8/1/2009
Saray havasında bir kafe

Saray havasında bir kafe
Astoria’daki Cafe Clementine’i yapanlar buranın Fransız kahvelerine benzediğini söylüyor. Bense bir “saray havası” gördüm
İnce kabuklu, mis kokulu mandalina cinsinin adı Clementine (“klementin” diye okunuyor).
1900’lerin başında Cezayir’de Clement Rodier adlı bir rahip bu tür mandalinayı meşhur etmiş. Mandalinaya da onun adına gönderme yapılarak clementine adı verilmiş.
Levent Pensoy isimli müteşebbis de Astoria alışveriş merkezinde açtığı lokantaya “ince kabuklu, mis kokulu mandalina” yerine Cafe Clementine demiş.
Astoria’ya ilk defa, Gül ve Mustafa Oğuz’un yapımcısı oldukları “Issız Adam” filmini seyretmek için gittik. Filmi izledik. Filmin sonunu izlerken hüngür hüngür ağladık. Mustafa Oğuz bizleri teselli etmek için Astoria’nın girişindeki Cafe Clementine’de yemeğe davet etti. Masamızda “Issız Adam”ın senarist ve yönetmeni Çağan Irmak ile güzel ve başarılı oyuncusu Melis Birkan da vardı. Yemekten sonra Atilla Demircioğlu’nun gitar eşliğinde söylediği Fransızca şarkıları dinledik.
Astoria binasının giriş katında Cafe Clementine’e yüksek tavanlı, etrafı cam, çok geniş ve ferah bir bölüm ayrılmış. Tavan yüksekliği 48 metre imiş. Bu kahvenin işletmecisi mimar Levent Pensoy salonu “Fransız kahvesi” gibi dekore ettiğini söylese de, ben Fransa’da bu kadar lüks bir kahve görmedim. Mobilyalar Fransa ve İtalya’dan ithal. Açık pastel renkler salona hakim. Salonun ortasına 100 yaşında olduğu söylenen,
12 metrelik bir Güney Amerika ağacını oturtmuşlar.
Öğle yemekleri için özel bir mönü var. 20 YTL ödeyen iki kap seçmeli yemek yiyor, istediği kadar alkolsüz içecek içiyor.
Her sabah 12,50 YTL’lik ve 20 YTL’lik iki çeşit kahvaltı veriyorlar. 20 YTL’lik kahvaltıda jambon, pastırma, sucuk, gravyer peyniri var. Pazar 11.00-14.00 arasındaki kahvaltıda canlı müzik oluyormuş. Cumartesileri 21.00’den gece yarısına kadar Atilla Demircioğlu canlı müzik yapıyormuş.
Bizim gittiğimiz gece masamızın servis sorumlusu Ergün Erdoğan idi. Şarap ve yemek servisi çok düzgündü. Cafe Clementine’nin kurucusu, dekoratörü, marka yaratıcısı Levent Pensoy özellikle akşamları işinin başında bulunuyor ve salon yöneticisi Doğan Gür ile salon şefi Ümit Ceyhan’a yardımcı oluyormuş.
Biz gittiğimiz akşam kuşkonmazlı avokado, maydanoz ve sarımsakla kaplamalı dört parçalı pirzola (pirzola provençale) yedik. Kuşkonmazlar taze, kuşkonmazlı avakado hafif ve lezzetli idi. Fakat pirzola çok iyi hazırlanmıştı.
Şarap listesi zengin, fiyatları daha ölçülü
Bu tür dört parçalı pirzolalar iyi hazırlanmaz ise sert olur. Sosu ve pişirimi kararında idi. Belçika ve Fransa’daki lokantalarda dört parçalı pirzolayı pek lezzetli yaparlar. Cafe Clementine’dekinin lezzeti onlarınkini aratmıyordu. Mutfak şefi Aydın Özpınar daha önce Mezzaluna’da çalışmış.
Cafe Clementine’in mönüsündeki yemek çeşitleri biraz abartılı: 144 çeşit yemek var. Bir ay devamlı gidenin her gün farklı bir şey tadabileceğini iddia ediyorlar.
Şarap listesi zengin, fiyatları da benzer lokantalara göre ölçülü. Kaliteli yerli şarapların şişesi 70 YTL. İtalyan Cabernet Sauvignon türü şaraplar 45, Fransız Sauvingnon Blanc türü şaraplar 55 YTL.
Öğleleri fiks 20 YTL’lik mönüyü tercih etmeyenler, seçmeli yemek isteyenler 20-50 YTL ödeme ile masadan kalkabiliyormuş.
Akşam yemeği başlangıç, ana yemek, tatlı ve bir kadeh şarap 55-70 YTL arasında bir ödeme gerektiriyor. Günün diğer saatlerinde kahve, çay, pasta servisi var.
Dekorunun her ne kadar Fransız kahvelerine benzediği söyleniyor ise de, gerçekte “saray havasında” insanın içini açan, ferah, pembeli beyazlı bir kahvede veya lokantada çay-kahve içmek veya lezzetli bir yemek yemek isteyenlere tavsiye olunur.
e-kolay
Kategori: (MEKAN) :: Yorum (0)
:: Arkadaşına Gönder!
:: Etiketler : Saray havasında bir kafe