« Önceki | Sonraki »

24/11/2008

Ruh nasıl doyar?

"RUH DOYAR BEDEN DOYMAZ"
Bedenin doymamasını anlamak mümkün...Dürtüler,içgüdüler;kısacası Nefs,kolay başedilebilir bir düşman değil...

Ruh nasıl doyar? Nasil ki beden,karın-mide doymak için yiyeceğe ihtiyaç duyarsa,ruhun da ihtiyacı olan şeyler vardır...Öncelikle,ruh,kendini ifade edebildiği zaman doyar...Bir söz,bir yazı,bir resim,bir şiir,paylaşım...Taa uzaklardaki insanların,örneğin benim yazdığım bir yazıya,mecbur değillerken bile,iltifat etmesi vs. gibi şeyler...İşte bunun gibi şeyler ruhu doyurur... Gönüller,insani olan her duygu birbiriyle köprüler kurdukça ruh-lar doyar...

Burası bir sosyal ortam..Günlük hayattaki sosyal olgular bütünü gibi gercek bir ortam... İnsanlar gerçek...

Bir sebil...Yol kenarlarında içip doyduğumuz suyundan...

Burası da ruhlara akan suların,kaynağı bir Sebil...SANAL SEBİL.

Sanal Sebilimizi koruyalım...Musluklarını kırdırtmayalım..Üzerine sprey boyalarla yazılar yazdırtmayalım...Fazla hormonlu ergen sloganları yazdırtmayalım...

...

Belki ,doğrudan bir bağlantı kuramayanlar olabilir ,fakat yine de alakalı olduğunu düşündüğüm bir bağlantı kurmaya çalışacağım.Aşağıda, Yazarport'ta ,dün itibariyle,yer alan yazı türlerinin sayısal bilgisi var(Sitenin sağ tarafında zaten var fakat biraz da olsa farklı bakabildik mi,bu sayılara? Bu sayıları bu yazının içine , belki biraz daha farklı açıdan bakma ihtimaliniz olur diye buraya tekrar koydum):

Siyaset (1375)
Yaşam (1209)
Edebiyat (492)
Anı-Günce (234)
Kültür-Sanat (135)
Spor (116)
Tarih (100)
Felsefe (84)
Ekonomi (79)
Dünya (70)
Bilim-Teknik (44)
Sağlık (41)
Kadın-Aile (36)
Televizyon (32)
Turizm-Gezi (30)
Eğitim (22)
Teknoloji-İnternet (21)
DUYURU (16)
Magazin (10)
Moda-Alışveriş (2)

Tabii,kimseyi, yazdığı yazı türleri ve yazı sayıları için suçlayacak değilim.Zaten ben de belli bir süreden sonra her kategoriye yazılar ekleme durumunda olacağım.

Memlekette bir söz vardır ya! "Hiç kimse kendi işiyle uğraşmaz." diye...Diyeceksiniz ki ;"Hocaaa! Sen de edebiyat yapıyorsun! Edebiyatçı olmamana rağmen!" Yok, yok! Mesele o değil!Kimin neyi ne kadar sahiplendiği ve neden sahiplendiği ile ilgili bir konu bu.

Bu sayısal veriler,Türkiye mozağinden alınmış bir örnek kesit.Galiba bu kesit alma işine "Örnekleme metodu" deniyordu...
Bazı sayılara bakalım ve inceleyelim:

Teknoloji ve İnternet:21
Ülkemiz teknolojik ürünler çöplüğü...Özellikle bilişim sektörü açısından bakıldığında...Bunun anlamı şu:Teknoloji üretmeyi sevmeyen ve çöp karıştırmayı seven bir toplumuz.

Eğitim:22
Herkes,eğitimin içindedir.Eğitim sistemimiz ya çok iyi- ki bu yüzden hiç denecek kadar az yazı,düşünce ve fikir var;ya da eğitim sistemimiz berbat ve kimsenin umurunda değil! Hani,hepimiz eğitim sisteminin içindeydik!?

Kadın ve Aile:36
Kadınların,özellikle sosyal konumları,sorunları konusunda ya çok iyi bir konumdayız ya da duyarsızız.Aile sorunları için de aynı şeyler geçerli.

Kültür -Sanat:135
"Çok kültürlüyüm ve sanattan anlarım" demeye getirmeyeceğim sözü, fakat yine de şöyle basit bir soru sorayım:Sanatçılara,sanata ve kültür faaliyetlerine ne kadar alakadarız? Kültür faaliyeti deyince yerel olarak pek çok ilçede köyde vs. yerlerde düzenlenen Dana festivallerini kastetmiyorum.Onlarda şüphesiz kültürle alakalıdır fakat benim kastettiğim daha geniş çaplı sanat-kültür faaliyetleri...Ortak değerler...

Ekonomi:79
Ekonomistler nerde? Ve neden burada pek çok yazı yazmıyorlar? Veya,en azından,anladığını düşünen insanların yazmasını bekleriz.Fakat yine bakıyoruz ki yazı ,fikir,gözlem vs. sayısı çok az.Bilimsel açıdan bakılması ve düşünülmesi gerekli bir konuda,ekonomi konusunda çok az yazı var.Demek ki aslında bu konuyla da pek alakamız yok ki yazı sayısı da az..

Dünya:70
Dünyayla alakamızı gösteren bir rakam.Dünyayla bu kadar alakalıyız...

Bilim-Teknik:44
Bir zamanlar politeknik eğitim denen bir model vardı.İnsanın,ama her insanın,akılcı ve bilimsel düşünebilmesini salık veren bir modeldi.Onu da unuttuk,bilimsel gelişmeleri de unuttuk, bir Cahit Arf'ı da unuttuk,Japonların deprem konusunda dünya çapında uzmanlaşmasını sağlayan ülkemizdeki Orta Anadolu Fayı çalışmalarıyla çığır açan bilim adamlarımızı da unuttuk..Her şeyi unuttuk...En azından,bilim dergilerine iki kuruş verip almayı unutmasaydık...Unutmayan tektük kişilerin yazdığı yazı sayısı :44...

Edebiyat:492
Bizim edebiyatımız çok zengindir,bunu hepiniz biliyorsunuz."Herkes şiir yazsın,herkes hikaye yazsın..." demeyeceğim ,fakat en azından -mesela-sevdiğiniz bir yazarın bir kaç metnini getirin,inceleyin şurada...

.....

Siyaset...to be continued...to be or not to be...tabi tabi!
Herkesin bir siyasi görüşü vardır;herkesin bir siyasi görüşü olmalıdır! Fakat siyasetin ,her açıdan-yönden,kirli olduğu bir tarihsel kesit-dönem içerisinde;sermaye odaklarının en güçlü araçları olduğu tarihsel kesit-dönem içerisinde, en çok yazının siyasete ait olması bizleri,beni de,düşündürmelidir...Çünkü,yazımın üst taraflarında da belirttiğim gibi,bu sayısal veriler bir yansıma...
...

Sanal Sebil' e geri dönelim...Ruhlarımız doyar ,da,sebilin kaynak sularında hangi mineraller var,hangi görünmez kirler var,bunları bilebilir miyiz?..

Yine de koruyalım...
yazarport

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:


0 yorum yazilmistir

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı