, gelir getirmesi mutlaka belli bir süre gerektirir ki, bu süre de yapılacak işin niteliğine göre değişir. Girişimcinin bu süreyi geçirecek ve gerektiğinde ek kaynak yaratacak imkanları önceden sağlaması gerekiyor.
Yüksek maliyet: Her yeni iş fikri büyük gelir getirecek diye bir gerçeklik yok, ne yazık ki... İş fikriniz size göre çok doğru olabilir; ancak eğer yeterli pazar araştırması yapmadıysanız, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Eğer sermayeniz kısıtlıysa, yolun başında gereksiz masraflardan mutlaka kaçınmanız, maliyetleri kontrol altına almanız gerekiyor.
Yanlış yönetim: Genellikle aile işletmesi olan KOBİ’ler, kurumsallaşmakta, işi profesyonel yöneticilere devretmekte zorlanır… Şirketin potansiyeli gelişirken yönetimin hala aile içinde kalması işletme içinde çatışmalara neden olabiliyor. Şirket aile şirketi olduğunda, doğal olarak sorunların giderilmesinde pek yardımcı olduğu söylenemez. Bu nedenle, belli büyüklükteki şirketlerin aile işletmesi yapısından kurtulması, hatta işin başındayken profesyonel bir ekiple çalışmayı tercih etmesi doğru bir yol olarak görülüyor. Ayrıca ‘Küçük olsun benim olsun’ anlayışı da şirketlerin büyüme yolunda adım atmasını engelleyebiliyor.
Hedefsizlik: Ölçeği her ne olursa olsun, her işletmenin belli planlar dahilinde hayata geçirilecek hedeflere ihtiyacı var. Gelişmek ve ilerlemek için bu hedeflere doğru atılan adımlar, aynı zamanda işletmenin total motivasyonuna da yansıyacak. Girişimcilerin en büyük hatalarından bir tanesi, değişen koşullara bağlı olarak, hedeflerinde köklü değişiklikler yapması. Bu doğrultuda gerek şirket yapısı gerekse insan kaynağı gibi alanlarda sürekli değişiklik yaşayan işletmelerde bu durum istikrarsızlığa neden olabiliyor.
Hatalı istihdam: Küçük işletmelerin ve işe yeni başlayan yatırımcıların düştüğü hatalardan bir diğeri, profesyoneller yerine yakın çevresine iş imkanı sağlaması. Doğru istihdam yerine, yeterince yetkin olamayan yakınlarına iş verilmesi, işletmenin orta ve uzun vadede verimsiz çalışmasına neden oluyor.
Gereksiz korkaklık veya cesaret: Girişimcilerin faaliyet gösterdiği iş kolunda uzmanlara danışmadan, yalnızca hislerine dayanarak cesur kararlar alması işlerine zarar verebiliyor. Ya da atmaları gereken riskli bir adımda fazlasıyla çekingen davranabiliyorlar. Türkiye’deki KOBİ’ler, girişimciler, danışmanlardan destek almak yerine, kendi birikimleri doğrultusunda hareket etmeyi tercih ediyor. İşletmeyi derinden etkileyecek konularda bir uzmandan destek alınması tavsiye ediliyor.
Bilgi ve teknolojiden uzak durmak: Girişimcinin sektöründeki teknolojik yenilikleri mutlaka takip etmesi gerekiyor. Oysa baktığımızda birçok işletmenin teknik açıdan kurulduğu dönemde edinilenden çok farklı bir donanıma erişemediği görülüyor. Bu durum, özellikle küçük işletmelerde yaygın. Yoğun rekabet ortamında teknoloji, şirketleri bir adım öne çıkarmak için bir araç.
Personele karşı açık olmamak: Küçük işletme sahiplerinin, kendi şirketleri için aldığı kararları genellikle çalışanlarıyla paylaşmak veya tartışmaya açmak gibi bir alışkanlıkları yok. Bu durum, yeni fikirlerin gelişmesini engellediği gibi, işyerinde motivasyon eksikliğine de yol açabiliyor.
