[DİLEGİMSEN] Kullanıcı Kaydı

27/12/2009
Yeni Sayfa 2

http://www.planetmedix.com/_files/images/user.jpg[www.dilekkaraca.blogcu.com]DİLEGİMSEN Kullanıcı Kaydı


Bu formu doldurup göndererek kendinizi otomatik olarak [dilegimsen] kullanıcısı olarak kaydettirebilirsiniz. [dilegimsen] alt web'ine yalnızca kayıtlı kullanıcıların girmesine izin verilir. Kendinize bir kullanıcı adı (soyadınız olabilir) seçin; kullanıcı adındaki karakterler arasında boşluk olmadığına emin olun. Ayrıca kişisel bir parola oluşturun. Bu ikisi artık, [Alt web'inizin adı] için sizin "anahtarınız" olacaktır. Bu bilgi, sıradan kullanıcıların giremeyeceği, yalnızca web yöneticisinin girebileceği bir kayıt veritabanında saklanacaktır.

[dielgimsen] gibi korumalı bir web'e sahip olmanın başlıca yararlarından biri, yetkilendirilmiş kullanıcıların, tartışma grubuna makale gönderme formu gibi formlarda form alanlarına adlarını yazmak zorunda kalmamalarıdır; web sunucusu formu yazanın kim olduğunu zaten bilir. Benzer şekilde, diğer kullanıcılar da sizin adınızla gönderilen makale ve postaların gerçekten sizin tarafınızdan gönderildiğinden, sizin adınız kullanılarak başka biri tarafından göndermediğinden emin olacaklardır.

http://imgarsiv.sabah.com.tr/2008/02/24/pz/im/B44EFDEA25E793458251E7E2r.jpg

Başarıyla kaydolduktan sonra, [dilegimsen] alt web'ine ilk erişim girişiminizde web tarayıcınız kullanıcı adınızı ve parolanızı yazmanızı isteyecektir. Tarayıcı, çalışmaya devam ettiği süre boyunca bu bilgiyi anımsar, bu şekilde bu bilgi yeniden istenmeden [dilegimsen bir belgeye erişebilirsiniz.


Form Gönderme

Kullanıcı adı oluşturun:
-- BÜYÜK/küçük harf kullanabilirsiniz
Parola oluşturun:
-- bunu gizli tutun!
Parolayı yeniden girin:
-- doğrulamak için
E-posta adresi girin:
-- e-posta adresiniz varsa


Yazar bilgileri buraya yerleştirilir.
Telif Hakkı © 2001 [Kuruluşun Adı]. Tüm hakları saklıdır.
Son düzeltme tarihi: .

mustafa sandal - demo (işte benim favori şarkım:)

27/12/2009

mustafa sandal - demo (işte benim favori şarkım:)

Şefaf (oled)ekranlar geliyor...hazır olun

27/12/2009

Şefaf ekranlar geliyor...hazır olun


İki dev üreticiden, hem de aynı anda büyük bir OLED atağı geldi: Arkayı gösteren ekranlar...
Bu ekran arkasını gösteriyor!
Büyük resmi görmek için tıklayınİşte LG'nin 15 inçlik şeffaf OLED'i.
OLED ekranlar her geçen gün biraz daha yaygınlaşıyor. Üreticiler arasındaki OLED rekabeti de gittikçe kızışmaya başlıyor. Bunun doğal sonucu olarak da firmalar OLED ekranlarda farklılık yaratma peşindeler. İşte bu rekabetin ürünü; şeffaf OLED!

Şeffaf bir OLED ekran üretme fikri oldukça yenilikçi ve ilginç. Tek sorun iki elektronik devinin bu yeniliği aynı anda gerçekleştirmesi oldu. Samsung ve LG, kendi şeffaf OLED ekranlarını Japonya'da düzenlenen bir elektronik fuarında aynı anda tanıttılar. İki ürünün de teknik detayları henüz net değil ama söylentilere göre her iki cihazın da şeffaflık oranı %30.

Buna rağmen neyse ki iki firma farklı kullanım alanlarına yönelmiş durumda. LG'nin 15 inçlik şeffaf OLED ekranı özellikle halka açık ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmış durumda. Samsung'un daha küçük şeffaf OLED'inin ise ufak taşınabilir cihazlar ve özellikle de cep telefonlarında kullanılması planlanıyor.
chip

reklam seyrederken dünyadan kopuyor.

27/12/2009

reklam seyrederken dünyadan kopuyor.

ağla ağla gözbebeğim (NE SESMİŞ BE)çok yanık beaa

27/12/2009

ağla ağla gözbebeğim (NE SESMİŞ BE)çok yanık beaa

dön nasıl kimle nerdeysen

27/12/2009

dön nasıl kimle nerdeysen 

inci doğan - yaş otuzbeş_yeni klip_2009

27/12/2009

inci doğan - yaş otuzbeş_yeni klip_2009

kıraç - yüce dağ başında yanar bir işık -2009-

27/12/2009

kıraç - yüce dağ başında yanar bir işık -2009- 

kıraç-yaşamam artık(o...çocukları film müziği)

27/12/2009

kıraç-yaşamam artık(o...çocukları film müziği)

kıraç - yıkık [ orjinal video klip ]

27/12/2009

yıldız usmanova & levent yüksel - yalan klip

27/12/2009

yıldız usmanova & levent yüksel - yalan klip

gülşen - bir an gel (2009)

27/12/2009

gülşen - bir an gel (2009)

gülşen - en Şahanesinden 2009

27/12/2009

gülşen - en Şahanesinden 2009

:)BU HAMLE KAÇMAZZZZZZZZZZZZZZZZZ

27/12/2009

:)BU HAMLE KAÇMAZZZZZZZZZZZZZZZZZ

Yeni yılda ev partisi düşünenler

27/12/2009
http://i.ehow.com/images/GlobalPhoto/Articles/5546229/new-years-eve-cocktail-party-lg_Full.jpg
Yeni yılda ev partisi düşünenler

Yılbaşını evde kutlamak ve ev partisini farklı fikirlerle canlandırmak isteyenlere eğlenceli bir parti rehberi hazırladık. Hem evde oturup hem de dışarıdaki herkesten çok eğlenmek isterseniz, bu önerilere kulak verin
YEMEK ZAMANI
Herkesin masanın etrafına toplanıp uzun zaman geçireceği bir yılbaşı yemeği hazırlamak, maharet ister. Bu konuda, çorba, salata, meze, hindi ve şahane bir yılbaşı pastası, klasik bir mönü yaratsa da, sizi kurtarabilir. Ama ev zaten fazlasıyla kalabalık olacağı için, bir yemek şirketiyle anlaşıp rahat etmek de hiç fena fikir değil.

EVİM EVİM, PARTİ EVİM
Yılbaşı ev partisi için seçilecek ev, merkezi bir yerde olmalı ki herkes kolayca ulaşsın... Ama bu evi tercih ederken, yılbaşı kalabalığı ve trafiğini de hesaba katmalı. Yoksa konuklarınız yemeğe yetişemeyebilir. Evi dekore etmek için uğraşmaya gerek yok, herkesin oturacak bir yer bulması yeter. Salondaki fazla eşyalar yılbaşı için diğer odalara taşınabilir, böylece temizlikle de daha az uğraşılır, aklınızda bulunsun. Süslemeleri de sade tutmakta fayda var. Yılbaşı süslerinin en makbulü, kimsenin eline ayağına dolaşmayanı. Gece boyu DJ'liği üstlenecek bir arkadaş da eğlenceyi artırır.

OYUNSUZ OLMAZ
Grup halinde oynanabilecek oyunlarla çok eğleneceğinize hiç şüphe yok. Tombala, Trivial Pursuit, Tabu, Jenga ya da kelime oyunları, akla ilk gelen seçenekler. Kâğıt oyunları da, ilerleyen saatlerde eğlenceli olabilir. Kutu oyunlarına alternatif arıyorsanız, şişe çevirmece hâlâ tüm hınzırlığıyla eğlencesini koruyan klasik toplu oyunlardan.

YENİ YILIN İLK GÜNÜ
Peki yeni yılın ilk sabahı? Gecenin artıklarıyla kahvaltı hazırlamaya çalışmaktansa, Kuzguncuk, Moda Sahil ya da Bebek'te kahvaltı yaparak yeni yıla başlayabilirsiniz. Bu yıl 1 Ocak, cuma gününe denk geldiğinden o gün gösterime giren Fatih Akın imzalı Soul Kitchen (Aşka Ruhunu Kat) veya Cem Yılmaz komedisi Yahşi Batı izlenebilir. Başrollerini ünlü oyuncular Gerard Butler ve Jamie Foxx'ın paylaştığı gerilim filmi Law Abiding Citizen (Adalet Peşinde), altı yaşında ikiz çocukların bakımını üstelenen Robbie Williams'lı Old Dogs (İki Babalık), 1920'den Michelle Pfeiffer'lı aşk filmi Chéri (Aşkım) da cuma günü seyredilebilecek güzel eğlenceliklerden.
sabah

Anne baba olmak kolay değil

27/12/2009
http://www.ruhsamer.com/trk/resimler/haber/aile.JPG
Anne baba olmak kolay değil
İ
Bebeğiniz doğdu ama eşinizle sürekli anlaşmazlığa mı düşüyorsunuz? Çocuğun eğitimi konusunda farklı fikirleriniz olabilir. Anne baba olmak kolay değil, en doğrusu iletişim yollarını açık tutmak ve bazen de gülmeyi bilmek
Geçenlerde yeni bebek sahibi olan bir arkadaşımla sohbet ediyordum... Çocuktan önce karısıyla süt liman olan ilişkilerinde şimdi sorunlar yaşamaya başlamıştı. Evde şöyle şeyler söylemeye başlamışlar birbirlerine: "Çocuğu neden bu kadar kalın giydirdin? Sen dışardan gelince ellerini yıkadın mı, yeterince el yıkamıyorsun! Bence senin sütünle çocuk doymuyor... İyi kocaydın ama iyi baba değilmişsin..." Aslında bunlar çocuk sahibi olduktan sonra her evde yaşanan şeyler. Sonraki aylarda da bu devam ediyor, sadece atışmaların içeriği değişiyor. Bir yaşından sonra da "Çocuğu özgür bırak, düşe kalka öğrensin yürümeyi... Hayır, bir yerini incitebilir, sen karışma! Çok yediriyorsun, obez olacak... O daha minicik yiye yiye büyüyecek! Uyku saati geldi yatsın... Hayır daha yatmasın biz ne güzel oynuyoruz!" gibi tartışmalar başlıyor. Genelde bebekle birlikte çiftlerin ilişkisi en az bir-bir buçuk yıl sekteye uğruyor, araları açılıyor. Aslında işin özü şu ki, herkes kendi istediği, daha doğrusu doğru bildiği gibi yetiştirmek istiyor çocuğunu. Neyse ki bebeklerin, daha doğrusu doğanın getirdiği şöyle bir mucize de var: Bebekler, en taş kalpleri bile yumuşatabiliyor. Bir kavga bir kıyamet derken, çocuğunuza bakınca tüm dargınlıkları ve anlaşmazlıkları unutuveriyorsunuz. Hatta aranızdaki bağ çok güçlüyse, anne baba olmanın ilk şokunu atlattıktan sonra birbirinize daha sıkı sarılıp, daha mükemmel bir ilişki bile yakalayabiliyorsunuz. Ama anne baba olarak ilişkinizdeki sorunları aşmakta zorlanıyorsanız, profesyonel yardım almanızda ya da şu gerçekleri hatırlayıp düşünerek hareket etmenizde hiçbir sakınca yok...

İlişkiler beslenmek ister:
Eğer aileye yeni katılan bebeğiniz; kıskançlık veya hayatlarınızla ilgili farklı beklentiler içinde olmanızdan dolayı, aranızın açılmasına neden oluyorsa, bu konuları konuşmak için zaman bulmanız çok önemli. Çift olarak ilişkinizi ihmal etmeyin; eskisi gibi birlikte bir şeyler yapmak için kendinize zaman ayırın. Hayat hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak ama plan yaparak sık sık dışarı çıkabilir ve bebek olmadan da birlikte vakit geçirebilirsiniz. Eğer iletişim kurmakta zorlanıyorsanız veya tartışmalarınız hep kavgayla sonuçlanıyorsa profesyonel yardım almayı düşünün. Danışman orta yolu bulmanızda önemli bir rol oynayabilir, kavga ve suçlamalara dönüşen konuşmalar yapmak yerine birbirinizin ihtiyaçlarını ve fikirlerini dinlemenizi sağlayabilir.

Ebeveynlik tarzlarınız farklı olabilir:
Çocuklarınızı yetiştirme şekliniz sizin nasıl yetiştirildiğinizi yansıtır. Büyük olasılıkla anne babanızın sizi yetiştirme şekillerinin bazılarından kaçınmaya çalışırken, bazılarını da taklit etmeye çalışmak isteyeceksiniz. Eğer eşiniz sizden farklı yetişmişse, anne baba olma konusunda kökten farklı fikirleri olabilir, özellikle de konu çocuğunuzu terbiye etmeye geldiğinde... Fiziksel cezanın her türlüsüne karşıysanız ve eşinizin "Ufak bir tokadın bana bir zararı olmadı ve düzgün davranmamı sağladı," gibi bir inancı varsa, bu farklılıkları aşmanın bir yolunu bulun. Aksi halde çok büyük sorun yaşayacaksınız demektir. Sevseniz de sevmeseniz de, özellikle stresli zamanlarda, size mantıksız ve saçma gelse bile, kendinizi farkında olmadan anne babalarınızın en sinir bozucu alışkanlıklarını taklit ederken bulabilirsiniz.

Çocuğunuzun etkileneceğini unutmayın:
Hepimiz yorgun ve stresli olduğumuz anlarda ufak bir anlaşmazlığın bir anda hararetli bir tartışmaya dönüştüğünü biliriz. Bazı fikir ayrılıkları kaçınılmaz olup çocuğunuzu sarsıntıya uğratmazken, bunlara sık sık şahit olur ve kendini sürekli bağrışmanın ortasında bulursa, bu onun için çok zararlı olur. Yapabiliyorsanız, işler kontrolden çıkmadan sorunlarınız hakkında konuşmayı deneyin çünkü uzun süreli dargınlıklar ilişkinizi yıpratır. Ortam sakinleşene kadar beklemek ve sonra çocuğunuzdan uzak bir yerde konuşmak en iyisi. Birbirinizi suçlamak yerine sorunun kökünü anlamaya ve bununla nasıl başa çıkıp ne tür çözümler bulabileceğinizi düşünmeye çalışın.

Ortak bir cephe oluşturun:
Çocuklar için sınırların tutarlı olması çok önemlidir. İkiniz en azından önemli konular üzerinde anlaşmaya varmış gibi görünürseniz, çocuğunuz kendini daha emniyette hisseder. Unutmayın, büyüdükçe sınırlarınızı test edecektir. Bu, büyümenin bir parçasıdır ama yine de dikkatli olun... Nasıl bebekken, ilk baştan beri duygularınıza duyarlıysa, ikinizin arasındaki en ufak anlaşmazlığı ve açıklığı kendi çıkarı için kullanmayı da öğrenecektir. Örneğin siz ona şeker yemeyi yasaklar ama babası çok huysuzlanınca yemesine izin verirse, çikolata istediği zaman kime gideceğini bilir. Bu zararsız gibi gelebilir ama ilk başta sınırı koyan ebeveyni çok sarsan bir durumdur. Bunlar, hem ikiniz hem de siz ve çocuğunuz arasında kavga çıkmasına neden olan yaygın konulardır. Eğer anne baba olarak birlikte karar vermenin bir yolunu bulmak istiyorsanız, çocuk bakımı, yatma zamanı, beslenme, davranışlar ve disiplin gibi önemli konularda karar verirken eşinizi dışlamamanız çok önemli.

Gülmeyi unutmayın:
İşler planlandığı gibi gitmeyince rahat olup gülebilirseniz, endişelenmekten kurtulursunuz. Örneğin çocuğunuza "Seni çok seviyorum," dediğinizde o da size "Ben de babamı seviyorum," derse bunu duyunca en kolay yolu, yani üzülmeyi seçmeyin! Üzülmek yerine, buna başka bir açıdan bakın ve gülmeyi deneyin. Babasını çok seven bir çocuğunuz var, kötü mü?
sabah

ÇOCUKLAR KİTAP OKUMAYI SEVSİN

27/12/2009
http://www.ayseninikizleri.com/Files/WeeklyImages/photo_592009123220PM_4154.jpg
Bu kitabevleri çocuklar için

Çocuğunuz kitap okumuyor, kitap sevmiyorsa bunu değiştirebilecek dört kitabevi tam sizin için düşünülmüş. Rengârenk dekorasyonlarıyla çocukların hayal gücünü harekete geçirmeyi amaçlayan bu mekânlar, oyuncakçı dükkânlarından başka bir yere gitmek istemeyenlerin bile aklını çelecek

ÇOCUKLAR KİTAP OKUMAYI SEVSİN

Haftasonlarının Bermuda Şeytan Üçgeni: Önce bir fast-food restoranında öğle yemeği, ardından en yakın sinemada bir çocuk filmi ve son olarak oyuncakçı dükkânından yapılan poşetler dolusu alışveriş. Bu rutinden sıkıldınız değil mi? O zaman size iyi bir haberimiz var! Bu hafta sonu farklı bir program yapacaksınız ve çocuğunuz çok eğlenecek. Onu bir kitabevine götüreceksiniz. Evet, doğru duydunuz; kitabevinde eğlenecek! "Benim çocuğum kitap okumayı sevmiyor. Kitabevi onun için eğlenceli bir program olamaz," dediğinizi duyar gibiyiz. Bu önyargıyı kırmayı hedefleyen, çocuklar için özel tasarlanmış dört adet kitabevi var artık İstanbul'da. Çocuğun kitaba karşı olumlu bir tutum geliştirmesini sağlamayı amaçlayan bu kurumlar rengârenk mekânlar oluşturmuş. Çocuklara okurken eğlenmeyi öğreten, kitapları sevdirmeyi vaadeden birbirinden keyifli dört farklı mekân. Kitapkurtları yaratmak için yola çıkmış bu büyülü mekânlar, kısa sürede çocukların vazgeçilmezi olacak gibi görünüyor. Hadi bu hafta sonu tutun o minik elleri ve siz de adımınızı atın masal dünyasından içeri!
http://www.oompa.com/mas_assets/blog/istanbul3.jpg
YALVAÇ ABİ KİTABEVİ
Çocukların sevgilisi Yalvaç Ural'ın ismini taşıyan kitabevi, İstanbul'un ilk gözağrısı. Yazar Yalvaç Ural'ın kızı Burcu Ural fark etmiş şehirdeki eksikliği ve baba-kız karar vermişler bu boşluğu doldurmaya. 'Sadece çocuklara hizmet etme' fikrini ilk açıldığında esprili bir tavırla sergilemişler: Yetişkin kitaplarının ağırlıklı olduğu kitabevlerinde, çocuk kitaplarına az yer verilmesini eleştirmek amacıyla, yetişkinlerle ilgili bir bölüm yapıp, bunu yalnızca bir iki rafla sınırlandırmışlar! Yalvaç Abi üstlendiği misyonda amacına ulaşmış olacak ki onun ardından büyük kitabevleri bir bir çocuk bölümlerini yeniden düzenleyip, canlandırdılar. Nişantaşı Akkavak Sokak'ta başlayan maceraya daha sonra Kanyon AVM'deki şube de eklenmiş. Bununla kalmayıp, Ankara'da da bir şube açan kitabevi, çok hoş bir öneri sistemi oluşturmuş. Kitabı okuyan kitabevi çalışanları veya müşteriler, kitap hakkındaki yorumlarını küçük kartlara yazıp kitabın üstüne ataçlıyorlar. Böylece kitabı almak isteyen kişi kitapla ilgili fikir edinebiliyor. "Eğer pedagojik açıdan yanlış olabileceğini düşündüğümüz bir kitap olursa, onu almayız," diyor Burcu Hanım. Dükkânda farklı dillerden kitaplar da bulunuyor. İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca'nın yanısıra Yunanca, Makedonca, Afrikans dilinde... Kitapların dışında aktivite setleri ve boyalar ile eğitici ve yaratıcı oyuncaklar da satılıyor. Fakat şiddete yönelik unsur içeren hiçbir oyuncak kapıdan içeri giremiyor. www.yalvacabikitabevi.com (0212) 234 95 88

TIRTIL KIDS
Yetişkin kitabevlerinde çocuklara ayrılan küçük köşelere sıkışmaktan, 'Şişşt kızım çok bağırma, bak amca rahatsız oluyor..' diyerek kızını uyarmaktan yorulan Dilşat Arpacıoğlu, "Çocuklar, minik tırtılların yaprakla beslenmesi gibi, kitap yapraklarıyla beslensinler, çok okusunlar, kelebeğe dönüşsünler ve özgürce uçsunlar istedim," diyor. Ve devam ediyor "Kitap; ev ödevi değil, oyuncak sepeti gibi keyif olmalı çocuğun hayatında... Çocuklarımız oyuncakçıda değil, kitabevinde tutturmalı..." Bunun için sadece çocuklara ait bir kitabevi olmalı diye düşünmüş. 'Çocukların ödül olarak götürüldüğü bir yer, ömür boyu sürecek bir alışkanlığın ilk adımı' olarak tasarlamış Tırtıl Kids'i. Sadece çocuklara özel bir alışveriş merkezi olan Etiler Mohini'de açmış ilk mağazasını. "Çok neşeli, çok renkli, bol çeşitli, şımarık ve donanımlı bir kitabevi" olarak tanımlıyor mekânı. Gerçekten de öyle... İçeri girdiğinizde renkli bir maceraya atılmış gibi hissediyorsunuz. Üstelik "hiç bitmesin" dediğiniz türden bir macera. Dilşat Hanım'ın İngiliz ortağı, eski bankacı Nick Cullen'ın sihirli değneği ise en çok yabancı yayınları seçerken etkili oluyor. Kitabevi, yabancı dillerdeki tüm kitapları kendisi ithal ediyor. Ve Nick Cullen, bunun için Avrupa'daki kitap fuarlarını takip ediyor. Bu kadar emeğin sonucu olarak da İngilizce ve Fransızca kitap yelpazesi rakip tanımıyor. Tırtıl Kids'e tekrar tekrar gitmenizi sağlayan bir başka sebep de çalışanları; dükkândaki kitaplar hakkında size fikir veren, yorum yapan kitapseverler. "Çocuğuma hangi kitabı almalıyım?" sorusuna yanıt arayan annebabalar için biçilmiş kaftan! Anne-babalara yönelik başka hoşluklar da var Tırtıl Kids'de; pedagoglar eşliğinde kahve sohbetleri, tanınmış yazarların imza günleri ve okuma saatleri. Üstelik hepsi ücretsiz. Ayrıca bayramlar, Kitap Haftası, Yılbaşı, 23 Nisan gibi özel günlerde çocuklara yönelik birbirinden eğlenceli aktiviteler düzenleniyor. Anlayacağınız Tırtıl Kids bir kitabevinin çok ötesinde bir mekân. Kitap okuma alışkanlığının etkili bir biçimde kazanılmasında önemli bir rolü keyifle üstlenen bir öncü. O kadar ki, "Bu mekân para kazanmasa bile varlığını devam ettirecek. Çünkü İstanbul bunu hak ediyor," diyor Dilşat Hanım. Pek yakında ikinci şubesinin ve sanal mağazasının açılacağını da müjdeleyelim. www.tirtilkids.com (0212) 351 19 44

SİHİRLİ SAYFALAR
Bebek Parkı'nın tam karşısında sihirli bir dünya var artık çocukları bekleyen. Üç çocuk annesi Ayşe Gündoğar bakın nasıl anlatıyor Sihirli Sayfalar'ı... "Çocuk kitapları büyülü bir dünya. Günlük koşturmacanın içinde hayal kurmanın bile lüks olabildiği tempoda derin bir nefes, kocaman bir tebessüm ve tarifsiz bir huzur... İçimizdeki çocuğa ulaşabilmenin bildiğim en güzel yolu... Aksi Bay Pendelton, evcilleşmek isteyen tilki, bilge kertenkele, havuç saçlı Pippi, rengârenk fil Elmer, yıldızı yakalamaya çalışan çocuklar, tekerlemeler, minik şiirler ve en derin ormanlardan La Fointainne'in kalemiyle bizlere gelen bütün dostlar... Bizi alır tekrar en çoşkulu, en masum dünyamıza geri götürür. Bu yüzden sihirlidir tüm çocuk kitaplarının sayfaları... Şimdi söyleyin bakalım, mümkün mü böylesi bir yerde fili yutan boa yılanına şapka demek? Mümkün mü derenin bittiği yeri merak etmemek? Bırakın sihirli sayfalar tekrar tekrar dokunsun sizlere ve içinizdeki en mutlu, en masum çocuğa." Ayşe Hanım'ın çocuk kitaplarıyla olan bu samimi ilişkisini kitabevine girer girmez hissediyorsunuz. Bir dükkândan çok, sıcacık bir ev gibi tasarlanmış; kitaplar için bir ev, bir 'kitap evi'! Bir köşede piyano, diğer köşede rahat koltuklar, bir görsel aktivite alanı. Kitap raflarında da aynı özen göze çarpıyor; seçimi titiz bir elin yaptığı hemen anlaşılıyor. Sadece estetik ve edebi değeri yüksek kitaplar var burada. Haydi alın minik kitapkurdunuzu yanınıza, siz kahvenizi yudumlarken çocuğunuz bu sihirli dünyada renkli hayallere dalsın. www.sihirlisayfalar.com.tr (0212) 257 88 84
http://1.bp.blogspot.com/_KUWB2B_n_Ac/SwVwQc9ka-I/AAAAAAAACXY/M05aIlbSudc/s1600/_MG_7566.jpg
İYİ CÜCELER
Bu sevimli kitabevi; iki buçuk ve beş yaşlarındaki iki oğlunu yatırırken 'iyi geceler' yerine 'iyi cüceler!' diyerek onlara tatlı bir uyku dileyen kitapsever bir annenin hayalinin gerçeğe dönüşmesi. Gönül Lisa Ünal hayalini arkadaşı Erkin Peprek'e anlattığı bir gün "Haydi gel, yapalım bu işi," teklifiyle karşılaşmış. Böylece Bağdat Caddesi'ne yakın Erenköy Yener Sokak'ta bu keyifli mekân oluşmuş. Çocuklara ve çocuk ruhlulara hizmet eden bu kitabevi 'çocuk kitapçısı' değil, 'çocukluk kitapçısı' olarak anılıyor. Kitabevi kelimesini duyunca aklınıza kitaplar geliyor tabii. Fakat bir kitabevi olmasına rağmen mekânda dikkatinizi çeken hoşluklar titizlikle seçilmiş kitaplarla dolu raflardan ibaret değil. Oyuncaklar, nefis bir ağaç ev, sanat masası, geniş bir oyun alanı, okuma köşesi... Çocuklar sadece kitap seçmeye değil, aynı zamanda eğlenmeye geliyorlar buraya. Hal böyle olunca da kitaplarla dost olmak kolaylaşıyor. Özellikle hafta sonları sabahtan akşama kadar resimden müziğe, heykelden pastacılığa her türlü yaratıcı faaliyetin atölye çalışmaları da yapılıyor. Çocuklar kitaplarla haşır neşir olurken, ağaç eve tırmanırken, sanat faaliyetleriyle uğraşırken anneler de rahat koltuklara kurulup şömine ateşi eşliğinde kahvelerini yudumluyor. İyi Cüceler, arzu eden anneler için, çocuklarını birkaç saatliğine bu güvenli mekâna bırakarak özel işlerini halletme lüksünü de sağlıyor. www.iyicuceler.com (0216) 385 91 11

MİNİKLERİ EĞLENDİRECEK KİTAPLAR
Birbirinden renkli çocuk kitapları, miniklerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Bunlardan biri Yıldırım Türker'in Türkçeye kazandırdığı Tostoraman. Julia Donaldson'ın yarattığı bu karakterin maceraları, şimdiye kadar 40 dile çevrildi. Çocukların çok sevdiği bu karakterin son kitabı Nohut Oda Bakla Sofa da Popcore Yayınları'ndan yeni çıktı. Yazarı kitabı şöyle anlatıyor: "Hem küçükler hem de onlara okuyan büyükler için çok keyifli bir kitap olduğunu düşünüyorum... İlle de çocuklara bir ders çıkmalı diye düşünmüyorum, onlara kitapları sevdirsin, hoşça vakit geçirtsin yeter." Perihan Mağden bu kitap için "Yıldırım Türker'in Türkçesiyle Popcore Yayınları'ndan çıkan ŞA-HANE kitaplar var. 'Azıcık yazısı var, Türkçesinin ne önemi var?' demeyin. Türkçesinin, dil zenginliğinin, renkliliğinin en çok okuma öncesinde önemi var," diyor. Diğer iki kitap ise Genç Turkuvaz'dan. Andreas H. Schmachtl'in Tilda Elmaçekirdeği serisinin Biz Ayrılamayız! kitabı İlknur Özdemir çevirisiyle yayımlandı. Köyde herkesin hevesle hazırlandığı bir dikiş yarışması yapılacağını öğrenen bembeyaz bir fare olan kahramanımız, kendisinden gizlenen bu yarışmaya katılmaya karar veriyor. Ama Tilda için en önemlisi tabii ki arkadaşları... Genç kızlar için önerimiz ise Prenseslik Okulu 2 Hangimiz En Güzeliz?. Beyaz atlı prens beklemeyen dört arkadaş Ella, Snow, Rapunzel ve Rose'un maceraları heyecanlı geçecek. Bu kez Genç Kız Oyunları'na katılıp katılmamaya karar veriyorlar.

Genç görünmenin sırrı burada saklı!

27/12/2009
http://images.vietnamnet.vn/dataimages/200710/original/images1420407_COLIN_FARRELL.jpg
Genç görünmenin sırrı burada saklı!
PROF. DR. MEHMET ÖZ
PROF. DR. MEHMET ÖZ

Kadın, erkek herkesin en büyük tutkusu olduğundan daha genç görünmek... Ama bunun için ille de estetik ameliyat olmaya gerek yok, doğallık her zaman işe yarıyor
Geçtiğimiz birkaç yıl, herkes olduğundan daha genç görünmek için anti-aging ürünlere milyonlarca dolar para harcadı; yaşlılık belirtileriyle nasıl başa çıkacağı konusunda araştırmalar yapmaya başladı. Yüzüm neden düşüyor, çenem eskiden böyle değildi gibi sorular artık daha sık dile getiriliyor. Aslında olay, kolajen ve esneklikte bitiyor. Peki kolajen ne işe yarıyor? Kolajen, cildin altındaki esnek bir madde ve cildin iyi görünmesini sağlıyor. Yüzünüze parmağınızla bastırdığınız zaman hemen eski haline dönmesine fırsat tanıyor. Yaşlandıkça yüzdeki bu esnek madde kırılmaya başlıyor. Bu nedenle yüzünüze iyi bakmalı ve altındaki kasları çalıştırmalısınız.

KORUYUCU
SÜRÜN!
Peki kasları çalıştırmaktan başka cildin genç kalması için ne yapmak gerekiyor? Antioksidan niteliği taşıyan A, C ve E vitaminini bol bol tüketmek büyük önem taşıyor. Bu arada içinizi sağlıklı kılmak için yaptığınız her şeyin olumlu sonucunun dış güzelliğinize de yansıdı
ğını unutmamalısınız. Ama tabii ki, dışarıdan da birtakım önlemler almanız gerekiyor. Örneğin; güneşe çıkarken dikkatli olmalı; özellikle de cildinizi ve başınızı korumalısınız.

EGZERSİZ YAPIN!
Bu arada vücudunuzdaki damarlar, oksidasyon nedeniyle zarar görebilir. Bu damarlar hem yüzünüzü hem de genel anlamda cildinizi yaşlandırır. Yüzünüzdeki esneklik kaybı için yüz egzersizleri yapmanız da fayda sağlayacaktır. Birkaç kolay egzersiz vermek gerekirse; yanaklarınızın önce birini sonra diğerini şişirin. Bu egzersizi yaptığınız zaman kaslarınız, önce gerilir ve sonra da rahatlar. Eğer kaslarınızı rahatlatırsanız, yüzünüzdeki izler azalacaktır.

DİŞ İPİ KULLANMAK YAŞINIZI KÜÇÜLTÜR!
Yemekleri büyük bir tabakta yemek yerine tatlı tabağında yiyerek, gerçek yaşınızı üç yıl azaltabilirsiniz.
Yumurtadan faydalanmak istiyorsanız, bol bol yiyin. Yumurtanın içindeki maddeler sayesinde daha sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz. Yumurta akı maskesiyle de gözeneklerinizi sıkıştırabilirsiniz.


Diş ipi kullanmak gerçek yaşınızı altı yıl küçültür. Diş ipi kullandığınız zaman dişlerinizi yüzde 40 daha fazla temizlersiniz. Ve diş etleriniz de sağlıklı olur. Diş etleriniz sağlıklı olmazsa diş eti iltihabı ortaya çıkar ve bu durumda da vücudunuz için bir savaş başlar ve olay kalp hastalıklarına kadar gidebilir.
Renkli sebzeler tüketmek de size fayda sağlar.

BEŞ SÜPER BESİNİ MUTLAKA TÜKETİN!
Meyve ve sebze açısından zengin bir diyet uygulamanız, daha genç görünmenize yardımcı olacaktır. Saati gerçekten geri döndürebilecek beş besin şöyle:
1. Kabak Çekirdeği: Magnezyum açısından zengin olan bu besin, kan basıncının düşürülmesine yardımcı olur. Kalp krizi ve inme riskini azaltır.
2. Yumurta: Demir, biyotin ve B12 içeren yumurta saçların güçlenmesine yardımcı olur. İçerdiği demir, genellikle kadınlardaki saç dökülmesinin tanı koyulamayan nedeni olan alyuvarların azalmasına yani anemiye karşı savaşır.
3.Nar: Nar tanelerinin içindeki suyun içerdiği ellagic asit ve punikalagin, serbest radikallerin verdiği zarara karşı savaşır ve ciltteki kolajenin korunmasını sağlar. Ayrıca, cilt sağlığını destekleyen fitonutrientler açısından da zengindir.
4. Yulaf: Bu süper besin LDL ya da 'kötü' kolesterolü azaltan çözülebilir lifler içerir.
5. Kara Üzüm: Göz sağlığı açısından faydalı bu olağanüstü besin takviyesi, gece görme kabiliyetini arttırmaya yardımcı olabilecek antosiyanosid bileşiği içerir. C vitamini açısından zengin olması itibariyle (portakaldaki miktarın beş katı), bağışıklık sistemini destekler.

AĞZINIZLA İLGİLİ BİLMENİZ GEREKEN ÇOK ŞEY VAR!
Ağzınız sizin düşündüğünüzden çok daha fazla şey söylüyor olabilir. Yani şeker ve kalp hastalığı gibi konularda size önceden haber verebilir. İşte ağız yoluya anlaşılan başlıca üç hastalık....
Ağzındaki bir numaralı hastalık belirtisi, diş etlerinde görülür. Bu, kalp hastalığına delalet ettiği gibi, düşük ihtimali olduğunu da gösterir. Ağzınızın içinde bakteriler oluşur. Bu bakteriler, diş etlerinin şişmesine neden olurlar. Diş etleri öfkelendikçe de kızarır. Bu nedenle de kemiğe doğru çekilirler ve sonrasında da dişten ayrılırlar. Bu da dişin düşmesine neden olabilir.

AMONYAK KOKUSU!
İkinci belirti nefes kokusu; şeker hastalığı belirtisi olabilir. Eğer ağzınızdan amonyak kokusu geliyorsa, endişelenin. Bu böbrek yetmezliği olduğunu gösterir. Kötü kokan nefesin nedeni diş çürükleri ya da başka yerlerdeki iltihaplar da olabilir. Birinin nefesi kötü kokuyorsa ve bunu söylemiyorsak, aslında sağlığını tehlikeye atıyoruz demektir. Bu noktada, dil temizliği de çok önemlidir. Zira kimi zaman kötü kokuların nedeni dilde biriken bakteriler de olabilir. Dil fırçası kullanarak dili temizleyebilirsiniz.
Ağzındaki üçüncü hastalık belirtisi ise dilin bizzat kendisidir. Ağız içinde mantar olduğu zaman; mantar tüm dili kaplayacak hale gelebilir. Dilde mantar olması büyük bir sorundur. Kimi zaman antibiyotikler buna neden olabilir. Antibiyotik, iyi bakterileri öldürür ve dilde sadece mantar üreyebilir. Ancak dilin mantarla kaplı olması ya bağışıklıkla ilgili bir sorundan ya da şeker hastalığından kaynaklanır. Vitamin eksikliği varsa dil, et gibi kırmızı bir renk alarak büyür.

DİŞ ETİ ÇEKİLİRSE...
Diş kaybının en büyük nedeni çürük değildir. Nedeni diş eti çekilmesidir. Bu durum ve diş sağlığı için diş ipi kullanımı çok önemlidir. Diş fırçasının temizlediği yerler yetersiz kalabilir. Bu durumda diş ipinin önemi ortaya çıkacaktır.
SABAH

2010 Dokunmatik ekranlar ve akıllı TV'lerin yılı olacak

27/12/2009
http://www.bolindir.com/resimler/2k136914689a.gif
2010 Dokunmatik ekranlar ve akıllı TV'lerin yılı olacak

IPTV servisi, Apple'ın tablet bilgisayarı, HTC'nin akıllı telefonu HD2, Google Chrome işletim sistemine sahip mini dizüstüler, 2010'un en çok merak edilen ürün ve servisleri
Daha çok kriz ve kampanyaların konuşulduğu 2009 yılının sonunda yeni ürün ve servislerin tahminleri şimdiden yapılıyor. Akıllı televizyonlar hızlı internet bağlantısı ile merakla beklenen IPTV servisine 2010 yılında kavuşacağız. Apple'ın aylardır konuşulan tablet bilgisayarı yine gelecek yılın merakla beklenen ürünleri olacak. Google, Chrome yüklü mini dizüstü bilgisayarları yılın sonuna doğru piyasaya sürülmesi beklenirken film yüklü USB flaş bellekler film dağıtımında kullanılırken, sabit disklerin ve DVD'lerin tahtı sarsılıyor. Windos Mobile 6.5 işletim sistemine sahip HTC'nin HD2 modeli iPhone tadında ilk telefon olarak 2010 Ocak ayının sonlarında Türkiye'de vitrinlere çıkacak. Google, Chrome işletim sistemine sa
hip mini dizüstülerin 2010'un sonuna doğru piyasada olabileceğini açıkladı.

2010'UN DİJİTAL OYUNCAKLARI
* Apple'ın yeni tablet bilgisayarı MacBook Touch.
* Akıllı internet televizyonu IPTV, testleri başladı.
* Google Chrome işletim sistemine sahip mini dizüstü bilgisayar geliyor.
* HTC Windows Mobile 6.5 işletim sistemini HD2 akıllı teylefonunda kullanacak.
* Flaş bellekler, sabit disk ve DVD'lerin sonunu hazırlıyor.
sabah

sertap erener - açık adres

26/12/2009

sertap erener - açık adres 

muzik-berna-karagozoglu---hamsi-baligi-gibi/

26/12/2009

muzik-berna-karagozoglu---hamsi-baligi-gibi/

recep ivedik 3 fragman

26/12/2009

recep ivedik 3 fragman

İzin verin, yaşam yeniden başlasın!

26/12/2009

İzin verin, yaşam yeniden başlasın!

Yeniden başlasın, aşk ateşi yansın… İsterseniz, her yeni gün her şeye sıfırdan başlayabilir, aşk ve sevgiyle istediğiniz her şeyi gerçekleştirebilirsiniz.

  http://www.setforex.com/6/components/com_fpss/images/forex_yeni_bir_hayat.jpg
Dünyayı yeniden keşfedemeyiz belki, ama keşfedilen yerleri başka bir gözle yeniden görebiliriz.

Etrafınıza söyle bir bakın: Hep yürüdüğünüz sokaklar dün yapraklarla kaplıydı, bugünse yağmurla ıslanmış. Yarın kim bilir neler olacak… Mevsimler bize aslında zamanın bile değişimde olduğunu, aynı noktanın bile sürekli gelişmekte olduğunu gösteriyor.

kendim7cd.jpg


Değişen sadece mevsimler mi?

Biz de değişiyoruz. An be an, farkında olarak veya olmayarak kendimizi yeniden keşfediyoruz. Düşüncelerimizle, yaşadıklarımızla, yargılarımızla, gözlemlerimizle kendimizi geliştiriyoruz.

Her gün yeni bir güne uyanıyoruz. An be an kendimize kattığımız tecrübelerle bakış açılarımız değişiyor. Bizim için yeni keşifler başlıyor.
http://www.pudrasekercicelalusta.com/mynet_resimlerim/hayat_n_tatlar__2.jpg
Kendinize izin verin…
Her gün kendimize değişen bakış açılarımızla bir şeyleri yapmak için izin veriyoruz. Ve bir bakıyoruz ki o günün realitesi, o gün kendimize izin verdiklerimizden oluşmuş. Yarın için bugünden temeller atılmış.

Öyleyse her güne başlarken sorun kendinize: O gün için kendinize neler yapmak için izin veriyorsunuz. Sınırlarınızı, korkularınızı, bilinçaltına attığınız değerlerinizi fark edin.

İşte benim bugün için ve sık sık diğer günlerde de tekrarlayarak, kendime izin verdiklerim;

Bugün kendime mutlu olmak için izin veriyorum.

Bugün kendime eğlenmek için izin veriyorum.

Bugün kendime arkadaşlarımla bir araya gelebilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime geçmişe katılmadan anda kalabilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime kahkaha atabilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime beni geliştiren ve öğreten tecrübeler yaşamak için izin veriyorum.

Bugün kendime vücudumun ihtiyacı olan enerjiyi olabilmek ve lezzetli yiyecekler yiyebilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime içimden geçenleri yazıya dökebilmek ve bu kelimelere ihtiyacı olanlara ulaşabilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime sahip olabildiklerimin farkına varabilmek ve şükredebilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime bağımlılıklarımdan kurtulabilmek ve özgürleşebilmek için izin veriyorum.

Bugün kendime hayatımın her alanında yeni başlangıçlar yapabilmek için izin veriyorum.


Unutmayın; genç olabilmek, her gün yeniden her şeye sıfırdan başlayabilme cesaretini hiç kaybetmemek demektir.

Sizleri Ajda Pekkan’nın çok sevdiğim bir şarkısı ile ve düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum.

Lütfen her yeni güne başlarken sorun kendinize, o gün hangi yeni başlangıçlar için kendinize izin vereceksiniz?


Yeniden Başlasın
Nedir bu gördüğüm Tanrım, rüya olsa
Toplanmış her şeyi gidiyor mu yoksa
Kapıda eşyalar gözlerimde yaşlar
İnanmam sevgilim böyle bitmez aşklar
Gel otur yanıma dinle sözlerimi
Sorsana kalbine beni hiç sevmedi mi
Bilmeden kırdımsa bütün suç bendedir
Bağışla sevgilim sen affet beni
Yeniden başlasın aşk ateşi yansın
Bizim gibi seven gönüllere yazık böyle ayrılmasın
Yeniden başlasın burada kalmasın
Ölüme kadardı hani yeminimiz
Şükür hayattasın


Her güne başlarken içinizdeki aşk ateşinizin yeniliklerin hayatınıza girmesi için yanmasına izin vermeniz dileğiyle,

Sevgiyle yazdım,
Saba Deniz
Yaşam Koçu

Mea Culpa: Sorumluluklarınızın farkında mısınız?

26/12/2009

http://www.noyakagit.com.tr/tr/hakkimizda/i/kurumsal_sorumluluk.jpg

Mea Culpa: Sorumluluklarınızın farkında mısınız?

Yaşadıklarımızın sorumluluğunu alabildiğimiz zaman istediğimiz her şeyi yaratabiliriz. Nasıl mı?

''Mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa''

Latince bu kelimelerin Türkçe karşılığı “Benim hatalarım yüzünden, benim hatalarım yüzünden, benim en ağır hatalarım yüzünden’’ demektir.


Son zamanlarda o kadar çok kişisel gelişim, felsefe, tasavvuf kitapları okuyorum ki, her yerde aynı bilgilerden bahsedildiğini size çok net söyleyebilirim.

Bütün kitaplar inançları sorguluyor. Neye, nasıl ve ne zaman, hangi sebeple inanmaya başladığınızı fark etmenizi istiyorlar. Bütün yazarlar sanki bir olmuşlarda aynı bilgiyi kendi tecrübelerini, düşüncelerini katarak yeniden farklı yorumlarla veriyorlar.

Olan şu aslında: Ortada mükemmel bir resim var ve her bakan buradan gördüğüne göre bir anlam çıkarıp, kendi kabı ölçüsünde paylaşıyor. Kabı büyük olan çok kişiye, küçük olan ulaşması gerekenlere ulaşıyor.

Ben de bu resmi görmeye başladıkça, heyecanlanıyor ve içimdeki bilge ile konuşuyorum. Her an yaşadığım deneyimlerle resim daha da netleşiyor, resmin mükemmelliği içinde kayboluyorum.
http://www.okuloncesirehberi.com/images/cocuk_ve_sorumluluk.jpg
Ve kendimi görüyorum, sorumluluklarımın farkına varıp, yaratıcılığıma sahip çıkıyorum.

Mea culpa
Tüm sırların sırrı “Mea Culpa’’ dır. Her olayda başınıza ne gelirse gelsin kendinizi sorumlu tutun, işte sırların sırrı budur.

Siz neye inanıyorsunuz? Dışarıda sizi yöneten bir gücün varlığına mı, yoksa yaşamınızın yaratıcısının kendiniz olduğuna mı?

İşte bu aslında en can alıcı nokta, çünkü siz neye inanırsanız, sizin gerçeğiniz o oluyor.
http://www.planetfoodworld-tr.com/img/planett/kurumsal_sorumluluk.jpg
“Düşünce yaratıcıdır, düşünce yaratır.”

Bu sebeple dışımızdaki olaylar içimizin bir yansımasıdır. İster olumlu olsun, ister olumsuz her şeyi düşünce yaratır. Zaman kavramı araya giren bir sis bulutu gibidir, durumların ve olayların özdeş olduğunu görmemizi engeller. Yaşadıklarımızın sorumluğu almamız önemlidir. Sonuç olarak bunu yaratan bizim düşüncelerimizdir.
http://www.antalyapr.com/userfiles/images/kurumsalsosyalsorumluluk3.jpg
Yaşadıklarımızı nasıl yaratıyoruz?

Duygular, düşünceler, hisler, heyecanlar, bütün durumlara her an yolladığımız davetiyelerdir. İster iyi olsun, ister kötü olsun belli türde bir olayın başımıza gelebilmesi için öncelikle içimizde onun gerçekleşeceği koşulları yaratmamız gerekir. Bu noktada da hislerimiz, duygularımız bize yardımcı olurlar. Düşüncelerimizi bir tuvale benzetirsek, düşüncelerimiz gerçeğimizi yaratırlar, duygularımızda bu tuvaldeki renklerdir. Sorumluluk ise her zaman fırçayı tutan elimizdedir.

İşte bizim resmimizin yani gerçeğimizin oluşması bu şekilde olur.

Benzer tecrübeleri neden yaşıyoruz?

Bazen bir bakarız hep benzer olaylar yaşamışız ve yaşamaya devam ediyoruz.
http://www.malatyasigorta.com/Resim/Medium/sosyal-sorumluluk-projeleri.jpg
Örneğin; iş ortamında patronunuzla anlaşamıyorsunuz diyelim. Sizin değerinizi bilmediğini düşünüyorsunuz ve size verdiği işleri yapmaktan mutlu olmuyorsunuz. İş değiştiriyorsunuz ve bir süre sonra yeni patronunuzun da eski patronunuzdaki benzer davranışları sergilediğini görüyorsunuz. Ve siz gene mutsuz oluyorsunuz. İş değiştirmek istiyorsunuz.

Birçok deneyim bu şekilde kendini tekrarlar. Biz bir farkındalık yaşayana kadar da bu döngü sürer gider.

Farkındalıkta olabilmemiz için yapmamız gereken, olaylarla kaynaklandıkları durumlar arasındaki ilişkiyi şekillendirebilmemizdir. Bir iyileştirme yapabilmemiz için yaşadıklarımızın sorumlusunun biz olduğunu kabul etmemiz gerekir.

İşte yaratımda olabilmemizin, olanın farkında olabilmemiz baş kuralı olan sırların sırrı “Mea culpa’’ burada da karşımıza bu şekilde çıkmaktadır.


Yaşadıklarınızın sorumluluğunu alabildiğiniz ve istediklerini yaratabildiğiniz günler dilerim,


Sevgiyle yazdım,
Saba Deniz
Yaşam Koçu

Hayallerinizdeki ilişkiye kavuşun

26/12/2009

Hayallerinizdeki ilişkiye kavuşun

Bu; düşündüğünüz kadar zor değil. Aynaya bakıp kendinizi biraz değiştirmeniz, bir de ne istediğinize karar vermeniz yeterli!


Hayalinizdeki ilişkiye kavuşmanın ilk adımı, hayalinizdeki partnere kavuşmaktır. Bunun için yaşam koçu Saim Koç’a göre, istediğiniz partnerin nasıl biri olacağını, onda aradığınız özellikleri bir kağıda dökmeniz gerekiyor. Sonra bu özelliklerin ne kadarının sizde olup olmadığına bakıp, sizde olmayan özellikleri geliştirmelisiniz.

Saim Koç’un bir başka önerisi de, aradığınız özellikleri içeren bir harita hazırlayıp bu haritayı ve aradığınız özellikleri içeren bir kişinin resmini panonuza asmanız. Çekim yasası gereği bilinçaltınızın sizi o kişiye çekeceğini söylüyor Saim Koç.

Tesadüfler yaratın

Tabii bazen hayatta tatlı tesadüfler yaşanabilir. Ya da o tesadüfleri siz de yaratabilirsiniz. Gideceğiniz yeri, size uygun olacağını düşündüğünüz biriyle karşılaşma umuduyla seçmeniz çok önemli.

Örneğin, hayat biçiminize uygun olmayan, sadece bir kereliğine bulunduğunuz bir yerde karşılaşacağınız kişi, ilk anda size uygun biri gibi görünse de aslında farklı hayatlar yaşadığınız için sizi hayallerinizdeki ilişkiye götürmeyecektir.

Yaşam tarzı oluşturun
Aklınızı sadece “bir ilişkim olmalı” gibi bir şartlanmaya mahkum etmek yerine, nasıl bir yaşam tarzı istediğinize, bu yaşam tarzının içinde nasıl bir ilişkiye sahip olmak istediğinize karar verin. Hayatınızı istekleriniz doğrultusunda yoluna sokarsanız, hayallerinizdeki kişi her an karşınıza çıkabilir.

Kendinizi değiştirin

Hayallerinizdeki kişiye kavuşmak demek, her zaman hayallerinizdeki ilişkiye de kavuşmak anlamına gelmez. Bunun için önce kendinize bir bakmalısınız. Önceki ilişkilerinizde yaptığınız hataları gözden geçirip, sizi mutsuz eden davranışlarınızı değiştirmelisiniz.

Örneğin, önceki ilişkinizde sevdiğiniz sürekli onun peşinde olmanızdan, kontrol altında tutmak istemenizden rahatsızlık duymuşsa yeni ilişkinizde bu duygularınıza hakim olmalısınız

İhtiyaçlarınızı belirleyin

Bir ilişkiden ne beklediğinizi iyi biliyor olmalısınız. İlişkideki ihtiyaçlarınızı keşfedip karşılamayı bilmenizle, ilişkinizin kalitesi arasında doğru orantı vardır.

Partnerinizin kısa vadeli değil, uzun vadeli ihtiyaçlarınızı karşılayacak biri olduğundan emin olmalısınız. Kısa vadeli ihtiyaçlar için biriyle birlikte olmak, belli bir zaman sonra mutsuzluğun garantisidir.

Klişe bir örnek olsa da, cinsel ihtiyaçlar ve sevgi ihtiyacı arasında seçim yapabilmelisiniz. Sadece cinsel ihtiyaçlar üzerine kurulmuş bir ilişkinin uzun vadeli ve mutlu bir ilişki olmasını beklemeyin.

Sınırlarınızı dile getirin
İlişkinizi sınırsızlık temeli üzerine oturtmamak gerekiyor. Sevdiğinizi kırmamak, üzmemek niyetiyle sizi rahatsız eden şeylere ses çıkarmaz ve sınırlarınızı belli etmezseniz, o sizin rahatsızlık duyduğunuzu hiçbir zaman anlayamayacaktır. Bu, ilişkinin başlarında, başınızda kavak yelleri estiğinde sorun etmeyeceğiniz bir durumdur. Ama zamanla birikerek büyük kavgaların temelini oluşturur. Sınırlardan bahsetmeme ya da ses çıkarmama davranışı, giderek iletişimsizlik sorununa da dönüşür, ki bu da bir ilişkide istenmeyen şeylerin başında gelir.

Dürüstlüğü temel alın
Yüzde yüz dürüstlüğe dayanan bir ilişki kurun. Bu bazen çok kolay olmasa da sağlıklı ilişkinin temelini dürüstlüğün oluşturduğunu unutmayın. Daha ilişkinin başındayken sevdiğinize, hep dürüst davranacağınızı, karşılığında ondan da dürüstlük beklediğinizi anlatın.

Dürüstlüğünden şüpheye düştüğünüz durumlarda asla taviz vermeyin. Çünkü bir kere verilen tavizin arkası mutlaka gelecektir.
pudra

Çocuktan sonra evlilik ilişkisi

26/12/2009

Çocuktan sonra evlilik ilişkisi

Aranıza bebeğiniz de katıldıktan sonra evlilik ilişkinizin zedelenmemesi için neler yapılmalı?

http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/aile(3)(1).jpg
Çiftin hayatına bir bebeğin girmesi tüm ilişki dinamiğini değiştiren çok önemli bir yeniliktir. Psikolog Gonca Şenözen bu yeniliğin, evlilik ilişkisini ‘bebekten önce’ ve ‘bebekten sonra’ diye iki döneme ayırdığını belirtiyor. Bebeğin gelmesi ile birlikte çift, hayatının neredeyse her alanında bir değişim yaşar; evdeki her türlü düzen (uyku, yemek, hobiler, eve girip çıkan kişiler), akrabalık ilişkileri, sosyal roller, beklentiler, hedefler, cinsel yaşam ve özellikle kadınlar için fiziksel görünüm temelden etkilenir.

Bu yazıda iki tarafında hayatında olan değişimleri ve bu değişimleri en iyi şekilde yaşamak için neler yapılması gerektiğini bulacaksınız. Unutmayın, ikili ilişki (karı-koca) ne kadar sağlam temellere oturursa, üçlü ilişki de (anne-baba-çocuk) o kadar sağlıklı olur.

Bir bebeğin, erkeğin dünyasında yarattığı değişimi anlayabilmek için bebeğin, öncelikle kadının dünyasında yarattıkları anlamak gerekir:
  • Hamilelik ile birlikte kadının fiziksel görünümü değişir. Birçok kadın doğumdan hemen sonra eski formuna kavuşmadığı için dış görünüşü ile ilgili bir güven kaybı yaşayabilir.
  • Bebek ile birlikte çiftin sorumluluk duygusu artar. Bebeğin beslenmesi anne tarafından sağlandığı için bebek anneye daha bağımlıdır ve bu da annenin üstlendiği iş yükünü çok daha fazla arttırır. Bu tip bir sorumluluk, kadının şimdiye kadar kendi hayatı ile ilgili almış olduğu tüm sorumluluklardan daha farklıdır ve kimi zaman anne bu sorumluluğun yarattığı “mükemmeliyetçilik-suçluluk” kısır döngüsüne kapılır. Anne, ne yaparsa yapsın bebeğin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığı kaygısını yaşar ve hep daha fazlasını ve daha iyisini yapmaya çalışır. Anneliğinin kusursuz olmasına çalışır ki, bebeğinin bir eksiği kalmasın. Fakat anne-bebek ilişkisinde kusursuzluk mümkün değildir ve sadece anneye ait bir fantezi olarak kalır. Bebeğinde sıkıntılar farkeden anne, kendi annelik becerileri ile ilgili şüpheye düşer ve yetersizlik, suçluluk duyguları yaşamaya başlar. Anne ne kadar mükemmel olmaya çalışırsa, o kadar suçluluk duyma eğilimine girecektir. Bu kısır döngü, annenin yüksek dozda kaygı yaşamasına ve bu kaygının uzun sürmesi halinde de depresif bir moda yaklaşmasına neden olur.
  • Annenin iş yükü belirgin şekilde artar. Normalden daha az ya da kalitesiz uyur. Bakım önceliği bebeğe ait olduğu için kendi bakımını ihmal edebilir. Sonuçta kendini yorgun ve bakımsız hissedebilir.
  • İlk aylarda kadın evde ve erkek iştedir. Bu durum geleneksel kadın-erkek rollerini ve iş bölümünü ortaya çıkartabilir. Eğer kadın aktif bir iş yaşamına alışkınsa bu tip bir rolde zorlanabilir ve kendi ile ilgili tanımlamalarda kafa karışıklığı yaşayabilir. Eğer bu dönem annenin beklediğinden uzun sürerse anne, eve ve annelik kimliğine hapsolmuş hissedebilir ve bu durumdan sıkıntı duymaya başlar.
  • Bebeğin yoğun ihtiyaçlarından dolayı kadın, kendi kimliğini sadece annelik ile özdeşleştirme ve buna indirgeme yanılgısını yaşayabilir. Bu sebeple kendi kadınlık ihtiyaçlarını göz ardı edebilir.
  • Bebek ile birlikte akrabalık ilişkileri daha sıklaşır. Evin içine dışarıdan müdahaleler artabilir. Doğum öncesinde eşlerin ailesi ile yaşanan sıkıntılar bu dönemde artabilir.


Kadında yaşanan tüm bu değişimlerin erkek üzerinde direk etkisi vardır. Erkek de eşiyle birlikte:
  • Uykusuzluk ve yorgunluk yaşar.
  • Günlük sorumlulukları artar.
  • Yaşama ait öncelikleri yeniden şekillenir
  • Ebeveyn kimliği öne çıkar.
  • Müdahaleci akrabalara maruz kalır.
  • Kendine daha az bakan ve daha kaygılı bir eşle karşı karşıya kalabilir. (Bu durum eşinin, annelik deneyimini nasıl aldığına göre değişir)
  • Eşinin cinsel ilgisinin azalması ile birlikte cinsel yaşamı daha az aktif hale gelir.
  • Çocuğun gelişinin pozitif karşılandığı durumlarda, eşle ilişki daha derinleşir, köklenir; gelecek planları daha netleşir; birliktelik hissi perçinlenir.
  • Hem baba, hem anne kendi ebeveynleri ile ilişkilerini tekrar ele alırlar.

Eğer mükemmeliyetçi ve yoğun kaygısı olan bir anne söz konusu ise baba, bebek ile ilgilenirken eleştirilere maruz kalabilir ve bebeğe bakma becerisinde yetersizlik hissedebilir. Bu durumda baba kendini anne-bebek ikilisinin dışında tutacak ve soyutlayacaktır. Baba bunu yaptıkça anne, babanın ilgisizliğinden yakınır ve bu durum anne-baba arasındaki ilişkinin yıpranmasına kadar gidebilir. Bebeğin doğumundan sonra eşler arasındaki ilişkinin kalitesini belirleyen en önemli faktör, doğumdan önceki ilişkinin kalitesidir. Eğer kadın-erkek arasında açık, dürüst, destekleyen, yapıcı, hedeflerin net konduğu bir ilişki söz konusu ise eşler doğumla ortaya çıkan değişimleri daha rahat tolere edebilir ve anne-baba rollerine daha kolay adapte olabilirler. Bu hem evlilik ilişkisini hem de eşlerin ayrı ayrı çocukla ilişkisini olumlu yönde etkiler ve daha sağlıklı çocuklar yetişmesine yardımcı olur.

Bebeğin gelişinin evlilik ilişkisini zedelememesi için bunları uygulayın:
  • Bir bebeğin sadece anneye değil, aynı zamanda bir babaya da ihtiyacı vardır. O yüzden baba, anne kadar iyi ilgilenemiyorsa bile çocuğun onunla vakit geçirmesine fırsat vermek gerekir. Böylece hem anne biraz dinlenmiş olur hem de baba ile çocuğun ilişkisinin gelişmesi sağlanır.
  • Bebek tüm vakti alsa da anne-babanın bebek dışındaki bir konudan da sohbet edebilmeleri çok önemlidir. Bu durum çiftin sadece anne-baba değil, karı-koca olduğunu da hatırlatan bir durumdur. Çiftin karı-kocalık ihtiyaçlarını besler. O yüzden gün içinde en azından 15-20 dakikayı böyle bir sohbete ayırmak ilişki için çok faydalı olacaktır.
  • Anneler eski yaşam şekillerini bebekten sonra devam ettiremezler; ama minimum da olsa kendilerine vakit ayırabilecek fırsatlar yaratmaları hem kendilerini iyi hissetmelerine neden olur, hem de aile içi ilişkileri daha sağlıklı tutar. Mükemmel anne olma fantezisi yüzünden birçok anne bu noktayı gözden kaçırmakta ve böylece hem kendilerini, hem eşlerini ilgiden mahrum etmektedirler. Böylece evlilik ilişkisinin yıpranmasına sebebiyet vermektedirler.
  • Karı-koca yaşadıkları değişimleri ve sıkıntıları mutlaka açık şekilde birbirleri ile paylaşmalı ve en çok hangi noktada desteğe ihtiyaç duyduklarını birbirine söylemelidir. İkili ilişki (karı-koca) ne kadar sağlam temellere oturursa, üçlü ilişki de (anne-baba-çocuk) o kadar sağlıklı olacaktır.
  • Kadınlar doğumdan sonra kendilerini eskisi gibi çekici hissetmeyebilir ya da cinsellik için enerji bulmakta zorlanabilirler. Oysa cinsel hayatın, evlilik kurumunu besleyen önemli kaynaklardan biri olduğunu unutmamak gerekir. Anne kimliğine saplanıp, cinselliği ve cinsel kimliği unutmanın ne kadına ne de erkeğe yararı vardır.
  • Anne olmak demek kendi ihtiyaçlarımızı inkar etmek demek değildir. İyi anne, kendine de iyi bakabilen kişidir. Kendimize iyi bakmanın içinde eşimizle ilişkimize özen göstermek, eş ve kadın kimliğimizi unutmamak yatar.
pudra

Yılbaşı makyajında önemli ayrıntılar

26/12/2009

Yılbaşı makyajında önemli ayrıntılar

Yılbaşı makyajınız, gecenin kendi kadar pırıltılı ve özel olmalı. Dore ve lame renkler en ideali…


Ayna karşısında vakit geçirmenin zamanı geldi! Çünkü yılbaşı gecesi, bizi nelerin beklediğini bilmediğimiz yepyeni bir geleceğe “merhaba” dediğimiz senenin en özel gecesi…

Makyajınızı abartmak isterseniz abartın, dilediğiniz gibi renklerle oynayın. Özgürsünüz! Başka hangi gece bu kadar iddialı ve özgür olabileceksiniz ki? Ne yapsanız, ne giyinseniz yadırganmayacağınız bir akşamdasınız.

Yeni yıl makyajıyla ilgili biz de size güzel öneriler hazırladık.





Dore yansımalar
Dore makyaj özellikle sarışınlara ve kumrallara çok yakışır. Hem tenleriyle hem saç renkleriyle çok iyi uyum sağlar. Önceki yıllarda sadece geceleri kullanılan altın yansımaları, artık gündüz makyajında da rahatlıkla tercih edildiğinden, dore renkli kozmetik ürünleri de çeşitlendi.

Özellikle mat göz farı ve allıkların yerlerini yeniden simli olanlara bırakmalarıyla, altın ışıltılarını tüm yüzünüze eşit olarak yayabilirsiniz.Diğer bir alternatif ise, pırıltılı bir ürünü sadece elmacık kemikleri gibi yüksek noktalara uygulamanız. Bu şekilde yüzünüze 3 boyutlu bir görünüm verebilirsiniz.





Kırmızı alarm
Kırmızı ruj her ne kadar evrensel bir klasik olsa da, çoğu kadın için zor bir renktir. Özellikle açık tenlilerde daha fazla göze çarpan bu renk, doğru dudak kalemi ve doğru makyaj ile çok çarpıcı görünebilir. Ama, kırmızı ruj sürdüğünüzde gözlerinize fazla ağır bir makyaj uygulamayın; bu pek hoş olmaz. Güzel olayım derken, çizgi film karakterine dönebilirsiniz.

Kırmızı rujun en önemli özelliği, yanında başka renk sevmemesidir!





Metalik bakışlar
Gümüş rengin en önemli özelliği, doğru uygulandığında gözleri muhteşem bir şekilde ortaya çıkarmasıdır. Bu rengi; siyah veya lacivert gibi koyu tonlarla karıştırabileceğiniz gibi, tek başına kullanarak da çarpıcı bir sonuç elde edebilirsiniz.

Esmer tenliler, gümüş renkli makyaj için yaratılmışlardır diyebiliriz.

İş hayatınızı renklendirin

26/12/2009

İş hayatınızı renklendirin

Ofisinizi zevkle dekore edin, güne keyifle başlayın, plan yapın ve sıkıcı iş yaşamınızı renklendirin!