Müşteriyi yeteri kadar tanımamak: Yeni kurulan işletmelerin hatalarından bir tanesi de ürün veya hizmetleriyle ulaşmak istedikleri müşteri kitlesini yeteri kadar tanıyamaması. Bunun için müşteri ihtiyaçlarını dönemsel dolarak takip ederek, ihtiyaca uygun çözümler geliştirilmesi gerekiyor.
Bir Fikri ON Adımda Nasıl Zirveye Taşıyabilirsiniz
Herkesin sevdiği bir işte çalışmasının önemli olduğunu savunan etohum, kendi kendinin patronu olmak isteyen öğrenciler için 10 adımlık bir yol haritası çiziyor.
Yeni ekonomiyle ilgili bilgi ve iş fikri sahibi olan girişimcilerle, bu konuda yatırım yapabilecek şirket ve profesyonelleri buluşturan etohum, sanal dünyada iş yapmak isteyen gençlere yol gösteriyor. İşsizliğin giderek arttığı günümüzde kendi kendinin patronu olmak isteyen girişimcilere yardımcı olmayı hedefleyen etohum, onlar için 10 adımlık bir yol haritası çiziyor.
Etohum Kurucusu Burak Büyükdemir’in katıldığı birçok panel, seminer ve toplantı sonucunda oluşturduğu ‘girişimci öğrencilerin 10 maddelik el kitabı’nda şunlar yer alıyor:
‘1. adım: İş dünyasındaki profesyonellerle tanışmak için staj yapın, yarı ya da tam zamanlı çalışın!’
‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ deyişinden hareketle etohum, internette kendi işini kurmak isteyen girişimcilere öncelikli olarak buldukları ilk fırsatta iş dünyasına adım atmalarını öneriyor. Bu doğrultuda gençlere staj yapmalarını, okulla birlikte yarı zamanlı bir işte çalışmalarını, yaz tatillerinde ise kendilerine tam zamanlı bir iş bulmalarını tavsiye eden etohum, kitaplarda anlatılanlar gerçek hayatta yaşananlar arasında bağ kurmanın en etkili yolunun çalışmak olduğuna dikkat çekiyor. İş
dünyasındaki profesyonellerle iletişim kurmanın da önemine değinen etohum, çalışırken öğrenmenin ve edinilen tecrübeleri blog ve benzeri mecralarda paylaşmanın kendi işine sahip olmak için atılması gereken ilk adım olduğunu belirtiyor.
‘2. adım: Araştırma yapın’
İnternette kendi işini kurmak isteyenlerin mevcut ihtiyaçları sadece öğrenciler çevresinde değil, tüm sektörlerde görmeleri gerektiğini ifade eden etohum, geçerli bir iş fikri bulmak isteyenlere araştırma yapmalarını tavsiye ediyor. Hem gerçek hayatta hem de internette derinlemesine araştırma yapmanın önemli olduğunu vurgulayan etohum, bu doğrultuda ticaret odaları, sanayi odaları, meslek birlikleri ve kütüphanelere başvurulmasının da faydalı olacağına inanıyor. Öğrencilere mevcut iş modellerini analiz
etmelerini de öneren etohum, bir iş fikri bulunduktan sonra yalnızca ona odaklanmak gerektiğini de söylüyor.
‘3. adım: Sosyal çevre edinin, arkadaşlarınızla ilişkinizi geliştirin’
“Mezuniyet sonrasında arkadaşlar işbirliği yapılacak şirketler haline gelecektir,” diyen etohum, öğrencilerin sosyal çevre edinmeyi alışkanlık haline getirmelerini tavsiye ediyor. En yaratıcı iş fikirlerinin bile çevre desteği olmadan gerçekleştirilemeyeceğine dikkat çeken etohum, okulda ve iş dünyasında tanışılan kişilerle kurulan arkadaşlık ilişkilerinin sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
‘4. adım: Seminer, panel ve konferanslara katılın; kitap okuyun’
Öğrencilerin mezun oldukları andan itibaren kıyasıya bir rekabetin içine gireceklerine dikkat çeken etohum, iyi bir konferansın veya iş dünyasından birisiyle yapılacak bir sohbetin asla kaçırılmaması gerektiğini ifade ediyor. Özellikle de kendi işini kurmuş kişilerin konuşmacı oldukları konferanslara katılmanın önemli olduğuna değinen etohum, işletme, yönetim, pazarlama, satış, muhasebe, ekonomi konularındaki seminerlerin pas geçilmemesini öneriyor. Öğrencilere konuşma sonunda soru sormalarını da tavsiye
eden etohum, yapılmak istenenler bütünüyle anlatılmadan bu kişilerle iletişim kurmanın önemli olduğunu söylüyor.
‘5. adım: Kulüplerde etkin rol alın’
Kulüplerin küçük bir şirket simülasyonu niteliği taşıdığına inanan etohum, kulüp üyeliği sürecinde öğrencilerin bir şirkete gidip ürün satmanın veya bir organizasyon düzenlemenin ne olduğunu öğrenebileceklerine işaret ediyor. Dersleri aksatmadan bu tip faaliyetlerde bulunmanın önemli olduğuna dikkat çeken etohum, ekip çalışmasına yatkınlık, topluluk önünde konuşma gibi becerilerin bu sayede geliştirilebileceğini ifade ediyor.
‘6. adım: Küçük girişim denemeleri yapın’
Okul yıllığı basım işi, etkinlik organizasyonu, fotokopi satmak gibi işlerin öğrencilere ticaret tecrübesi kazandıracağını söyleyen etohum, sorumluluk alınabilecek alanlarda küçük girişimlerde bulunmanın önemli olduğunu vurguluyor. İnternette ticaret yapmanın bu noktada yardımcı olacağına değinen etohum, bu sayede öğrencilerin fatura kesme, KDV ve gelir vergisi ödeme gibi işlemlerle tanışacağını söylüyor.
‘7. adım: Derslerinizi önemseyin’
Sınıf geçmek için değil öğrenmek için derslere önem gösterilmesi gerektiğini vurgulayan etohum, ders çalışmak için düzenli bir sistem kurulması gerektiğini söylüyor. Temel derslerin altyapı oluşturmada kritik rol oynadığına değinen etohum’a göre, öğrencilerin, okulların kendilerine açtığı pencerelerden dünyaya bakmaları gerekiyor.
‘8. adım: Bilgisayar ve interneti sadece eğlence için değil, aynı zamanda iş için de kullanın;
Bilgisayar kurslarına katılın’
Bilgisayarın günümüzde vazgeçilmez bir iletişim aracı olduğuna değinen etohum, internette kendi işini kurmayı isteyen gençlere bilgisayar kurslarına katılmalarını ve yazılım konusunda temel bilgiler edinmelerini öneriyor. Belediye ve meslek örgütlerinin ücretsiz bilgisayar kursları açtığını belirten etohum, girişimcilerin yazılım ve tasarım konusuna kendilerini geliştirmeleri gerektiğini söylüyor.
‘9. adım: En az bir yabancı dil öğrenin’
Geleneksel “Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan” deyişinin günümüzde de geçerliliğini koruduğuna dikkat çeken etohum, küreselleşen dünyada firmaların artık başka ülkelerdeki firmalarla rekabet ettiğinin altını çiziyor. Özellikle internet girişimleri için küresel ölçekte olmanın önemini vurgulayan etohum, İngilizce bilmenin internet ekonomisi için şart olduğunu ifade ediyor. Etohum, yabancı dil bilmenin yanı sıra gençlerin Türkçeyi doğru ve özenli bir şekilde kullanmaları gerektiğini de söylüyor.