Hem iş yaşamında başarı elde etmek için, hem de rutinleşmiş ofis hayatınızda motive olmak için bunları mutlaka yapın…

Yola güzel çıkın

Güzel bir gün için hazırlık gerek! Öncelikle ‘aynaya hazırlanın’! Giyiminize önem verin, hafif bir makyaj yapın ve ondan sonra aynanın karşısına geçip gülümseyin. Kendinizi ilk nasıl gördüğünüz gün boyunca kendinizi nasıl hissedeceğinizi oldukça etkiler. Sağlam bir kahvaltının ardından ‘yola hazırlanın’! Evden çıkıp ofisinize giderken yolculuğunuzu en keyifli hale getirmek için size zevk veren şeyleri yapın. Burası tamamen sizin zevkinize kalmış. Yol boyunca ister mp3 çalarınızda sizi en mutlu eden parçaları dinleyin, ister size en keyif veren kitabı okuyun. İsterseniz de hiçbirşey yapmayın, etrafı seyredin. Sizi ne mutlu ediyorsa…

Zevkli bir ofis ortamı

Düşünsenize, gününüzün ortalama 8-9 saatini ofiste geçiriyorsunuz. Dolayısıyla ofisinizi olabilecek en hoş, en dingin ve aynı zamanda en enerjik hale getirmeniz; tüm gününüzü olumlu etkileyecektir. İşe masanızdan başlayın! Kendinize güzel ajandalar, defterler, bloknotlar alın. Pudra’nın tavsiyeleri Beyoğlu Panter Kırtasiye’ye veya Moleskine defter satan herhangi bir kırtasiyeye uğramanız… Eğlenceli bir kalemlik ve içine rengarenk kalemler alın. Bunun için de Nuxx, Continuum, Karınca gibi mağazaları öneririz. Masanızın düzenli olması için ayraçlar, dosya kutuları, cd’lik gibi ihtiyaçlarınızı da Muji veya İkea mağazalarından en şık şekilde halledebilirsiniz. Masanızın temel güzelliği hazır; şimdi sıra çiçek, çerçeve, masa lambası gibi süslemelerde… Orası da sizin kişisel seçimlerinize kalmış. Her gün kendinizi nasıl bir ortamın içinde hissediyorsanız masanızı o şekilde hazırlayın. Ofis psikolojinizi nasıl etkilediğine inanamayacaksınız!

Denge kurun, plan yapın

İş hayatı ve özel hayatı ayırın derler hep. Nasıl ki eve iş getirmememiz uzmanlar tarafından öneriliyorsa, aynı şekilde işe ev getirmeniz de sağlıksız olacaktır. Peki nasıl bir tutumdur iş hayatında takınılması gereken? Öncelikle dengeyi kurabilmek çok önemli. Bunun için de plan yapabilmek, iyi organize olabilmek. Ve bunun için de öncelikleri belirlemek… İşlerinizi aciliyet ve önemlerine göre öncelik sıralamasına koyun. Hangisini ne zaman yapacağınızı organize edin (her zaman sadece kendinize ayıracağınız bir ofis vaktini de bu plana ekleyin). Bu plan dahilinde çalışmalarınızı gerçekleştirin. Ne daha azını, ne daha fazlasını; gerektiği kadarını dengeli bir şekilde yapın. Unutmayın; üzerinize fazlasıyla iş almak, az iş yapmakla aynı sonucu doğurabilir. Bu nedenle her verilen işi üzerinize almayın; dengenizi korumanız gerektiğini her zaman kendinize hatırlatın!

Mola verin

Gün içinde her şeyden sıyrıldığınız, kafanızı tamamen boşalttığınız ve kendinizi bıraktığınız bir mola, emin olun her şeyden önemli! Bunun için uzmanlar nefes egzersizlerini öneriyor. Nasıl mı? İster oturur pozisyonda ister ayakta, bir elinizi sırtınıza götürün. Göğsünüzü bir balon gibi düşünün ve onu şişirerek bu pozisyonda nefes alın. Sanki sırtınızdaki elinizin içine bu nefes doluyormuş gibi. Bir gün içerisinde 2 veya 3 defa, 3’er dakikalık bu derin nefes egzersizini uygulamak size tahmin edebileceğinizden çok daha fazla faydalı olacak! Aynı zamanda ofiste yapabileceğiniz baş, boyun ve sırt esneme hareketlerinin de hem sizi formda tutmaya, hem de sağlıklı bir mola vermenize yarayacağını hatırlatalım… Hatta imkanınız varsa dışarı çıkıp iş arkadaşlarınızla açık havada yapacağınız yarım saatlik yürüyüşler hem fiziksel hem sosyal anlamda sağlıklı olacaktır.
pudra.com

Lolipop gibi pembe yanaklar

26/12/2009

Lolipop gibi pembe yanaklar

80'lerin trendi pembe yanaklar geri döndü! Bakalım ünlü yıldızlar hangi allıkları kullanıyor?


Moda da nostalji rüzgarları eser de, makyajda esmez mi? Elbette eser. Zaten modayla makyaj akımlarını ayrı tutmak mümkün değil. İyiki de değil! Bu sene çok sevdiğim pembe yanaklar geri döndü çünkü!

80'lerin trendi olan bu alabildiğine pembe elmacık kemiklerinin dönüşü gerçekten muhteşem oldu. Hem şeker gibi pembe yanaklar, cildimizi olduğundan daha sağlıklı gösteriyor hem de görüntümüze gençlik katıyor.

Bronz tenlere taze bir görünüm katan pembe, açık ciltlerde de aydınlatıcı bir etki yaratıyor.

Biz de, bu kadar moda olan pembe allıkları Hollywood yıdızları nasıl kullanıyorlar, hangi markaları tercih ediyorlar sizin için öğrendik.




Clinique Blushing Blush Powder Blush in Pink Love 64 TL, Natalie Portman




Chanel Irreelle Blush No 20 Glamour, Cameron Diaz




Mac Pink Blush, Charlize Theron




Bobbi Brown Powder Blush in Pale Pink, Sandra Bullock




Dior Diorshow Powder in Catwalk Pink 73 TL, Eva Mendes




E.Funkhouser Cheekcolor Duo 56 TL, Scarlett Johansson

Yeni yılda hediye seçimi

26/12/2009

Hediye alışverişini basitleştiren çözümler

Her yılbaşı arifesi aklınıza takılan soruların cevaplarını burada bulabilirsiniz.

http://www.thewallpapers.us/data/media/738/yeni_yl_hediyesi.jpg
Hediye çekleri samimiyetsiz mi algılanır? Size gelen bir hediyeyi başkasına vermek doğru mu? Hediyeyi değiştirmek saygısızlık olur mu? Yılbaşı öncesi aklınıza takılan bu soruların cevaplarını bizde bulabilirsiniz.

Hediye stoklama
Evinizde herkese verebileceğiniz tarzda hediyeler stoklarsanız, son dakika süprizlerini ortadan kaldırmış olursunuz.
- İçki çeşitleri. Bir kaç şişe fazladan şampanya ya da şarap hayat kurtarıcı olabilir. Hediye almaya vakit bulamadığınız kişilere şık bir sunumla vereceğiniz bir şişe şampanya çok makbule geçer.

- Fotoğraf çerçeveleri, albümler, mumlar, cüzdanlar ve vazolar çok fazla yer kaplamazlar. Şık kırtarsiye malzemeleri, not defterleri ve kartları da acil çözüm seçenekleri. Hem ekonomik hem fonksiyonel hediyeler... Elbette işin biraz esprisine kaçıp, farklı tasarımlarını bulursanız daha iyi olur.

- Makyaj çantaları, kokulu el kremleri, saç tokaları ve bijuteri ürünleri de iyi bir alternatif olabilir. Fazladan size katılan birine hoş bir süpriz olur. Hem hangi kadın bunlardan hoşlanmaz ki?

- Çam sakızı çoban armağanı kırmızı külotlardan da evde bulundurmak gerek. Hiç bir şey olmasa, küçük şık paketlerinde hediye edeceğiniz iç çamaşırları günün anlam ve önemine de uygun üstelik.

http://4.bp.blogspot.com/_ClTYTrqmQp0/R2baSi0pG4I/AAAAAAAAAIA/t9kdAFhlKZY/s400/nesrin%2B011.jpg
Hediye değiştirmek için
Hediye değişimlerini kolaylaştırmak için, değiştirme kartlarını eklemeyi unutmayın. Buradaki önemli detay, değiştirme kartı koyduğunuz ve değiştireceğine emin olduğunuz birine outletten hediye almayın. Hediyenizin ne olursa olsun ucuz görünmesini istemezsiniz. Ya da hediye olarak kılık kıyafet almayın çünkü giysi haricindeki hediyelerin içine değiştirme kartı koymasanız da sorun olmaz.


Hediye çekleri
Aslında hediye çeki herkesin hoşuna gider. Sadece herkese aynı hediye çekini vermekten kaçının ve kişilerin beğenilerine göre çek alacağınız mağazayı seçin. Eğer çeki vereceğiniz kişinin zevklerinden tam olarak emin değilseniz, Marks and Spencer gibi herkese göre bir şeyin olduğu mağazaları seçin.


http://www.10marifet.org/imaj/mutlulukmevsimi/giftboxphoto.jpg



Anahtar kelimeler: 2010 yılbaşı alışverişi , 2010 yılbaşı hediye , anneye hediye , anneye hediye seçenekleri , anneye ne alınır , arkadaşa hediye , arkadaşa hediye seçenekleri , arkadaşa ne alınır , babaya hediye , babaya hediye seçenekleri , babaya ne alınır , eşe hediye , eşe hediye seçenekleri , eşe ne alınır , hediye alırken nelere dikkat etmeliyim , hediye alışverişi , hediye seçerken , hediye seçimini nasıl yapacağım , iş arkadaşına hediye , kardeşe hediye , kardeşe hediye seçenekleri , kardeşe ne alınır , sevgiliye hediye , sevgiliye hediye seçenekleri , sevgiliye ne alınır , yeni yıl hediyesi nasıl seçilir , yılbaşı alışverişi , yılbaşı alışverişinin püf noktaları , yılbaşı hediyesi nasıl seçili
pudra.com
« Önceki :: Sonraki »


Blogcu ile yapıldı