‘10. adım: Soru sorun; büyüklerin, öğretim üyelerinin, tecrübeli insanların fikirlerini dikkatle dinleyin ve analiz edin; hem onları hem kendinizi sorgulayın’
Gençlere nedensellik konusunda kafa yormalarını öneren etohum, her yapılanı doğru kabul etmemenin, aksine sorgulamanın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Bir şeyin gerçek sebebini ya da doğru olup olmadığını anlamanın en iyi yolunun soru sormaktan geçtiğini ifade eden etohum, sorgulayıcı olmayı dik kafalı olmakla karıştırmamak gerektiğinin de altını çiziyor. Öğrencilerin dinlemeyi ve dinlediklerini hazmetmeyi öğrenmelerinin önemine değinen etohum, her şeyi kabul etmenin ya da her şeye itiraz etmenin yanlış olduğunu söylüyor. İş dünyasındaki önemli kişilerin bu konuda öğrencilere yol gösterebileceklerine işaret eden etohum, bu noktada tecrübeli insanları dinlemenin, not almanın, araştırmanın ve soru sormanın zor ama yararlı bir döngü olduğunu vurguluyor”.
Finansman ve yönetiminde amatörlük: Tahsilatlarla ödeme planlarının nakit krizine yol açmayacak nitelikte olması gerekiyor. Bu konudaki hatalı davranışların, birçok karlı işletmeyi, yalnızca nakit sıkışıklığı nedeniyle zor durumda bıraktığı biliniyor. İşletmenizin karlı olması yetmez, aynı zamanda nakit akışınızın genel ödeme planınıza uygun olmasına da dikkat etmelisiniz.
Müşteri sayısını artıramamak: Müşteri sayısını artırmaya yönelik programlar geliştirememek, yeni işletmelerin sıkıntılarından bir diğeri. Bunun için, farklı tekniklerle farklı müşteri gruplarına hitap edebilecek çözümler geliştirmeniz gerekiyor. Çok büyük de olsa, tek bir modele bağlı kalmak risk teşkil ettiğinden, müşteri tabanınızı mümkün olduğunca geniş bir alana yaymanız, işletmenizin faydasına bir uygulama.
Değişimin gerisinde kalmak: Yönetim ve işletme dinamikleri sürekli olarak değişiyor. Geçmişte sizi başarıya götüren yollar bugün geçerli olmayabilir. Bu nedenle, gerektiğinde hem yönetim arayışınızı hem de ürettiğiniz ürün ve hizmetleri değişen şartlara adapte etmeniz gerekiyor.
Büyüme yönetimini yapamamak: Büyüme, şirketlerde yeni yönetim anlayışını da beraberinde getiriyor. Ancak, birçok işletmenin bu adaptaşyon sürecini yönetmekte başarısız olduğu bir gerçek. Bu nedenle, kontrollü büyürken, işletmenizin yönetim becerisini de geliştirmeniz gerekiyor.
Ölçüsüz büyüme: Büyürken kontrolü kaybetmek, işletmeler için bir diğer riskli durum. Bir anda çok hızlı ve kontrolsüz büyümek, kısa vadede iyi gibi görünse de, orta ve uzun vadede şirketler için risklidir. Türkiye’deki girişimcilerin çoğunda var olan bir gerçeklik, sürekli büyüme isteği. Ancak bu isteği kontrol altında tutmayı öğrenmek gerekiyor.
Kobi Finans
eni İş Fikirleri Geliştirmek İçin Bazı Teknikler
Yardımsever tüketiciler (helpful consumers) metodu: Tüketiciler dinleniyor, tek taraflı camlı mekanlarda reaksiyonlar izleniyor; ardından yaratıcı seans başlıyor.
İhtiyaç tanımlaması: Bilimsel gelişmeler, tüketici eğilimleri ve pazar araştırmalarına ait çeşitli argümanlar önceden konsey üyelerine gönderiliyor. Yenilik toplantılarına zemin hazırlanıyor ve çalışma başlıyor.
0 yorum yazilmistir